Yeni bir bebeğin geleceği müjdesi çoğu zaman evde bir bayram havası olarak kutlanır. Anneye ve karnına gösterilen ayrı bir ihtimam, kurulan hayaller, yapılan alışverişlerle beraber ailede ilgi ve alaka henüz doğmamış olan bebeğin çevresinde dönmeye başlar. Evde daha doğmadan böylesine fark yaratan bir bebek ve bu hevesli hazırlık, evdeki çocuk için anlaşılması güç bir durumdur.
Daha önce defalarca kardeş istediğini söylediğinde kastettiği şey ” bir oyun arkadaşı”ndan öte birşey değildir. Çocuk evdeki konumunu, ailedeki ilgiyi, en önemlisi de anneyi paylaşacağını hiç düşünmemiştir. Hazırlıklar hızlandıkça ve anne hamileliğin ilerleyen günlerinde ona daha az vakit ayırabilir hale geldiğinde, beklediği “kardeşin” onun ailedeki konumunu değiştirebileceğini düşünmeye başlar. Böylece “neden bir başka çocuğa ihtiyaç duyuyorlar” endişesine kapılır. Doğum yaklaştıkça korkuları artan çocuğun anneye olan bağımlılığı çoğalabilir. Sürekli annesinin peşinde dolaşarak daha fazla ilgi ister. Örneğin daha önce yediği yemekleri reddeder, annesinin kucağında ona beslemesini ister. Bazen daha önce yapmadığı şeyler yapmaya başlayabilir. Örneğin annenin bacağına yapışıp evin içinde böyle dolaşmak isteyebilir.
İlginin kendisine yönelmesine alışmış olan çocuk, doğumdan sonra annesini yoğun olarak meşgul eden bir rakiple karşı karşıyadır. Bebek fiziksel ihtiyaçları açısından daha fazla ilgiye muhtaç olduğundan, anne zamanının çoğunu onunla geçirir. Emzirmek, altını almak, uyutmak gibi süreçler annenin tüm gününü alır. Kendisiyle çok az vakit geçirebildiği için, çocuk annesinin bebek tarafından çalındığını ve artık daha az sevildiğini düşünür. Kıskançlığın bu noktada doğması çok olağandır.
Kardeş kıskançlığını; bazı çocuklar açıkça ortaya koyarlar. Bebeği sevmediklerini, gitmesini istediklerini söylerler. Bazen bebeğe zarar vermeye veya anne bebekle ilgilendiğinde aşırı tepkiler göstererek buna engel olmaya çalışabilirler. Bazı çocuklarsa kardeşe aşırı ilgi ve sevgi gösterip anne ve babasının kaybettiği ilgisini geri kazanmaya çalışır. Hatta bebeğin ebeveyni gibi davranarak anne- babayı bebeğe dikkat etmesi konusunda uyarabilir. Kardeşe aşırı ilgi gösteren çocuklar yaşadıkları doğal kıskançlığı bastırmaktadırlar. Bazı çocuklar da ebeveynlerinin olumsuz tepkisini çekmekten korktıkları için kardeşlerine aşırı ilgili davranabilirler. Kardeşini kıskanan çocuklar; üzüntü, öfke, intikam alma ile sevgi, koruma duyguları arasında çatışma yaşarlar. En sık görülen sorunlar, daha önce kazanılmış davranışlarda gerileme, alt ıslatma, parmak emme gibi durumlarıdır. Bebeksileşme davranışlarının altında; anne ve babanın kaybettiği ilgisini rakibinin yöntemiyle geri kazanma çabası yatmaktadır. Huzursuz, öfkeli ve saldırgan davranışlar, evden ayrılma ve okula gitmek istememe sorunları bu dönemde sıklıkla yaşanır. Çocuk yaşadığı durumla başa çıkmakta zorluk çektiğinde stress belirtileri artar ve bu duyguyu baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtiler aracılığıyla bedeniyle ifade edebilir. Anne ile bebeği yalnız bırakmak istemediğinden okula veya evden başka bir yere ayrılmak istemez.
Ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey kardeş kıskançlığının evrensel ve doğal bir duygu olduğudur. Hangimiz bizim için hayati değer taşıyan ve herşeyden çok sevdiğimiz bir şeyi paylaşmaktan hoşlanırız? Çocuğun kardeşini, büyük ve değişmez bir mutluluk içinde kabul etmesi beklemek ütopiktir. Fakat ailenin doğumdan önce kardeşi olacağını çocukla paylaşması ve yeni düzen için bazı değişikliklerde bulunması gerekir. Gelecek olan kardeşle beraber evdeki düzen farklılaşsa da, ebeveynlerinin ona olan duygularının hiçbir zaman değişmeyeceği anlatılmalıdır. Bebek için seçilen isimde ve eşyalarda çocuğun fikri alınarak aile bütünlüğü vurgulanmalıdır. Çocuğun alışık olduğu ev düzeni mümkün olduğunca korunmalıdır. Çocuklar alışık bulundukları ortam ve süreçlerde kendilerini daha güvende hissederler.
Özellikle ailedeki yerini sorgulayacağı böyle bir durumda buna önem verilmelidir. Anne hamilelik , doğum ve sonrada bebeğin bakımıyla daha fazla meşgul olacağından ailede başka bir kişi mesela baba, doğumdan önce çocuğun yaşamsal rutinlerini üstlenmelidir. Örneğin parka gitme, yemek saati vs… Çocuk bebeğe zarar veriyorsa, aşırı tepki göstermeden çocuğa net ama sert olmayan bir uyarıda bulunulmalıdır. Yeterince net sınır koyamayan veya büyük çocuğuna karşı suçluluk hisseden ebeveynler bebeğin zarar görmesine sebebiyet verebilirler. Çocuğa bebeğin daha çok küçük olduğu ve henüz kendi gereksinimlerini karşılayamadığı anlatılmalıdır. Çocukla anne ve baba ayrı ayrı özel zaman geçirerek, doğumdan önce alışık olduğu düzeninin olabildiğince korunması daha iyi hissetmesine yardımcı olacaktır.