Jinekolojik kontroller ülkemizde halen rutinleşememiştir. Yani birçok kadın hala bir problemi olduğunda jinekologa gider. Bu kontroller özellikle rahim ve yumurtalıklarla ilgili sorunları ortaya koymak ve varolan sorunların takip edilmesini amaçlamaktadır. Bilindiği gibi rahim ve yumurtalıklar karın içinde yerleşmiş organlardır ve sorunları her zaman bir belirti vermeyebilir. İlaveten her ay sürekli değişim gösteren bu organlarda erken devrede saptanan sorunların önüne geçilmesi daha kolay olmaktadır.
İlk adet kanaması olan kızların senede bir defa kontrolü yeterlidir. Evlenmiş veya cinsel yaşamı başlamış olan kadınlarda ise 6 ayda bir jinekolojik kontrol yaptırması önerilmektedir. Herhangi bir sorun açısından takip yapılıyorsa bu aralıklar hekim tarafından sıklaştırılabilir.
Jinekolojik muayenede vagina dış ve iç bölgesi, rahim dış kanalı, rahim ve yumurtalıklar kontrol edilmektedir. Ayrıca her jinekolojik kontrolde meme muayenesi(memede kitle ve sıvı gelmesi kontrol edilir) ve tiroid beziv(guatr açısından) kontrol edilmektedir. Senede bir vaginal smear testi yaptırılması önemli bir konudur. Zira cinsel hayatı başlamış olan kadınlarda bu test özellikle rahim dış kanalı kanseri açısından kolay, ucuz bir testtir. Her jinekolojik muayeneye ilaveten jinekolojik ultrasonografi yapılması da önemlidir. Çünkü özellikle klolu kadınlarda rahim ve özellikle yumurtalıkların normal büyüklükte olup olmadığını bildiren en önemli yöntemdir.
Herhangi bir sorun saptanmamışsa senede bir vaginal smear testi ve ultrasonografi muayeneye ilaveten yapılabilir. Menopozda ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda senelik mamografi de yapılmaktadır. Özellikle yakınlarında meme kanseri saptanan kadınlarda 30 yaşından itibaren periyodik mamografi yapılması önerilmektedir. Bunun dışında soruna yönelik testler hekim tarafından size önerilecektir.
Diyetisyen Dilara Koçak, zayıflamak isteyen insanları az yemek yenmesi hususunda uyardı ve az yemek yiyip kilo veremeyen insanların yanlışlıklarına değindi.
“Az yediğiniz zaman, vücudunuza her gün 1000 kalori 1200 kalori verdiğiniz zaman, az yemeye alışıyor vücudunuz” diyen Koçak, yiyerek zayıflama durumunda metabolizmanın daha fazla çalıştığını ve uyumadığını belirtti.
Koçak, insanların diyet listelerine ve diyetisyenlere olan bağımlılıklarının da yanlışlığına dikkat çekerek, “Bağımlılık kelimesi gerçekten önemli bir kelime. Altını çizerek söylüyorum ki lütfen diyetisyene ve diyet listelerine bağımlı kalmayın” dedi.
Dilara Koçak, kişinin diyet listesine bağımlı olması durumunda bir kaç hafta yüksek motivasyonla devam ettiğini ancak 3. ve 4. haftadan sonara bu motivasyonunu düştüğünü anlatarak “Artık sıkılıyor birilerinin ona bir şeyler söylemesinden. Onu ye, bunu yemek, o yasak bu yasak.. Böyle yaptığınızda insanlar işte vazgeçiyorlar ve bu işi bırakıyorlar. O yüzden diyorum ki sizin beslenmeyi öğrenmeniz lazım ve benim size çözüm üretmem lazım ve diyet listesine bağımlı olmamanız lazım” ifadelerini kullandı.
Her öğlen ve akşam aynı yiyecekleri ve çok az yiyen ama buna rağmen zayıflamadığını söyleyen insanları da Dilara Koçak şöyle uyardı:
“Evet o zaman onlar ‘Hiç yemiyorum ama kilo veremiyorum’ diyorlar. Çünkü metabolizmalarını yavaşlatıyorlar ve durduruyorlar. İşte böyle bir bireye daha fazla yemek verdiğinizde gerçekten kilo verdiğini görüyorsunuz ve kendini daha enerjik hissediyor.”
Dilara Koçak, diyetisyenin birey değişmediği sürece hiç bir şey yapamayacağının da altını çizdi.
Yanlış tedaviyle yumurtalıkları alınarak kısır kalan 2 kız çocuk annesi Süreyya Bora, eşinin erkek evlat isteğini yerine getiremeyince ayrılmak zorunda kaldı.
Kızlarıyla babaevine yerleşen kadın, doktor aleyhine 70 bin TL manevi tazminat davası açtı. Mahkeme, ağır manevi zarara karşılık sadece 10 bin TL ödenmesine karar verdi.
Skandal Mayıs 2001′de meydana geldi. Şiddetli ağrı şikâyetiyle Van Devlet Hastanesi’ne başvuran Süreyya Bora, apandisit teşhisi konulduktan sonra genel cerrah Dr. Mirza Aslan tarafından ameliyat edildi. Operasyon sırasında hastada apandisit değil yumurtalık kisti tespit eden Aslan, kadının yumurtalıklarını aldı. Taburcu olduktan sonra evine dönen Bora, uzun süre âdet görmeyince kadın doğum uzmanına başvurdu. Yumurtalıklarının alındığını duyunca şoka girdi. Çocuğunun olmayacağını, menopoza girdiğini ve tedavi olmaması halinde kemik erimesi başlayacağını öğrenen Bora, ‘yanlış tedavi’yle kendisini kısır bırakan doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. Aslan hakkında “tedbirsizlik, dikkatsizlikle yaralanmaya sebebiyet vermek, görevi kötüye kullanmak” suçlarından 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yüksek Sağlık Şûrası, uzmanlık alanına girmediği halde hastanın rızası dışında yumurtalıklarını alan doktoru 8′de 8 kusurlu buldu. Mahkeme, sanığa toplam 10 ay hapis ile 234 TL adli para cezası verdi. Ancak ceza, ertelendi. Bora, daha sonra Sağlık Bakanlığı ve doktor aleyhine 70 bin TL manevi tazminat davası açtı. İdare Mahkemesi, hastaya 10 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verirken, talihsiz kadın kararı avukatı aracılığıyla Danıştay’a temyize götürdü. Anne-babalarının ayrı kalmasına çok üzülen Şeyda (13) ve Sıla (9), “Annemiz sık sık ağlıyor. Onun gözyaşları bizi de ağlatıyor.” sözleriyle mutsuz olduklarını ifade ediyorlar.