Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Aylık Arşiv: Eylül 2009 - Page 2

İdeal güzellik nasıl hesaplanır

Matematikçiler tarafından evrendeki en güzel sayı olarak kabul ediliyor 1,6180339887… Tabii güzelliğin sırrı da bu sayıda yani fi sayısında… Bu haftaki Aktüel, ideal güzelliğin sırrı ’Altın Oranı’ anlatıyor. Yunan matematikçi Öklid tarafından M.Ö. 300’lü yıllarda bulunduğu düşünülen Altın Oran yani Fi sayısı 1,6180339887… matematikçiler tarafından evrendeki en güzel sayı olarak kabul ediliyor. Doğanın temel yapı taşı, kainatın dengesi olduğunu iddia edenler dahi bulunuyor bu sayının. Aktüel de bu haftaki sayısında ’Altın Oran’ı ele alıyor. Yani insanların ideal güzelliğin sırrının saklı olduğu oranı… Altın Oran’a göre bir insanın ’alt yüzü’nün yüksekliğinin (burun kanatlarının başladığı noktayla çene kemiğinin bittiği

nokta arasındaki mesafe), ’üst yüzü’nün (burun kanatlarının başladığı nokta ile iki kaş arasındaki nokta arasındaki mesafe) yüksekliğinden fazla olması gerekiyor. Estetikçiler ideal yüz güzelliğinin şifresini de veriyor: Üst yüzün oranı 2’yse, alt yüz 3 olmalı. Pek çok ünlü, işte bu orana yani Altın Oran’a sahip olmak için estetikçilerin yolunu tutuyor. Türkiye’de de o ilahi güzelliği estetisyen Dr. Teoman Doğan vadediyor. Dr. Doğan, dünyada doğal bir ’ Altın Oran’a sahip olan şanslı insanların ise David Beckham ve Charlize Theron olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise dünyanın en güzel kadınlarından biri bulunuyor: Hülya Koçyiğit. Kemik yapısı bakımından mükemmel hatlara sahip olan Koçyiğit’i, Nefise Karatay ve Merve İldeniz izliyor.

Nasıl hesaplanıyor?

Yüzünün Altın Oran’a ne kadar uyduğunun öğrenmek isteyenlerin profilden çekilmiş fotoğrafının üzerine ’Frankfurt Horizontalı’ isimli düzlemi yerleştirmesi gerekiyor. İşe, göz-kulak deliğinin üst sınırından geçen bir çizgi çizerek başlamak mümkün. Sonra biri burun kanatlarının altından, diğeri çene altından geçen iki çizgi daha eklemek gerekiyor. Aradaki mesafe, sahibinin ’alt yüz’ yüksekliğini belirliyor. Burun kanatları ile kaşların ortasından geçen çizgi ise ’orta yüz’ yüksekliğini oluşturuyor. Altın Oran’a göre alt yüz yüksekliğinin, üst yüz yüksekliğinden daha fazla olması gerekiyor. Burnun başlama ve bitiş yüksekliğinin ideal ölçüsü de 2/3’ü olmalı. Kadınların burun ucu açısı için belirtilen değer 105 ile 115 arasında bir derece. İdeal burun başlama noktasının ise karşıya bakıldığında, göz bebeğiyle kirpiklerin arasına denk gelmesi gerekiyor.

Kaş alma teknikleri

Kaş alma teknikleri, son yıllarda hemen hemen herkesin tercihi olan ince ve kavisli kaşlara veda etmenin zamanı geldi. Bu tip kaşlar, yüze kızgın bir ifade verdiği gibi, yaşı da büyük gösteriyor. Yeni kaş modeliniz hafif eğimli, kalın kaşlar yüzünüzün ifadesi yumuşayacak. Ancak, bu kaş modelini, seksenli yılların dağınık ve kalın kaş modası ile karıştırmayın. Kaş alma metodları Cımbız; Yeni kaş modasını uygulamak için önce profesyonel ellere ihtiyacınız olacak. Daha sonra kendiniz aynı şeklin üzerinden düzeltebilirsiniz. Kalın kaşlar, ince kaşlara göre daha az uğraş isteyeceği için cımbızla düzeltmeniz yeterli olacaktır. Ağda; Ülkemizde henüz fazla yaygınlaşmasa da ağda ile kaş almak pratik ve acısız bir yöntem. Gür ve inatçı
kaşlar için cımbızdan daha etkili olan ağdayı kendiniz uygulamayın. Bu işlemi kaşınızı alan kişinin yapması daha doğru olur.
Kaş boyama metodları

Yeni kaşlarınıza kavuşmak için biraz zaman, biraz da sabır gerekeceği için, kalınlaşma sürecinde kaşlarınızı boyayarak düzgün bir görüntü elde edebilirsiniz. Kaş renginizin saç renginizle uyumlu olması için kaşlarınızı saç boyası ile değil de kozmetik reyonlarında bulabileceğiniz kaş kitleri ile boyayın.

Evde kaş alma yöntemleri

Kendi kaşımı kendim alırım kimseye elletmem diyorsanız yeni kaş modasını evde de uygulayabilirsiniz.

Birinci olarak, bir kalemi burnunuzun kenarına paralel şekilde tutarak kaşınızın başlangıç noktasını belirleyin. Kaşınızın en yüksek bölgesini yani eğimin başlayacağı yeri belirlemek için kalemi göz bebeğinizin bitiş noktasına paralel tutarak işaretleyin. Bitiş noktasını belirlemek içinse, kalemi gözünüzün dış köşesinden kaşınıza diagonal tutun.

İkinci olarak, göz kalemiyle işaretlediğiniz noktaları birleştirerek kaş şeklinizi oluşturun. Daha sonra cımbız, ip veya ağda yardımıyla işaretin üzerinden alın.

Kaşlarınızın görüntüsü kalın olacağı için birden fazla tüy çekmeyin. Kaşlarınızı tek tek alın ki arada boşluklar olmasın. Kaşlarınızın üst bölgesi için de aynı durum geçerli. Çok fazla tüy alırsanız kaşınızın şeklini bozabilirsiniz. Kaş fırçası ile tarayıp, uzun tüyleri makasla kesin.

Yoğurt oyunları

Tarım Bakanlığı’nın yoğurt üretimi ile ilgili mevzuatı değiştirdiği haberlerini okuyunca, yakında ne geleneksel Türk mutfağına ait tatları ne de temel besin maddelerimizi sofralarımızda bildiğimiz, alıştığımız ve olması gereken özelliklerde bulabileceğimizi düşündük.Geleneksel olarak yoğurt şöyle yapılır: “Yoğurt, iyice kaynatılmış sütün (100 C üzerinde) mayalanma derecesine kadar soğutulup (30-40 C), içine yoğurt katılarak uygun ortam ve zamanda mayalanmasıyla elde edilen özel kıvamdaki süt ürünüdür”. Yoğurdun ilk defa nasıl yapıldığına dair yeterli bilgi mevcut olmamakla birlikte 10. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Divan-ı Lugat-ü Türk ve Balasgunlu Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig adlı eserlerde yoğurt sözcüğüne rastlanıyor.

Günümüzde yoğurdun ilk kez kendileri tarafından üretildiğini birçok millet iddia ediyorsa da “yoğurt”un öz Türkçe bir kelime olması, Orta Asya Türkleri tarafından bulunduğunu doğruluyor. İstatistikler Türkiye’de üretilen sütün ortalama üçte birinin yoğurt olarak tüketildiğini gösteriyor ki; bu da yılda 2,4 milyon tona tekabül ediyor. Bunun 600 bin tonu sanayi yoğurdudur ve parasal değeri 1 milyar liranın üzerindedir. Sanayi tipi üretimin henüz ulaşamadığı dört katı büyüklükte bir pazar bulunuyor ve bu da iştahları kabartıyor. Bu rakamlar sanırım uluslararası tekeller için Türkiye’nin ne kadar önemli, cazip bir pazar olduğunu ortaya koyuyor. Son zamanlarda yoğurt üzerinde yapılan tartışmanın konusu ise, Bakanlığın tebliği değiştirerek yoğurdun bileşimi üzerinde değişiklik yapılabilmesinin önünü açması… Bu tartışmayı tam olarak anlayabilmemiz için önce yoğurdun bileşenlerine bakmamız gerekiyor.

Yoğurt, bileşimi yönünden süte fazla benzeyen bir süt ürünüdür. Genel bileşim tablosunu bilim insanları şöyle veriyor: Su yüzde 80-86, kuru madde yüzde 12-20, yağ yüzde 2-8, protein yüzde 4-8, süt şekeri yüzde 2,5 mineral madde yüzde 0.8-1.2, asitlik yüzde 0.9. Sanayi tipi yoğurdun, dünyanın kabul ettiği sağlıklı, kaliteli, besleyici, dürüst, katıksız, hilesiz standardı budur. Şu anda kabul edilen tebliğde ise, yoğurt ürünlerinin bileşiminde olması zorunlu kılınan katı madde oranı kaldırıldı ve en alt sınırı yüzde 4 olması zorunlu olan protein oranı, ise yüzde 3’e düşürüldü.

Böylece protein oranı yani besleyiciliği düşük ve sulu, katkılı ve hileli yoğurt üretimi için kapı aralanmış olacak. Halbuki protein oranı ne kadar yüksekse yoğurdun kalitesi de o kadar yüksek oluyor. Bu da, sütün kaynatılarak su oranının düşürülmesiyle mümkündür.

Hatta, inek sütüne keçi, koyun, manda sütü karıştırılarak daha nefis, besleyici, lezzetli yoğurt yapabilme özlemini tekrar gerçekleştirmeliydik, çünkü Anadolu ve Trakya iklimi ve coğrafyasında bunlar vardı ama artık kaybolmak üzereler.
Gerekçe ne?

Sütün kalitesizliği kabul ediliyorsa, -ki açıklamalar ve gerçekler böyledir-, o zaman yoğurdumuzun bileşiminin de dünya standartlarının altında kalması somut durumun tespitidir. Gelişen sanayi, hızlı kentleşme ve toplumda demografik yapının değişimi gibi nedenlerle, yoğurt üretiminde ev tipi üretimden sanayi tipi üretime ciddi yönelme olduğu doğrudur. Tebliğde yapılan değişikliğin gerekçesi, sanayi tipi üretimi gerçekleştiren dev uluslararası tekellerin merdiven altı ile rekabet etmekte zorlanması mıdır? Bu ve daha başka gerekçelerle sunulan çözüm önerileri, yeni reçeteler düzenleyerek geleneksel yoğurdu yoğurt olmaktan çıkarma çabaları üzücüdür. Bu değişikliğin gerekçesi, toplum sağlığı ve yoğurda yapılacak hilelerin önlenmesi ise bu sadece soruna yanlış teşhis koymaktır. Değişimin gizli gerekçelerinden biri, merdivenaltı üretimin yarattığı haksız rekabetse, bunun çözümü kayıtdışılıkla mücadelede samimi ve etkin olmaktır.

Çözüm, yoğurdun standartlarının merdivenaltı standartlarına çekilmesi değildir. Kayıtdışılık bitirilince, merdivenaltı üretim kendiliğinden çözümlenmiş olacaktır.

Süt endüstrisi kurumlarını, et balık kurumlarını kapatırsanız, özelleştirirseniz, onların yerine uluslarası ve yerli işbirlikçi tekelleri ikame ederseniz; üreticileri de bunların yağmasına, insafına teslim etmiş olur, sonucunda da sütün litresinin sudan daha ucuza, 30-40 kuruşa alınıp satılmasını sağlarsanız.

Hayvanlarınızı besleyecek tarım alanlarınızı ve meralarınızı çarpık yerleşime ve sanayileşmeye kurban ederseniz, üreticiyi ucuz ve kalitesiz yemlerle hayvanlarını beslemek zorunda bırakırsanız. Hayvanlara yem olarak şeker pancarı küspesi, mısır silajını yedirirseniz ineklerinizin göğsünden süt olarak şekerli sıvıyı, mısır nişastasını sağarsınız. Daha da beteri, süte nişasta katarlar, jelatin katarlar, bunlar da yetmez mum yapımında kullanılan parafin katarlar, margarin katarlar, melamin katarlar ve bunları da tüketiciye süt, yoğurt olarak yedirirler.

Yapılması gereken, yoğurt tekellerine ve yoğurt sahtekârlarına daha çok kâr ettirmek için standartları düşürmek değil; daha kaliteli, daha besleyici, daha sağlıklı, hilesiz, faydalı bakterileri ölmemiş, proteini, kuru maddesi yükseltilmiş yoğurt için düzenlemeler yapılmasıdır.
Bu sorunun çözümü için acilen, ulusal tarım ve hayvancılık arama konferansları düzenlenerek ülke gerçeklerine uygun, hayvancılığı ve tarımı saplandığı bataklıktan çıkaracak projeler hayata geçirilmelidir. Sorunun canalıcı kaynağı burasıdır. Böylece, kaderlerine terk edilmiş, özelleştirmeler sonucu çaresiz, işsiz kalan üreticilerin vahşi neoliberal kapitalizmin insafından kurtulmaları sağlanmalıdır.

Bu yapılmadığı takdirde daha çok standart değiştirmek zorunda kalırız ve yoğurdumuz da yoğurt olmaktan çıkar. Yapılması gereken, bu kararı protesto etmek, yoğurt ihtiyacımızı karşılamak için yoğurdumuzu kendimizin yapmasıdır. Hem kolay, hem sağlıklı hem de daha ekonomik olacaktır. Ayrıca bu kararı almış ve aldırmış olanlara da anlamlı bir ders vermiş oluruz

Sebzeyle gelen sağlık

Akdeniz Diyeti yaz için en uygun diyettir. Bu mutfakta lezzet ile sağlık, mutfak kültürü ile dengeli beslenme doğal olarak birleşmiştir.Sebze, Akdeniz yemeklerinin önemli bir kısmını oluşturur, yıl boyu her mevsimde bol olan sebze sıkça yenilir. Yemek hazırlanırken mümkün olduğunca yiyeceğin doğallığını bozmadan pişirmeye özen gösterilir. Yemeklerde ağız tadı önemli olduğu kadar, görünüşüne de çok önem verilir ve göze hitap etmesi için doğal garnitürlerle (yeşil veya siyah zeytin, yeşil sebzeler, kuru üzüm kullanılır) süslenir.

Tüm dünyada yağı az (özellikle doymuş yağı), posası fazla, tuz oranı düşük olan tipik Akdeniz mutfağı sağlıklı beslenme olarak önerilmektedir.
Bu beslenme şekli kırmızı ete az yer verir; balık, tahıl sebze meyve ve lif ağırlıklıdır, zeytin ve zeytinyağı en önemli besindir; süt, yoğurt ve peynir protein kaynağı olarak balıkla birlikte yer alır.

Bu beslenme tipi kalp damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculukla uzun ve kaliteli bir yaşamın temel anahtarıdır.
Hastalıklardan da koruyor

Sebze ağırlıklı beslenen vejetaryenlerle, vejetaryen olmayanların karşılaştırıldığı bir araştırmada, total kolesterol, trigliserit, düşük dansiteli lipoprotein (LDL) vejetaryenlerde daha düşük bulunmuştur. Bu da vejetaryenlerin doymuş yağı az olan diyetle ve kolesterolü düşük besinlerle beslenmelerine bağlanmıştır.

Sebze tüketiminin fazla olmasıyla diyet posası ve vitamin mineral düzeyinin artması kişileri kanser (özellikle kolon kanseri), diabetus mellitus gibi birçok hastalığa karşıda korumaktadır.

2. gün Akdeniz Diyeti

SABAH

1 dilim tam çavdar ekmeği
50 gram lor peyniri
1 tatlı kaşığı zeytinyağı, kekik, pul biber, taze fesleğen domates, yeşilbiber, maydanoz şekersiz açık çay

Ara öğün
1 dilim karpuz

öğlen
1 kase mercimek salatası
1 dilim az yağlı beyaz peynir
1 dilim tam çavdar ekmeği

Ara öğün
1 dilim peynir
2 kepekli grissini
5 yeşil zeytin

AKŞAM

6 çorba kaşığı zeytinyağlı kabak yemeği
3 çorba kaşığı bulgur pilavı cacık veya ayran

Ara öğün
1 şeftali
10 fındık
GÜNÜN TARİFİ:

Mercimek salatası

Mercimeği bir gün önceden ıslatın ve ertesi gün haşlayıp soğutun, dilediğiniz tüm yeşillikler, taze veya kurutulmuş domates, kuru nane, kekikle geniş kapta salata hazırlayın. 6 çorba kaşığı haşlanmış mercimek, 2 tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin.

Kısa günün kârı Mercimek, içerdiği lifler sebebiyle tok tutar ve bitkisel protein kaynağıdır, hayvansal protein olan peynir ile daha dengeli bir öğün geçirmiş olacaksınız, afiyet olsun.

DİYETİ UYGULARKEN

Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir.

Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8 -10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir.

Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin değişebilir.

Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır, yasak sebze yoktur tüm sebzeler tüketilebilir (patates ekmek yerine geçer sebze olarak düşünülmemelidir). Gün içinde istenildiği kadar salatalık, domates, marul yaprağı yenilebilir.