Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Aylık Arşiv: Şubat 2010

Burcunu öğrenip kadın tavlamanın yolları!

Koç Kadınını seviyorsanız:

Öncelikle bir amacınız ve hedefiniz olmalıdır.
Mücadeleci ve cesur olmalısınız.
Meydan okuyan bir tavrınız olmalıdır. Yani kolay ele geçen bir erkek olmayın.
Onun size anneniz gibi davranmasını bekleyin. O tam bir dişidir.
Onu destekleyin, ama yanlış yaptığında bunu ona direk olarak söyleyin.
Koç kadını dürüstlük ve şeffaflıktan hoşlanır. Ne söyleyecekseniz açıkça belirtin.
Harbi bir kadınla olduğunuzu sakın unutmayın. Yeri geldiğinde sizi bozacaktır.
Aktif, kendiyle barışık, sınırsız düşünmesini bilen erkekler onun için özeldir.
Ajitasyon yapmayın. Karşısında eğilip bükülmeyin.
Keşifçi olun, yenilikleri takip edin. Maceracı düşünün. Hedeflerinde onu destekleyin.
Herhangi bir şeye kızdığında, üstüne gitmeyin. Sakinleşmesini bekleyin.
Annenizin kuzusu olmayın. Kimliğinizi ön planda tutun.
Onu baskı altına almayı düşünmeyin. Özgürlüğüne saygı duyun.
Kendi kararlarını kendisinin vermesine saygı gösterin.
Size meydan okuduğunda, karşısında dimdik durun, korkup sinmeyin. Bunu, ne kadar güçlü olduğunuzu sınamak için yapıyordur.
İkili oynamayın. Tutarsız olmayın. Asla yalan söylemeyin.
Akıllı bir kadınla olduğunuzu asla unutmayın.
İlişkinizi besleyin, rutinliğe izin vermeyin.
Baskın bir partnerdir. Diğer hemcinsleri gibi tencere, tava derdinde değil, kariyer peşindedir. Ona göre kendinizi hazırlayın.
Sosyal faaliyetlerine, arkadaşlarına önem verin.
Kendinizi geliştirin. Yıllar boyu aynı adam kalmayın.
Tuttuğunuzu koparan biri olun. Bu size hayranlık duymasını sağlayacaktır.
Kaba davranmayın. Onun özgür bir dişi olduğunu, kolay lokma olmayacağını bilin.
Cinselliği aşkın bir parçası olarak görün. Ama sadece bunun yeteceğini sanmayın.
Tek düze bir hayatın içinde, sadece aşk için yanıp tutuşacağını sanmayın.

İsim’deki harf’lere göre seks!

Sayıbilimcilere yani ‘numerolog’lara göre isimlerdeki sesli harfler seks performansını belirliyor. Sadece sesli harflere puan veren sayıbilimciler, ‘A’ harfinin 1, ‘U’ harfinin 3, ‘E’ harfinin 5, ‘O’ harfinin 6 ve ‘İ’ harfinin karşılığının 9 puan olduğunu belirtti.

Türkçe alfabeye uygun
Numerologlar, bu sesli harfler dışında kalan ve Türkçe’de de kullanılan ‘Ü’ ve ‘Ö’yü de unutmadı. Uzmanlar Ü’nün ‘U artı E,’ Ö’nün de ‘O artı E’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Yani ‘Ü’ için 8 puan, ‘Ö’ harfi için 11 puan alındı. Sesli harflerin bu rakamsal değerlerin ışığında yorumlanacağı belirtildi.

Seks performansını hesaplayın!
İsimden cinsellik analizine, sesli harflerin yerine yukarıda anlatılan rakamsal karşılıkların konulmasıyla başlanıyor. Örneğin, ABD’li ünlü sosyetik güzel Paris Hilton’un ismindeki sesli harflerin toplamı 26 ediyor. Sonuç iki basamaklı olduğu için 2 ve 6 birbiriyle toplanıyor. Bu durumda Paris Hilton, 8 numaralı değerlendirmeye dahil oluyor.
1- HIZLI: Romantizmi sevmiyor, hemen işe koyuluyor. Riskli yerlerde sevişmeyi seviyor.

2- DUYGUSAL: Romantik… Yatak odasında mum ışığı ve şampanya bulunduruyor.

3- YENİLİKÇİ: Değişikliği seviyor. Sevişme sırasında değişik karakterler sergiliyor.

4- TECRÜBELİ: Cinsellikte ‘klasik’ birleşmeden yana. Alışılagelmişin dışına çıkmıyor. Haz aldığı oyunların keyfini çıkarıyor.

5- DENEYCİ: Başta yeni aşk oyunları, her şeyi denemek istiyor. Seks oyuncakları hatta kelepçe bile kullanıyor.

6- HİSSEDİYOR: Duyuları kullanıyor. İpek tüller içinde, vücuduna egzotik yağlar sürdükten sonra sevişmeyi seviyor.

7- SINIRSIZ: Başkalarının uygun bulmadığı muzır oyunları denemekten kaçınmıyor.

8- ATEŞLİ: Güçlü, ateşli. Nabzının hızlı atmasını seviyor. Kamasutra hayranı.

9- SERT: Cinselliği sert yaşamak istiyor. İsteklerini partnerinin kulağa fısıldıyor, ama yatakta hayal kırıklığına uğratmıyor.

Çocuğunuza adapte olmaının yolları!

Adapte olmak ya da uyum sağlamak birçok alanda kullandığımız bir ifade. Koçluk çalışmalarında da oldukça yer alıyor. Örneğin; kurumlarda pozisyon değişikliği yaşayan bir çalışanın, terfi eden bir yöneticinin yeni yerine adapte olması…Yeni mezun gençlerin işe girdiklerinde iş hayatına adapte olabilmeleri…

Bir sebeple işten ayrılan kişilerin yeni hayatlarına uyum sağlayabilmeleri gibi. Hiçbiri kolay değil. Özellikle bu kadar hızla değişen dünyamızda. Üstelik değişime kolay ayak uydurabilecek gibi de değil insan yapısı. Alışmadan önce biraz durmak anlamak istiyor. Peki neden bu uyum süreci hızlı olsun isteniyor? Yeni duruma alışıp performans gösterir hale gelmek için tabii. Üretmeye devam etmek; bocalayıp kalmamak için.

Klasik örnektir: “Dinozorlar neden yok olup gitti?”sorusu. Meteor mu çarptı; iklim mi değişti? Aslında özünde değişen şartlara uyum sağlayamadılar. Koskoca dinozorlar uyamadıysa; biz zavallı insanların uyması nasıl beklenir ki! Ama hayat da bu…Uyum sağlayamadık diye dünya dönmeyi bırakıp bizi beklemiyor. Her şey aynı hızla akmaya devam ediyor. O zaman ne kadar çabuk bir şeylerin farkına varıp yapmamız gerekenler için adım atarsak o kadar yararımıza…

Anne babalık konusunda da durum farklı değil. Hayatlarımıza o küçücük, durmadan ağlayan canlılar giriverdiğinde neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Nasıl susturacağız, nasıl bakacağız bilemiyoruz. Allahtan çevremizden destekler geliyor. Bir de teselliler: Bir ayda toparlanır, kırkı çıksın düzene girer, üç ayda alışırsınız…Altı ayda, bir yaşında, okula başladığında…Bunun sonu var mı, söyler misiniz? Her yeni dönem sadece çocuklarımız için değil, bizim için de alışılması gereken bir değişim değil mi? Her defasında biz de farklı süreçler yaşıyoruz aslında. Ancak sadece ilk zamanlarda bunun daha fakında oluyoruz sanki.

Çocuklu hayata alışıyoruz gibi geliyor sonrasında. Oysa ki sonrasında da yakındığımız, bocaladığımız yerler hep değişim dönemlerinde karşımıza çıkıyor. Böyle zamanlarda yaklaşımımız; “ne oldu bu çocuğa, eskisi gibi değil!” oluyor ve de ardından “nasıl başa çıkacağım, ne yapacağım?” Maalesef çoğunlukla da çocuğumuzun eskisi gibi olmasını beklemekle, onu değiştirmek, kendimizce düzeltmekle zaman geçiriyoruz. Oysa ki işin bizim tarafımızdaki boyutu daha önemli. Acaba biz bu yeni dönemlere adapte olabiliyor muyuz? Dahası,öncelikle değişimin bizi de etkilediğini farkediyor muyuz? Bence ilk adım bu olmalı. Eğer bunu görür kabullenirsek; bundan sonraki alışma ve davranışa geçme hızımız daha yüksek olur. Çünkü aslında her şey normal. Değişim hayatın bir parçası. Biz de bunu hayatımızın diğer alanlarında olduğu gibi çocuklarımızla da yaşıyoruz.

Bu yüzden, bukalemun gibi olmak lazım. Çocuklu hayatın dinamiklerini görmek; çok boyutlu analiz etmek ve gereken renk değişimlerini sağlamak lazım. Kolay değil tabii; özelikle adapte olmamız gereken sadece çocuğumuz değil hayatımızda daha birçok şey varken. Yine de en değerlisi ve anlamlısı bu diye düşünüyorum.

8 yaşındaki oğlunu öldüren kadın intihar etmek istedi!

ABD bugünlerde, New York’un en lüks otellerinden birinde sekiz yaşındaki oğlunu öldürdükten sonra intihara teşebbüs eden sosyetenin ünlü isimlerinden Gigi Jordan’ın dramını konuşuyor. İddiaya göre intiharın nedeni küçük çocuğa satanist ayinde tecavüz..Ülkenin en büyük ilaç firmalarından birinin yöneticisi olan dolar milyoneri Jordan, geçen cuma günü Peninsula Otel’in 16. katındaki odalarında sekiz yaşındaki oğlu Jude Jordan’ı aşırı dozda ilaç verip öldürdükten sonra intihara teşebbüs etti. Yetkililerin yaptığı açıklamalara göre, 49 yaşındaki anne çok sayıda ilaçtan oluşturduğu ölümcül karışımı önce oğluna verdi, sonra da kendisi içti.

Ancak olayın ardından hastaneye kaldırılan ve sağlık durumu iyiye giden Jordan’ın yazdığı 2 sayfalık intihar mektubu ve ABD’li bir polis yetkilisinin açıklaması kafaları karıştırdı.

SATANİST AYİNDE TECAVÜZ

Yetkilinin açıklamasına göre, Jordan yaklaşık 2 buçuk yıl önce, ahlak masasından seks suçlarına bakan Flint Waters isimli polise gönderdiği bir dizi mektupta oğlunun satanist ayinlerinde tecavüze uğradığını söyledi.

Belçika asıllı kadın, benzeri iddiaları otelde bıraktığı intihar mektubunda da tekrarladı. “Tecavüz kurbanı oğlumun acılarına son vermek istedim” diyen Jordan, mektup yazdığı polis memuru Waters’ın çocuk tacizi suçuna karışan pek çok zengin işadamının isimlerini bildiğini yazdı.

MİLYON DOLARLIK BAĞIŞ YAPTI

Jordan, intihar etmeden önce ayrıca Sınır Tanımayan Doktorlar Derneği’ne 12 milyon dolar, Haiti’ye bağışlanması için de Kızıl Haç’a 8 milyon dolar bağış gönderdiğini belirtti.

Kalan 7.5 milyon dolarlık varlığının da “toplum için daha iyi amaçlar uğruna kullanılmasını” umduğunu söyledi.

Ancak New York Post gazetesinin bildirdiğine göre, bu derneklerden hiçbiri henüz böyle bir bağışın yapıldığını teyit etmedi.

ABD basınına göre Jordan, yoga hocası eşi Emil Tzekov’dan boşandıktan sonra oğlunun velayet hakkını kaybetme korkusu yaşıyordu.