Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Ayakkabıcılar krizde frene bastı sert kış MACRO’ya yarad

Ayakkabı,cı,lar, kriz,de, frene, bastı, sert, kış, MACRO,’ya, yaradı,

Bot üretimiyle başladığı ayakkabıcılık işinde, bugün ilk üç firma arasına giren Macro Ayakkabıcılık’ın patronu Fikret Şerafet-tinoğlu, krizde yaptığı atılımların ardından 5 yıldızlı otelini açmaya hazırlanıyor

FİKRET ŞERAFETTİNOĞLU

Ayakkabıcılığı dayısının şirketi Ziylan’da öğrenen Fikret Şerafettinoğlu, yine dayısından devraldığı şirketi bugün 25 milyon dolar cirolu sektörde ilk üç arasında yer alan bir şirkete dönüştürdü. Hafızalara yabancı bir marka olarak kazınan aslında yüzde 100 yerli olan Scooter’ı yarattı, ilk su geçirmez botu geliştirdi. Rusya kriziyle atağa geçen ve bugün 5 milyon dolarlık ihracata yetişemeyen Şerafettinoğlu, yaptığı 5 milyon dolarlık yatırımla kapasitesini yüzde 50 artırdı. Ayakkabıya yaptığı yatırımın ardından proje halindeki otelini de hayata geçirmek üzere kolları sıvayan Şerafettinoğlu ile ayakkabıcılığı, projeleri ve hikayesini konuştuk.

Son zamanlarda bilinirliğiniz daha da arttı. Ayakkabı maceranızı anlatır mısınız önce?

Üniversiteye kadar Gaziantep’te okudum. 1978’de Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kazanınca İstanbul’a geldim. Geliş o geliş. Bir yandan üniversiteye devam ederken dayıdan, dededen kalma ayakkabıcılık mesleğini yapmaya başladım. Aile işi Ziylan okulum oldu. Askere gittim, döndüğünde yine Ziylan’da devam ettim. 1990 yılına geldiğimizde Macro Ayakkabı’yı kurdum. Ayakkabı tabanı yapıyorduk. Özal’la birlikte dış ticaret başladı ve biz de 1992 yılında ayakkabıya girdik. İhracat hevesimiz hep oldu. Almanya’ya ihracat yaptık. Dünya piyasalarındaki gelişmeler bizi hep engelledi. İtalya’da bu sektör maliyet açısından yükselince İspanya girdi pazara. Doğu bloku pazarı dağıldı, Rusya bir fırsat oldu. Bize de sektöre de büyük miktarda ihracat yapma fırsatı doğurdu. Araya Rusya krizi girdi ve stratejimizi değiştirdik. Scooter’ın doğuşu bu zamanda başladı.

• Scooter’ı yabancı marka sanıyorlar…

Yüzde 100 Türk malı damgasını kullanıyoruz. Scooter vurgusu anlaşılabilir olması. Yabancı olarak algılandık amla amacımız bu değildi. Ben Uzakdoğu seyahatimde herkesin araç olarak scooter denen motosikletleri kullanrdığını gördüm. Kulağa hoş geliyordu ve akılda kalıcıydı. Neden benim markam olmasın dedim.

• Kriz nasıl geçti sizin için?

Kriz yaşamadık biz. Otomotiv ve tekstilin etkilendiği bölgelerde satışla ilgili kısmi kayıplar yaşadık. Kış gerçek manada kış mevsimini yapınca kriz ikinci planda kaldı. Çin ve bazı yerli firmalar kriz nedeniyle frene bastı, küresel ısınma birkaç yılla sınırlı kaldı ve havalar soğudu, kar yağdı. Bayilerimiz ellerindeki stoku erittiler. Mevsim krizden daha önemli bizim için. Filistin’de çalışmalar oldu. Buna rağmen savaş ortamında gelip bizden ayakkabı aldılar. Kış yapmayan yıllarda barajların kurudu yıllarda asıl krizi biz yaşadık. Barajların doluluk oranına bakarsanız bizim işlerin durumu ortaya çıkar. Bu yıl bundan sonra havalar yine soğuk geçecek bunlar bizim için avantaj. 175 kişiyken 250 kişi olduk. Bu da bizim kriz yaşamadığımızın göstergelerinden biri.

• İhracat şimdi ne durumda?

5 milyon dolarlık ihracat yapıyoruz. Ciromuzun yüzde 20’sini Balkan ülkeleri, eski Rusya, Türk Cumhuriyetleri, K.Afrika ülkeleri ve Ortadoğu’dan sğlıyoruz. Öncelikle Türkiye’de varız diyoruz, daha gideceğimiz yerler var. Dış pazarda markamız tanınıyor artık.

• Pazarın büyüklüğü ve sizin bu pazardaki yerinize ilişkin neler söylersiniz?

230 milyon çift civarı bir pazar hacmi var. Yıllık 3 çiftlik bir tüketim anlamına geliyor. Gelişmiş ülkelerde bu rakam 5 çift. İşlerin iyi olması kalkınmamıza bağlı. Refah düzeyi yüksek olan ülkelerde tüketim tabi ki fazla. Biz ise bu sektörde kurumsal şirketleri baz aldığımızda ilk 3 içerisindeyiz.

• Yeni fabrika yatırımı yaptınız. Bu kapasite artışının size maliyeti ne oldu?

Kapasite artışına ihtiyacımız vardı. 500 bayinin ihtiyacını sürekli karşılamak durumundayız. Ciddi bir ihracat talebi gelse onu kabul edemeyecek durumdayıdık. Çünkü iç kapasiteye yetmek durumundaydık. Biz de kapasiteyi yüzde 50 artıracak bir yatırım yaptık. Tam kapasite çalışıyoruz. Sadece bina yatırımı 3.5 milyon dolar oldu. Makineleri de ekleyince toplamda bize maliyeti ise 5 milyon dolar diyebilirim. Bu yatırımı yapma nedenlerimizden biri bir yıldaki ihracat miktarımız yüzde 100 arttı. İç talepte artış var. Buna mevsimin etkisi oldu.

• Ayakkabının bir teki hep kardır derler, doğru mu?

Mağazalar açısından konuşursak, bir yerde doğru bir yerde değil. Genele baktığımızda fiyatların üzerine konan yüzde 90-100 gibidir. Ama bunun hepsi kar değildir. Büyük semtlerdeyseniz önemli kiralar veriyorsunuz bir kere, hele alışverieş merkezlerindeyseniz… İşçilik giderleri, genel giderler eklenince kar düşüyor tabi. İş yeri kendinizinse yine kendiniz çalışıyorsanız o zaman kazanırsınız.

TÜKETİCİ İÇİN AYAKKABININ KİTABINI YAZACAK

Ayakkabının kitabını yazacağım. Spor ayakkabısı farklı. Tenis ayakkabısı farklı. Tenis ayakkabısıyla yürüyüş yaparsanız olmaz. Çünkü bükülmez ayağı vurur. Ayakkabıyı doğru seçmek doğru yerde giymek önemli. Bu tip bilgileri anlatmak önemli. Kullanımla ilgili, tüketicinin haklarıyla ilgili, etiketleme, bilgilendindirme. İyi ve kötü ayakkabayı ayırmak hakkı bu bilgileri içeren bir rehber olacak. Öncelikle ayakkabı amacına uygun alınmalı. Ayakkabının ikisi birden denenmeli, açılır diye düşünmemeli. Dokuya uygun bakım uygulanmalı. Deri, nubuk, süet farklı şekildedir. Öyle suniler geliştirildi ki biz bile ayırt edemiyoruz. Bunları bilmek tüketicinin hakkı. Dünyadaki ayakkabı üretiminin yüzde 55’ini sadece Çin kendi başına yapıyor.

Online satışa bile başladık

Tüketici lokal bayiden istediği numara ya da modeli bulamazsa, bulunduğu yerde bayi yoksa o zaman internete yöneliyor. Online sipariş veriyor. Müşteri ayakkabıyı almış bir başka şehre taşınmış o zaman bize tüketici sorunu olarak dönüyor. Onlara hemen dönebiliyoruz.

Su geçirmeyen bot avcının ayağını kurtardı

Kazak bayimiz anlattı. Bir müşteri elinde çiçekle teşekküre geldi dedi. Hikaye şöyle: Hava sıcaklığının -20 derecelere kadar düştüğü Kazakistan’da 4 kişi ava çıkıyor. Üç avcının ayağında kürklü av botu var. Bir tanesinde de bizim su geçirmez botumuz var. Üç kişinin ayakları donuyor o avda, ayaklarını kaybediyorlar. Ama Scooter giyen avcının ayağı içine su geçmediği için donmuyor.

Beş yıldızlı iş otelini 2011 yılında açacak

Bayi toplantılarımız için İstanbul’da yer bulamıyorduk. Otellerin yatak kapasitesi de yeterli gelmiyordu. Biz de ayakkabı üretmek için aldığımız arsaya otel yapmaya karar verdik. Bir yıldır ara vermiştik. Ayakkabıya yaptığımız fabrika yatırımı araya girince otelciliğe bir virgül koyduk. Şimdi tekrar harekete geçiyoruz. İstanbul yeni yeni keşfediliyor otel doğru bir yatırım bu anlamda. 2011 yılında başlayacağız ve 1.5 yıla kadar da faaliyete geçer diye düşünüyoruz. Yatırımın üçte kisini tamamladık. Kabası bitti zaten arsa ve kabası en maliyetli kısmı oluşturuyor. 30 milyon dolarlık bir yatırım olacak gibi görünüyor. Bu otel için mimarlık dekorasyon kitapları okudum. Nasıl yapıldığını denetlemek için bilgi sahibi olmak gerekiyor. Karar almak için asgari bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Businnes olacak 300 odalı olacak. Toplantı salonlarının yanı sıra spa’sı vs de olacak 5 yıldızlı bur otel olacak.

Rusya dönüm noktası

1993’ten itibaren özellikle Rusya ve diğer BDT ülkelerine büyük çaplı ayakkabı satmaya başladık. Rusya’nın tüketimi sayesinde büyük üretimler için yatırım sermayemiz oluştu. Başlangıçta günde bin çift olan kapasitemizi 3 bin 500 çifte kadar çıkaracak şekilde yatırımlarımızı yapabildik. Rusya’da kriz çıktı. Bu bizim dönüm noktamızdı.

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam Protection by WP-SpamFree