Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Kategori Arşivi Anne ve Çocuk - Page 2

Sevgilim evlenmek istemiyor mu?

Sevgilim evlenmek istemiyor mu?

İlk görüşte aşık olarak beş yıl önce başlayan çok güzel bir aşkımız var, birbirimizi ufak tefek şeyler dışında hiç kırmadık. O da bende çok seviyoruz birbirimizi, o 25 bense 24 yaşında olmamıza rağmen evlenmemiz nerdeyse hayal. Beni
benimsememiş belli ki, evliliğin hayalini nadir kurar, gelecekle ilgili hayal kurmaz ve bu konuyla ilgili konuşmayı sevmez. Ben konuşunca bütün güzel şeyleri içimde öldürür. Beş yıl oldu artık çevremde bekar kalmadı herkes ya evli ya da
nişanlı. Biz hala adı konmamış.. Ben onun nesiyim anlamadım. Daha önce bunun tarışmasını yaptım ve ağlaya ağlaya ona kendisine artık benimle gelecek kurmasını istemediğimi, kendisine başka yol çizmesini söyledim. Ağlaya ağlaya
gecenin bi yarısı kapıma geldi, bensiz olamayacağını, ne istersem yapacağını, bizim de nişanlanıp evleneceğimizi söyledi. Affettim, ama onun ailesinin yanına gittiğimde yine ne sıfatım belli ne bişey. Annesi beni gelini olarak kabul edemedi bi
türlü nedense, bana yaklaşımları çok iyi, hiçbi sorun yok, ilgili ve sevecenler ama iş adını koymaya gelince ne olduğum belli değil. Bu kadar rahat bi aile olamaz ya, çok şey mi istiyorum, bende kendi evim yuvam olsun, sevdiğim kişi eşim
olsun istiyorum. Bebek ve çocuklara içim gidiyo, bakıp kalıyorum, gözyaşlarım içimde donup kalıyor. Çünkü ben bırakın çocuğu, evlenmenin bile hayalini kuramıyorum. Herkes mutlu sanıyo, çünkü dışarıdan bakınca mükemmel bir ilişki, ama
öyle değil işte.. İçime atıyorum sürekli.. Bıktım artık, gemileri yakıp gidicem gibi görünüyo. Biliyorum ayrılık çok zor olacak, birbirimizi gerçekten seviyoruz biliyorum ama böyle beklemek beni öldürüyo. Çok şey mi yaa beni sahiplensin istiyorum
artık.. Sadece aşkı sevgilisi değil; nişanlısı, eşi olmak istiyorum.. Evlilik ne zaman diye soranlara yalan kıvırıp durmaktan bıktım.. Allahım napcam ben yaa.. Onu seviyorum o da beni seviyor ama nedense ileri adım atmaya cesaretsiz, isteksiz..
Oysa benim içim yaralı bu yüzden.. Ne yapayım ben şimdi yaa?????

Etiketler
evlenmek istemek,çekip gitme, emin olamamak

Anne Olmak

ÖNCE İYİ İNSAN YETİŞTİRİYOR MUYUZ?

Yıllar geçiyor, büyüyor, büyütüyoruz…

Hiç birimizin vakti yok! Hepimiz, herkesten ve her şeyden çok şey bekliyoruz… Öyle ki, hep bir şeyler istiyoruz… Sahip olma ve başarma arzumuzu, zaten işbilir ve diğerlerinden akıllı olduğumuz inancımızla desteklemeye çalışıyoruz. Kısaca, ahlaki zekamızı yeniden devreye sokmaya; vicdan, kişisel kontrol, saygı, nezaket, hoşgörü ve adalet kavramlarını iyice bir gözden geçirip çocuklarımıza da aşılamaya ihtiyacımız var. Aksi taktirde, giderek iyi insan olmaktan ve iyi insan yetiştirmekten uzaklaşıyoruz.

Bir anne; “Onu hep ahlaki değerlere bağlı kalarak, merhametli bir çocuk olarak büyüttüm, ancak, bu durum onun ezilmesine yol açıyor, herkes ona vuruyor ama o kimseye vuramıyor” diye dert yanıyordu. Yoksa siz de arkadaşından şiddet görmüş çocuğunuzu, “ Yavrum sen de vursaydın bir tane, senin elin armut mu topluyor?” diye sıkıştırıyorsunuz?

Bir baba, parkta kaydırağın tepesindeki oğluna sesleniyordu: “Evladım sıra sendeydi, neden sıranı verdin?” Çocuk hiç hakkı yenilmiş gibi bir duygu içinde değil, babasına cevap veriyor: Benim için bir kayıp yok baba, o çocuğun acelesi vardı sanırım, önüme geçti, benim için sorun yok…”

Bir çocuk, annesine bazı arkadaşlarını şikayet ediyordu. “Anneciğim, bazı arkadaşlarım, ‘Ne yapalım ben böyleyim’ diyerek, garip hareketler yapıyorlar, derste dikkatim dağılıyor, arkadaşlarımı öğretmene şikayet etmek de istemiyorum. Herkes, ne yapalım ben böyleyim, diyerek istediğini yapabilir mi?”

Prof. Dr. Kemal Sayar ve Psikolog Feyza Bağlan; “ Koruyucu Psikoloji” adlı çalışmalarında; “Anne babalar, günümüzde önceki çağlardan çok daha kaygılı… Ebeveynlik, modern dünyanın iştahlı ağzı tarafından yutulmak üzere… Anne babalık artık, en rekabetçi spor dalı haline gelmiş durumda… Modern zaman çocuklarına hayal kurmak ve oyun oynamak neredeyse haram edildi. Bırakalım da çocuklar, hayatlarında eksik olan şeyi yapsınlar: Çocukluğu!” diyerek anne baba ve çocuk olmanın giderek sıkıntılı süreçlere maruz kaldığından dem vuruyorlarç Amaçları bu süreçlere hem ayna tutmak, hem de çözüm önermek…

“Koruyucu Psikoloji”, çok geniş kapsamlı, harika bir kaynak… Fakat özellikle bir bölüm çok ilgimi çekti ki, o da “Ahlaki zeka”… Özgür çocuklar yetiştirme hevesiyle daha ziyade saygısız ve sorumsuz çocuklar yarattığımız; özgürlük alanlarımız arrtıkça sorumluluk alanlarımızın da arttığını bir türlü kabullenemediğimiz; zeka diye de kurnazlığı örneklediğimiz günümüzde, hepimizin öğrenmeye ve öğretmeye çok ihtiyaç duyduğumuz bir özellik ahlaki zeka… Üstelik, vicdan, kişisel kontrol, saygı, nezaket, hoşgörü ve adalet kavramlarıyla da desteklenmesi gerekiyor.

AHLAKİ ZEKA NEDİR?
Ahlaki zeka; bireyin davranışın düzenlemek ve sosyal hayattaki konumunu korumaktan çok, içsel bir tatmin sağlamaya yönekliktir. Bu içsel tatmin, kişinin içinde bulunduğu toplum, kültür, aile ve öğretiler sonucunda belirlenen bazı davranış biçimlerinin yansıması olarak hissetiği vicdani rahatlık duygusudur. Bir başka deyişle ahlaki zeka, birey tarafından uygun görülen davranışın başarıyla kişiliğin bir parçası haline getirilmesi demektir. Uygun görülen davranışlar ne kadar erken yaşlarda öğrenilir ve sık tekrar edilirse, ahlaki zeka o derece gelişir. Yani ahlaki zeka, empati başta olmak üzere, vicdan, kişisel kontrol, saygı, nezaket, hoşgörü ve adalet gibi kavramların mümkün olduğunca yerleşiklik kazanmasıyla gelişir.

VİCDAN
Günümüzde birçok çocuğun şiddet içeren davranışlarda bulunduğunu görüyoruz. Daha da kötüsü çocuklar bu davranışları uygularken ya da sonrasında pişmanlık veya vicdan azabı hissetmiyorlar. Davranışlarında herhangi bir yanlışlık yokmuş gibi, soğukkanlı ve rahat bir tutum içerisine girebiliyorlar. Tüm bunlar aslında ne büyük bir “vicdani kriz” içerisinde yaşadığımızı ve çocuklarımızı nasıl vicdan denilen manevi unsurdan yoksun yetiştirdiğimizi gösteriyor.

Oysa ailenin çocuğun vicdani gelişimi için sevgi gösterme, denetleme, kural koyma, cesaretlendirme ve örnek olma gibi farklı yollar denemesi gerekir. Çocuklar bu desteklerden yoksun olduklarında kaçınılaz olarak öfkeli, saldırgan davranışlar gösterebilirler.
Peki, vicdan nedir? Vicdan, insanın doğru ile yanlışı birbirinden ayırmasını sağlayan bir iç sestir. Çocuklar ilk yıllarda bu iç sesi ebeveynlerinin seslendirmeleriyle duyarlar, fakat gitgide yıllar içerisinde kendilerine ait bir iç ses oluşturmaya başlarlar. Anne babanın diğer insanlara nasıl davrandığı, hangi programları izlediği, günlük olaylara nasıl karşılık verdiği çocuğun davranış gelişimini doğrudan etkiler.

KİŞİSEL KONTROL
Hataların nasıl nasıl telafi edileceği, ne anlama geldiği üzerinde konuşmaktansa çocuklarına karşı tahammülsüz bir tutum sergileyen ebeveynler, elbette çocukları için iyi bir “kişisel kontrol” modeli değildirler. Ebeveynin önce kendi davranışlarını kontrol etmesi ve çocuğuyla sakince konuşabilmesi gerekir. Aksi halde, çocuklara öfkeli olmaktan başka bir davranış modeli öğretemezler. Hayatın ilk 3 yılında, kişisel kontrol mekanizmasını da büyük ölçüde elinde tutan beynin “korteks” adlı yapısı gelişir. Kişisel kontrol, empati ve vicdanla birlikte çocuğun alacağı kararlar için kilit noktadır. Çocuk düşündüğünü uygulayabilecek ya da uygulayamayacaktır.

SAYGI
Saygı, çocukların kazanmasını beklediğimiz değerlerden biridir. Oysa, yapılan araştırmalar, ebeveynlerin günde ortalama olarak 18 defa çocuklarına karşı saygısızca tutumlar sergilerdiğini gösteriyor. Bağırmak, azarlamak, hakaret etmek, fiziksel şiddet uygulamak vb. gibi. Ebeveynlerin bu tarz davranışlarda bulunmadığı zamanlarda da tehlike dinmiş sayılmaz. Televizyonda, sinemada veya bilgisayar oyunlarında şahit olunan birçok hareket tehlikeyi tırmandırır. Ama, saygılı çocuklar yetiştirmek için öncelikle çocuğa koşulsuz sevgi verilmeli, sevgi hiçbir şarta ve başarıya bağlanmamalıdır.

NEZAKET
Nezaket, diğer insanların huzurunu ve mutluluğunu düşünmek demektir. Ebeveynlerin çocuklarında nezaket değerinin gelişimini desteklemek için yapabileceklerinin başında yine model olmak gelir. Bunun yanında, çocuğun nezaketin anlamını kavramasını sağlamak gerekir. Nazik bir insanın diğer insanların duygularını önemsediğini, haklarına saygı gösterdiğini, kendisini bu sayade daha iyi hissedebileceğini anlatabilirsiniz.

HOŞGÖRÜ
Hoşgörü insanların birbirlerine, milliyetlerine, cinsiyetlerine, görünüşlerine, kültürlerine, inançlarına ve becerilerine odaklanmadan değer vermesi demektir. Farklılıkları kabullenmek ahlaki gelişimin bir parçasıdır. Hoşgörülü çocuklar yetiştirmek isteyen ebeveynler, öncelikle kendi önyargılarıyla yüzleşip bunları yenmelidir. Önemli olan sahip olunan önyargıları kabul etmek ve değiştirmeye çalışmaktır. Özellikle çocuklarınızın olduğu ortamlarda, ayrımcılığa dayalı, hoşgörüsüz davranışların ve sözlerin engelleyicisi olun. Çünkü çocuklar yalnızca ebeveynlerini değil, etraflarındaki başka insanları da örnek alırlar.

ADALET
Adalet, kişinin doğru olanı tarafsızca yapması, hakkı olan kişinin hakkına saygı duyması ve bu kişinin hakkına sahip olabilmesi için onu desteklemesi demektir. Bir ebeveynin haksızlık yapması ve çocuğun bunu gözlemlemesi gitgide çocuğun gözünde haksızlık yapmanın normal bir davranış haline gelmesine sebep olur. Bu durumda çocuk, ne adil olmanın doğru bir davranış olduğunu fark edebilir, ne de haksızlık yapmanın hatalı olduğunu görebilir.

Ebeveynler bazen farkında olmadan çocuklarını haksız davranışlara teşvik edebilirler. Örneğin, okuldaki başarının çok önemsendiği ailelerde, çocuğun kopya çekmesi görmezden gelinebiliyorsa, çocuk bu davranışı normalleştirebilir. Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir sorundur.

Anne Olmak,Anne olunca Anladım,Anne Olmanın Yolu,Nasıl Anne olurum,ana olmak,ana,aNnne,annem,Anam,anaların yeri,Anne olmak için,iyi bir anne olmak,çocuk büyütmek,iyi bir anne,Anne adayları,Anneler,Annelik,Anne olmak nasıl bir duygu,

Eyvah Nerelere Gidiyoruz?

Eyvah Nerelere Gidiyoruz?

Kadın Düşüncesi,Günlük Düşünce,Kadın Hayatı,Kadın Hakları,Kadın Dayanışması,Kadınların Erkek Üzerindeki Hakları,Kadınsal Sorunlar,Kadın Hastalıkları,Kadınca,Kadın Dergileri,Kadın Görevleri,Moda,Bakım,Makyaj,

Buda nereden çıktı diyeceksiniz ? biliyorum …! Birkaç senedir tv deki diziler, filmler aldı başını gidiyor valla, çocukluk arkadaşlarının, can dostu olanların arasında yaşanan aşklar mı dersin, yoksa enişteye, yengeye duyulan aşklar mı dersiniz , birinin ayrıldığı kızla kardeşim dediği kişinin yaşamaya başladığı aşk mı dersiniz…
Aile yapımızda , örf ananelerimizde , yaşantımızda,çocuklarımızın ahlak, namus, arkadaşlık, dostluk , flört, nişanlılık , evlilik anlayışında geri dönüşü mümkün olmayan çöküntüler yaşanmaya başladı ne yazık ki…
Çocukluk arkadaşları arasında aşk filizleniyor, buna bir şey dediğim yok tabii ki ama gün geliyor ayrılıyorlar, bir bakıyorsun önceden sevdiği çocuğun kardeşim dediği kişiyle yani diğer arkadaşıyla çıkmaya başlıyor … Aynı evde enişte ,yenge olarak yaşayan insanlar arasında yasak aşk yaşanıyor…
Bunlar hayatımızda da yaşanan şeyler tabii ki ama çoğu ailelerin tek eğlencesi olan televizyon, bu diziler sayesinde, akşam olunca karşısına geçip izleyeceğimiz ve eğleneceğimiz televizyon olmaktan çıkıyor…
Bizim evlerimiz, temiz pak halıların serili olduğu rahatça temizliğinden emin olarak namazımızı kılabileceğimiz, yeri geldiğinde çocuklarımızla yerlere yatıp güreş tutabileceğimiz, aile filmlerinin gösterildiğinde görmeye alışık olduğumuz, misafirlerimiz yada evin babası geldiğinde, kapıda ev terliklerini ayağına uzattığımız, namusuyla, temizliğiyle ,çoluk çocuğumuzun ahlakı ile bizlerin mabedimiz saydığımız yerlerdir…
Ama artık bu mabedler, dizilerde, filmlerde yaşanan yasak aşklar, çirkin ilişkiler, çıkarsız olmayan dostlukların yaşandığı ve çocuklarımızın değişim yaşaması için gözüne gözüne sokulan, dışarıdan geldiğimizde ayakkabı ile girilen, yatağa ayakkabı, çizme ile uzanılan, alışık olduğumuz, çaylarımız yerine içkiler sunulan yerler oldu çıktı ne yazıktır ki…
Yuvalarımız artık, ayakkabı ile girilebilen, misafirlerimiz geldiğinde terlik uzatılan, ardından şeker kolonya tutulan, sıcak sohbetlerin arasına yerleşen, yüzük ,kızma birader oyunlarının oynandığı, tavşan kanı çayların yanında mis kokulu pastaların, kurabiyelerin yenildiği ,çıkarsız, önyargısız dostlukların,kardeşliklerin,komşulukların yaşandığı sıcacık temiz yuvalar olmaktan çıktı…
Evet… Evlerimiz artık Avrupa özentisi ile dayanıp döşenilen, bu özenti ile çocukların yetiştirildiği, eğitildiği,namusun hafife alındığı, ayakkabı ile girilen ,misafirlere çay yerine içki sunulan, evde yaşayan kişilerin birbirinden habersiz yaşadığı yerler oldu çıktı…. Ya da olmaya başladı…
Evimizin içine salonumuza, oturma odasına giren televizyonlar, bizim yazarlarımızın çok önceden yazdığı ama ne yazık ki senaryoya uyarlanırken Avrupa özentisi ile beyni yıkanmış senaristler sayesinde, (yeni yazılan senaryolarda da hakeza, ) bizim aile yapımıza, yaşantımıza uymayan , bunların olmaması için uğraşan kişiler de tu kaka gösterilmeye çalışılarak bizim aile yapımızı çökertmeye yönelik senaryolar oldu çıktı…
Oysa teknoloji harikası olan televizyonlar, bizler için olumlu kullanıldığında , eğitim, öğretim, gelişim için çok faydalı olacak araçlardır… Ne diyelim inşallah kaybetmeye başladığımız değerlerimiz , özümüzü tamamen yitirmeden fark edilir ve kazanma yoluna gidilir.
Benim tüm ümidim, geleceği yetiştiren anneler ve geleceğimizi eğiten eğitmenler, kurumlar olarak altın nesiller yetiştirip, çocuklarımızı eğitme adına doğru yatırımlar yaparak bizlere değerlerimizi unutturmaya çalışan, aile yapımızı, yaşantımızı kirletmeye bozmaya yönelik uğraşlar veren Avrupa özentisi kişilere, kurumlara, yapımlara dur diyebilecek duruma biran önce gelmemizdir… Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah…
Sakine BAHADIR

ANNELİK DUYGUSU

ANNELİK DUYGUSU

Annelik öyle yüce bir duygudur ki , alfabedeki tüm harfler bir araya gelse o duyguları anlatamaz , hiçbir kalem bunları tam manası ile yazamaz.

Annelik duygusu kız çocuğun yapısında vardır. Daha küçükken eline oyuncak bir bebek versen ona sevgi ile sarılır , okşar , mama verir ve bağrına basar. Abla olur kendinden küçüklere anne sevgisi ile şefkatle yaklaşır. Evlenip bedeninde bir bebek oluşmaya başladığında onun kıpırdanışlarını sevgi ile izler. Bebeği dünyaya geldiğinde yavrusu için bir çok zevklerinden vazgeçer, gecesini gündüzüne katar. O hasta olduğunda onunla beraber sancı çeker, onunla ateşlenir , onunla üşür. Çoğu zaman onunla mutlu olur , onunla ağlar. Anne için her şey bir yana can paresi , bitanesi , yavrusu bir yana olur. Annelik öyle bir duygudur ki tüm sıkıntılara rağmen onu çok ama çok sevmektir.

Annelik çocuğu ergenlik dönemine girdiğinde bazen onun tarafından küçümsenmeye, hor görülmeye , bağırıp azarlanmaya , her şeyi ben bilirim havalarına rağmen sabır etmektir. Ona zarar gelmesin diye yüreğinin titremesi , sabahlara kadar dua etmek , hatalı yollara düşmesin diye ellerini sıkı sıkı tutmak ve her şeye rağmen onu hala çok sevmektir. Seni çok kırsa , hakaret etse , hiçe saysa bile onu affetmek o benim parçam , yavrum diyerek bağrına sevgiyle basabilmektir.

Onu üniversiteye yolladığın , askere uğurladığın zaman için kor ateş gibi yansa onu özlediğinde burnunun direği sızlasa gözlerin dolu dolu olsa bile hasretine katlanıp bağrına taş basarak ona destek olmak tüm özlemlerine rağmen neşeyle gülümseyebilmek ona moral verebilmektir.

Annelik duygusu yavrunun birisine ilgi duyup aşık olduğunda sen ikinci plana atıldığını hissetsen de buna yavrunun mutluluğu için boyun eğip bir adım geride durup yüreğin burkulsa da gözlerin buğulu buğulu onun sevgisine saygı gösterip mutluluğuyla mutlu olup onları çok sevmektir.

Annelik duygusu gün gelip yavrun kendi yuvasını kurup evinizden uçtuğunda onun sende kalan eşyalarını öpüp koklayıp göğsüne bastırıp hıçkıra hıçkıra ağlasan da albümleri karıştırıp bebeklik resimlerine bakarak hatıralara dalıp onun mutluluğu onun geleceği için Allah’a (cc) gönülden el açıp dua etmek onu her zaman , her koşulda çok ama çok sevmektir.

Kısacası annelik hiç izine ayrılmadan , emekli olmadan , yoğun , yorucu bir ömür boyu karşılık beklemeden hizmet vermektir. Ve bütün yorgunluğuna , üzüntülerine rağmen yavrularını çok sevmek onlarla mutlu olmaktır. Bu güzel duyguyu sana tattırdığı için Allah’a şükretmektir.Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.Hoş kalın ,hoşçakalın..

ANNELİK DUYGUSU,anne şefkati,anne,anneler,anne olmak,annelik,cici anne,anne duygusu başka,en güzel anne duygusu,duygusal anneler,annelerin görevi,annelik duyguları,duygusal annelik,gerçek anne,en iyi annelik,annelerin duygusu,duygusal anneler,anne çocuk ilişkisi,annelerin sevilen yanları,cocuklarını anlayan anneler,