Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Kategori Arşivi Evlilik ve cinsel yaşam - Page 2

Kadınların Cinsel ilişki Bozuklukları

kadınların cinsel bozuklukları, kadınlarda cinsel ilişki bozukluğu, kadınlarda cinsel isteksizlik, kızlarda cinsel ilişki bozuklukları, kadınlarda cinsel isteksizlik nedenleri, kadınların cinsel ilişki isteksizliği, cinsel ilişki isteksizliği, kadınların cinsel sorunları, cinsellikten sağuyan kadınlar, neden cinsellikten sagudum,

Kadında cinsel işlev bozuklukları
Kadınların Cinsel ilişki Bozuklukları

Toplumda cinsellikle ilgili sorunlar ve cinsel işlev bozuklukları her ne kadar sık görülse de bunların önemli bir kısmı doktora yansıtılmamakta ve bu yüzden de çözümsüz kalmaktadır. Ülkemizde cinsel işlev bozukluklarıyla ilgili yapılan çalışmalar az sayıda olduğundan yurtdışından iki örnekle bu gerçeği vurgulamak istiyorum:

Amerikan kadınları arasında yapılan anket tarzı bir çalışma, birden fazla cevaplı bu ankete cevap veren kadınların %60′ının cinsellikle ilgili problemleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Problemi olan kadınlardan %30′u hiçbir şekilde cinsel istek duymadıklarını ya da isteklerinin az olduğunu, %20′si seksi çok zevk verici bulmadıklarını, %15′i ilişki esnasında acı duyduklarını, %50′si cinsel ilişkiden önce uyarılmakta zorluk çektiklerini, %50′si çok zor orgazm olduklarını, %25′i ise hiçbir şekilde orgazm olamadıklarını belirtmişlerdir. Yine benzer bir çalışmada evliliği yolunda giden kadınların %35′i cinsel ilişkiye karşı ilgilerinin zaman içinde azaldığını, %10′u hiç orgazm olamadıklarını, %47′si ilişki esnasında yeterince gevşeyemediklerini, %38′i ilişki öncesi önsevişme dönemlerinin kısa sürdüğünü, %25′i ise cinsel ilişki sonrası eşlerinden yeterince yumuşaklık ve sevecenlik göremediklerini belirtmişlerdir. Bu çalışmalar her ne kadar toplumumuza bire bir uyarlanamasa da konu hakkında oldukça fikir vericidir.

Cinsel yaşam bu kadar problemli hale gelebilmesine rağmen birçok kadın ve birçok erkek bu konuyu doktoruna açma konusunda isteksizdir. Bu da tedavisi mümkün olan problemlerle ömürboyu yaşamak anlamına gelmektedir.

Cinsellikle ilgili diğer rakamlar (Amerika):

Amerikalı kadınların %60′ı ve erkeklerin %70′i 19 yaşına geldiklerinde en az bir kez bir cinsel ilişki yaşamışlardır.
Cinsel olarak aktif olan kadınların yarısı ayda birkaç kez ilişkiye girerken, %30′u haftada iki-üç kez, %7′si ise dört kez ya da daha sık ilişkiye girmekte, %12′si ise senede ancak birkaç kez ilişkiye girmektedir. Tüm kadınların %3′ü ise ömürboyu hiç ilişkiye girmemiştir.
Tüm hayatları boyunca amerikalı erkeklerin %7′si, kadınların ise %4′ünün homoseksüel bir ilişkiye girmiş oldukları tahmin edilmektedir.

Genel Bilgiler

Kadında en sık görülen cinsel işlev bozuklukları cinsel isteğin azalması ya da kaybolması, eşin cinsel ilişki arzusuyla kadının arzusu arasında zamansal uyuşmazlık, orgazm bozuklukları, vajinismus, disparoni (ilişkide ağrı) ve erkeğin “cinsel davranışlarından memnun olmama” şeklinde olanlardır. Cinsel işlev bozukluklarını daha iyi anlayabilmek için bu bozuklukları cinselliğin evrelerine göre ayrı ayrı incelemekte fayda vardır:

1. Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar: cinsel istek duymama (frijidite) ya da isteğin azalması

2. Cinsel uyarılma ve orgazmla ilgili bozukluklar

3. Cinsel ilişkide ağrı (vajinismus ve disparoni)

Bu hastalıklardan her biri için birincil (baştan beri varolan) veya ikincil (sonradan ortaya çıkan) ve genel (her zaman varolan) ve özel (partnerle ilişkide ortaya çıkan) ayrımları yapılabilir.

Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar

Bu tür bozukluklarda cinsel arzunun azalması ya da tümüyle ortadan kalkması sözkonusudur. Her ne kadar bir kadında cinsel ilişkiye istek olmasa da cinsel ilişki kadının eşi tarafından başlatıldığında kadın uyarılabilmekte ve orgazm da olabilmektedir. Bu yüzden arzu azalması ile uyarılma ve orgazm bozukluğu ayrımı önemlidir.

Bozukluk sıklıkla normal bir cinsel yaşamı takiben erişkinlikte ortaya çıkmaktadır. Hastalığın ileri durumlarında kadın kendini tümüyle hertürlü cinsel içerikli eylemlerden uzaklaştırarak kendi içine kapanabilir. Cinsel arzuyla ilgili bozukluklar hem kadında hem de erkekte en sık görülen ve tedavisi en zor cinsel işlev bozukluklarıdır.

Cinsel arzu bozuklukları en sık evlilik çatışmaları ve eşlerarası uyumsuzluğa bağlı olarak meydana gelir. İş stresi, kişisel stres, aile içinde hasta bir bireyin varlığı, maddi problemler, çocuğu olanlarda çocukla ilgili problemler de hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. İlaç kullanımı, hastalık, depresyon, stres, uyuşturucu kullanımı, yaşlanma ve hormonal değişiklikler de cinsel arzunun azalmasına neden olan diğer durumlardır. Menopoz, doğum sonrası dikiş yerlerinin nedbeleşerek iyileşmesi ya da diğer nedenlere bağlı olarak meydana gelen disparoni de (ilişki esnasında ağrı) uzun süre devam ettiğinde cinsel arzunun azalmasına neden olabilir.

Dini inançlar, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları, maskelenmiş cinsel eğilim bozuklukları (travestizm gibi), gebe kalmaktan ve cinsel yolla bulaşan hastalık kapmaktan aşırı korkma, gizli kalmış (bilinçdışı) homoseksüellik, kendine güvensizlik, başarısızlık korkusu, insanlarla yakınlık kuramama, cinsellikten suçluluk duyma, çocuklukta ya da daha sonra cinsel tacize uğramış olma, kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle baskılama daha çok uyarılma ve orgazm bozukluğuna neden olmakla beraber cinsel arzunun azalmasına neden olabilir. Gebeliğin birinci ve üçüncü trimesteri de isteğin fizyolojik olarak azaldığı bir dönemdir.

Cinsel arzu bozukluklarının tedavisinde organik nedenler (ruhsal nedenler dışında kalan nedenler) ekarte edildikten sonra bireysel veya eşli psikoterapi uygulanır.

Uyarılma ve Orgazm bozuklukları

Uyarılma bozuklukları kadında kendini cinsel ilişkiye hazırlık evresinde ortaya çıkması gereken olayların (vajinanın ıslanması gibi) ortaya çıkmaması, ya da yetersiz olması, erkekte ise ereksiyonun (sertleşmenin) olmaması, yetersiz olması ya da kısa sürmesi şeklinde gösterir.

Normal bir uyarılma döneminden sonra orgazm olamama durumu gençlerde ve cinsel ilişkiye yeni başlamış olan ve bu yüzden tecrübesi az olan kadınlarda daha sık görülür. Kadınların %5-10′u hayatlarınının hiç bir döneminde orgazm olmaz ve buna birincil anorgazmi (orgazm olamama) adı verilir. Birincil anorgazmi sonradan ortaya çıkan (ikincil) anorgazmiden daha sıktır.

Bazen ilişki problemleri, depresyon, ilaç kullanımı, kronik hastalık, östrojen yetmezliği ve nörolojik hastalıklara (multipl skleroz gibi) bağlı ikincil olarak ortaya çıkabilir. Masturbasyonla ve cinsel ilişki dışında kalan uyaranlarla rahatlıkla orgazm olabilen kadın gerçek bir cinsel ilişkide orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar da eşiyle aynı zamanda orgazm olamamaktan, her seferinde orgazm olamamaktan veya her seferinde ancak bir kez orgazm olmaktan yakınırlar. Ancak birçok çiftin beraberce orgazm olamadıkları, çoğu kadının ilişki öncesi dönemde orgazm olduğu (direkt klitoral uyarıyla) bir gerçektir.

Anorgazminin en sık görülen psikolojik nedeni takıntılı bir şekilde ilişkinin nitelikleriyle ilgilenme, hata yapma korkusu ve buna bağlı olarak kendini aşırı eleştirme ve başaramama korkusudur. Kadın eşinin davranışlarıyla ve kendisinin yapması ve yapmaması gerekenlerle o kadar meşguldür ki kendini ilişkiye verip gevşeyemez.

Diğer nedenler geçmişte cinsel tacize maruz kalmış olmak, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşımak, ilişkiye ait problemler, özgüven azlığı, vücudunu beğenmeme ve kontrolü kaybetme korkusudur.

Tedavide öncelikle altta yatan organik ve psikolojik nedenler araştırılarak giderilir. Cinsel eğitim, bireysel ve eşle birlikte sürdürülen psikoterapi de organik neden bulunamayan durumlarda gereklidir.

Cinsel ilişkide ağrı

Vajinismus: Vajinismus tüm kadınların yaklaşık %1′inde ortaya çıkan bir durumdur ve vajinanın dış 1/3′lük kısmında yeralan kaslarda, penis, parmak, vajinal tampon ya da muayene spekulumu yerleştirme girişimi olduğunda ortaya çıkan istemsiz kasılmalardır. Bu kasılmalar gerçek bir girişim yanında yanlızca girişimin hayal edilmesiyle bile ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda vajinismus o kadar ağır olur ki, gerçek bir cinsel ilişki mümkün bile olmaz. Hatta muayene esnasında da kasılmalar ortaya çıktığından böyle bir durumda normal vajinal doğum bile mümkün olmayabilir. Vajinismusu olan kadınların büyük kısmında cinsel istek ve uyarılma tamamen normaldir ve orgazm da olabilirler. Bazı kadınlarda vajinismus baştan beri vardır, bazılarında ise sağlıklı bir cinsel yaşamı takiben sonradan ortaya çıkar. İkincil vajinismus adı verilen bu durumgenellikle disparoniye (ilişki esnasında ağrı) bağlı olarak gelişir.

Vajinismusu olan kadınların özgeçmişinde cinsel taciz gibi ciddi bir psikolojik travma olabileceği gibi ağrılı bir jinekolojik muayene, ilk ilişkinin çok ağrılı olması gibi psikolojik tahribat yapmış bir durum sözkonusu olabilir. Katı dini inançlar ve cinsel yönelimde bozukluklar da sözkonusu olabilir. Vajinismusu olan kadınların genital bölgeleri ve vajinalarının boyutları hakkında yanlış inançları vardır. Bu yüzden de vajinalarının içine herhangi birşey giremeyecek kadar ufak olduğuna inanabilirler.

Endometriozis, kronik enfeksiyonlar, kızlık zarının gergin olması gibi durumlar da vajinismus nedeni olabilir ve bunlar ancak komple bir jinekolojik muayenede ortaya çıkarılır. Vajinal muayenenin eşinin de refakatinde yapılması çiftin genital anatomi ve vajinanın boyutları hakkındaki önyargıları yıkmalarına katkıda bulunabilir.

Tedavide istemsiz olarak ortaya çıkan kasılmaların engellenmesine çalışılır. Kadının genital anatomiyle ilgili temel bilgileri edinmesi için eğitim yapılır. Vajinal penetrasyon öncesi gevşemesi için teknikler gösterilir. Kegel egzersizleri ile ilgili bilgi verilir ve bunları nasıl uygulayacağı gösterilir.

Kegel egzersizleri: bunlar vajinanın girişinde yeralan kasların çalıştırılarak geliştirilmesi için uygulanan egzersizlerdir. İdrar kaçırma şikayeti olan bayanlarda uygulanabileceği gibi vajinismus tedavisinde de kullanılabilir. Bunun nasıl yapıldığını öğrenmek için iki parmağınızı vajinaya yerleştirerek parmağınızın dışarıya çıkmasını engelleyecek şekilde vajina kaslarınızı sıkınız. Bunu yapamıyorsanız idrarınızı yaparken işlemi yarıda kesmeye çalışınız. Her iki durumda da kasılan kaslar vajina girişindeki kaslardır. İşte bu kasların istemsiz olarak kasılması vajinismusun temel nedenidir. Bu egzersizin nasıl yapıldığını öğrendikten sonra günde en az 5-6 kez tekrarlayın. Eğer 4-6 hafta arasında netice alamadıysanız doktora başvurmanız gerekir.

Vajinismus tedavisinde diğer bir yöntem de vajinanın parmaklarla ya da özel aletler (vajinal dilatatör) kullanılarak genişletilmeye çalışılmasıdır. Bu yöntem ancak bir doktor tavsiyesiyle uygulanabilir ve başarı oranı en yüksek olanıdır.

Disparoni: Vajinismus dışında kalan nedenlerle ortaya çıkan cinsel ilişkide ağrı durumudur. Uzun süreli devam etmesi anorgazmi ve istek azalması gibi sorunları da beraberinde getirebilir. Genel ya da eşe bağlı özel olabileceği gibi birincil ya da ikincil olabilir. İkincil olarak gelişenler genellikle ilk ilişkiden on yıl sonra ortaya çıkarlar. En sık görülen jinekolojik seksüel disfonksiyonlardan biridir ve kadınların üçte ikisi hayatlarının bir döneminde bu hastalığı geçirirler. Hem psikolojik hem de fiziksel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabileceğinden dikkatli değerlendirme gerekir.

Yüzeyel disparoninin en önemli nedenleri arasında kronik enfeksiyonlar ve klitorisin irritasyonu ve aşırı duyarlılığı yeralır. Kalın himen (kızlık zarı), epizyotomi nedbesi, vajinit, ilişkiye hazır olmadan (yani yeterince ıslanma olmadan) başlanması nedeniyle ortaya çıkan tahriş ve menopozda ortaya çıkan vajinal atrofi (vajina dokusunun zayıflaması) yeralır.

Daha derinlerde ortaya çıkan ağrıda ise kısa vajina (doğumsal), mesane enfeksiyonları (sistit) ve uretrit, kronik enfeksiyonlar, endometriozis, pelviste kitleler, barsak hastalıkları, genital organlarda sarkma sözkonusu olabilir. Orgazm esnasında ortaya çıkan uterus kasılmaları da bazen ağrı duyulmasına neden olabilir.

Yine cinsellikle ilgili çocukluktan gelen olumsuz önyargılar, cinsel taciz öyküsü, ilişkiyle ilgili olumsuzluklar da disparoninin psikolojik nedenleri arasında yeralır.

Tedavide etkene yönelik yaklaşımda bulunulur.

Kadın için ilk gecer ( Gerdek Gecesi )

Kadın için ilk gecer ( Gerdek Gecesi ), gerdek gecesi, gerdek, ilk gece, ilişki, evliliğin ilk gecesi, gerdek gecesi videoları, gerdek gecesi ilişkileri, ilk gece ne yapılmalı, gerdek gecesi neler yapılır, ilk gece korkusu, ilk gece neler yapılır, ilk gece yapılıcaklar, ilk gece gerdek gecesi, kadınlar için ilk gece, kızlar için ilk gece, kızlık zarı, kızlık zarından kan gelmesi, vajinadan kan gelmezi,

Bir çok kadının Merak ettiği ve bir çoğununda korktugu ilk gece ( gerdek ) hakkında kısa bir bilği paylaştık.

KADIN İÇİN “İLK GECE”

Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.

İlk Deneyimin Önemi

Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?

Kızlık zarı kadınların %90′ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?

İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?

Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.

Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.

Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.

Yapılması Gerekenler

Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.

Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.

İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.

CİNSEL İLİŞKİDE AĞRI

ilişki sırasında ağrı, seks yaparken ağrı, cinsel birleşim sırasında ağrı, ilişkide ağrıması, ilişki sırasınca vajina yanması, vajinanın yanması, ilişkiler, ilişki sırasında sancı, sevişirken yanma,

CİNSEL İLİŞKİDE AĞRI

Cinsel ilişki esnasında ağrı duyulması nispeten sık yaşanan bir durumdur. Özellikle cinsel yaşamın başlangıcının ilk aylarında kadınların çoğu az veya çok bu ağrıyı duyar. Özellikle kadının yeterince hazır olmadığı bir zamanda ilişkide bulunulması ağrının oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşmasını sağlayabilir.

Yukarıda anlatılan durum cinsel ilişkide ağrının en sık görülen nedenidir. Bunun yanında yeni başlayan bir ağrı veya ilk cinsel deneyimin üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ilişki esnasında ağrı duyulması tıbbi değerlendirme gerektiren bir durumdur.

Tıpta ilk cinsel deneyimden beri var olan ağrı “birincil disparoni”, sonradan ortaya çıkmış ağrı “ikincil disparoni” olarak adlandırılır. Bu ayrım muhtemel nedenlerin ortaya konması açısından önemlidir.

“Yüzeyel disparoni” vajina girişinde, “derin disparoni” ise penisin girmesiyle birlikte vajinanın derinlerinde ortaya çıkan ağrıdır ve bu ayrım tanının konması açısından son derece önemlidir. “Derin disparoni” durumunda ağrı alt karın bölgesinde yaygın olarak hissedilir.

Kadınların yaklaşık %15′i hayatlarının bir döneminde böyle bir ağrıyla karşı karşıya kalırlar. Ancak %1-2′sinde ise ağrı tedavi gerektirecek kadar şiddetlidir. Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölgede basınç, yırtılma veya yanma hissi olarak tarif ederler.

Neden olur?

Disparoni nedenleri incelenirken aşağıdan yukarı doğru (vajina girişinden iç genital organlara doğru) bir ayrım yapmak konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

Vajina girişine bağlı nedenler:

-Kızlık zarıyla ilgili sorunlar: Kızlık zarının yapısal olarak sert olması bu durumun en tipik örneğidir.
-Menopoza bağlı dokularda gerileme (“atrofi”) ve kuruluk: Menopoz döneminde genital dokular esnekliklerini yitirdiklerinden ve vajinada kuruluk olduğundan cinsel ilişki tahriş ve ağrıya neden olabilir.

-Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

-Doğum kesisi (“epizyotomi”) nedbeleri: özellikle zor doğumlardan sonra vajina girişine ve vajina içine fazla sayıda dikiş atılması gerektiğinde veya doğum kesisi iyileşmesi esnasında enfeksiyon meydana geldiğinde dikiş yerleri sıklıkla nedbe bırakarak iyileşir ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.

-Enfeksiyonlar: Aktif Herpes Simpleks enfeksiyonları (genital uçuk) hem cinsel ilişkide hem de diğer zamanlarda ağrı nedeni olabilir. Herpes Simpleks Enfeksiyonları

Vajinaya bağlı nedenler:

-Enfeksiyonlar: ileri derecede bir vajina enfeksiyonu (vajinit) ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.
Vajinit>>

-Kitle ve tümörler: vajinada kitle çok nadir görülür. Büyük kitleler ağrı ve beraberinde kanamaya neden olabilirler.

-Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

-Rektosel (vajina arka duvarı sarkması), rahim sarkması ve sistosel (vajina ön duvarı sarkması): gerilmeye bağlı ağrı nedeni olabilirler.
Rahim sarkması

-Yabancı cisimlere karşı gelişen allerjik cevap: prezervatiflerin yapısında bulunan lateks maddesi bazı kadınlarda ciddi allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bu tür durumlarda vajina girişi ve vajina dokusu ödemli ve dokunulmaya hassas olduğundan ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.

-Doğumsal vajina kusurları: vajinanın doğuştan dar olması veya ileri derecede kısa olması ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden teşkil edebilmektedir.

Pelvik yapılara ait nedenler (iç genital organlara bağlı nedenler):

-Pelvik iltihabi durumlar: pelvik enfeksiyonlar hem akut dönemde hem de iyileştikten sonraki dönemde ilişkide ağrı nedeni olabilirler.
Pelvik enfeksiyonlar

-Endometriyozis: endometriozis genital bölgedeki organlarda yapışıklıklara neden olan bir durumdur. Bu yapışıklıklar ilişki esnasında gerilmeye ve ağrıya neden olabilirler.
Endometriyozis

-Rahimin habis veya selim tümörleri

-Pelvis içindeki organlarda geçirilmiş enfeksiyonlara, ameliyatlara veya endometriyozise bağlı gelişen yapışıklıklar

-Geçirilmiş pelvis kırıkları

Sindirim sistemi ve idrar yolu hastalıkları: nadiren ağrı nedeni olurlar

-İltihabi bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)

-Kabızlık

-Hemoroid (basur), fistül ve fissür gibi anüs ve rektum bölgesi hastalıkları: dışkılama esnasında ve sonrasında ağrıya neden olabilecekleri gibi yakın komşuluk nedeniyle disparoni nedeni de olabilirler.

-Uretra veya idrar torbasına ait sorunlar

Psikolojik sorunlar:

-İlk ilişkinin ağrılı olmuş olması kadının cinsel ilişkiden korkmasına ve ilişki esnasında ağrı hissetmesine neden olabilmektedir.

Disparoni vajinismus ile karışabileceğinden yapılan değerlendirmeyle ayırıcı tanının yapılmış olması son derece önemlidir.

Burcunuza Göre Saç Modelleri

Burcunuza Göre Saç Modelleri

Bayanlar için burç ve burçların söyledikleri çok önemlidir. Öyle ki günlük kararlar bile burca göre alınıyor. Burca uygun giyim, burca uygun erkek arkadaşı gibi kavramlar hayatımıza gireli çok oldu. Şimdi de burca göre saç modeli kavramı ortaya çıktı.

Astrolojiye, karakterinizin farklı yönlerini keşfedip geleceğinizle ilgili öngörü sahibi olmak üzere başvuruyor olabilirsiniz. Peki, size en çok hangi saç modelinin yakışacağı konusunda da burçların size sunabileceği çok şey olduğunu biliyor muydunuz? Ankara’da 15 yıldır kuaförlük yapan ve müşterilerinin saç ve makyajlarını burçlarına göre tasarlayan Nazan Tezcan’ın söylediği gibi, ”Kadınların çoğu, burçlarının giyim, kuşam, saç ve makyaj tarzlarını belirlediğini bilmiyor”.

Bize burcunuzu söyleyin, karakterinize en uygun olan saç modeli verenginin hangisi olduğunu söyleyelim!

Koç: Özgürlüğüne düşkün birisi varsa, işte o sizsiniz. Sizin için en korkutucu şey kısıtlanmak. Bu yüzden sizin için uygun olan, rahat kullanabileceğiniz, sizi engellemeyecek bir saç kesimi. Söylememize gerek bile yok; saçlarınız uzunsa, at kuyruğu yapıyorsunuz. Doğuştan lider olduğunuz ve dikkat sevmeyi çok sevdiğiniz için de kızıl renk saçınıza çok yakışıyor.

Boğa: Kimse sizin havai, ayakları yere basmayan biri olduğunuzu söyleyemez. Dostlarınıza sorarsak, ne kadar güvenilir, dirençli, sabırlı ve gerçekçi biri olduğunuzu söyleyeceklerdir. Bu yüzden tercihiniz daima doğal olandan yana. Abartılı, gösterişli, dikkat çekici modeller size göre değil. Ayrıca değişiklikleri ve yenilikleri sevdiğiniz için de kızılın açık tonları ve sarı sizin için ideal.

İkizler: Monotonluk, bir sirk cambazına ne kadar uzaksa size de o kadar uzak! Bu nedenle, dostlarınız muhtemelen sizi bir ay platin sarısı saçlarınıza alışmaya çalışırlarken, bir sonraki ay başınızdaki deniz mavisi esintileriyle karşılaştıklarında şaşırmıyorlardır. Bu yüzden, size saç modeli önermemiz çok zor. Ancak bahse gireriz ki; neşeli, hareketli, duyarlı ve rahatı seven mizacınızla, rahat kullanılan, özel bir bakım gerektirmeyen, evden çıkmadan önce şöyle bir taramanızın yeterli olacağı saç modellerini tercih ediyorsunuzdur.
İkiz karakterli mizacını saç renginde de görmek isteyen İkizler kadını içinröfleli ve gölgeli saçlar uygundur.

Yengeç: Bir hayvan olarak dünyaya gelmiş olsaydınız, mutlaka kedi olurdunuz! Romantik ve şefkatlisiniz. Alışkanlıklarınıza, değerlerinize ve evinize son derece bağlısınız. Ama özgürlüğünüze de bir kedi kadar düşkünsünüz. Kişisel alanınıza sizin izniniz olmadan birisi yaklaşır yaklaşmaz, tırnaklarınızı hemen çıkarıverirsiniz. Bu yüzden, saçlarınız siz istediğiniz zaman istediğiniz kişiye sunmak üzere, gözlerinizdeki anlamı saklayabilecek kadar uzun olmalı.

Sezgileri kuvvetli ve duygulu Yengeç kadınına, açık kumral saç rengi çok yakışır.
Aslan: Adı üstünde; ormanların kraliçesi sizsiniz! Tüm gözler üzerinizde toplanmalı, sizi gören herkes kıskançlığından titremeli! Bu yüzden de dikkat çeken, gösterişli ve cesaret isteyen saç modelleri tam size göre. Kendine güvenen, tutkulu ve ateşli Aslan kadınlarının rengi açık kumral ve fındık kabuğu rengidir.

Başak: Mükemmellik göbek adınız! Dağınıklığa, pasaklılığa tahammülünüz hiç yok. Hata affetmediğiniz için de ayrıntılar sizin için bütün kadar önemli. Bu yüzden saçlarınızın da her zaman bakımlı ve özenli olması şart. Sorumluluk sahibi ve hassas bir mizaca sahip olan Başak kadınının rengi platin tonlarıdır.

Terazi: Sizi anlatacak en iyi deyim, ‘ne yardan ne serden’ olurdu. Estetiğe, konfora ve lükse karşı başkalarından daha duyarlısınız. Ama yine de gösterişi ve abartıyı sevmiyorsunuz. Bu nedenle tavsiyemiz, sade, ama şık saç modellerini tercih etmeniz.
Cazibeli, hayat sevinciyle dolu ve uyumlu Terazi kadını için en uygun saç rengi kumral tonlarıdır.

Akrep: Şimdiye kadar isteyip de elde edemediğiniz hiçbir şey olmadıysa, siz tipik bir Akrep kadınısınız! O delici bakışlarınızı istediğiniz kişiye odakladığınızda, ona ulaşamama ihtimaliniz sıfır. Çevrenizde bıraktığınız soğuk izlenime rağmen, gizem ve tutku, hayatınızın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Küt kesimli saçlar, Akrep kadınlarının saklı güzelliklerini ortaya çıkarmaları açısından biçilmiş kaftandır.
Azimli ve cazibeli Akrep kadını için en uygun saç rengi kuzguni siyahtır.

Yay: Kuşlar kadar bağımsız olmak temel özelliğiniz. Hangi konuda olursa olsun, dizginler mutlaka sizin elinizde olmalı. Oyunun kurallarını koyan da, çiğneyen de her daim siz olmalısınız. Jöle, sprey gibi ürünlerden hoşlanmadığınız için, yumuşak saç modeli kullandığınıza bahse gireriz.
Dışa dönük, maceracı, aynı zamanda zarif Yay kadının rengi koyu kumraldır.

Oğlak: Karakterinizi tarif edecek en uygun kelime, sağlamcılık olmalı. Sizi tanıyan kime sorarsak soralım, sorumluluk sahibi, güvenilir, sebatkar, hırslı ve çalışkan kişiliğinizden bahsedecektir. Hayatınızın her yönünde olduğu gibi, saç konusunda da sağlamcı olduğunuz için, saçınızın dağılmasını önleyen sprey ve jöle gibi ürünler kullanmanızı tavsiye ederiz.
Neşeli, çalışkan, hırslı yapısıyla dikkat çeken Oğlak kadınına en çok yakışan saç rengi toprağın tonlarıdır.

Kova: En çok kullandığınız kelimeler, prensip ve mücadele olmalı. Her şeyi bilip görüyormuş gibisiniz. Sıra dışı zevkleriniz var ve inançlarınız için büyük mücadelelere girmekten çekinmezsiniz. Hal böyle olunca, karmaşık, her daim bakım isteyen saç modelleri, size göre değil elbette. Sade, ama şık bir modeli tercih etmelisiniz.
Özgürlüğüne düşkün, iş bitirici ve kararlı Kova kadınının saç rengi kızıl ve violet’tir.

Balık: Bir Balık olarak, suyun altından hiç çıkmamaya alışmış olmalısınız. Düşler, gerçeğin alanından çok daha yakın size. Burçların en duygusalı sizsiniz ve mantıktan çok sezgilerinizle yolunuzu buluyorsunuz. Hassas karakteriniz saçlarınıza da yansıdığından, boya ve perma gibi kimyasal uygulamalardan uzak durmalısınız. Saçlarınızı mutlaka boyayacaksanız, bitkisel boyalar kullanmaya özen gösterin.
Zengin bir iç dünyası olan Balık kadınına toprak rengi ve tonları çok yakışır.