Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Kategori Arşivi Kadın

Kadınların Cinsel İstekleri | Kadın Parkı

Kadın Parkı, kadınların cinsel istekleri, kadınlarda cinsellik, kadınlar neden cinsel isteği daha fazladır, kadınların cinsel istekleri yüksek, kadınlarda aşırı cinsellik, kadın azdırıcı, kadınların cinsel isteklerini artırmak,

Sosyal yaşamınızı zora sokacak cinsel aktivite sıklığı içindeyseniz altında yatan nedenleri sorgulamalısınız.

Haz alıyorsanız, cinsel istek duymayı mutlaka bir sorun gibi algılamayın. Çünkü zaten cinsel isteğin ne kadar “aşırı” olduğunu tartan bir ölçüm cihazı yok. Ancak sosyal yaşamı zora sokacak kadar cinsel istek duymak ve cinsel ilişki yaşamak, bazı fizyolojik ya da psikolojik rahatsızlıkların belirtisi olabiliyor. Bu konuda merak edilenleri Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu anlatıyor…

Nemfomani nedir?

Bir kişinin aşırı cinsel istek duyması ve bu aşırı isteği günlük hayatına yansıtması anlamına gelir. Halk arasında, neredeyse önüne gelen herkesle cinsel ilişki yaşamayı istemek gibi algılanıyor. Ancak böyle tanımlanmış bir psikiyatrik hastalık ya da bir cinsel işlev bozukluğu yoktur. Aşırı cinsel isteği olan kadınlar ya da erkekler vardır ve bu da bazen özel yaşamlarında sorunlara neden olabilir.

Kadınlar neden aşırı cinsel istek duyar?

Aşırı cinsel isteğin net olarak tanımlanmış objektif bir ölçütü yoktur. Bir kadının cinsel isteğinin fazla olmasının, hayatını olumsuz etkilemediği sürece çok da büyük bir zararı yoktur. Bazen kadınlarda ya da erkeklerde ciddi sorunlara yol açabilecek cinsel aktivite sıklığı görülebiliyor. Bunun psikiyatrik nedenleri olabilir. Örneğin duygu durum bozukluğunda (mani), epilepsi (sara) hastalıklarında, uyuşturucu kullanımında, beyin tümörlerinde ve hastalıklarında, ağır kişilik bozukluklarında aşırı cinsel istek ve cinsel aktivite, bunun doğrultusunda sosyal yaşamda sorunlar görülebiliyor.

Kadınlarda aşırı cinsel isteğin sebebi nedir?

Beyin tümörleri, epilepsi gibi hastalıklar ve uyuşturucu madde kullanımında aşırı cinsel istek olabiliyor. Bu durumda temel hastalığın tedavisine yöneliyoruz. Cinsel istek beyinde yaşanan ve tamamen beynin ürettiği bir şeydir. Vulvadaki bir durumdan ya da vücudun herhangi başka bir yerinden kaynaklanmaz.

Aşırı cinsel istek duymak ne zaman sorun olarak görülmeli?

Aşırı cinsel istek duyan, bundan haz alan bir insanın “mutlaka bu bir sorundur” deyip doktora koşmasına gerek yoktur, bu son derece doğal bir şeydir. Kimi insan için ayda bir-iki kez cinsel ilişki yeterliyken, kimi insan için günde iki-üç kez ilişki yeterlidir. Aşırılık konusunda kesin bir norm yoktur. Her gün cinselliği istemek, aşırı cinsel istek anlamına gelmez. Tek sıkıntı, kişinin kendisinin ya da partnerinin bu durumdan rahatsız olmasıdır.

Toplumsal kurallara karşı çıkma isteği nemfomaniye neden olur mu?

Bunu söylemek zor; ancak “border line” denilen bazı kişilik bozukluklarında, ağır histrionik kişilik bozukluğunda, antisosyal kişilik bozukluğunda, topluma karşı çıkmak adına değil ama kişiliğin bir parçası olarak, öfke gibi nedenlerle aşırı cinsel aktivite içine girilebiliyor. Özellikle erkeklerde cinsel isteğin aşırı olması, çok aktivite içinde olmak, çok kadınla birlikte olmak; başarının, iyi bir erkek olmanın ölçütüymüş gibi toplumsal olarak ödüllendirilen bir öğe gibi görülüyor. Bu da erkekleri cinselliklerini sergileme konusunda daha çok motive edebiliyor. Ancak böyle etkenler nedeniyle insan bir anda aşırı cinsel istek duymaz ve çılgınca bir cinsel aktivite içine girmez.

Kadınlarda aşırı cinsel istek tedavi edilmesi gereken bir durum mu?

Çoğunlukla değil. Kadının cinsel isteği var ve bundan haz alıyorsa, böyle tanımlanmış bir cinsel işlev bozukluğu ve tedavi olmadığını hatırlatmak gerekiyor. Ancak çok aşırı cinsel istek ve bunun cinsel aktiviteye dönüşmesi, bu nedenle kişinin hayatında güçlüklere yol açıyorsa; toplumsal sorunlar yaşaması, kişinin bundan rahatsızlık duyması nedeniyle tedavi için doktora başvurabiliyorlar. Bu durumda aşırı cinsel isteğe neden olan fiziksel ya da psiklolojik bir hastalık olup olmadığına bakıyoruz; varsa tedavisini gerçekleştiriyoruz. Madde kullanımı varsa, alışkanlığın bırakılması gerekiyor. Bunun dışında cinsel terapi ve danışmanlık ile kişinin cinsel yaşamında bir dizi düzeneleme yaparak, düzenli ilişkilerin desteklenmesi ile bu sorunun aşılmasını sağlıyoruz.

Kadınlar ağrıya daha dirençli | kadın Parkı

Kadınlar ağrıya daha dirençli, kadınlar ve erkekler, kadınsal acılar, kadın acıları, kadınsal sancılar, kadınsal dönemler, kadınsal düşünceler, kadınların sancıları, kadın hastalıgı, hastalıklar kadın, kadınlara özel hastalık,

Ergenlikle başlayan adet ağrıları, sonrasında gebelik ve doğum… Hemen her kadın yaşamı boyunca şiddetli ağrılara maruz kalıyor. Bu ağrı deneyimleri ise kadınların erkeklere oranla ağrıya daha dirençli olmalarını sağlıyor.
Sanılanın aksine kadınlar ağrıya daha dayanıksız değil, onlar sadece sosyolojik rolleri gereği erkeklerden farklı olarak ağrılarını gizlemiyor…

Adet sancısı, gebelik ve doğum ağrısı başta olmak üzere her kadın yaşamı boyunca şiddetli ağrılarla karşı karşıya kalıyor. Kadına özel bu ağrıların dışında, karın, baş ve eklem ağrılarını da kadınlar erkeklerden daha fazla yaşıyor. Ağrı kişisel bir kavram. Her birey bu sözcüğün anlamını yaşamı boyunca edindiği deneyimlerle kavrıyor. Ancak her iki cinsiyette de farklı biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktörler değişik ağrı deneyimlerine neden oluyor.

Acıbadem Ağrı Tedavi Merkezi’nden Prof. Dr. Süleyman Özyalçın, “Ağrı vücudun belirli bir bölgesinden kaynaklanan, bir doku hasarına bağlı olan veya olmayan, insanın geçmişteki deneyimleri ile ilgili hoş olmayan, duyusal bir histir” diye ağrıyı tanımlayarak şöyle devam ediyor:
“Tekrarlayıcı ağrı yakınmaları bakımından kadın ve erkek cinsleri arasındaki farklılıklar ergenlik çağı döneminde başlar ve erken yetişkinlik döneminde sürer. Çocukluk çağında da cinsiyet farklılıklarına bağlı ağrı şikayetleri olabilir. Genellikle kız çocukları, ailenin ilk çocukları ve alt sosyo-ekonomik sınıfların çocuklarında ağrı yakınmaları daha fazladır ve bu psikolojik bir olaydır. Erkek çocuklar ise ağrı yakınmalarını daha iyi kontrol altına alırlar.”

KADINLAR VE ERKEKLER FARKLI AĞRILAR YAŞIYOR
Ağrı konusunda kadın ve erkek arasındaki farklıkların üç temel sebebi bulunuyor: Hormon ve organ farklılıkları, kültürel ve toplumsal rollerdeki farklılıklar ve adale farklılıkları.

Kadınların cinsiyet organları ve hormonal değişimleri farklı ağrı deneyimlerine yol açıyor. Kadınların çoğu adet ağrısı, yumurtlama ağrısı, gebelik ve doğum ağrısı gibi patolojik olmayan nedenlere ait ağrılar yaşıyor. Tüm genç kızların yaklaşık yüzde 50’si erken ergenlik döneminde adet ağrısı deneyimine sahip. Geç ergenlik döneminde ise bu oran yüzde 75’e ulaşıyor. Geç ergenlik ve erken yetişkinlik çağında ağrıların şiddeti daha da artıyor.

Değişen kadın erkek rollerinin ve yaşamdaki biçimlerinin ortaya çıkardığı durumlar da ağrı üzerinde çeşitli etkilere sahip. Örneğin bu yüzyılın başında, bel ağrılarının erkeklerde kadınlardan daha sık görüldüğü kabul edilirdi. Ancak endüstriyel toplumların hızlı gelişimi sonucunda kadının iş hayatına ve üretime giderek daha aktif katılması, bel ağrıları konusundaki kadın erkek farklılığını ortadan kaldırdı. Kadın adalelerinin daha zayıf, erkek adalelerinin ise daha güçlü olması ise bazı ağrıların kadınlarda daha fazla ya da daha sık görülmesine neden olabiliyor.

KADINLARIN AĞRI DENEYİMİ DAHA FAZLA
Biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktörler ağrının algılanması ve ağrılı duruma ilişkin davranışlardaki farklılıklarda da etkili bir rol oynuyor. Acıbadem Ağrı Tedavi Merkezi’nden Dr. Selçuk Dinçer bunu şöyle açıklıyor:
“Beyindeki kimyasal, metabolik, fiziksel ve hormonsal değişiklikler ağrı algılaması, iletimi ve duyarlılığı bakımından her iki cinste farklılığa yol açmaktadır. Deneysel araştırmalara ait bilgiler, biyolojik faktörlerdeki değişikliklerin kadınlarda baş ağrısı ve migren şikayetlerinin daha sık olmasına neden olduğunu düşündürmektedir. Psikolojik ve sosyolojik faktörler ağrının algılanması ve ağrılı duruma ilişkin davranışlardaki farklılıklarda etkilidir.”

Kadın ve erkek arasında ağrının algılanması bakımından farklılıkların psikolojik ve sosyolojik açıdan iki önemli nedeni var: Birincisi kadın ve erkeğin yaşamları boyunca farklı ağrı deneyimlerine sahip olması, ikincisi ise kadın ve erkeğin toplumda kendilerinden beklenen farklı sosyal rollerinin olması. Cinsiyetle ilgili farklı sosyal beklentiler ağrıya tepkiyi de belirliyor.

Dolayısıyla ağrılar karşısında erkek ve kadın, aralarındaki farklı sosyal rol nedeniyle farklı tutum izliyor. Kadın ağrı duyduğunu rahatlıkla dile getirip doktora başvururken erkek bu konuda kadına oranla daha çekingen ve kendini saklamaya meyilli oluyor. Bu, kadının toplumdaki rolüyle ilgili sosyo psikolojik bir farklılık. ‘Kadın, sosyal sorumlukları gereği ağrısının bir an önce geçmesi için tedavi yolu ararken erkek, ağrısının olduğunu belirtmekten bile kaçınmaktadır’ diyen Prof. Dr. Özyalçın, kadınların erkeklerden daha çok ağrı yaşadığı yanılgısının kaynağında kadınların ağrıyı daha çok dile getirmesinin yattığını söylüyor.

Kadınların ağrıya erkeklerden daha dayanıklı ve dirençli olduğunu söylemek de mümkün. Bunun bir nedeni, kadınlarda östrojen gibi bazı hormonların ağrıdan koruyucu özelliklere sahip olması. Yapılan araştırmalara göre kadınların, örneğin ameliyat sonrası ağrılarda daha az ağrı kesici kullandığı ortaya çıkmış. Ancak erkeklik hormonlarının da ağrı giderici etkileri olduğuna ilişkin araştırmalar da bulunmaktadır. Kadınların ağrıya daha dirençli olmalarının önemli bir nedeni de ağrı konusunda daha deneyimli ve daha hazır olmaları. Özellikle doğum yapmış kadınların doğum ağrısı deneyimi ve pek çok kadının adet ağrısı deneyimi kadınların erkeklere oranla ağrıya daha dirençli olmalarını sağlıyor.

Genel Kronik Ağrı Sıklığında Cinsiyet Farklılıkları

BAŞAĞRILARI
Migrenin ergenlik döneminde kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla daha sık görüldüğü belirlenmiş. Yaş arttıkça aradaki fark giderek azalıyor. Auralı migren (klasik migren) kadınlarda daha sık görülürken, aurasız migren (basit migren) erkeklerde daha sıktır. Ayrıca bazı migren tipleri kadınların hormonal dönemleriyle doğrudan ilişkili. Adetlerin başlangıcında hormonal değişimle birlikte migren atakları artıyor. Buna menstrüasyona bağlı migren adı veriliyor. Sadece adet döneminde migren ağrısı hisseden hastalar da bulunuyor.

Gerilim tipi başağrıları, çene ekleminden kaynaklanan ağrılar, oksipital nevralji, trigeminal nevralji gibi baş bölgesi ağrıları kadınlarda daha sık görülüyor. Bununla beraber küme başağrısına erkelerde daha sık rastlanıyor.

BEL VE KOL BACAK AĞRILARI
Bel ağrıları sıklığında kadın ve erkekler arasındaki ağrı sıklığı farkı, kadınların da aktif çalışma hayatına giderek daha fazla katılımı ile azalıyor. Tabi bunda kadınlar arasında sigara içiminde artış, hamilelik gibi etkenlerin de rolü var. Kadınlarda el bilek kanalı sıkışmasına, adalelere (piriformis sendromu, miyofasyal ağrı sendromu), toplardamar hastalıklarına (varis) bağlı ağrılara daha sık rastlanıyor. Erkeklerde ise daha çok atardamar yetmezliklerine bağlı ağrılar gözleniyor.

Ayrıca fibromiyalji sendromu, romatoid artrit, multipl skleroz, lupus eritamatozis, yemek borusu yangısı, intertistiyel sistit, kronik kabızlık gibi ağrılı seyreden rahatsızlıklar kadınlarda daha yaygın gözleniyor. Pankreas hastalığı, mide ülseri, zona ağrıları erkelerde kadınlardan daha çok görülüyor.

KADINLARA ÖZGÜ AĞRI TİPLERİ
Adet Ağrısı (Dismenore)
Adet ağrısı yumurtalığın yarattığı gerilimle ortaya çıkıyor. Adet ağrısı olan kadınların yüzde 33’ü orta şiddette, yüzde 32’si şiddetli ağrılı iken yüzde 14’ü dayanılmaz şiddette ağrıları olduğunu belirtiyor. Kadının sosyal hayatını, günlük aktivitelerini ve çalışma koşullarını oldukça olumsuz etkileyen adet ağrıları, çok şiddetli olduğu dönemlerde kadının iş hayatından tamamen uzaklaşmasına sebep olabiliyor.

Adet ağrılarının, birincil ve ikincil dismenore olmak üzere iki tipi var. Birincil dismenore kolik tarzında görülen bir ağrı ve genellikle hafif yaşanıyor. Yapısal bir bozukluktan kaynaklanmıyor. Hastanın günlük aktivitesini engellediği zaman ağır olarak nitelendiriliyor. Prof. Dr. Özyalçın, “Vakaların çoğunda, ağrı adetten yarım gün önce başlar bir günden az sürer” diyerek eşlik eden semptomları şöyle sıralıyor: “Birincil adet ağrılarında bulantı, kusma, ishal de olabilir. Bu tip adet ağrıları birkaç yıl içinde kendiliğinden kaybolabilir. Fakat 10 hastanın 8’inde ilk çocuğun doğumundan sonra kaybolur. İleri derece adet ağrıları birçok genç kızda ve kadında işten, okuldan ayrı kalmaya yol açabilir. Hafif ve orta bulgular analjeziklerle tedavi olur.”

Birincil dismenore ağrısı genellikle tüm karın bölgesinde ya da simetrik olarak kasıkta gelişiyor. Sırta, alt belin üstüne, yanlarda ise bir ya da iki kalçaya yayılıyor. Tam mekanizması bilinmemekle birlikte, ağrının rahim kaslarındaki gerginlik artışına, normal adet gevşemesinin olmamasına, kan akımında geçici bir tıkanıklık olmasına bağlı olabileceğini söylemek mümkün. Bu durum artmış ya da ritmik olmayan, rahim kasındaki kasılmalara ve rahim duvarında sinir uçlarının duyarlılık artışına yol açıyor.

Adet dönemi ağrısı bir rahatsızlığın belirtisiyse ya da bir rahatsızlığın sonucunda ortaya çıkıyorsa, buna ikincil dismenore dendiğini belirten Dr. Dinçer ikincil dismenorenin, rahmin yerleşim posizyon bozuklukluklarından, gelişmeyle ilgili sorunlardan, ek hastalıkların çıkardığı sorunlardan ve bazı rahim kası urlarından kaynaklanabildiğini söylüyor.

Ters dönük rahime bağlı ağrı
Rahimin ters dönmesi, erişkin kadınların yüzde 15 ile 20’sinde görülüyor. Ağrı genellikle adet öncesi (premenstrüel) dönemde daha şiddetli olup, adetin birinci veya ikinci gününden sonra azalıyor. Rahimin ters dönmesi belirti vermezse tedaviye gerek duyulmuyor. Ancak ağrı şikayetleri oluşursa, rahim ağzına halka yerleştirilerek rahim yeniden şekillendiriliyor. Ağrı şikayeti tedavi sonrası kaybolursa yerleştirilen halka 6 ile 8 hafta bırakılıyor. Ağrı tekrar oluşmazsa halka çıkarılıyor ve gerekmedikçe başka tedavi uygulanmıyor.

Endometriozise bağlı ağrı
Rahim iç duvarını oluşturan hücrelerin, rahim iç bölgesi dışında vücudun başka bir yerinde ortaya çıkmasıyla oluşuyor. Özellikle yumurtlama dönemlerinde bu hücrelerin rahim içindeymiş gibi davranması sonucunda ortaya çıkan ağrılı sorunlardır. Rahim dokularının vücudun başka yerlerinde yapışmış olmasından ortaya çıkan bu ağrı, sadece adet günlerinde görülüyor. Çıktığı yere göre bulgu veriyor. Eğer rahim dokusu bacaktaysa bacak ağrıyor ya da kalçadaysa ağrı kalçada hissediliyor.

Yumurtalık kisti ağrısı
Yumurtalık kistlerine bağlı ağrı şikayetleri seyrek de olsa daha çok gençlerde görülüyor. Genelde doğum kontrol haplarıyla tedavi ediliyor. Kistin kaybolması ile birlikte ağrı şikayetleri de geçiyor. Kist oluşumunun sık tekrarı durumunda ise cerrahi girişim uygulanıyor. Prof. Dr. Özyalçın bu tip ağrılarla ilgili şunları söylüyor: “Yumurtalık kistleri, belirli hormonların aktif olduğu dönemlerde gerilir ve bu gerilimin artmasına bağlı yumurtalık ve kasıkta ağrılar hissedilir. Kistin bulunduğu yerlerde, kalçaya ve bele yayılan ağrılar şeklindedir. Bütün kistler ağrı yapmaz. Ağrı kistin durumuna ve büyüklüğüne göre değişir. Bazen kistler patlayarak akut ağrılı sorunlara yol açabilirler. Bu gibi durumlar hemen ameliyat gerektirebilir.”

Belirgin patoloji olmaksızın gelişen kronik pelvik (kalça) ağrılar
Jinekolojik kaynaklı olan fakat herhangi bir nedenin bulunmadığı kronik ve tekrarlayan pelvik (kalça) ağrıları da kadınlarda sıkça görülüyor. Bu ağrı, kadın cinsel organlarının pelvik bölgede yerleşmiş olmasından kaynaklanıyor. Bazı vakalarda ağrının psikolojik kaynaklı olduğunu vurgulayan Dr. Selçuk Dinçer, “Psikiyatrik araştırmalar, çocukluk yaşta ya da daha ileri yaşlarda cinsel veya fiziksel tacize uğramış kadınlarda pelvik ağrıların arttığını gösteriyor. 2000 yılında yapılan bir araştırmaya göre ABD’de 9 milyon kişi bu ağrıyı yaşıyor. Bu vakaların yüzde 70’inin tanısı ise konulamamış. Tanı maliyetleri ise oldukça yüksek. En önemli belirtisi karnın alt bölgesi ve bel ağrısıdır. Ağrı şikayetleri adet öncesi dönemde daha şiddetli olup, adetin birinci, ikinci gününde şiddeti azalır. Tam olarak tanımlanmış başarılı bir medikal tedavisi yoktur. Hastanın yakınmalarına tatminkar bir açıklama bulunamasa da, bu şikayetlerin ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Doktorun, hastanın ailesi ve sosyal durumu hakkında bilgi edinmesi çok önemli. Psikolojik problemler, bu tip nörotik davranış biçimine eşlik edebileceği için tedavide bu durumun mutlaka göz önüne alınması gerekiyor” diye konuşuyor.

Psikolojik kaynaklı rektal perineal (kalça) ve cinsel organ ağrıları
Uzmanlar, psikolojik kaynaklı kalça ve cinsel organ ağrılarını genellikle tacizle ilişkilendiriyor. Bu ağrı tipine, şizofreni ya da majör depresyon bulguları eşlik edebiliyor.

Adet ortası ağrı (Mittelschemerz)
Mittelschemerz, iki adet ortasındaki yumurtlama döneminde gerilime bağlı olarak oluşan bir ağrı tipi. Daha çok 20-30 yaş arasındaki genç kadınlarda görülüyor. Ağrı birkaç saat ile bir iki gün arasında sürüyor. Ancak kimi zaman bu süre dört güne kadar çıkabiliyor.

Mittelschemerz, 20-30 dakika süren şiddetli ağrı ile başlayıp yavaş yavaş kayboluyor. Karnın alt bölgesinde, tek taraflı veya iki taraflı ağrı olarak ortaya çıkıyor. Belirli bir patolojik nedeni olmasa da, olgunlaşmakta olan yumurtanın tüp yada rahim kasında yaptığı kasılmaların yarattığı gerginlik artışı sonucunda oluştuğu biliniyor. Eğer ağrı şiddetli değilse tedavisi için basit ağrı kesiciler yeterli.

Tüberküloz salpenjit
Yumurtanın, yumurtalıktan rahime geçtiği kanalda tüberküloz oluşması dolayısıyla görülen ağrı. Gelişmiş ülkelerde oldukça seyrek görülse de az gelişmiş ülkelerde halen gözlemlenen bir sorun. En sık görülen belirtileri kısırlık, kalça ağrısı, genel durumda düşkünlük yani günlük aktivitelerin yerine getirilmemesi ve adet bozuklukları. Antitüberküloz ilaç tedavisi uygulanıyor. Tedavinin 18 ay ile 2 yıl arasında sürmesi gerekiyor. İlaç tedavisine rağmen ağrı ve kalça ile ilgili semptomlarda azalma olmuyorsa cerrahi müdahele gerekebiliyor.

Posterior Parametrit
Rahimin yanlarından çıkarak, rahimin pelvis içindeki yerinde kalmasını sağlayan bağlardan biri olan ligamentum latum denilen yapının içinde bulunan gevşek bağ dokusuna parametrium adı verilir. Parametriumda ortaya çıkan enfeksiyon, iltihapsız ödem (enflamasyon) durumlarında alt karında bazen de belde ağrı olabilir.

Kaynak:NTV

Küfür eden kadınlar

Kadınların küfür etmesi, küfür eden kadın, küfür eden kızlar, küfürlü kız, küfürlü kadınlar, küfür eden kadınlar, kadınlar neden küfür eder, kadın niye küfür eder, kadınlar ve küfür, kadınların küfür etmesi,

Kadınlar sövemez mi?

Bu Yazımızda Kadınların Neden Küfür ettikleri ve Kadınların Henüz Çocukluk ve Ergenlik çağlarından kalma alışkanlıkları ve erkeksi davranışları hakkında bilgiler vericegiz. Kadınlar Neden Küfür ederler ve Neye Küfür ederler konu hakkında Ayrıntılı Bilgi aşagıdaki Yazımızda Mevcuttur.
Statlarda ‘Çiçek açsın’ mantığıyla seyircisiz maçlara ücretsiz alınan kadınlar da küfür etmekten geri durmuyor. Demek ki sorun başkaymış…
Kadınlar sövemez mi?

Statlardaki erkek taraftarların ettiği küfür ve yarattığı şiddetten ötürü kulüplere verilen seyircisiz maç oynama cezasını ‘fırsat’a çevirmek adına kadın ve çocukları ücretsiz tribünlere alan Türkiye Futbol Federasyonu, bu uygulamaya da son verebilir! Zira, tribünlerde ‘çiçek açsın’ hesabıyla kapıların açıldığı kadınlar da zaman zaman erkek taraftarları aratmıyor küfür konusunda.

Çarşı’yı aratmadılar!
Sadece kadınların izlediği ve TFF’nin alkışlanmasını sağlayan ilk maç Fenerbahçe-Manisaspor karşılaşmasıydı. Şike davasına tepki vermek amacıyla da tribünleri dolduran yaklaşık 45 bin Sarı-Lacivertli kadın ve çocuk, takdire şayan bir performans gösterdi. Maçın 61. dakikasında Trabzonspor’a edilen küfür, dövizlerdeki bazı ifadeler ve objektiflere sobelenen çeşitli el kol figürleri (!) de erkekler tarafından kadınlara yakıştırılamadı(!)

Bursaspor-Galatasaray maçı da yalnızca kadın ve çocuklara oynandı. Timsah’ın kadınlarının yarattığı atmosfere övgü düzmesi için uzatılan mikrofona Fatih Terim, “Bana edilen küfürler de dahil mi? Keşke her maçta yerlerini alsalar ama hepimiz küfürlerden şikâyetçi değil miyiz? Harika bir atmosferde herkes hayret etti herhalde. Bayanlara yakıştıramadım” diyerek, küfürün erkeklere mahsus bir ayrıcalık olduğunu ima etti sanki…

Nihayet son vakıa İnönü’de yaşandı… Küfür yüzünden sık sık İnönü’nün kapanmasına neden olan Çarşı’nın erkeklerini aratmadı Dişi Kartallar, Mersin İdmanyurdu maçında… Daha önce Beşiktaş’ın Gaziantep BB ile oynadığı Türkiye Kupası müsabakasında destek tezahüratlarıyla övgüye mazhar olan Beşiktaşlı kadınlar, 1-0 kaybedilen Mersin İdmanyurdu lig maçında ise maçboyu koro halinde yaptıkları küfürleriyle yadırgandılar… Sorun küfürden ziyade kullanılan dilin bir hayli ‘erkek’ olmasıydı. Kadın spor yazarları, bu şekilde maça giden kadınların ‘erkekleştiğini’ belirtirken, “Küfür bir erkek ayrıcalığı mı?” diye de soruyor…

Küfür sadece erkeğin hakkı mı?
GÜLENGÜL ALTINSAY
Erkeklerin kadınları bir görme biçimi var. Kadınlar tribünde küfür etmesin istiyorlar. Ama bu gerçek değil oysa. Erkeğin kafasında bir kadın modeli var ve onun için sokuyor: Kadın küfür etmez, erkek eder! Küfür etme hakkı erkeğe aittir. Küfürle bir problem varsa da bunu ‘naif kadınlar’ çözer.

Kadınlara normal taraftar mumalesi yapılmıyor. Erkeklerin kendilerine biçtikleri role girmeleri isteniyor. ‘Tribünlerde çiçek açsın’. Kişisel olarak küfür etmem ve hoşlanmam ama bazı insanlar bunu kullanıyorsa kadınların da kullanması doğal. Erkek egemen toplumda kadın hep kendini erkeğe kabul ettirme durumu var ve haliyle tribüne de ‘erkekleşerek’ geliyor.

Seyircisiz maçların kadın ve çocuklara açılmasında özellikle çocuklar açısından itiraz ettiğim bir nokta var: Gece maçlarına çocukların götürülmesi haksızlık. Eve dönmeleri gece 12’yi buluyor.

Diğer yandan ben seyircisiz maça karşıyım. Böyle bir ceza varsa da tribünler boş kalacağına kadınlar olsun.

Erkeğin boşluğu dolduruluyor
EBRU KILIÇOĞLU
Seyircisiz maçlara kadınların davet edilmesi samimi mi, değil mi bende soru işareti yaratıyor. Kadınların gerçekten maça gelmesini istiyorsak, normal günde de onların isteyerek gelmelerini istemeliyiz. “Boş kalacağına kadınlara verelim” deniliyor. Oysa eşi, erkek arkadaşı veya erkek kardeşi nereye oturacaksa bir kadın da oraya oturmadıkça o kadınlara tahsis edilen yerler boş kalacak.

Bu yapılan ‘adet yerini bulsun’ tablosudur. Bunun da doğal sonucu olarak kendilerine ait olmayan bir yere gitmiş oluyorlar. Bu türlü maça gitme bir ‘görev bilinci’ yaratıyor. O nedenle de erkekler ne yapıyorsa, boşluğunu doldurmak amacıyla, kadınlar da o tuhaf tezahüratları yapıyor.
Tek başına tribüne giden biri olarak söylüyorum; futbolu gerçekten severseniz stada gitmekte bir zorluk yok. Fakat bu şekliyle kadınların sevmesine olanak yok. Uygulamanın bu haliyle kadınlar tribünlere ‘erkekleşip’ gidiyor.

Kadın yaratıcılığı nerede?
FERYAL PERE
‘Bizi aratmayın’ diye yollayanlara, ‘Sizi aratmayacağız’ diyen bir motivasyon, yumuşatıcı efekt olarak, algılanmayla inatlaşma, öğrenilmiş desteğin devamını getirme isteğiyle diyelim… İncecik seslerden daha zarif olması gerekmez ama ‘özgün’ destek yakışır. Nerede kadın yaratıcılığı? Tribünler tek bir cümleyi, sevgiyi rakibe baskıyı kadın, erkek çoluk çocuk yapınca güzel.

Ceza gelir mi?
Peki bilet paraları TFF tarafından karşılanarak seyircisiz maçlarda stada alınan kadın ve çocuk taraftarların ettiği küfür veya mahal verecekleri saha olaylarından ötürü kulüplere ceza gelir mi?

Her ne kadar bu taraftarlar TFF davetlisi olsa da ceza verilebileceği savunuluyor. Bunu savunanlar kulübün maçın güvenliğinden sorumluğu olduğu hatırlatılıp, seyircisiz maçlarda stat dışındaki taraftar eylemlerinden ötürü bile kulübe ceza verilebildiği kaydediliyor. Zaten tribünlere özel güvenlik elemanlarını yerleştirmesi de kulübün kadın ve çocuk taraftarların sorumluluğunu üstlendiğini gösteriyor.

Avukat Ali Rıza Dizdar, seyircisiz maçlarda sahaya alınan kadın ve çocukların eylemlerinin kulüpleri bağlayamayacağı görüşünde. Dizdar, “Onlar talimatlardaki seyirci tanımına girmiyor. TFF’nin misafiri olarak maça akredite ediliyorlar ve bu nedenle yapacakları kötü eylemlerden ötürü kulüplere ceza verilemez. TFF, olaylar artarsa bu uygulamayı sonlandırma yoluna gidebilir ancak” diyor.

Bir Kadını Mutlu Etmenin Yolları!

Günümüzde Bir çok kadını hayal kırıklığına ugratan erkeklere bir kaç nasihat bazında verilecek dersler.

Sevdiginiz kadın ailenizden birisi olabilir yada cevrenizden. Anneniz yada sevgilinde olabilir.

Kadınları Mutlu Etmek için Neler Yapılmalı herşeyi burada Açıklıyorum. Umarım kadınları mutlu etmenin yöntemleri işinize yarar.

Bir Kadını Mutlu Etmenin Yolları!

BIR KADIN NASIL MUTLU EDILIR:

Kızlarla bir arada bulunun
Kahvede pişpirik ya da altmışaltı oynayarak kız tavlanmaz. Kız tavlayabilmek için onlarla tanışabilmek, tanışabilmek için de onların bulunduğu yere gitmek, doğacak her tanışma fırsatını iyi değerlendirmek, hatta bu fırsatı yaratmak gerekir.

Kadın piyangodan çıkmaz. Emekle çabayla elde edilir. Göstereceğiniz ilk çaba kızların nereye gittiğini araştırmak olmalıdır. Ne demiş ünlü Latin şairi Ovidius:

Bilir avcının iyisi nerede tuzak
kurulur karacalara
Bilir bilmesine hangi boğazda
vurulur azgın domuz
Kuş kuşlayan bilir dizim dizim
kuşlar nereden gelir.
Bunlar gibi senin de
Bulup çıkarman gerek
kızların kaynağını.

Kendinize güvenin
Kendinize güvenmeniz, yalnız kız tavlama konusunda değil, hayatın bütün alanlarında başarıya ulaşmanızın önşartıdır. Korkulanın başa gelmesi, çoğu zaman, kendine güvenin bulunmayışından kaynaklanır. İlkokul kitaplarında anlatılan küçük bir hikâyeyi hatırlayalım: Süt dolu kaba düşen iki kurbağadan, kendine güvenmeyen, kolayca umitsizliğe kapılan kurbağa boğulmuştu. Sizin de hiç bir zaman ümitsizliğe kapılmamanız ve devamlı mücadele etmeniz gerekir. Ki, sadece bu bile kızların size hasta olmasını sağlayabilir. Kaldı ki sosyal hayattaki başarıyla cinsel başarı arasında paralel bir ilişki vardır. Birini başaran öbürünü de başarır. Çünkü ikisinin temelinde de yukarıda saydığım “erdem”ler bulunmaktadır.

Neden umutsuzluğa kapılasınız ki? Dünyadaki ve ülkemizdeki kadın – erkek sayıları aşağı yukarı eşittir. Her erkeğe bir kadın düşmektedir. Kör, topal ya da sağır da olsanız. Sizin de kısmetiniz çıkar! Yine, ünlü şair mısralarında;

Kesilmesin umudun, gün gün
alıştırılır at boyunduruğa
At yavaş yavaş koşuma
Sürtünür de aşınır demir
Toğrağı sürtmekle yıpranır
saban demiri
Ne var taştan katı?
Ne var sudan uysal?
Bak nasıl aşındırır taşı.

diyerek de ne güzel anlatmış.

İlk adımı siz atın
Her ne kadar kadınlar kabul etmese de erkek üstünlüğüne dayanan bir sosyal ortamda yaşıyoruz. Erkek üstünlüğü kadını geriletmiştir ister istemez. Bu da kadınların pasif olmasına yol açmıştır. Sonradan da tabi bu pasifliğin kadının doğasından geldiği ileri sürülmüştür. Bereket versin ki bunun böyle olmadığı bugün biliniyor. Fakat kadının cinsel istek göstermesi bugün bile ayıp sayılıyor. Oysa hiç bir kadın cinsiyetsiz değildir. Cinsel istek duymak ve bunu belirtmek elbetteki hakkıdır. Ama yine de ilk adımı siz adın. Nasıl mı? Hoşlandığınız kızın arkadaşlarıyla arkadaş olabilirseniz, hedefe yaklaştınız demektir. Bundan sonra sabırla tanıştırılmayı bekleyin ve her zaman konuşmaya hazır bir şekilde tetikte bekleyin. Söz gelişi, kız durakta mı bekliyor? Hemen ona duraktan hangi otobüslerin geçtiğini sorun. Ya da bitişik masanızda afet mi afet mi bir kız mı oturuyor? Hemen ona havanın güzelliğinden bahsedin. Bir kadın size bir şey mi sordu? Sakın bilmiyorum demeyin. Bu ilk adımı atabilirseniz, konuşmanın devamını da istediğiniz yöne çeker ve sürdürürsünüz. Süslü püslü sözler kullanmayın. Bu sizin kendinizi göstermek istediğiniz anlamına gelir ki, belirtilmesi gereken sizin öneminiz değil, karşınızdakine verdiğiniz önemdir.

Yine ünlü bir yazar, “Kadınları güldürebilmeyi öğren. Kadına kahkayı attırabildin mi, karyola gıcırtılarına dönüştürebilirsin fıkırdamasını” diyerek bizlere nasihat ediyor.

Her fırsatta kadına dokunun
Bir ilişkinin kurulmasında gözden ve sözden sonra sıra “el”e gelir. Her fırsatta elinizi kullanmalısınız. Bir caddeden mi geçiyorsunuz, arabalar çiğnemesin diye kızın elinden tutmalısınız. Otobüsten inerken, elinizi sırtına koyarak ona yol vermelisiniz. Bir masada otururken yüzüğünü çok beğendiğinizi söylemeden önce, yüzüğü daha yakından görmek için kızın elini avucunuzun sıcaklığına almalısınız.

Yine Ovidius diyor ki:
Bak, bir de eteği düşmüş,
değmişse yere
derleyip topla, kaldır yerden,
Gözden ayırma, tozlanmasın iyi bak
Ödülür bu yaptığın en azından
kızın çıplak bacaklarını görmek.

Yalanlar söyleyin
Cinsel birlikteliği en az erkekler kadar kadınlar da arzulamaktadır. Fakat, kadınlar yine de hoş bir erkekle karşılaştıklarında ondan kendilerini uzak tutmak için arkadaş olmanın, arkadaş kalmanın erdemlerinden bahsederler. Bilirler ki, erkek üstelerse, kendilerine söz geçiremeyecek, teslim olacaklardır. Bu nedenle de kadınlara her türlü vaadde bulunmakta çekinmeyin. Onlarda özellikle yalana inanmak konusunda müthiş bir yetenek ve istek vardır. Kaldı ki ne kadar yalan söylerseniz söyleyin, bütün yalanlarınızın altında, o kadına duyduğunuz sevginin gerçekliği, içtenliği bulunmaktadır.

Yaz, tatlı diller dök,
anlat yana yakıla
Kim olursan ol,
durumuna bakma aldırma.

Yumuşatır tanrıların bile
hıncını yakarışlar.
Söz ver bol bol, ne gider elinden?
Kim olsa zengin olabilir
söz verme konusunda.
Umutlar avutur, oyalar
kişiyi uzun uzadıya
Tanrıça aldatırsa, kadın ne yapmaz?

İltifat edip, hediyeler verin
İnsanoğlu beğenilmekten, övülmekten hoşlanır. Beğenilip övüldükçe otokritikliğini yitirir. Bu, elbette ki kadınlar için de böyledir. Kadın daha çok ilgi ister, daha çok taktir bekler. Hayatını bunun üzerine kurmuştur. Bu ilgi ve taktir, yalnız sevgi bağlarının kurulması için değil, sürdürülmesi için de gereklidir. Sevgi de her şey gibi doğar, büyür ve ölür. Onu uzun ömürlü kılacak şeyler ilgi, taktir, iltifat ve hediyelerdir.

Benzet gözü şaşıları Venüs’e
Kızıl saçlıyı Minerva’ya
İnce, uzun boyluyu fidana.
Cana yakın bul iri kıyımlısını,
Güzel deyiver,
öv güzel olmayan yanını
Yaşını sorma, araştırma doğum yılını.

Kadına uyun
Günümüzün kadını kendisini erkeğe uydurmak zahmetine katlanmıyor; kendisine uyacak erkeği arıyor. Kadınların bir erkekten ayrıldıktan sonra adamın kendisini anlamadığını öne sürmesi de bundan kaynaklanır. O yüzden kadınları anlamaya çalışın. Anlamıyorsanız da anlıyor gibi görünün. Onun sevdiği artisti sevin. Dinlediği plakları dinleyin. En sevdiğiniz renk onun da en sevdiği renk olsun. Ve onun her fikrine katılın. Bunun tam tersi durumlar olsa olsa dikkat çekmek için olabilir. Fakat burada da dikkat edilmesi gereken husus, kadının sizi ikna etmeye çalışmaya başladığı andan itibaren sona ermelidir. Unutmamak gerekir ki kadınlarla tartışan erkekler, genellikle kadınlarla ilişki kuramayanlardır. Tartışma onları bir arada bulundurur. Ya da bir arada bulunmak için tartışırlar.

Sabırlı olun
Atalarımız “Sabırla koruk helva olur” demişler. Sabır, bu kadar imkansız bir şeyi bile gerçekleştirebilecek güçtedir. İşte, bir kadını da elde etmek genellikle sabır isteyen meşakkatli bir süreçtir. Bunun çeşitli sebebleri vardır. Hoşlandığınız kadın başkasıyla birlikte olabilir. Durum böyleyse diğer ilişki bitinceye kadar ona karşı ilginizi sürekli canlı tutmalısınız. Çoğu erkek böyle bir durumla karşılaştığında ilgisini sürdürmeyi bırakır. Bu yanlıştır. Çünkü kadının ilişkisi bir noktaya geldiğinde zayıflayacak ve kadın bir tercih yapmak zorunda kalacaktır. Ya ilişkisini sürdürecek ya da siz ilginizi canlı tutmaya devam ediyorsanız sizinle birlikte olmaya başlayacaktır. Bir kadını elde etmenin sabır işi olmasının bir başka sebebi de, cinsel ilgi ve arzunun zamanla olgunlaşmasıdır. Olgunlaşmanın zamanı ve hızı her kadına göre değişir. Ama ne kadar değişirse değişsin, bu hız daima erkeğinkinden daha yavaştır. Mâhsulünü yazın alacak bir bahçıvan gibi sabırlı olmalısınız. Bu bir ay, bir mevsim hatta bazen yıllarca da sürebilir. Sizin bu ilginiz aynı, suyun taşı aşındırması gibi onun da direncini aşındıracaktır. Üstelik, bu kadar uzun süre ilginizi belirtmeniz, öteki erkekler gibi geçici bir hevesle, sırf isteklerinize alet etmek istemediğiniz gibi de bir sonuç çıkaracaktır. Ve unutmamak gerekir ki “ele geçmez, yola gelmez sevilen tüm kadınlar.”

Üsteleyin
Şimdiye kadar gördük ki kadın istekle yanarken “hayır” diyor. Direniyor, kaçıyor. Yine gördük ki kadın, aldatılmaktan, güvensizlikten, yasaklardan kaçıyor; Kaçarken de sevgiye, güvene koşuyor. İçgüdüleri ona “yap”, mantığıysa “yapma” diyor. Bu nedenle ona sevgi göstererek, güven vererek ısrar etmeli, içgüdü ve mantık çatışmasından içgüdüsünün galip çıkmasını sağlamalısınız.

Kim bilge olur da
öpücükler katmak istemez
Tatlı sözlerine bu konu da,
çekinme öpmekten,
Seni bir öpen olmasa bile
İlkin karşı kor kadın:
“Çok kötüsün” der.
Görürsün karşı koymakla
yenildiğini de,
İncitme sakın incecik,
güzelim dudaklarını,
Yakınmasın kabaca davranışlarından
Bir öpücük alıp ardını getirmeyen
Yıkmış demektir yaptığını
kendi eliyle.
Aşırılık değildir öpüştükten
sonra işi sürdürmek.
Utanılacak bir yönü yoktur
onlarca bu işin
Severek katlanır baskıya kadın,
göster gücünü.
Yürekten isterler ezilmeyi sıkılmayı
Sevişirken içini açar kadının ezilmek
Bayılır tadına sıkılmanın ezilmenin
Bir gülüş belirir yüzünde,
acı doğar içinde,
Gönlünü yapmayınca, sızlar yüreği

Her şey olsun ister kadın, ama kendi elinde olmadan. Her zaman bir suçluluk duygusu içindedir ve bunu başka bir şeyin, başka birisinin üstüne atmak isterler. O yüzden “hayır!” sözcüğüne tıka kulaklarını.

Size güvenmesini sağlayın
Bir kadının size güvenmesi sizin kendinize güvenmeniz kadar kadar önemlidir. Sizin hiç kimseyi değil, sadece ve sadece onu istediğinize, ilişkinizi çevreye yaymayacağınıza, onu yüzüstü bırakmayacağınıza, zayıf anlarında ona destek olacağınıza inanması ve bu konularda size güvenmesi gerekir.

Kadınlarla arkadaş olmaya kalkmayın
Kız tavlamanın kurallarından biri de “Ani taarruz, kat’i neticedir.” Cinsellikten utanan kendisine güvenemeyen erkekler, “önce bir arkadaş olayım, sonra her şeyi söylerim” diyerek kadın üzerindeki isteklerini belirtmekten kaçınırlar. Bu çekingenlik arkadaşlık süresince de devam ettiğinden hiç bir zaman söyleyemezler. Söyleseler bile, onlar artık kadın için erkek olmaktan çok uzaktır. Bu nedenle de reddedilirler ve hatta arkadaşlıklarını da kaybederler.

Ateşle barut yan yana durmaz sözü, sadece barutla ateş arasındaki ilişkinin sonucunu değil, süresini de belirtir. Cinsel bir sonuç elde etmek istiyorsanız, kadına karşı yaklaşmanızın da cinsel olması gerekir. Unutmayın ki bir kadın hoşlanmadığı bir adamla sokakta dahi yan yana yürümez. Eğer sizi arkadaş çevresine almış, sizi de arkadaş olarak bellemişse, demiri tavında dövmeniz gerekir.

Kıskanmayın
Kıskançlık erkeğin boynuna takılan hızma gibidir. Kadın, kıskanan erkeği dilediği yere çeker götürür, ocağına incir ağacı diker. Dikkat edilirse kıskanılan kadınlar genellikle havai mizaçlı kadınlardır. Böyle bir kadına duyulan sevgiyle onu kaybetme korkusunun ürünüdür kıskançlık. Bu güçsüzlük, kadını kendinize bağlayamamış olmanız ya da onu kaybettiğinizde yenisini bulamayacağınız korkusunu dile getirir. Oysa, kadın sivilce gibidir. Kendi haline bırakırsanız, kolay iyileşir. Durmadan onunla oynarsınız azar, kıskançlık gibi deva bulunmaz bir illet olur. Kadın, güvercinler gibi uçup gitmek, gökyüzünde vakit geçirmek akşam olunca da kümese dönmek ister. Kıskançlık yüzünden buna izin vermeyen erkek, kadının havasızlıktan boğulacağını, sonunda büsbütün kaybedeceğini bilmelidir. Ayrıca şunu da bilmelidirler ki, kadın bir şeyi aklına koydu mu yapar. Hiçbir şey engel olamaz ona. Asıl mesele, ona engel olmak değil, sizinle ilişkisinin devam etmesidir.

Kadını eve götürmesini bilin
Kadın cinselliği içgüdüsel olarak istemekte fakat mantıksal olarak istememektedir. Bu bakımdan sürekli bir bocalama içindedir. Bunun için de kadını eve götürmesini bilmek ayrı biri incelik ve teknik isteyen bir iştir. İlk öncelikle uygun zamanı kollamak gerekir. Kadının yatağa gitmeden önceki bütün aşamalardan geçmesi gerekir. Daha önce elini dahi tutmadığınız bir kadını eve götürseniz bile, bir sonuç almanız süphelidir. Ya da kadının çok az vakti varsa, kapıdan girer girmez saldıracak da değilsiniz.

Kadın ne kadar hazır olursa olsun, “hadi eve gidelim” denildiği zaman itiraz eder. Bu nedenle de bu sözün hemen arkasına onun merak ettiği bir şeyi göstermek ya da dinletmek istediğinizi eklemeniz gerekir. “Hadi eve gidelim. Sana pul koleksiyonumu göstereyim.” vb.

Kadın günah saydığı davranışı seve seve tekrarladığı halde, bunun sözle ifadesini asla istemez (…) Hatta tersler erkeği, koyu ahlakçı kesilir.

Sonsöz:
İnsan mizacı kişiden kişiye değişir. Bu bakımdan elde edilmek istenen kadının mizacı kadar yukarıda anlattığımız taktikleri uygulayacak kişinin mizacı da başarıyı ya da başarısızlığı tayin edecektir. Başarısızlık halinde göz diktiğiniz kadını elde etmekten vazgeçip, çevredeki diğer kadınların peşine düşmek gerekir. Sürekli başarısızlık asla söz konusu olamaz. Eğer kendinize has bir yol tutturmuşsanız burada yazılanları uygulamaya çalışmanız boşunadır. Çünkü, nasıl her kadının kalbine giden bir yol varsa, her erkeğin de kendine ait yolları vardır. Şüphe yok ki, bilmek ve yapmak ayrı şeylerdir. Bu nedenle de artık bildiklerinizi, öğrendiklerinizi uygulamaya başlamanın zamanı geldi.

kadını mutlu etmek, kadınları mutlu etmek, sevdiği kadını mutlu etmek, kızları mutlu etmek, kadınların mutlu olmasını sağlamak, bir kadını mutlu etmek, kadınlar nasıl mutlu olur, kadınlar nelerden hoşlanır, kadınlar ne ister, kadın nasıl mutlu edilir, kadını tatmin etmek,