Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Kategori Arşivi Kadın Hastalıkları - Page 2

Gebelikte Genital Siğil, HPV, Kondilom Ve Tedavisi

Gebelikte Genital Siğil, HPV, Kondilom Ve Tedavisi

HPV enfeksiyonu doğurganlık yaşındaki kadınlarda çok sık görülür ve cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV virusu (human papilloma virusu ) Kondiloma Acumilatum adı verilen (kondilom) cinsel organdaki siğillere neden olur ve rahim ağzı kanseri ile ilişkilidir.

Geçirilmiş kondilom öyküsü olan veya gebelikte kondilom tespit edilen hastalarda gebelikten önceki 3 ayda Pap Smear yapılmamışsa gebe kaldığında pap smear mutlaka yapılmalıdır. Aslında tüm hamilelik planlayan kadınların gebelik öncesi bir kadın doğum uzmanına başvurup muayene olup danışma almaları gerekmektedir.

HPV virüsü (Kondülom virüsü) gebelikte anneden plasenta yoluyla bebeğe geçmemektedir. Geçiş şekli genellikle normal doğum sırasında bebeğe direkt doğum kanalından bulaşması şeklindedir. Çok nadiren sezaryen sırasında bebeğe geçtiği iddia edilir.

Eğer baba aday HPV taşıyıcısı veya aktif genital siğili, HPV virüsü olan biri ise, yine aynı şekilde sperm ile HPV virüsü bebeğe geçmez ve hem gebelik oluşumunda hem de gebeliğin devamında bebek için olumsuz etkisi olmaz. Fakat gebelikte cinsel ilişkide baba aday HPV taşıyıcısı ise, cinsel ilişkinin prezervatif ile olması tavsiye edilmektedir.

Doğum sırasında bebeğin solunum yoluna yerleşerek Juvenil Laringeal papillomatozis olarak isimlendirilen bir kanser türüne sebep olabilir.(Her 400 enfekte olup normal doğum yapan gebeden 1 tanesinin bebeğinde bu kanser gelişir).Bir çeşit solunum yoları kanseri ve tümörü olan bu kitle yeni doğan bebekte ciddi sorunlara yol açmaktadır.

HPV öyküsü varlığında doğum şekli olarak sezaryen tercih edilmelidir. Aile bu konuda bilgilendirilmeli ve riskler hakkında bilinçlendirilmelidir.

Bazı çalışmalarda nadiren de olsa düşüklere sebep olabileceği bildirilmiştir.

Hamilelerde kondilom tedavisinde koterizasyon, kriyoterapi ve dışarıdaki lezyonlarda trikloro asetik asit uygulanabilir.Tedavi uzman hekim tarafından yapılmalıdır.

Gebe olmayanlarda kullanılan lokal kremler imikanozol, podofilin , 5-florourasil kesinlikle kullanılmamalıdır. Bebek için toksiktirler.

Gebelikte ve Lohusalıkta Gardasil (HPV Aşısı- Rahim Ağzı Kanseri Aşısı) Yapılır Mı? Rahim Ağzı Kanseri Aşısı Ve Hamilelik…

Rahim ağzı kanseri aşısı Gardasil ‘in gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Gardasil ‘in gebelik sırasında kullanımına ilişkin veriler yeterince güvenilir değildir.
Bu nedenle GARDASİL ‘in gebelik sırasında kullanımı önerilmemektedir. Aşılama gebeliğin tamamlanmasından sonraki döneme ertelenmelidir.
Gardasil emzirme döneminde kullanılabilir. Klinik çalışmaların aşılama döneminde toplam 995 emziren kadına Gardasil veya plasebo uygulanmıştır. Annede ve emzirilen bebekteki istenmeyen reaksiyon oranları aşı ve plasebo gruplarında benzerdi. Ayrıca aşı immünojenitesi, aşının uygulandığı dönemde emziren veya emzirmeyen kadınlarda benzer bulunmuştur.Gardasil dışında yeni geliştirilen HPV aşıları gebelikte kullanımı hakkında ise yeterli bilgi henüz yoktur.

Rahim Ağzı Kanseri | Kadın Parkı

Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Kanseri nedenleri, doğal yöntemlerle Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Kanseri tedavisi, Rahim Ağzı Kanseri ilacı, Rahim Ağzı Kanseri nedir,

Rahim Ağzı Kanseri, Serviks Kanseri

Rahim ağzı kanseri jinekolojik kanserler içinde 2. sıklıkta görülen kanserdir. Pap smear incelemesinin yaygınlaşması ile rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı azalmıştır. Kanser displazi olarak adlandırılan hafif formu ile başlar ve ilerler. Anormal hücre büyümesi genellikle 25-35 yaşları arasında başlar. Bu hücreler prekanseröz (öncül kanser hücresi) olarak değerlendirilir. Zamanla bu hücreler kanser hücrelerine dönüşerek karsinoma in situ olarak adlandırılan rahim ağzının dış kısmında sınırları belli bir kanser oluşturur.

Bu durum tedavi edilmediğinde rahim ağzının diğer katlarına ve diğer organlara yayılır. Erken dönemde teşhis edilebilen vakaların % 95’inden fazlası iyileşebildiğinden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Rahim ağzı kanseri belirtileri (Serviks kanseri belirtileri) nelerdir?

Rahim ağzı kanseri belirtileri çok belirgin değildir ve serviksin kanser öncüsü değişikliklerinin herhangi bir bulgusu yoktur. Ancak hastalık ilerledikçe anormal kanamalar (adet arası, ilişki sonrası, menopoz sonrası kanama gibi), ağrılı ilişki, artmış akıntı ya da kasık ağrısı gibi şikayetler görülebilir. Bu bulguları beklemeden düzenli doktor kontrolüne gitmek önemlidir. 21 yaşından ibaren cinsel aktif olan her kadının yılda bir kez muayene olması ve pap smear aldırması gereklidir. Papsmear testi anormal ya da şüpheliyse kolposkopi denilen bir çeşit büyüteçle rahim ağzının incelenmesi ve biyopsi alınması gerekli olabilir. Eğer biyopsi sonucu kanser öncüsü bir değişiklik tespit edilirse LEEP denilen bir teknikle bu doku alınabileceği gibi, kriyoterapi ya da lazer tedavisi uygulanarak da bu bölge ortadan kaldırılabilir. Serviks kanserinini düşündürebilecek belirtiler özetle;

ü       Serviks kanserinin ilk başlangıç evrelerinde genellikle hiçbir  belirti ve bulgu görülmez.

ü       Çoğunlukla kanser yayıldıktan sonra belirti ve bulgular yavaş yavaş  ortaya çıkmaktadır.

ü       Aylık adet kanamaları dışında vajinadan anormal akıntı, özellikle renkli kanlı akıntı  gelmesi serviks kanserinin bir işareti olabilir.

ü       Cinsel ilişki sonrası kanama olması (postkoital kanama) sık görülen bir belirti olup yine cinsel ilişki sırasında ağrı olması da serviks kanseri belirtisi olabilir.
Rahim ağzı kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kansere yatkınlığı arttıran nedenler nelerdir?

  • Çok eşlilik
  • Cinsel temasın 20 yaşından önce başlaması
  • Viral ve bakteriyal enfeksiyonlar
  • Fazla sayıda doğum yapmak
  • Sosyoekonomik düzeyin düşük olması
  • Sigara içmek
  • C vitamini ve A vitamini eksikliği
  • Erkek eşin sünnetli olmaması
  • Hastanın bağışıklık sisteminin baskılanmasıdır.

Human Papilloma Virus Enfeksiyonları ve Rahim Ağzı Kanseri ilişkisi nedir?

Cinsel temas yolu ile bulaşan Human Papilloma Virüs (HPV) olarak adlandırılan virüsler genital siğillere yol açar ( hpv cervical cancer ). Bu virüs alındığında genital siğillere neden olabilir, herhangi bir lezyona neden olmadan sessiz olarak kalabilir veya rahim ağzındaki hücrelerde değişikliklere ve rahim ağzı kanserine neden olabilir.

HPV enfeksiyonları oldukça yaygındır. Pap Smear olarak adlandıran, rahim ağzından alınan örneğin patolojik incelemesinde atipik hücrelerin (bozuk hücrelerin) görülmesine en sık yol açan durum HPV enfeksiyonlarıdır. HPV’nin 60’den fazla değişik tipi vardır. Bazı tipleri rahim ağzı kanserine neden olur. Rahim ağzı kanseri kadınlarda en sık görülen ikinci kanserdir. HPV’nin  bazı tipleri de dış genital organ (vulva) ,anüs (makat) ve erkeklerde penis kanseri gelişmesine neden olur.

Genital siğiller vajina dışında veya içinde, rahim ağzında, anüs (makat) etrafında erkeklerde ise penis ve anüs etrafında oluşur. Genellikle kümeler halinde oluşan siğiller bazen çok büyüyebilir. HPV enfeksiyonları rahim ağzı hücrelerinde değişikliğe ve ileride rahim ağzı kanserine neden olabilir (hpv cervical cancer ).

Vitamin kullanımının serviks kanseri üzerine etkisi nedir?

Sigara içilmesi kadınlarda çok hücreli rahim ağzı  kanseri riskini arttırır. Bu risk sigara içiminin süresi, miktarı ve yoğun sigara dumanına maruz kalma ile daha da artar. Hiç sigara içmeyen ve duman maruziyeti olmayan kadınlara göre bu kadınlarda risk 3 kat daha fazladır.

Bazı vaka kontrollü çalışmalarda çeşitli gıdaların kanser riski üzerine etkileri araştırılmıştır. Diyet içerikleri karoten, C vitamini, E vitamini ve folik asitten zengin olan kadınlarda serviks kanserinin daha az görüldüğü bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarda A vitamininin az alınmasının riski arttırdığı gösterilmiştir. Yine benzer çalışmalarla beta-karoten düzeyinin serviks kanser oranı ile ters orantılı olduğu saptanmıştır. Ancak ağız yoluyla folik asit verilen iki randomize çalışmada koruyucu etkinlik gösterilememiştir. A vitamininin HPV ile ilişkili büyümeyi  önlediğini gösteren bazı deneysel çalışmalar mevcuttur.

HPV tanısı nasıl konur?

Kadın doğum muayenesi  sırasında siğiller görülebilir. Pap Smear incelemesi için rahim ağzından alınan örneklerde virüse ait genetik materyal de tespit edilerek HPV enfeksiyonlarının tanısı kesinleştirilebilir. Pap Smear incelemelerinde anormal hücreler saptanırsa rahim ağzından biyopsi örneği alınarak kanser yönünden araştırılır.

HPV enfeksiyonları birden fazla cinsel eşi olanlar, erken yaşta cinsel aktiviteye başlayanlar ve cinsel temas yolu ile bulaşan diğer enfeksiyonları taşıyanlarda daha sık görülür. HPV enfeksiyonlarının önlenmesinde cinsel ilişki sırasında prezervatif  kullanılması önemlidir.

Genital siğiller yerleşim ve büyüklüklerine göre değişik yöntemlerle tedavi edilir. Genital siğiller tedavi ile kaybolmasına rağmen virüs vücuttan atılamaz. Genital siğillerin tedavisinde değişik kremler kullanılabilir veya kriyoterapi (dondurularak) yada  elektrokoter (yakılarak) tedavisi ile siğiller çıkartılabilir.

HPV enfeksiyonunu almış olan kadınların rahim ağzı kanseri yönünden düzenli kontrollerinin yapılması gerekir.

Rahim ağzı kanserinin klinik bulguları nedir?

Erken evre kanserler genellikle bulgu vermez. Rahim ağzı kanseri, human papilloma virus cervical cancer,  erken dönemde teşhis edebilmek için yıllık rutin Pap smear testi yapılması ve jinekolojik muayene gereklidir.

İlerlemiş kanserin klinik bulguları nelerdir?

  • Adet kanamaları arasındaki dönemde kanama
  • Adet kanamalarının fazla olması
  • Vajinal akıntının artması
  • Cinsel ilişki sonrası kanama
  • Tek taraflı kasık ağrısı
  • Kilo kaybı , kansızlık

Pap smear testi nasıl uygulanır?

Pap smear testi rahim ağzındaki kanser öncüsü  lezyonları belirlemek için yapılan tarama testidir. Jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından hücre sürüntüsü alınır. Bu hücreler patoloji laboratuarlarında incelenir.
İlk test 18 yaşında veya cinsel aktivite başladığında yapılmalıdır. Her yıl düzenli olarak tekrarlanmalıdır.
Histerektomi (rahim alınması ameliyatı) ile rahmi ve rahim ağzı alınmış olan kadınlarda Pap smear testi vajinal kanser konusunda fikir verir. Histerektomi öncesinde yapılmış Pap smear test sonucu normal olmayan kadınlarda vajinal kanser için risk faktörleri de göz önünde bulundurularak testin 2 yılda bir veya daha sık tekrarlanması önerilir.
Bağışıklık sistemine ait bir bozukluğu olan, organ transplantasyonu yapılmış veya kemoterapi görmüş kadınlarda Pap smear testi 6 ay ara ile tekrarlanmalıdır.

Tanı ve Tedavide ne yapılır?

Rahim ağzı kanserinin, human papilloma virus cervical cancer, ilerlemesi bazen çok hızlı olabildiğinden, kanserin erken dönemde saptanabilmesi için tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene ve Pap smear testi yaptırmalarının büyük önemi vardır. Hastalık bulgu vermeye başladığında çoğunlukla ilerlemiş safhadadır. Kanserin tanısı jinekolojik muayene ve alınan örneklerin patolojik incelemesi ile yapılır. Serviks kanseri tanısını koymak için sırasıyla;

Tıbbi hikaye ve fizik muayene: Kişi doktora başvurduğunda kişisel ve aile ile bazı bilgiler sorulur. Bu soruların amacı risk faktörlerinin belirlenmesi ve serviks kanserinin hastadaki belirtilerini ortaya koymaktır. Ayrıntılı fizik muayene ile genel olarak sağlık durumu değerlendirilir. Jinekolojik muayene ile değerlendirme tamamlanır.
Sistoskopi, proktoskopi ve genel anestezi altında muayene: Sistoskopi işleminde, ışıklı, uzun ve dar bir tüp ile üretradan (idrar yollarının sonu) girilerek mesaneye ulaşılır. Bu yöntemle üretra ve mesane kanser yayılımı açısından incelenir. Şüpheli alanlardan milimetrik biyopsiler (parçalar) alınabilir. Sistoskopi, bölgesel anestezi ile sadece girilecek olan bölge uyuşturularak ya da bazı hastalarda genel anestezi altında yapılır.
Rektoskopi: Işıklı bir tüp ile rektumdan (kalın bağırsağın sonu) girilerek kanser varlığı araştırılır.
Biyopsi: Eğer alınan biyopsi (parça) sonucunda serviks kanseri olduğunuz ortaya çıkmışsa, bu tip kanserlerin tedavisi ile uğraşan bir cerraha başvurmanız gerekir.

Rahim ağzı kanseri tedavisi ise; prekanseröz (kanser öncüsü) lezyonların tedavisi lezyonun derecesine, kadının yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Erken evre kanserlerin tedavisinde sadece rahim ağzı veya rahmin alınması ile başarılı sonuç elde edilirken, ilerlemiş kanserlerde büyük ameliyatlar ve bunlara ek olarak radyoterapi  gerekir.
Serviks kanserinin evre ve derecesine göre tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi seçeneklerinden biri uygulanabilir. Serviks kanserlerinin küçük bir oranı gebelikte görülmektedir. Bu durumda serviks kanserinin evresine göre gebeliğe devam edilebilip tedavi doğum sonrasına ertelenebileceği gibi, gebelik sonlandırılıp hemen tedavi edilmesi de gerekebilir. Sonuç olarak serviks kanseri kanser tipleri içinde en erken tanınabilen ve belki de henüz kanser aşamasına gelmeden tedavi edilebilen bir kanserdir. Çünkü kanser öncüsü değişiklikler kolayca taranabilmekte, tanınabilmekte ve tedavi edilebilmektedir. Ayrıca geliştirilen aşılar sayesinde kansere neden olan bazı virüslere karşı koruma da sağlanabilmektedir. Düzenli doktor muayenesi ve papsmear testiyle bu kanser türünden korunmanın mümkün olduğu unutulmamalıdır.

Serviks  kanserinde hangi tedavi faydalıdır?

Küratif yani iyileştirici amaçlı bir tedavinin  hedefi, tümörün tamamıyla uzaklaştırılmasıdır. Palyatif yani asıl hastalığı yok  etmeksizin tesirlerini hafifletici bir tedavi ise, tümör tamamıyla uzaklaştırılamazsa, hastanın genel durumuna uygun ve hayat kalitesini göz önüne alan, tümöre en iyi şekilde etki etmeye çalışan bir terapidir.

Hangi tedavi yapılacağına  karar verebilmek için tümörün konumu, büyüklüğü ve dağılımının tam olarak bilinmesi şarttır. Ancak bu bilgiler mevcutsa, jinekologlar , radyoterapistler, onkologlar ve anestezistler gibi uzman hekimlerden oluşan bir uzmanlar ekibi hastayla birlikte ona uygun tedavi metodunu planlayabilir.
Kanser hastalığının safhası ve risk faktörleri, örneğin lenf düğümleri tutulması, gibi unsurlar tedavi seçiminde bir rol oynarlar. Ama özellikle hastanın genel durumu ve hayat şartları da ön plandadır. Eğer tıbbi sakıncası yoksa, kadınların çocuk sahibi olma istekleri de dikkate alınır, ama bu hususun henüz terapiye başlamadan önce ilgili hekimle konuşulması gerekir. ( Aşağıda evrelerine göre rahim ağzı kanseri resimleri verilmiştir. Rahim ağzı kanseri ilerledikçe etraftaki dokunun tutulumu da aşağıdaki rahim ağzı resimlerinde görüldüğü gibi hızla artmaktadır)

  • Küçük tümörlü ve genel durumu iyi olan kadınlar, birinci derecede tedavi seçeneği olarak ameliyat edilirler. Wertheim ameliyatı en çok tercih edilen operasyondur.
  • Kötü genel durumda olan kadınlar ve/veya hastalıkları ilerlemiş safhada olan kadınlara özellikle radyoterapi yani ışın tedavisi uygulanır. Böyle durumlarda sıkça hallerde adına radyokemoterapi denilen kemoterapiyle kombinasyon da mümkündür.

Serviks kanseri olan hastalarda hangi görüntüleme testleri yapılır?

  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Serviks kanserinin pelvik ve para-aortik bölgede lenf düğümlerine yayılım durumu BT ile gösterilebilir. Bu görüntüleme yönteminde, bir X-ışını demeti vücudun etrafında döndürülerek, çeşitli açılardan değişik görüntüler alınır. Alınan görüntüler bir bilgisayar aracılığı ile bir araya getirilerek vücudumuzun içinin görüntüleri oluşturulur. Ayrıntıları daha iyi gösterebilmek için damar yoluyla kontrast madde adı verilen özel bir boya kullanılır.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Serviks kanserinin komşuluğundaki veya uzağındaki diğer organlara ya da lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösteren bir diğer görüntüleme yöntemidir. MRG’ da manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudun iç yapısının ayrıntılı görüntüleri elde edilir. MRG’da X ışınları kullanılmaz. MRG, serviks kanseri tanısında rutin olarak kullanılmamaktadır. Çünkü BT hem daha ucuzdur hem de BT ile MRG’ dakine benzer görüntüler elde edilir.
  • İntravenöz Urografi (IVU): IVU, damar yoluyla özel bir boya verildikten sonra, idrar yollarının X ışınları ile çekilen filmidir. Bu boya kan dolaşımından böbrekler yoluyla atılır. Böbreklerden üreterlere ve oradan mesaneye geçer. Böbreklerden çıkan idrar yollarındaki anormallikleri gösterir. Serviks kanseri pelvik lenf düğümlerine yayılıp, üreter adı verilen, mesane ile böbrekleri birleştiren idrar yollarına bası uygulayıp buranın tıkanmasına neden olabilir. IVU ile tıkanıklık olup olmadığı anlaşılabilir.

Korunma nasıl sağlanır?

Rahim ağzı kanserinden, human papilloma virus cervical cancer,  korunmada en önemli basamaklardan biri cinsel temas yolu ile geçen enfeksiyonların önlenmesidir. Cinsel aktivitesi başlayan her kadın düzenli olarak  yılda bir kez  Pap smear testi yaptırmalı ve 6 ayda bir jinekolojik muayene olmalıdır. Riskli hasta grubunda 6 ayda bir smear  (kanser tarama testi) alınması önerilmektedir.

Göyüs ( Meme ) Büyütme

Meme Büyütme, Göyüs büyültme, meme büyültme Ameliyatı, meme büyütme ücreti, meme küçültme, göyüs büyültme ücreti, memeye silikon takma, silikon takma

Göğüsler, meme dokusu altına yerleştirilen ve genellikle silikon yapısında olan meme protezi ile büyütülebilmektedir. Meme büyütme ameliyatı için başvuran hastalar genellikle ulaşmak istedikleri meme büyüklüğünü tarif etmede güçlük çekerler. Sıklıkla, istedikleri sütyen numarasını söylerler (85, 90 gibi). Ancak çeşitli sütyen markaları, farklı büyüklükte olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde hastanın beklentisinin çok iyi saptanması, bunun yanında olabilecek farklı büyüklükler ve sebepleri (örneğin küçük yaşlardan beri çok küçük olan göğüslerin çok fazla büyütülmesi bir ameliyatta mümkün olmayabilir çünkü derinin belirli bir oranda esneme kabiliyeti vardır, bu toleransın çok zorlanması, komplikasyona- dikiş açılması, kapsül kontraktürü gibi- yol açabilir).


Hastalar ameliyat öncesi aspirin almamalı, vücudun herhangi bir yerinde enfeksiyon olmamalıdır. Kırk yaşın üzerindeki hastalarda özellikle ailede meme kanseri hikayesi varsa ameliyattan önce mamografik inceleme yapılmalıdır. Meme büyütme amacı ile günümüze kadar parafin, lastik, sünger gibi çok çeşitli yabancı maddeler yanında, hastanın kendi dokuları da kullanılmıştır. Yabancı maddelerin büyük kısmında reaksiyon olusumu ve atılım görülmüş, vücut dokularında ise zamanla erime ve küçülme ortaya çıkmıştır. İlk defa 1963 te silikon protezlerin kullanımıyla, bu alanda yeni bir çığır açılmıştır. Günümüze kadar silikon protezlerde çok önemli gelişmeler sağlanmış ve daha uzun süre dayanan ve çok daha az rahatsızlıklara neden olan protezler üretilmiştir.


Ameliyata karar verildikten sonra, hasta ile ayrıntılı bir görüşme yapılıp hastanın beklentileri belirlenir. Ameliyatın riskleri anlatılır. Aspirin alımı ameliyattan 10 gün önce kesilmelidir. Ayrıca yine sigara içiliyorsa, 10 gün önce kesilmelidir. Meme protezinin, kansere neden olmadığı birçok yabancı bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Bu araştırmalarda, 20-30 yıl gibi uzun süreler takip edilen hastalar incelenmiş ve meme protezi konulan hastalarda normal kadınlara göre meme kanseri oluşma oranı farklı çıkmamış hatta biraz daha düşük olduğu belirlenmiştir. Meme protezinin yerleştirileceği cebin açılması için üç değişik ulaşım yolu vardır. Bunlar: meme başı etrafı, meme altı ve koltuk altıdır. Teknik olarak en basit olanı meme altı kesisidir. Ancak bu metodun olumsuz tarafı, diğerlerine göre daha çok belirgin görülebilen bir iz bırakmasıdır. Ancak izin fazla belirgin olması halinde ikinci bir ameliyat ile azaltılması olasıdır. Meme başı halkası etrafından yapılan kesi ise en az iz bırakanıdır. Bunun olumsuz tarafı ise, teknik olarak biraz daha zor olması ve özellikle küçük çaptaki meme başı halkası durumunda ( 3 cm ve altı) protezi yerleştirmenin çok zor olmasıdır. Son dönemde özellikle ABD de en popüler yöntem içi su dolu olan protezlerin koltuk altından kas altına yerleştirilmesi.sıkça kullanılan ve endoskopik yöntemler ile gerçekleştirilen bu teknikte meme üzerinde kesi yapmaya gerek kalmıyor ve hiçbir iz bırakılmamış oluyor.


Aynı ameliyatta karın germe ameliyatı da yapılacak ise, bu durumda meme etrafı veya üzerinde herhangi bir kesi yapılmasına gerek kalmaz. Karın germe için yapılan göbek altındaki kesiden meme altına ulaşılarak protezler yerleştirilebilir.


1- Bu ameliyatta neler yapılır?


Bu operasyonda içi silikon veya sıvı ile dolu meme protezleri kullanılır. Bunlar değişik hacimlerde olup hastanın istekleri ve doktorun tavsiyeleri doğrultusunda uygulanacak hacim tespit edilir. Seçilen protezler, koltuk altından, meme altındaki kıvrım çizgisi üzerinden veya meme ucu etrafındaki renkli bölgenin (areola) sınırından küçük birer cilt kesisi yapılarak yerleştirilir. Protez hemen meme dokusunun altına veya göğüs kasının arkasına yerleştirilir. Her iki şekilde de hastanın süt bezleri korunduğundan çocuk emzirmede bir problem olmayacaktır.


2- Kimler bu ameliyat için uygun adaydır


Doğuştan meme dokusu hiç yok veya çok küçük ise, aşırı kilo kaybı veya doğuma bağlı meme dokusunda ileri derecede sarkma ve hacim kaybı varsa, her iki meme arasında büyüklük ve şekil farklılığı (asimetri) varsa, kanser ameliyatına bağlı olarak memelerin biri veya her ikisi alınmışsa veya kendi gözünüzde memeleriniz küçük görünüyorsa meme protezi operasyonu için aday olabilirsiniz.


3- Ameliyat hakkında bilgi


Operasyon 1-2 saat kadar sürer. Sedasyon eşliğinde lokal anesteziyle veya genel anesteziyle yapılabilir. Hasta genellikle aynı gün taburcu edilir. Bazen 1-2 gün yatması gerekir. Hasta sigara içiyorsa ameliyattan en az 2 hafta önce bırakması ve ameliyattan sonra en az 15-20 gün hiç içmemesi tavsiye olunur.


4- Ameliyata bağlı normalde beklenen rahatsızlıklar nelerdir


Ödeme bağlı ameliyat bölgesinde şişlik, meme başı duyusunda değişiklik, ciltte geçici çürükler, birkaç hafta boyunca göğüslerde ağrı ve hassasiyet artışı.


5- Ameliyatın riskleri vardır ve önceden bilinmesi gerekir


İnfeksiyon, sıvı birikimi (seroma), memelerde asimetri, göğüslerde sertleşme (protez etrafında kapsül oluşumuna bağlı), nadiren protez materyalinin yırtılması ve bunlara bağlı olarak ikinci bir ameliyatın gerekliliği. Meme protezlerinin ana maddesi olan silikonun kanser yapıcı etkisi olduğu halen kanıtlanmamıştır. Ancak kişinin kendisinde mevcut olan kansere yakalanma riskini arttırmadığı rahatlıkla söylenebilir. Meme dokusu içinde silikonun varlığı ancak mamografik tetkiklerde zorluk yaratabilir. Bazen meme başı ve göğüs cildindeki duyu değişiklikleri (hassasiyet artışı veya hissizlik) kalıcı olabilmektedir.


6- Normale dönüş


Hasta ameliyattan birkaç gün sonra sütyen giyerek işbaşı yapabilir. Dikişler 5-10 gün arasında alınır. Göğüslerle fiziksel kontakt en az 3-4 hafta sonra olmalıdır çünkü bu süre içinde temas ağrı meydana getirebilir. Pembe ameliyat yara izinin solarak gözden kaybolması aylardan birkaç yıla kadar sürebilir. Sonuçların sürekliliği değişkendir. Bazı durumlarda protezlerin tamamen çıkartılması veya yenileriyle değiştirilmesi gerekebilir.

Yumurtalık Kistleri | Kadın Parkı

Kadın hastalıkları, kadın sağlıgı, Yumurtalık Kistleri, yumurtalık kanseri, kist, kist nedir, kist kanseri, yumurtalık, kadın dogum, kadın dogum uzmanı, kist kanser tedavisi, yumurtalık kist kanseri, yumurtalıkda kanser, kist kanser nedenleri, kist kanser tedavisi,

Yumurtalık hastalıkları kısırlık nedeni olabilen hastalıklardan, çok basit ve kendiliğinden geçen fonksiyonel kistlere ve tanıda gecikmenin kadının hayatına mal olabilecek over kanserlerine kadar pek çok problem geliştirebilir. Karın boşluğunda olduğu için bazen geç bulgu verebilir. Yumurtalıklar sadece muayene değil mutlaka ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.Karın ağrısı, adet ağrıları, cinsel birliktelikte ağrı, mesane veya makata baskı hissi, sık idrara çıkma, adet düzensizliği durumunda jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografi uygulanmalıdır.

Kadınlarda şikayetleri olmasa da altı ayda bir jinekolojik muayene yaptırmasını öneren Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr Dr.Figen Taşer Güney “Yumurtalık Hastalıkları” ile ilgili şu bilgileri verdi:

Yumurtalıklar(overler) karın boşluğunda rahmin iki tarafında bağlarla serbest olarak asılı duran organlardır. Kadınların doğurganlığını sağlayan yumurta bu organda depolanır.Ayrıca beyinden salgılanan hormonların etkisi ile yumurtalıklardan salgılanan hormonlar, adet düzenini sağlar.

Her ay hormonların etkisi ile yumurtalıklardan yumurtayı içeren küçük bir kist oluşur. Bu kiste folikül denir.Yumurta büyüyen folikülden atılır ve sperm ile buluşursa oluşan embriyo hormonların etkisi ile rahimden oluşmuş dokuya tutunur ve gebelik oluşur. Yumurtalıkta bebeği erken dönemde besleyen bir kist oluşur.Gebelik oluşmamış ise adet kanaması ile son bulur. Folikül kistleri bazen büyüyebilir ve fonksiyonel over kisti denilen ince cidarlı, sıvı ile dolu yapıları oluşturur ve 1 ila 3 ay içinde kaybolurlar.

Yumurtalık kisti yumurtalıkların yüzeyinde veya içinde, içi sıvı ile dolu olan keselerdir. Pek çok bayan hayatının bir döneminde over kisti sorunu ile karşılaşmaktadır. Fonksiyonel over kistleri bazen hiç fark edilmediği gibi, kasık ağrısı, baskı hissi , sık idrara çıkma gibi şikayetlere yol açabilir. Bu kistler yırtılabilir, kendi ekseni etrafında dönebilir veya kistlerin içine kanama olabilir.Bu durumda şiddetli ağrı oluşur.

Kistler değerlendirilirken bazı parametreler dikkate alınmalıdır, yaş, menapoz, kist boyutları ve şikayetler ileri yaşlarda ve menopoz döneminde yani üreme çağı dışındaki bayanlarda kistler olumsuz özellikler taşıyabilir. Fonksiyonel (masum) kistler genellikle üreme çağında oluşur.

Fonksiyonel kistlerin birçoğu şikayete yol açmaz ve muayene sırasında tespit edilirler.Takip edilir 1-3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilirler.Doğum kontrol hapları yumurtlamayı baskılayıcı özelliklerinden dolayı tedavide kullanılırlar. Kist içine kanama olduğunda şiddetli ağrı olur, ağrı kesici kullanılarak takip edilebilir.Nadiren yumurta kisti çatlarken damara isabet eder ve batın boşluğuna yumurtlama sırasında kanama olur ise operasyon gerekebilir.Kist yırtılmalarında ani başlayan ağrı oluşur.Kist sıvısı karın organlarını saran periton denilen zar tarafından emilir.Hasta hastane koşullarında takip edilir.Kistler batın boşluğunda asılı duran yumurtalıkların kendi etrafında dönmesine ve yumurtalığın dolaşımının bozulmasına neden olabilirler. Bu durumda da ağrı gelişir.Takip ve gerekirse laparoskopi uygulanmalıdır.

Dermoid Kist: Yumurtalıklarda bulunan germ(üreme) hücrelerinden gelişir. Farklı dokular içerebilir(saç, diş, kıkırdak, kemik, barsak gibi..) Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Bazı kistler de neoplazik(tümoral) özellikler taşırlar. İleri yaşta gelişen, birkaç siklusta geçmeyen ultrasonografide içinde yoğun görünen yapılar, bölmeler içeren, karında sıvı toplanması, kilo kaybı, halsizlik ile beraber olan kistlere şüphe ile yaklaşılır. Bu bulgular varlığında genellikle bir patolog eşliğinde hasta opere edilir. Kist kanser olarak değerlendirilirse kanserin evresine göre sadece yumurtalığın alınması veya rahim ve yumurtalıkların karın zarı(omentum) lenf bezleri ve appendiksin alınması ve ardından ilaç tedavisi gerekebilir.

Çikolata Kisti (Endometriosis): Rahimin iç duvarının yumurtalıklarda yerleşmesidir. Kronik olarak kasık ağrısı adet döneminde ve cinsel beraberlik sırasında ağrıya yol açabilir. Yumurtalıkta oluşan kist erimiş çikolata görüntüsünde olduğu için çikolata kisti olarak adlandırılır ve önemli kısırlık nedenlerinden biridir. Kronik bir hastalıktır ve tekrarlayabilir.Bu kistler tespit edildiğinde çıkarılır ve yeni odakları baskılayıcı tedaviler uygulanır.

Polistik Over: Yumurtalıkların cidarında sıralanmış küçük kistler görülür. Hormon dengesinde oluşan değişiklik adet gecikmelerine yol açar.Metabolik problemleri de içerebilir. İnsülin direnci tip2 diyabet, obesite, kalp damar hastalığı riski, kısırlık, gebelikte düşük riski artışı görülebilir.

Tedavi siklus(adet) düzenleme veya çocuk isteğine göre planlanır.

POF (Prematür over yetmezliği): Yirmili veya otuzlu yaşlarda yumurtalık rezervinin azalması ve menopoz gelişimidir. Adetten kesilmesi ile belirti verir. Genetik özellik taşıyabildiği gibi bazen nedeni açıklanamamaktadır. Tedavide hormon replasmanı ile adet sağlanır fakat yumurtlama gelişmediği için çocuk sahibi olamaz.

Yazar: memorial