Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Kategori Arşivi Rahim Kanseri

Genital Uçuk Nedir? Nasıl ve Neden Oluşur?

Genital Uçuk Nedir? Nasıl ve Neden Oluşur?, vajinada sivilce, penisde sivilce, vajina, penis, genital bölge, genital bölge neresi, uçuk, sivilceyi önlemek,

Virüs erkekte penis üzerine, kadında ise hazneye,dış cinsel organlara ve rahim ağzına yerleşir.
Genital Uçuğun Belirtileri

İlk olarak deriden kabarık, ağrısız bir sivilce şeklinde ortaya çıkar. Bu kabarcıklar, uzun yıllar boyunca kalıcı olabilir ve zaman içinde karnabahar görünümünü alabilirler. Dış cinsel organlarda ortaya çıkan siğillerin bulaşıcılık ve estetik görünüm dışında bir zararı olmamakla birlikte, rahim ağzına yerleşen mikrop, rahim ağzı kanserine neden olması açısından önem taşır. Rahim boynu kanserlerinin %95′inin bu virüs ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Genital Uçuk Nasıl Bulaşır?

Doğrudan temas.
Cinsel ilişki.
Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir.
Tanı

Dış cinsel organlarda bulunan siğillerde tanı, görünüme bakılarak konulur. Rahim ağzı kanserlerinin tanısı, rahim ağzından alınan sürüntü örneğinin, patolojik olarak incelenmesi sonucunda konulur. Buna smir testi denir. Virüsün kanser öncesi değişikliklerle ilişkisi olabileceğinden kadınların, her yıl bu testi yaptırmaları önerilir.

Tedavi

Hastalığın etkin bir tedavi yöntemi yoktur. Dondurma veya yakma denilen işlemler ile kabarcıklar ortadan kaldırılsa bile sonuçlar pek başarılı değildir; hastalık tekrarlayabilir.

Bilinçsizce yaşanan ilişkiler sonucu her yıl binlerce kişiye cinsel hastalık bulaşıyor. Eğitimsizlik ve bilgisizliğin bedeli, ömür boyu taşınan hastalıklara, en önemlisi de rahim ağzı kanserine yakalanmak oluyor. Prezervatifin dahi önleyemediği birçok cinsel hastalıktan korunmanın en etkili yolu ise tek eşlilikten geçiyor. Dünyada her gün 100 milyon kişinin cinsel ilişkiye girdiğini söyleyen Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Çevik, her yıl da 15 milyon insanın cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalandığını belirtiyor.

Günümüzde 65 milyonun üzerinde insan virüs kaynaklı cinsel hastalıklarla yaşıyor. Bu hastalıkların üçte ikisi vücutta yıllarca yaşıyor ve hiçbir belirti vermeyebiliyor. Ülkemizde ise her üç kişiden biri, eğitimsizlik ve bilgisizlik başta olmak üzere birçok nedenden dolayı cinsel sorun yaşıyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalananlar, genellikle hastalığının farkında bile olmuyor. Cinsel hastalıklar daha çok, cinsel hayatın en aktif olduğu 18-28 yaş arasında görülüyor.

Cinsel ilişki sırasında korunma yöntemlerinin ciddiye alınmaması ya da ihmal edilmesi, çok eşlilik, son yıllarda yurtdışından gelen hayat kadınlarının sağlık kontrolü olmadan çalışmaları, gençler arasında cinsel ilişkinin daha özgürce yaşanması, cinsel yolla bulaşan pek çok hastalığın artmasına neden oldu. En etkili korunma yöntemleri dahi bu hastalıklar karşısında yetersiz kalıyor.

Kısırlığa da Yol Açıyor

Uzmanlar, sağlıklı cinsel ilişki konusunda duyarsızlık ve bilgisizliğin özellikle kadınları tehdit ettiğine dikkat çekiyor. Son yıllarda artan, HPV virüsünün neden olduğu Genital siğiller rahim ağzı kanserine davetiye çıkarıyor. Yine cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hem kadınlarda hem de erkeklerde kısırlığa neden olabiliyor ve çocuk sahibi olmak isteyenlerin hayallerini yerle bir ediyor. Ağrı ve yanma gibi şikayet unsuru oluşturmayan, zararsız görünen Genital siğillerle birlikte Herpes, Molluscum, bakterilerin neden olduğu bel soğukluğunun günümüzde artık çok sık görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, virüs hastalıklarının doğum sırasında bebeğe geçebileceğini belirtiyor.

Utanıldığı İçin Saklanıyor

Önce erkeklerde ortaya çıkan cinsel hastalık belirtileri; karın ağrısı, idrar yolu iltihabı, sık sık idrara gitme, idrar sırasında yanma, özellikle kadınlarda tekrarlayan idrar yolları iltihabı, cinsel organda kızarıklık, kaşıntı, döküntü, üreme organlarında renkli akıntılarla kendini gösteriyor. Uzmanlar, sağlıklı cinsel ilişki konusunda yeterli düzeyde korunma yöntemleri bilgisine sahip olmayan toplumumuzun tedavi aşamasında da sınıfta kaldığını, genellikle eczaneden aldığı antibiyotikle hastalığını tedavi etmeye çalıştığını belirtiyor.

Kişinin, utanarak cinsel hastalığını sakladığını ya da farkına varmadan bunu eşine ve partnerine bulaştırdığını ifade eden uzmanlar, her fırsatta cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en etkili yönteminin tek eşlilik olduğunu vurguluyor.

Stresle Yeniden Çıkıyor

Cinsel temasla bulaştığı zaman vücudunuzdan ömür boyu atamayacağınız, halk arasında ”cinsel bölgede uçuk” olarak bilinen Herpes virüsü, bilinçsiz cinsel ilişkilerin ardından vücuda yerleştikten sonra tamamen yok edilemiyor. Bulaştıktan sonra stresli dönemlerde cinsel bölgede tekrar ortaya çıkıyor, sadece şikayetleri hafifletici tedaviler yapılıyor. Bu virüsü tamamen yok edecek bir tedavi yöntemi ise henüz bulunamadı. Herpes vakaları son yıllarda çok eşli ve cinsel özgürlüğün fazlaca yaşandığı ülkemizde yaygın olarak görülmeye başladı.

Dudaktaki Uçuğa Benziyor

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Çevik, cinsel temasla bulaşan Herpes Simplex Virüsü”nün Genital bölgede sivilce şeklinde lezyonlar olarak kendini gösterdiğini, hastalık belirtilerinin görüntü olarak dudak çevresindeki uçuğa benzediğini açıkladı. Doç. Dr. Çevik, içi berrak sivilce gibi sıvı dolu yapıların, stresli dönemlerde vücut direncinin düşmesiyle tekrar aktif hale geldiğini vurguladı.

”Tip 2” Olarak Adlandırılıyor

Cinsel ilişki ile virüs bulaşmışsa, 1 ila 4 haftada belirtileri ortaya çıkıyor. İlk belirtiler 2-3 hafta Genital bölgede aktif olarak görülüyor. Herpes, kadınlarda daha çok vajinanın ön kısmı ve rahim ağzına, erkeklerde ise penisin son kısmına yerleşiyor. Vücut direnci yüksek kişilerde bu süre ortalama 1 haftaya düşüyor. Nükseden lezyonlar 3-4 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ağrı gibi şikayetlere yol açan Herpes hastalığında sivilcelerin patlaması ya da patlatılması durumunda şiddetli yanma, ağrı, oturamama gibi yakınmalar başlıyor.

Kadınlarda bu belirtilere ek olarak idrar yaparken yanma ve vajinal akıntı oluşabiliyor. Genital bölgede yaşayan bu virüsler ”Tip 2” olarak adlandırılıyor. ”Tip 1” virüsü ise genellikle dudak çevresinde ortaya çıkıyor. ”Tip 2” virüslerin çok nadir de olsa dudak çevresinde ortaya çıktığı görülüyor.

Sadık Kal; Güvende Ol

Aktif olduğu dönemde kişinin cinsel ilişkiye girdiği takdirde bunu partnerine ya da eşine bulaştıracağını söyleyen Doç. Dr. İbrahim Çevik, “Herpes hastalığı son zamanlarda özellikle gençler arasında artmaya başladı. Üstelik Herpes ile birlikte Genital siğil ya da molloscum hastalığı bir arada görülüyor. Bu virüse karşı prezervatif koruyucu olmuyor.

Çünkü prezervatifin koruyamadığı Genital bölgeyle temas sırasında virüs bulaşabiliyor. En iyi korunma yöntemi ise tek eşlilikten geçiyor” şeklinde konuşuyor. Aktif olduğu dönemde kişinin oturmasına izin vermeyecek kadar şiddetli ağrılara neden olan, cinsel ilişkiyi engelleyen hastalığın belirtileri geçtiğinde ilişkiye girilebiliyor.

Kökü Kurutulmuyor

Bu virüsü alan kişi ömür boyu dönem dönem aktif hale gelecek olan Herpes’ le yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyor. Virüsün kökünün kurutulamadığını, bunu yok edecek bir tedavinin şimdilik bulunmadığını anlatan Doç. Dr. Çevik, tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Kişinin bu virüsü taşıyıp taşımadığını kan testleriyle anlayabiliriz. Teşhisi desteklemek için, vücuda girdiğinde virüsle savaşan antikorların kandaki düzeyine bakılır.

En pratik yöntem budur. Ayrıca belirtilerden örnekler alınarak kültürde virüsün üremesi tanıya yardımcı olur. Hasta doktora geldiğinde yapacak fazla bir şey yoktur. Bunun aşısı yok. Herpes”in aktif olduğu dönemlerde iğne, hap ya da krem tedavileri şikayeti hafifletmekte etkili olabilir. Hap tedavisi erken dönemde faydalı olur. Bu virüsün kökünü kurutmak mümkün değil. Halkımız, Herpes virüsünün yol açtığı sivilce şeklinde belirtileri görünce kolay edinildiği için deri pomatları kullanıyor. Ancak bunların ne yazık ki hiçbir faydası yoktur.”

Gebelikte Genital Siğil, HPV, Kondilom Ve Tedavisi

Gebelikte Genital Siğil, HPV, Kondilom Ve Tedavisi

HPV enfeksiyonu doğurganlık yaşındaki kadınlarda çok sık görülür ve cinsel yolla bulaşan bir virüstür. HPV virusu (human papilloma virusu ) Kondiloma Acumilatum adı verilen (kondilom) cinsel organdaki siğillere neden olur ve rahim ağzı kanseri ile ilişkilidir.

Geçirilmiş kondilom öyküsü olan veya gebelikte kondilom tespit edilen hastalarda gebelikten önceki 3 ayda Pap Smear yapılmamışsa gebe kaldığında pap smear mutlaka yapılmalıdır. Aslında tüm hamilelik planlayan kadınların gebelik öncesi bir kadın doğum uzmanına başvurup muayene olup danışma almaları gerekmektedir.

HPV virüsü (Kondülom virüsü) gebelikte anneden plasenta yoluyla bebeğe geçmemektedir. Geçiş şekli genellikle normal doğum sırasında bebeğe direkt doğum kanalından bulaşması şeklindedir. Çok nadiren sezaryen sırasında bebeğe geçtiği iddia edilir.

Eğer baba aday HPV taşıyıcısı veya aktif genital siğili, HPV virüsü olan biri ise, yine aynı şekilde sperm ile HPV virüsü bebeğe geçmez ve hem gebelik oluşumunda hem de gebeliğin devamında bebek için olumsuz etkisi olmaz. Fakat gebelikte cinsel ilişkide baba aday HPV taşıyıcısı ise, cinsel ilişkinin prezervatif ile olması tavsiye edilmektedir.

Doğum sırasında bebeğin solunum yoluna yerleşerek Juvenil Laringeal papillomatozis olarak isimlendirilen bir kanser türüne sebep olabilir.(Her 400 enfekte olup normal doğum yapan gebeden 1 tanesinin bebeğinde bu kanser gelişir).Bir çeşit solunum yoları kanseri ve tümörü olan bu kitle yeni doğan bebekte ciddi sorunlara yol açmaktadır.

HPV öyküsü varlığında doğum şekli olarak sezaryen tercih edilmelidir. Aile bu konuda bilgilendirilmeli ve riskler hakkında bilinçlendirilmelidir.

Bazı çalışmalarda nadiren de olsa düşüklere sebep olabileceği bildirilmiştir.

Hamilelerde kondilom tedavisinde koterizasyon, kriyoterapi ve dışarıdaki lezyonlarda trikloro asetik asit uygulanabilir.Tedavi uzman hekim tarafından yapılmalıdır.

Gebe olmayanlarda kullanılan lokal kremler imikanozol, podofilin , 5-florourasil kesinlikle kullanılmamalıdır. Bebek için toksiktirler.

Gebelikte ve Lohusalıkta Gardasil (HPV Aşısı- Rahim Ağzı Kanseri Aşısı) Yapılır Mı? Rahim Ağzı Kanseri Aşısı Ve Hamilelik…

Rahim ağzı kanseri aşısı Gardasil ‘in gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Gardasil ‘in gebelik sırasında kullanımına ilişkin veriler yeterince güvenilir değildir.
Bu nedenle GARDASİL ‘in gebelik sırasında kullanımı önerilmemektedir. Aşılama gebeliğin tamamlanmasından sonraki döneme ertelenmelidir.
Gardasil emzirme döneminde kullanılabilir. Klinik çalışmaların aşılama döneminde toplam 995 emziren kadına Gardasil veya plasebo uygulanmıştır. Annede ve emzirilen bebekteki istenmeyen reaksiyon oranları aşı ve plasebo gruplarında benzerdi. Ayrıca aşı immünojenitesi, aşının uygulandığı dönemde emziren veya emzirmeyen kadınlarda benzer bulunmuştur.Gardasil dışında yeni geliştirilen HPV aşıları gebelikte kullanımı hakkında ise yeterli bilgi henüz yoktur.

Rahim Ağzı Kanseri | Kadın Parkı

Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Kanseri nedenleri, doğal yöntemlerle Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Kanseri tedavisi, Rahim Ağzı Kanseri ilacı, Rahim Ağzı Kanseri nedir,

Rahim Ağzı Kanseri, Serviks Kanseri

Rahim ağzı kanseri jinekolojik kanserler içinde 2. sıklıkta görülen kanserdir. Pap smear incelemesinin yaygınlaşması ile rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı azalmıştır. Kanser displazi olarak adlandırılan hafif formu ile başlar ve ilerler. Anormal hücre büyümesi genellikle 25-35 yaşları arasında başlar. Bu hücreler prekanseröz (öncül kanser hücresi) olarak değerlendirilir. Zamanla bu hücreler kanser hücrelerine dönüşerek karsinoma in situ olarak adlandırılan rahim ağzının dış kısmında sınırları belli bir kanser oluşturur.

Bu durum tedavi edilmediğinde rahim ağzının diğer katlarına ve diğer organlara yayılır. Erken dönemde teşhis edilebilen vakaların % 95’inden fazlası iyileşebildiğinden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Rahim ağzı kanseri belirtileri (Serviks kanseri belirtileri) nelerdir?

Rahim ağzı kanseri belirtileri çok belirgin değildir ve serviksin kanser öncüsü değişikliklerinin herhangi bir bulgusu yoktur. Ancak hastalık ilerledikçe anormal kanamalar (adet arası, ilişki sonrası, menopoz sonrası kanama gibi), ağrılı ilişki, artmış akıntı ya da kasık ağrısı gibi şikayetler görülebilir. Bu bulguları beklemeden düzenli doktor kontrolüne gitmek önemlidir. 21 yaşından ibaren cinsel aktif olan her kadının yılda bir kez muayene olması ve pap smear aldırması gereklidir. Papsmear testi anormal ya da şüpheliyse kolposkopi denilen bir çeşit büyüteçle rahim ağzının incelenmesi ve biyopsi alınması gerekli olabilir. Eğer biyopsi sonucu kanser öncüsü bir değişiklik tespit edilirse LEEP denilen bir teknikle bu doku alınabileceği gibi, kriyoterapi ya da lazer tedavisi uygulanarak da bu bölge ortadan kaldırılabilir. Serviks kanserinini düşündürebilecek belirtiler özetle;

ü       Serviks kanserinin ilk başlangıç evrelerinde genellikle hiçbir  belirti ve bulgu görülmez.

ü       Çoğunlukla kanser yayıldıktan sonra belirti ve bulgular yavaş yavaş  ortaya çıkmaktadır.

ü       Aylık adet kanamaları dışında vajinadan anormal akıntı, özellikle renkli kanlı akıntı  gelmesi serviks kanserinin bir işareti olabilir.

ü       Cinsel ilişki sonrası kanama olması (postkoital kanama) sık görülen bir belirti olup yine cinsel ilişki sırasında ağrı olması da serviks kanseri belirtisi olabilir.
Rahim ağzı kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kansere yatkınlığı arttıran nedenler nelerdir?

  • Çok eşlilik
  • Cinsel temasın 20 yaşından önce başlaması
  • Viral ve bakteriyal enfeksiyonlar
  • Fazla sayıda doğum yapmak
  • Sosyoekonomik düzeyin düşük olması
  • Sigara içmek
  • C vitamini ve A vitamini eksikliği
  • Erkek eşin sünnetli olmaması
  • Hastanın bağışıklık sisteminin baskılanmasıdır.

Human Papilloma Virus Enfeksiyonları ve Rahim Ağzı Kanseri ilişkisi nedir?

Cinsel temas yolu ile bulaşan Human Papilloma Virüs (HPV) olarak adlandırılan virüsler genital siğillere yol açar ( hpv cervical cancer ). Bu virüs alındığında genital siğillere neden olabilir, herhangi bir lezyona neden olmadan sessiz olarak kalabilir veya rahim ağzındaki hücrelerde değişikliklere ve rahim ağzı kanserine neden olabilir.

HPV enfeksiyonları oldukça yaygındır. Pap Smear olarak adlandıran, rahim ağzından alınan örneğin patolojik incelemesinde atipik hücrelerin (bozuk hücrelerin) görülmesine en sık yol açan durum HPV enfeksiyonlarıdır. HPV’nin 60’den fazla değişik tipi vardır. Bazı tipleri rahim ağzı kanserine neden olur. Rahim ağzı kanseri kadınlarda en sık görülen ikinci kanserdir. HPV’nin  bazı tipleri de dış genital organ (vulva) ,anüs (makat) ve erkeklerde penis kanseri gelişmesine neden olur.

Genital siğiller vajina dışında veya içinde, rahim ağzında, anüs (makat) etrafında erkeklerde ise penis ve anüs etrafında oluşur. Genellikle kümeler halinde oluşan siğiller bazen çok büyüyebilir. HPV enfeksiyonları rahim ağzı hücrelerinde değişikliğe ve ileride rahim ağzı kanserine neden olabilir (hpv cervical cancer ).

Vitamin kullanımının serviks kanseri üzerine etkisi nedir?

Sigara içilmesi kadınlarda çok hücreli rahim ağzı  kanseri riskini arttırır. Bu risk sigara içiminin süresi, miktarı ve yoğun sigara dumanına maruz kalma ile daha da artar. Hiç sigara içmeyen ve duman maruziyeti olmayan kadınlara göre bu kadınlarda risk 3 kat daha fazladır.

Bazı vaka kontrollü çalışmalarda çeşitli gıdaların kanser riski üzerine etkileri araştırılmıştır. Diyet içerikleri karoten, C vitamini, E vitamini ve folik asitten zengin olan kadınlarda serviks kanserinin daha az görüldüğü bildirilmiştir. Yapılan çalışmalarda A vitamininin az alınmasının riski arttırdığı gösterilmiştir. Yine benzer çalışmalarla beta-karoten düzeyinin serviks kanser oranı ile ters orantılı olduğu saptanmıştır. Ancak ağız yoluyla folik asit verilen iki randomize çalışmada koruyucu etkinlik gösterilememiştir. A vitamininin HPV ile ilişkili büyümeyi  önlediğini gösteren bazı deneysel çalışmalar mevcuttur.

HPV tanısı nasıl konur?

Kadın doğum muayenesi  sırasında siğiller görülebilir. Pap Smear incelemesi için rahim ağzından alınan örneklerde virüse ait genetik materyal de tespit edilerek HPV enfeksiyonlarının tanısı kesinleştirilebilir. Pap Smear incelemelerinde anormal hücreler saptanırsa rahim ağzından biyopsi örneği alınarak kanser yönünden araştırılır.

HPV enfeksiyonları birden fazla cinsel eşi olanlar, erken yaşta cinsel aktiviteye başlayanlar ve cinsel temas yolu ile bulaşan diğer enfeksiyonları taşıyanlarda daha sık görülür. HPV enfeksiyonlarının önlenmesinde cinsel ilişki sırasında prezervatif  kullanılması önemlidir.

Genital siğiller yerleşim ve büyüklüklerine göre değişik yöntemlerle tedavi edilir. Genital siğiller tedavi ile kaybolmasına rağmen virüs vücuttan atılamaz. Genital siğillerin tedavisinde değişik kremler kullanılabilir veya kriyoterapi (dondurularak) yada  elektrokoter (yakılarak) tedavisi ile siğiller çıkartılabilir.

HPV enfeksiyonunu almış olan kadınların rahim ağzı kanseri yönünden düzenli kontrollerinin yapılması gerekir.

Rahim ağzı kanserinin klinik bulguları nedir?

Erken evre kanserler genellikle bulgu vermez. Rahim ağzı kanseri, human papilloma virus cervical cancer,  erken dönemde teşhis edebilmek için yıllık rutin Pap smear testi yapılması ve jinekolojik muayene gereklidir.

İlerlemiş kanserin klinik bulguları nelerdir?

  • Adet kanamaları arasındaki dönemde kanama
  • Adet kanamalarının fazla olması
  • Vajinal akıntının artması
  • Cinsel ilişki sonrası kanama
  • Tek taraflı kasık ağrısı
  • Kilo kaybı , kansızlık

Pap smear testi nasıl uygulanır?

Pap smear testi rahim ağzındaki kanser öncüsü  lezyonları belirlemek için yapılan tarama testidir. Jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından hücre sürüntüsü alınır. Bu hücreler patoloji laboratuarlarında incelenir.
İlk test 18 yaşında veya cinsel aktivite başladığında yapılmalıdır. Her yıl düzenli olarak tekrarlanmalıdır.
Histerektomi (rahim alınması ameliyatı) ile rahmi ve rahim ağzı alınmış olan kadınlarda Pap smear testi vajinal kanser konusunda fikir verir. Histerektomi öncesinde yapılmış Pap smear test sonucu normal olmayan kadınlarda vajinal kanser için risk faktörleri de göz önünde bulundurularak testin 2 yılda bir veya daha sık tekrarlanması önerilir.
Bağışıklık sistemine ait bir bozukluğu olan, organ transplantasyonu yapılmış veya kemoterapi görmüş kadınlarda Pap smear testi 6 ay ara ile tekrarlanmalıdır.

Tanı ve Tedavide ne yapılır?

Rahim ağzı kanserinin, human papilloma virus cervical cancer, ilerlemesi bazen çok hızlı olabildiğinden, kanserin erken dönemde saptanabilmesi için tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene ve Pap smear testi yaptırmalarının büyük önemi vardır. Hastalık bulgu vermeye başladığında çoğunlukla ilerlemiş safhadadır. Kanserin tanısı jinekolojik muayene ve alınan örneklerin patolojik incelemesi ile yapılır. Serviks kanseri tanısını koymak için sırasıyla;

Tıbbi hikaye ve fizik muayene: Kişi doktora başvurduğunda kişisel ve aile ile bazı bilgiler sorulur. Bu soruların amacı risk faktörlerinin belirlenmesi ve serviks kanserinin hastadaki belirtilerini ortaya koymaktır. Ayrıntılı fizik muayene ile genel olarak sağlık durumu değerlendirilir. Jinekolojik muayene ile değerlendirme tamamlanır.
Sistoskopi, proktoskopi ve genel anestezi altında muayene: Sistoskopi işleminde, ışıklı, uzun ve dar bir tüp ile üretradan (idrar yollarının sonu) girilerek mesaneye ulaşılır. Bu yöntemle üretra ve mesane kanser yayılımı açısından incelenir. Şüpheli alanlardan milimetrik biyopsiler (parçalar) alınabilir. Sistoskopi, bölgesel anestezi ile sadece girilecek olan bölge uyuşturularak ya da bazı hastalarda genel anestezi altında yapılır.
Rektoskopi: Işıklı bir tüp ile rektumdan (kalın bağırsağın sonu) girilerek kanser varlığı araştırılır.
Biyopsi: Eğer alınan biyopsi (parça) sonucunda serviks kanseri olduğunuz ortaya çıkmışsa, bu tip kanserlerin tedavisi ile uğraşan bir cerraha başvurmanız gerekir.

Rahim ağzı kanseri tedavisi ise; prekanseröz (kanser öncüsü) lezyonların tedavisi lezyonun derecesine, kadının yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Erken evre kanserlerin tedavisinde sadece rahim ağzı veya rahmin alınması ile başarılı sonuç elde edilirken, ilerlemiş kanserlerde büyük ameliyatlar ve bunlara ek olarak radyoterapi  gerekir.
Serviks kanserinin evre ve derecesine göre tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi seçeneklerinden biri uygulanabilir. Serviks kanserlerinin küçük bir oranı gebelikte görülmektedir. Bu durumda serviks kanserinin evresine göre gebeliğe devam edilebilip tedavi doğum sonrasına ertelenebileceği gibi, gebelik sonlandırılıp hemen tedavi edilmesi de gerekebilir. Sonuç olarak serviks kanseri kanser tipleri içinde en erken tanınabilen ve belki de henüz kanser aşamasına gelmeden tedavi edilebilen bir kanserdir. Çünkü kanser öncüsü değişiklikler kolayca taranabilmekte, tanınabilmekte ve tedavi edilebilmektedir. Ayrıca geliştirilen aşılar sayesinde kansere neden olan bazı virüslere karşı koruma da sağlanabilmektedir. Düzenli doktor muayenesi ve papsmear testiyle bu kanser türünden korunmanın mümkün olduğu unutulmamalıdır.

Serviks  kanserinde hangi tedavi faydalıdır?

Küratif yani iyileştirici amaçlı bir tedavinin  hedefi, tümörün tamamıyla uzaklaştırılmasıdır. Palyatif yani asıl hastalığı yok  etmeksizin tesirlerini hafifletici bir tedavi ise, tümör tamamıyla uzaklaştırılamazsa, hastanın genel durumuna uygun ve hayat kalitesini göz önüne alan, tümöre en iyi şekilde etki etmeye çalışan bir terapidir.

Hangi tedavi yapılacağına  karar verebilmek için tümörün konumu, büyüklüğü ve dağılımının tam olarak bilinmesi şarttır. Ancak bu bilgiler mevcutsa, jinekologlar , radyoterapistler, onkologlar ve anestezistler gibi uzman hekimlerden oluşan bir uzmanlar ekibi hastayla birlikte ona uygun tedavi metodunu planlayabilir.
Kanser hastalığının safhası ve risk faktörleri, örneğin lenf düğümleri tutulması, gibi unsurlar tedavi seçiminde bir rol oynarlar. Ama özellikle hastanın genel durumu ve hayat şartları da ön plandadır. Eğer tıbbi sakıncası yoksa, kadınların çocuk sahibi olma istekleri de dikkate alınır, ama bu hususun henüz terapiye başlamadan önce ilgili hekimle konuşulması gerekir. ( Aşağıda evrelerine göre rahim ağzı kanseri resimleri verilmiştir. Rahim ağzı kanseri ilerledikçe etraftaki dokunun tutulumu da aşağıdaki rahim ağzı resimlerinde görüldüğü gibi hızla artmaktadır)

  • Küçük tümörlü ve genel durumu iyi olan kadınlar, birinci derecede tedavi seçeneği olarak ameliyat edilirler. Wertheim ameliyatı en çok tercih edilen operasyondur.
  • Kötü genel durumda olan kadınlar ve/veya hastalıkları ilerlemiş safhada olan kadınlara özellikle radyoterapi yani ışın tedavisi uygulanır. Böyle durumlarda sıkça hallerde adına radyokemoterapi denilen kemoterapiyle kombinasyon da mümkündür.

Serviks kanseri olan hastalarda hangi görüntüleme testleri yapılır?

  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): Serviks kanserinin pelvik ve para-aortik bölgede lenf düğümlerine yayılım durumu BT ile gösterilebilir. Bu görüntüleme yönteminde, bir X-ışını demeti vücudun etrafında döndürülerek, çeşitli açılardan değişik görüntüler alınır. Alınan görüntüler bir bilgisayar aracılığı ile bir araya getirilerek vücudumuzun içinin görüntüleri oluşturulur. Ayrıntıları daha iyi gösterebilmek için damar yoluyla kontrast madde adı verilen özel bir boya kullanılır.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Serviks kanserinin komşuluğundaki veya uzağındaki diğer organlara ya da lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösteren bir diğer görüntüleme yöntemidir. MRG’ da manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudun iç yapısının ayrıntılı görüntüleri elde edilir. MRG’da X ışınları kullanılmaz. MRG, serviks kanseri tanısında rutin olarak kullanılmamaktadır. Çünkü BT hem daha ucuzdur hem de BT ile MRG’ dakine benzer görüntüler elde edilir.
  • İntravenöz Urografi (IVU): IVU, damar yoluyla özel bir boya verildikten sonra, idrar yollarının X ışınları ile çekilen filmidir. Bu boya kan dolaşımından böbrekler yoluyla atılır. Böbreklerden üreterlere ve oradan mesaneye geçer. Böbreklerden çıkan idrar yollarındaki anormallikleri gösterir. Serviks kanseri pelvik lenf düğümlerine yayılıp, üreter adı verilen, mesane ile böbrekleri birleştiren idrar yollarına bası uygulayıp buranın tıkanmasına neden olabilir. IVU ile tıkanıklık olup olmadığı anlaşılabilir.

Korunma nasıl sağlanır?

Rahim ağzı kanserinden, human papilloma virus cervical cancer,  korunmada en önemli basamaklardan biri cinsel temas yolu ile geçen enfeksiyonların önlenmesidir. Cinsel aktivitesi başlayan her kadın düzenli olarak  yılda bir kez  Pap smear testi yaptırmalı ve 6 ayda bir jinekolojik muayene olmalıdır. Riskli hasta grubunda 6 ayda bir smear  (kanser tarama testi) alınması önerilmektedir.

Rahim Kanseri | Kadın Parkı

Rahim kanseri, Rahim, Kanseri, Rahim Ağzı kanseri, kadınlarda rahim kanseri, rahim kanseri nedenleri, rahim kanseri nedenleri, rahim kanseri tedavisi, rahim kanseri videolu, kadın rahim kanseri, rahim kanseri ilaçları, rahim kanser tedavisi, rahim kanseri tedavisi ve yöntemleri,

Kadın Parki Ailesi Olarak Bugunki Konumuzda Rahim Kanserini Araştırdık ve Rahim Kanseri Nedenlerini ve Tedavi Yöntemlerini Sizlerle Paylaşıyoruz.

Rahim kanseriveya tıbbi literatürde”uterin kanser veya uterus kanserleri” denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan (rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Bu kanserlere”endometrium kanseri” de denir.
Kadınlardaki tüm kanserler arasında dördüncü sırada olup, aynı zamanda en sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50-60 yaşları arasında görülür.

Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı (serviks), tüpler ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar. Bir kanserin lenf veya kan yoluyla yayılması olayına”metastas” denir.

Uterus (Rahim) Kanserlerinde Risk Faktörleri

Geç menopoz
Çocuk doğurmamış olmak
Genç yaşlarda adet düzensizlikleri, adet gecikmeleri, PCOS
Şişmanlık (Obesite)
Hipertansiyon
Şeker hastalığı (Diabetes mellitus)
Endometrial hiperplazi öyküsü olanlar
Önceden doğum kontrol hapı kullanmış veya kullanmakta olanlar rahim kanseri ve yumurtalık kanseri için risklerini azaltırken, rahim ağzı (serviks) kanseri için risklerini arttırırlar.

Rahim (Uterus) Kanserlerinde Ne Tür Şikayetler Olur?

Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası dönemde vaginal kanamalar iken adet gören kadınlardayse düzensiz adet kanamaları şikayetleridir.

ÇOK ÖNEMLİDİR!Menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış (özellikle pıhtılı) vaginal kanama şikayeti olan tüm kadınlar rahim kanseri riskine karşı doktora başvurmalıdır.

Ayrıca periyodik jinekolojik muayeneler sırasında vaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümü de rahim kanseri hakkında fikir verebilmektedir.

Menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium izlenmesi durumunda da hastalar kanser açısından değerlendirilmelidir.

Pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir. Bu test daha çok rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında önemlidir.

Rahim Kanserlerinde Tanı Nasıl Konulur?

Rahim kanseri kesin tanısı, rahim içersinden kürtaj yolu ile parça alınması (probe küretaj veya fraksiyone küretaj) ve bu parçanın mikroskop altında bir patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konur.

Patolojik değerlendirmede rahim kanseri tanısı konmuşsa, kanser hücrelerinin davranış potansiyelini gösteren hücresel”grade” (kanserin derecesi) belirtilir. Bu aşamadan sonra rahim kanserinin yayılma derecesini saptamak için ek tetkikler yapılabilir.

Rahim Kanserlerinde Tedavi Nedir?

Rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahimi almak (histerektomi operasyonu) temel prensiptir.

Operasyon sırasında hastalığın yaygınlığını saptamak amacıyla karın içersinden örnekler alınır, tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. Bunlara ilave olarak alt karın bölgesi ve aort damarı etrafındaki lenf bezlerinden de örnekler alınır.

Ameliyat sonrasında çıkartılan tüm parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak hastalığın yaygınlığı saptanır.

Eğer kanser rahim dışarısına yayılmamışsa histerektomi tam kür sağlar.

Ancak kanser başka organ veya lenf dokularına da yayılmışsa ek bir tedavi gerekecektir. Bu tür ilerlemiş rahim kanserlerinde cerrahiden sonra radyasyon (ışın) tedavisi uygulanmaktadır. Çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi (kemoterapi) de rahim kanseri tedavisinde uygulanabilmektedir.

Rahim Kanseri
Rahim kanseriveya tıbbi literatürde”uterin kanser veya uterus kanserleri” denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan (rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Bu kanserlere”endometrium kanseri” de denir.

Kadınlardaki tüm kanserler arasında dördüncü sırada olup, aynı zamanda en sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50-60 yaşları arasında görülür.

Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı (serviks), tüpler ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar. Bir kanserin lenf veya kan yoluyla yayılması olayına”metastas” denir.

Uterus (Rahim) Kanserlerinde Risk Faktörleri

Geç menopoz
Çocuk doğurmamış olmak
Genç yaşlarda adet düzensizlikleri, adet gecikmeleri, PCOS
Şişmanlık (Obesite)
Hipertansiyon
Şeker hastalığı (Diabetes mellitus)
Endometrial hiperplazi öyküsü olanlar
Önceden doğum kontrol hapı kullanmış veya kullanmakta olanlar rahim kanseri ve yumurtalık kanseri için risklerini azaltırken, rahim ağzı (serviks) kanseri için risklerini arttırırlar.

Rahim (Uterus) Kanserlerinde Ne Tür Şikayetler Olur?

Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası dönemde vaginal kanamalar iken adet gören kadınlardayse düzensiz adet kanamaları şikayetleridir.

ÇOK ÖNEMLİDİR!Menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış (özellikle pıhtılı) vaginal kanama şikayeti olan tüm kadınlar rahim kanseri riskine karşı doktora başvurmalıdır.

Ayrıca periyodik jinekolojik muayeneler sırasında vaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümü de rahim kanseri hakkında fikir verebilmektedir.

Menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium izlenmesi durumunda da hastalar kanser açısından değerlendirilmelidir.

Pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir. Bu test daha çok rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında önemlidir.

Rahim Kanserlerinde Tanı Nasıl Konulur?

Rahim kanseri kesin tanısı, rahim içersinden kürtaj yolu ile parça alınması (probe küretaj veya fraksiyone küretaj) ve bu parçanın mikroskop altında bir patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konur.

Patolojik değerlendirmede rahim kanseri tanısı konmuşsa, kanser hücrelerinin davranış potansiyelini gösteren hücresel”grade” (kanserin derecesi) belirtilir. Bu aşamadan sonra rahim kanserinin yayılma derecesini saptamak için ek tetkikler yapılabilir.

Rahim Kanserlerinde Tedavi Nedir?

Rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahimi almak (histerektomi operasyonu) temel prensiptir.

Operasyon sırasında hastalığın yaygınlığını saptamak amacıyla karın içersinden örnekler alınır, tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. Bunlara ilave olarak alt karın bölgesi ve aort damarı etrafındaki lenf bezlerinden de örnekler alınır.

Ameliyat sonrasında çıkartılan tüm parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak hastalığın yaygınlığı saptanır.

Eğer kanser rahim dışarısına yayılmamışsa histerektomi tam kür sağlar.

Ancak kanser başka organ veya lenf dokularına da yayılmışsa ek bir tedavi gerekecektir. Bu tür ilerlemiş rahim kanserlerinde cerrahiden sonra radyasyon (ışın) tedavisi uygulanmaktadır. Çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi (kemoterapi) de rahim kanseri tedavisinde uygulanabilmektedir.

Konu Alıntıdır.. Hastane com tr ye Teşekkürler Bilgi Paylaştıkça Büyür.