Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Cinsel Hayat Seks Sex İlişki Gerdek

Anal İlişki – Livata
Bekaretin İzalesi
Cinsel Görevden Kaçılır mı?

Cinsel Hayat Bir İbadet midir?
Cinsel İlişki
Cinsel İlişkide Ağrı
Cinsel İlişkiden Önce Besmele
Cinsel Organlar ve İşlevleri
Cinsel Öğretim Farzdır
Cinsel Resim ve Filmler
Çıplak Erkek Resmi Sakıncalımı?
Ergenlik Dönemi Sorunları
Erkek Hanımın Göğsünden Süt Emse
Fuhuş ve Fahişe
Gerdek Gecesi
Hamile-Hastalıklı Eşle Cinsel İlişki
Huriler
İlişkide Eşlerin Başkalarını Hayali
İlişkide Müstehab ve Mekruhlar
İslamda Cinsellik Konusu Günah mı?
Kadın İhtilam Olur mu?
Kur’an Bulunan Odada Cinsel İlişki
Lezbiyenlik
Mastürbasyon – Elle Doyum
Mübarek Gecelerde Cinsel İlişki
Oral Seks
Sevişmek
Sevişmede Sınır Var mıdır?
Sevişmek Ne Zaman Gusül Gerektirir?
Sperm ve Süt Bankası Tuzağı
Tavsiye Edilen-Edilmeyen Vakitler
Yasak Meyve
Zina

Anal İlişki Kadınla Arka Organdan Cinsel İlişki

Kadına arka organdan temas ne şekilde olursa olsun kesinlikle haramdır. Şayet kadın bu işe razı olacak olursa, o da büyük günaha ortak olur. Eşler arası bile olsa anal ilişki, livata olarak adlandırılmış olup, yasaklanmıştır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah’ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara,:222)

“Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O’nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!” (Bakara,223)

Cinsel ilişki çocuğun çıktığı yerden olmak şartıyla ister kadının yüzü dönük olsun size, isterse arkası, Cenab-ı Hak (C.C.) helal olan yere ekin tarlası diyor. Yani çocuk yetişen doğum olan yer, bunun dışında herhangi bir yerden varmak haramdır.

Allah Resulu buyuruyor:

Kadınlara arkadan varmayınız.

Kadınlara arkadan yaklaşana lanet edilmiştir.

Allah’ın size emrettiği yerden kadınlara yanaşın.
Erkeğin cinsel organının sünnet kısmı kadının arka organına sokulmasıyla bu haram işlenmiş olur. Karısının tenasül uzvunu bırakıp da livata edenlere, şiddetli tazir lazım olur.

Kaynaklar:
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan
2) İlmihal, İslam ve Toplum, Türkiye Diyanet Vakfı
3) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Fetvalar, Mehmed Emre
4) Tirmizi

Gerdek Gecesi
Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.

Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:

Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma’yı Hazret-i Ali’ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:

(Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.)

Gelin Saçları

İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:

İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.

Her şeyden önce, eşler birbirine çok samimi, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatle yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmeli. Eşini incitecek küçük davranış, hatta imadan sakınmalı. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğunu bilmeli.

Erkek aceleci ve kaba olmamalı. “Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum” gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, sevgi oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsi tatmin, kadının da hakkıdır.

Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabii ve fıtri bir şekilde, isteyerek teslim etmeli. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mana ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalı.Düğünün stresli ve gergin ortamından sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cima tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.

İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.

Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.

Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.

Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle baş başa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiidir, hoş karşılanmalı.

Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimi bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalı. Kız konuşmaktan, ona açılmaktan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmeli. Kızın sessizce dinlemesi ve ara sıra hafif karşılık vermesi de kâfidir. Bütün mesele, öpüp okşayarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalı. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmeli.

İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalı.

Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için dua etmelidir.

Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telaş ve sabırsızlık göstermemeli. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezaketinin mükafatı da sonradan görülür.

İlk olarak bir erkekle buluşmak, yıllarca barındığı ailesinden ayrılıp, yeni bir aile hayatına girmek, bir kız için elbette çok önemli bir olaydır. O anda, erkeğin geniş şefkat ve sevgi kanatlarına ihtiyacı vardır. Bir kadın, kendisiyle buluştuğu ilk erkeği asla unutmaz. Eğer kadın ilk zifaf gecesinde tatlı heyecanlar yaşamışsa, sevgi, sabır, nezaket ve geniş bir anlayışla karşılaşmışsa, o erkeğe ömür boyu minnettar kalır. Bu ilk olay, kadın için unutulmaz bir hatıradır. Hatta o adam o kadını sonradan terk etse, hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbindeki o esrarlı hatıra daima yaşar.

Gerdek Gecesi

Erkeklik gösterisi sanılan, “kedinin bacağını ayırmak” gibi kabalık uygun değildir. Bilhassa bu gece, erkek de çok nazik olmalı!

“Bir kadın, on senedir kocasıyla garip bir şekilde yaşıyor Ancak ayda bir defa temasta bulunuyor ve bu temas esnasında da kadın tamamen soğuk davranıyor. Gerdek gecesi, kocası bu kadının kalbini kırmış. (Ne zayıfmışsın, hem de çirkinmişsin) demiş. Kadın bunu unutamamış. Kadını yaralayacak, zayıfsın, şişmansın, uzunsun, kısasın, yaşlısın gibi sözlerden uzak durmalı!

Ön Hazırlık

Gerdek gecesinde diğer önemli husus da, ön hazırlığın gelini ürkütecek ve gönlünü soğutacak bir vaziyette olmamasıdır. Bunun için bir de, soyunma sırasında dikkatli olmak gerekir. Bir kere damadın gelini kendi eliyle soymaya kalkması doğru değildir. Gelin ve damat, kendi kendine soyunmalı. Çırılçıplak soyunmak da uygun değildir. Ekseriya gelin, erkeğin karşısında ilk defa çıplak olarak görünmekten ve erkeği çıplak olarak görmekten dehşet ve sıkıntıya düşebilir.

Soyunma sırasında, utanma duygularının korunması için, bu işin de perdelenmesi gerekir. Bunun için ya lamba söndürülmeli veya az ışıklı gece lambası bulundurulmalı. Çıplak vücutla ortada görünmenin vereceği sıkıntıyı hesaba katmalı. Bu durum edebe de aykırıdır. Âişe validemiz, (Ben Resulullahın edep yerini görmediğim gibi, o da benim edep yerimi görmedi) buyuruyor. Müslüman da bu sünnete uymaya çalışmalı!

Bazı erkekler, zifaf gecesinde hem kendi vücutlarını teşhir eder, hem de kadını tamamen soyarak, kaba ve hoyratça davranışlarıyla, gelini sıkıntı içinde bırakırlar. Bu çok yanlıştır.

Soyunma olayında, ayakta büsbütün soyunmaya kalkışmamalı, yalnız üstteki kaba elbiseler çıkartılmalı, iç çamaşırları, yorgan altına girdikten sonra çıkarılmalı.

İlk Temas

Zifaf gecesinde sevgi oyunu önemlidir. Sevgi oyunu nâzikâne, erkeğin gelini heyecana getirme tekniği mükemmel olduğu zaman, kadın ne kadar utangaç olursa olsun, yavaş yavaş eşine itimadı çoğalmaya ve rahatlamaya başlar. Ondan sonra teslimiyet duygusu artar, çekingenlik yerine arzu doğmaya başlar. Birçok gelini inciten ve ürküten şey, eşlerinin bu gece kaba ve anlayışsız davranmalarıdır. Henüz mahcubiyet içinde bulunan bir gelini, evlilik hayatına yavaş yavaş alıştırmalı. Damat, gelinde arzu uyandırma yollarını aramalı, utangaçlık hislerinden kurtulmasına yardımcı olmalı. Normal bir kadın, belki kocasının arzusunu tahrik etmek için önce çekingen davranır. Aslında o, fethedilmekten hoşlanır. Fakat mukavemetin kaba bir şekilde kırılma teşebbüsünü asla hoş görmez. Bunun için damat, nezâket, sabır ve incelik hususlarını asla gözden uzak tutmamalı. Gelin de, hayatının belki en heyecanlı anlarını yaşayan eşinin başarısını baltalayacak davranışlardan, mümkün olduğu kadar kaçınmalı.

Bekâretin izâlesi

Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir. Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.

Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.

Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.

Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.

Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.

Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.

Mehmet Ali Demirbaş

Cinsel Görevden Kaçılır mı?

Kadının cinselliğinden yararlanmak kocanın hakkı olduğu gibi, erkeğin cinselliğinden yararlanmak da kadının hakkıdır. Erkek de bu hakka riayet etmediği takdirde günahkar olmuş olur.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bir derece daha fazladır.”

(Bakara Suresi : 228)

Bu ayette bahsedilen bir derece, cinsellik konusunda değildir. Cinsellik konusunda erkek-kadın eşittir. Erkeğin bir derece daha haklı olduğu konu onun kadını gözetmesi, malını koruması, onu idare etmesi, ailenin yükünü çekmesi açısındandır.

Allah Resulu buyuruyor:

Kadın kocasının izni olmadan (farz oruç dışında) oruç tutar da orucu sebebiyle kocasının arzularını karşılamaktan kaçınırsa Allah ona üç haram işin günahını yükler.
Kişi cinsel ilişkide karısını çağırdığı zaman karısı ocak başında yemek pişiriyorsa da kocasının davet cevap versin.
Kişi karısını yatağa çağırdığı zaman (bir özrü olmadan) kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple ona kırgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler.
Size cennetlik kadınları tanıtayım mı? Onlar bir hata ettikleri veya kocaları tarafından bir haksızlığz uğratıldıkları zaman kocalarına karşı: “Seni hoşnud etmedikçe uyumayacağım diyebilen kocalarına düşkün kadınlardır.
Kadın ocak başında olsa bile kocasının davetine icap etmelidir.

Aynı şekilde kocanın cinselliğinden yararlanmakda kadını hakkıdır. Bu hakkını almasına yardımcı olmak da kocasının görevidir. Kocanın bu görevini yapmaması, onu suçlu ve günahkar yapar. (3) Hatta koca cinsel görevini yapamadığı zaman kadın mahkemeye başvurup boşanabilinir. Bu hak erkeğe de verilmiştir.

Ancak cinsel hakka riayette kadın ile erkek arasında iki fark vardır:

1. Erkek, cinsel hakkını kadından hemen isteyebilirken, kadın bu hakkını hemen isteyememektedir. Erkek, azami dört ayda bir kadının cinsel hakkını vermek zorundadır.

2. Erkek, cinsel hakkını kadından bizzat isterken, kadın ancak mahkeme yoluyla isteyebilmektedir. Hastalık gibi önemli bir mazereti olmaksızın, sırf zarar ve eza vermek amacıyla karısı ile cinsel münasebette bulunmayan erkek hakkında karısı dava açabilir.

——————————————————————————–
Kaynaklar:

——————————————————————————–
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
2) Mürşit, Turan Yazılım
3) Tefsir-i Kurtubi 3/124
4) Tarikat-i Muhammediyye, İmam-ı Birgivi, Demir Yayınları, 1996, s.460

Cinsel hayat bir ibadet midir?

Cinsel hayatı ibadet hayatının bir bir bölümüdür. Çünkü yapılması ve yapılmaması doğrudan sevap veya günah kapsamına girmeyen mübah işler dahi Allah rızası gözetilerek ibadete dönüştürülebilinir.

Unutmayalım! her zaman ibadet zamanı, her mekan ibadet mekanıdır.

Her söz, her davranış ve her iş ya ibadet sınırların içinde veya dışındadır, buna cinsel hayatın ibadet hayatının bir bölümü olduğu yönünden bakarsak:

Cinselliği korumak ve kullanmak bir ibadettir: İnsanlarda cinsel organları, tatmin edilmek istenen cinsel arzuları yaratan ve üreme organına yükleyen Allah’tır.

O’nun yarattığı cinselliğe saygı duyarak ve O’nun koyduğu yasalar içinde evlilik yoluyla cinsel organları kullanarak tatmine ve üremeye yönelmek, Allah’ın hilkatını ve yüklediği görevleri korumaktır. bu sebeple de saf ibadettir.
Allah’a isyan olduğu içindir ki Allah Resülü cinsel hayattan çekilmeyi yasaklayarak şöyle buyurmuştur.

“İslam’da cinsel hayattan çekilmek yoktur.”

Cinsel hayatı evlilikle başlatıp sürdürmek ibadettir: Allah’ın ve Peygamberi’nin emirlerini uygulayarak evlenmek ve böylece cinsel hayatı başlatıp sürdürmek ibadettir.
Evlilik ancak cinsellikle oluşturulup yaşatılabileceğinden, hele cinsel eylemler pek tabi bir iabdettir?

Cinsel haramlardan kaçınmak ibadettir: Cinsel haramlar dahil, Allah’ın ve Peygamberinin bütün yasaklarından kaçınmak ibadettir. Kaçınılması gerekenilahi yasaklardan biri zinadır.

Zina yapmak imkanlarına malik iken Allah’ın azabından korkarak ve rızasını talep ederek zinadan kaçınmak öylesine büyük bir ibadettir ki, bu ibadet dünyada mücizemsi olayları doğurabilecek yüceliktedir.

Cinsel haramlardan korunmak için eşle cinsel ilişki ibadettir: Haramlardan kaçınmak farzdır. Cinsel haramlardan korunmamıza yardımcı olacak girişimlerde bulunmamız da farzdır. Farzların ifası ise Allah’a itaat olup ibadettir.

——————————————————————————–

Kaynak: Ali Rıza Demircan (Allah c.c razı olsun), İslama Göre Cinsel Hayat, Sayfa 31-41 1.cilt, Eymen Yayınları, İstanbul, 2002
Kısmen özetlenerek alınmıştır

Cinsel ilişki

Başlangıç Safhası: Terketmek erkek için kabalık, kadın için eziyettir. Beş duyudanda faydalanmalıdır.
Görme

-İlişki öncesi gözler cinsel hisleri tahrik edecek şeyleri görmeli.
-Vakit gece ise, fazla ışıklı olmaması, ışığın söndürülmesi veya ışığın az olması uygundur.
-Kadında veya erkekte ister giyinik ister çıplak olsun gözleri rahatsız edecek, az-çok soğukluk etkisi yapacak görüntüler olmamalı.
-Kadının -dışarıya değil erkeğine karşı süslenmesi gerekir.
Duyma
-İlişki öncesinde can sıkıcı sözler olmamalı
-Gönül alıcı fısıldaşmalar, tatlı bir sohbet en azından sevgi dolu birkaç söz.
Koklama
-Güzel kokular etkileyicidir. Bu inceliği bilen kadın, o anda güzel kokularla kokulanmayı da ihmâl etmez.
-Bedenin temizliği ve hoş olmayan kokudan arınmış olması da yeterlidir.
-Eşlerin temiz vücudlarından birbirine verdiği fıtrî ve tabii kokunun, başlı başına te’sirli bir gücü vardır.
-En çok rahatsız edici kokular, ağız kokusu ile ağır ter kokusudur.
-Vücudda fazla ter toplayan koltukaltı ve kasık bölgeleri, haftada bir tıraş edilmeli ve yıkanmalıdır.
Tatma
-Dişler fırçalanmalı veya misvâklanmalıdır.
-Ağızda soğan sarmısak veya sigara kokusu rahatsız edicidir.
-İlişki başlangıcında ağız bölgesinin, dil ve dudaklar çevresinde yaptığı temaslar da, tatma hissinden gerekli zevki almaya yeterlidir..
Dokunma ve Okşama
-İlişkiye hazırlanmada “aşk oyunları” denilen en te’sirli yöntem vücudun çeşitli yerlerine yapılan dokunma ve okşama işidir. Bunun için önce yeteri kadar soyunmuş olmalıdır.
-Üst vücudda bir iç elbisesinden başkasını bırakmamak, hattâ vaziyete göre, yatak içinde soyunmuş olmak, ilişki zevkinin ziyâdesiyle yaşanmasını sağlar.
-Dokunma ve okşama vazifesi, kadından çok erkeğe düşer.
-Kadında omuz ve dizlerden mahrem yerlere kadar birçok bölge, okşanmaya karşı hassastır.
-Temas ve taramalar, çevreden merkeze doğru kayarak, kadında asıl temâs için kuvvetli bir arzu belirinceye kadar devam etmelidir.

Cinsel Açıdan Duyarlı Bölgeler

Ağız ve Öpüşme

-Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duygu bulunmaktadır. Öpme ve öpüşme de ağız ve dudak çevresinin son derece duyarlı olmasından doğmuştur.
-Hem cinsel beraberliği başlatır, hem de orgazma varmada önemli bir rol oynar.
-Dudaklar ve dil, en duyarlı bölgelerdendir.
-Özellikle alt dudakların ve dilin emilmesi, kadınlar için cinsel hazzı artırıcı etki uyandırır
Penis

Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı alanı penis ucudur.

Kulaklar
Özellikle kulak arkası ve ve kulak memesi çok duyarlı bölgelerdir.
-Bir kez alışkanlık oluştuğunda kulak memeleri de salt elle dokunmaktan cinsel heyecan doruğuna yaklaştıran uyarımlar sağlar. Orgazma doğru giderken hafif hafif kulakları okşama ya da yalama bu etkiyi doğurur.

Klitoris
-Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Cinsel heyecen sırasında klitoris büyür, sertleşir ve orgazm sırasında doyum noktasını oluşturabilir.
- Kadında cinsel uyarılmaya yol açan en hassas bölgedir.
-Kadın vücudunun en duyarlı noktası olduğu için, hafifçe okşamalıdır!

Küçük Dudaklar

Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.

Büyük Dudaklar

Erkeğin torbalarını andırır. Penis üzerinde uyarıcı etkisi vardır.

Göğüsler

-Kadınların meme uçları adeta birer klitoris görevi görür ve uyarılmaları kadına büyük haz verir. Buradaki sinir uçları vajina yöesindeki uyarım sistemiyle bağlantılıdır.

-Aynı şekilde, memelerin koltuk altlarına doğru uzanan yan kısımları ile iki memenin ortası, bir de altlarındaki yuvarlıklar, hassas ve uyarıya açık bölgelerdir.

- Göğüs uçlarının etkili biçimde okşanması ya da emilmesi, dölyolu çevresindeki salgı bezlerini harekete geçirerek dölyolunun ıslanmasını ve cinsel birleşmeye hazırlanmasını sağlar. Erkeklerde bu duyarlılık son derece düşüktür.

Kalçalar
Erkekler bu bölgeye karşı özel bir cinsel duyarlılık gösterir.

Bacaklar

Bacakların iç bölgeleri cinsel uyarıya karşı kesin bir tepki gösterir.

Okşama Şekli
- İlişkiden önce, hassas bölgelerin hafif okşamalarla tahrik edilmesi gerekir.
-Okşamaya, en hassas bölgelerden başlanmaz. Daha az hassas bölgelerden başlayarak, en hassas bölgelere, merkeze doğru kaydırılan yumuşak bir okşama idealdir.
İlişki Safhası
Şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadının mahrem bölgesinde birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar.
Kadın o anda cinsî his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrîk edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez.

Eşler, arzu ettikleri temas şeklini tercih ederler.
Temas safhasında en mühim mes’ele, erkeğin acele etmemesidir.
Erkek, zaman zaman duraklamalar ve ihtiyatlı tavırlarıyla, sondaki “orgazm” durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalıdır. Esas itibariyle birleşmenin sorumluluğu da erkeğe düşer.
Erkek, birleşmeye doğru yönelirken, kadının bunu anlayacağını sağlayacak hareketler yaparak onu hazırlamalı, aynı zamanda da, yavaş hareketlerde bulunarak “birleşme” durumuna geçmelidir.
Birleşme sırasında da, kararlı ama yumuşak olmaya çalışmalı, tedricen yaklaşmalı, başlangıçtaki yavaş hareketlerin temposunu yavaş yavaş artırmalıdır.

Yeterli ön hazırlık ve aşk oyunları izlenince, uygun bir birleşme, birleşmenin en önemli noktası olan “birleşmede orgazm” veya “aynı anda orgazm” denen sonucu sağlar.

Orgazmın verdiği yorgunluk ve “uyuşukluk” içinde, çok yavaş hareketlerle öpüşme ve okşamaları sürdürmek, bu arada da hafif ve müşfik bazı sözler söylemek, eşler için hem orgazmın tam doyumuna vardırıcı, hem de onları rahatlatıcı olur.
Cinsi ilişkinin baştan sona normal bir bütün hâlinde, onbeş-yirmi dakika sürmesine ihtiyaç vardır. Bu müddet, duruma göre uzayıp kısalabilir.
Boşanmadan sonra erkek, hemen çekilmemeli, bir müddet daha kadınla berâber kalmalıdır.

Orgazmdan sonra genel olarak erkekler, baştakine benzer bir sevgi ve ilgi göstermeyi ihmâl ederler. Kadın ise bu ândan sonra da, sevgi kucağında bir miktar daha eğlenmeyi arzular. Bu kısa bekleşmenin ihmâli, kadının canını sıkar. Erkek, eşinin bu ândaki haklı arzusunu da ondan esirgememelidir.
Son safhadaki bu tabiî arzuya cevap vermek için, yerine göre bir kendine çekiş, kucaklayış, bir bûse ve okşayış da kâfi gelebilir.
Pozisyonlar

-Evlilik hayatı boyunca cinsî münâsbetlerin, şeklen değişmeyen bir vaziyette devam etmesi bıkkınlığa sebeb olabilir. Bunun içindir ki, zaman zaman farklı şekil ve vaziyetleri kullanmaya ihtiyaç görülür.
-Zamanla değişen lüzum ve ihtiyaca göre, kadına zahmet vermeden daha uygun vaziyetler seçmek, (sırtüstü, yanüstü, dizüstü çeşitli haller) eşlerin tercihine kalmıştır.
-Genel tercîhler kadın altta yüzyüze ve malûm vaziyette olmakla beraber -döl yolundan olmak şartıyle- çeşitli şekiller mümkün ve meşrûdur.
-Birincisinde kadın sırt üstü yatar, erkek kadına yüzü dönük olarak üstten yaklaşır. En uygun olanı budur.
-İkinci pozisyonda ise, kadın üstte olur ve serbestçe hareket ederek cinsî temasta motor rol oynayabilir.
-Orgazma, boşalmaya yakın pozisyon değiştirmek iyi olur.
-Boşalma anında kadının üste olması her ikisine de sıkıntı verir.
-Boşalma esnasında kadının altta erkeğin üste olup, boşalmadan sonra bir müddet o halde kalmaları eşleri rahatlatır. Fakat bütün ağırlık kadının üzerine verilirse, rahat olması gereken hassas bir zamanda kadına sıkıntı verilmiş olur. Bunun için erkeğin diz ve dirsekler ile yataktan destek alıp yükünü hafifletmesi gerekir.

——————————————————————————–
Kaynak:

1) www.huzuradogru.com
2) Edip Köroğlu, Evlilik ve Cinsel Hayat, Motif Yayınları
Cinsel İlişkide Ağrı
Cinsel ilişki esnasında ağrı duyulması nispeten sık yaşanan bir durumdur. Özellikle cinsel yaşamın başlangıcının ilk aylarında kadınların çoğu az veya çok bu ağrıyı duyar. Özellikle kadının yeterince hazır olmadığı bir zamanda ilişkide bulunulması ağrının oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşmasını sağlayabilir.

Yukarıda anlatılan durum cinsel ilişkide ağrının en sık görülen nedenidir. Bunun yanında yeni başlayan bir ağrı veya ilk cinsel deneyimin üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ilişki esnasında ağrı duyulması tıbbi değerlendirme gerektiren bir durumdur.

Tıpta ilk cinsel deneyimden beri var olan ağrı “birincil disparoni”, sonradan ortaya çıkmış ağrı “ikincil disparoni” olarak adlandırılır. Bu ayrım muhtemel nedenlerin ortaya konması açısından önemlidir.

“Yüzeyel disparoni” vajina girişinde, “derin disparoni” ise penisin girmesiyle birlikte vajinanın derinlerinde ortaya çıkan ağrıdır ve bu ayrım tanının konması açısından son derece önemlidir. “Derin disparoni” durumunda ağrı alt karın bölgesinde yaygın olarak hissedilir.

Kadınların yaklaşık %15′i hayatlarının bir döneminde böyle bir ağrıyla karşı karşıya kalırlar. Ancak %1-2′sinde ise ağrı tedavi gerektirecek kadar şiddetlidir. Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölgede basınç, yırtılma veya yanma hissi olarak tarif ederler.

Neden olur?

Disparoni nedenleri incelenirken aşağıdan yukarı doğru (vajina girişinden iç genital organlara doğru) bir ayrım yapmak konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

Vajina girişine bağlı nedenler:

Kızlık zarıyla ilgili sorunlar: Kızlık zarının yapısal olarak sert olması bu durumun en tipik örneğidir.
Menopoza bağlı dokularda gerileme (“atrofi”) ve kuruluk: Menopoz döneminde genital dokular esnekliklerini yitirdiklerinden ve vajinada kuruluk olduğundan cinsel ilişki tahriş ve ağrıya neden olabilir.
Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş
Doğum kesisi (“epizyotomi”) nedbeleri: özellikle zor doğumlardan sonra vajina girişine ve vajina içine fazla sayıda dikiş atılması gerektiğinde veya doğum kesisi iyileşmesi esnasında enfeksiyon meydana geldiğinde dikiş yerleri sıklıkla nedbe bırakarak iyileşir ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.
Enfeksiyonlar: Aktif Herpes Simpleks enfeksiyonları (genital uçuk) hem cinsel ilişkide hem de diğer zamanlarda ağrı nedeni olabilir.
Vajinaya bağlı nedenler:

Enfeksiyonlar: ileri derecede bir vajina enfeksiyonu (vajinit) ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir
Kitle ve tümörler: vajinada kitle çok nadir görülür. Büyük kitleler ağrı ve beraberinde kanamaya neden olabilirler.
Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş
Rektosel (vajina arka duvarı sarkması), rahim sarkması ve sistosel (vajina ön duvarı sarkması): gerilmeye bağlı ağrı nedeni olabilirler.
Yabancı cisimlere karşı gelişen allerjik cevap: prezervatiflerin yapısında bulunan lateks maddesi bazı kadınlarda ciddi allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bu tür durumlarda vajina girişi ve vajina dokusu ödemli ve dokunulmaya hassas olduğundan ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.
Doğumsal vajina kusurları: vajinanın doğuştan dar olması veya ileri derecede kısa olması ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden teşkil edebilmektedir.
Pelvik yapılara ait nedenler (iç genital organlara bağlı nedenler):

Pelvik iltihabi durumlar: pelvik enfeksiyonlar hem akut dönemde hem de iyileştikten sonraki dönemde ilişkide ağrı nedeni olabilirler.
Endometriyozis: endometriozis genital bölgedeki organlarda yapışıklıklara neden olan bir durumdur. Bu yapışıklıklar ilişki esnasında gerilmeye ve ağrıya neden olabilirler.
Rahimin habis veya selim tümörleri
Pelvis içindeki organlarda geçirilmiş enfeksiyonlara, ameliyatlara veya endometriyozise bağlı gelişen yapışıklıklar
Geçirilmiş pelvis kırıkları
Sindirim sistemi ve idrar yolu hastalıkları: nadiren ağrı nedeni olurlar

İltihabi bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)
Hemoroid (basur), fistül ve fissür gibi anüs ve rektum bölgesi hastalıkları: dışkılama esnasında ve sonrasında ağrıya neden olabilecekleri gibi yakın komşuluk nedeniyle disparoni nedeni de olabilirler.
Uretra veya idrar torbasına ait sorunlar
Psikolojik sorunlar:

İlk ilişkinin ağrılı olmuş olması kadının cinsel ilişkiden korkmasına ve ilişki esnasında ağrı hissetmesine neden olabilmektedir.
Disparoni vajinismus ile karışabileceğinden yapılan değerlendirmeyle ayırıcı tanının yapılmış olması son derece önemlidir.

Dr. Kağan Kocatepe
Jinekoloji.net

Cinsel İlişki
Arefeyi bayrama bağlayan gece cinsi münasebet olur mu?

Bunda bir günah yoktur. Fakat bu vakitlerin gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur. Geceyi ibadetle geçirmek daha güzel olsa gerek.

Berat gecesi cinsel ilişki

Berat gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, kötü huylu olur.

Cuma Günü Cinsel İlişkide Bulunmak

Allah Resulü buyuruyor:
“Her Cuma günü karısıyla cinsi münasebette bulunamayacak olanınız var mı? İyi ya bunda hem kendisinin, hem de eşinin yıkanması sevabı olmak üzere iki birim sevabı vardır.”

Cuma Gecesi Cinsel İlişkide Bulunmak

Bazı müçtehid alimler, Cuma gecesi cinsi münasebette bulunulmasının da, Cuma günü yıkanılmasını öğütleyen hadislerin kapsamına girebileceğini, aynı sevaba erdirebileceğini ifade etmişlerdir.

Kurban Bayramı gecesi cinsel ilişki

Kurban bayramı gecesi yapılan cimadan çocuk olursa, altı ve ya dört parmaklı olur.

Ramazan Bayramı gecesi cinsel ilişki

Ramazan bayramı gecesi yapılan cinsi ilişkiden çocuk olursa, ana babasına asi olur.

Cinsel İlişkide Eşlerin Başkalarını Hayal Etmeleri

Eşler cinsel ilişkide bulunurken erkek hanımını tanıdığı güzel bir kadın diye hayal etmesi, kadının da kocasını başka bir erkek diye hayal ederek sevişmesi, cinsel ilişkide bulunması haramdır.

İbn-i Abidin bu, suyu şarap olarak düşünüp şarap niyetiyle içmeye benzer. O, haram olduğu gibi bu şekilde cinsel ilişkide haramdır.

Bu tür davranışları ailelerin yıkılmasına sebep olacağı için İslam yasaklamıştır. (1)

Cinsel İlişkiden Önce Besmele Çekmek

Cinsel ilişkiden önce besmele çekmek müstehaptır. Sonra şu duayı okur:

“Bismillhi, allahumme cennibna-ş şeytane ma-rezektena”

Bu müstehap ve cinsel ilişkinin edeplerindendir.

Kur’an Bulunan Odada Cinsel İlişkide Bulunulur mu?

Kur’an bulunan odada cinsel ilişkide bulunmanın bir sakıncası yoktur. Ancak Kur’an-ı Kerim’e saygı göstermek için onu örtmek icap eder.

——————————————————————————–
1) Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali (İslam Aile Hukuku) Rauf Pehlivan
2) Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Fuhuş & Fahişe
Fuhuş, bir meslek ya da alışkanlık olarak para ya da başka değerler karşılığında genellikle eş ya da arkadaş dışındaki kişilerle ve hemen hiç ayrım gözetmeksizin cinsel ilişkide bulunmadır. Her türlü ahlaksızlık, homoseksüellik, kötü huyluluk, çıplaklık, açıklık, terbiyesizce konuşma, bu ahlaksızlıkları toplum içinde yaymaya çalışmak, karşı cinslerin birbiriyle diledikleri gibi eğlenmeleri aynı şekilde fuhuş terimini kapsar.

Çevremizde zina eden kadınları, fahişe olarak adlandırmak yaygın isede, kelimenin kapsamı bundan çok daha geniştir. Allah’ın, yapılmasını yasakladığı her şey bu kelimenin şümulüne girer. Ancak biz burada konuyu zina anlamında ele alacağız.

Fahişeler, çoğunlukla ekonomik durumları kötü, geçimlerini sağlayacak becerilerden yoksun ve evli olmayan kadınlar arasından çıkar. Çoğu kadın fuhuş ve bağlantılı suçlar ortamına erken yaşta çekilir. Fahişeler çoğunlukla bir kadın simsarı, genelev ya da randevu evine bağlı olarak çalışırlar. Kazançlarının büyük bölümünü de kalacak yer, randevu sağlanması ve korunma karşılığında paylaşmak zorunda kalır. Sağlık sorunları arasında gelişigüzel cinsel ilişki yoluyla kapılan zührevi hastalık, uyuşturucu alışkanlığı ve ruhsal problemler sayılabilinir.

Erkek fuhşu çoğu toplımda kamuoyunun dikkatini daha az çeker. Heteroseksüel erkek fuhşu (erkeklerin kadınlara satılması) çok enderdir. Buna karşılık son yıllarda özellikle büyük kentlerde homoseksüel erkek fuhşu yaygınlaşmaktadır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur”.
(Isra Suresi:32)

Resulullah buyuruyor:

“Bir milletin içinde zina (fahişe) ortaya çıkıp nihayet o millet, bu suçu aleni olarak işlediğinde, mutlaka bulaşıcı ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde vuku bulmamış hastalıklar yayılır.” (5)

Hz.Lut (a.s.)’ın kavmi arasında yaygın olduğu bilinen “homoseksüellik” fahiş günahlardan sayılmış ve bu suçu işleyenlere çok büyük cezalar verilmiştir.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Lût’u da (peygamber olarak kavmine gönderdik.) Kavmine şöyle demişti: Göz göre göre hâla o hayâsızlığı yapacak mısınız? Siz, ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz! Kavminin cevabı sadece: “Lût ailesini memleketinizden çıkarın; çünkü onlar (bizim yaptıklarımızdan) uzak kalmak isteyen insanlarmış!” demelerinden ibaret oldu. Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride kalmasını takdir ettik. Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan) ların yağmuru ne kötü olmuştur!”
(Neml Suresi 54-58)

İslam’da fuhuş kınanmış, bunu yapanlara dünya ve ahirette büyük cezalar verilmiş, zina yapanlar erkek ve kadın ancak bir müşrik veya kendisi gibi zinakara layık görülmüş toplum da bu gibilerei dışlamış, kınamış ve aşağılamıştır.

Cenab-ı Hak buyuruyor :

Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.
(Nur Suresi 3)

Diğer Din ve Kültürlerde Fuhuş

——————————————————————————–

Bazı eski kültürlerde fuhuş genç kızlar için bir ergenlik ayini ya da çeyiz edinme aracı olarak zorunluydu.

Budizmde ifuhuş yasaklanmışdı.

Eski Yunanlılar ve Romalılar arasında fahişeler ayırt edici giysiler giymek ve ağır vergiler ödemekle yükümlü tutulurdu.

Ortaçağ Avrupa’sında kilise yöneticileri tövbekar fahişeleri topluma kazandırmak ve onları evlendirmek için yaptığı girişimler farklı bir sonuca ulaştı. Fuhuş hoş görülmeye başlandı, yasalarla korundu, ruhsata bağlandı ve vergi gelirlerinin önemli bir kaynağı oldu. Bütün avrupa da genelevler açıldı. İngilterede başlangıçta ruhsatlarıda Winchester piskopaslarının vermeside çabası.

Asya’da, kadın ticareti belirgin bir yayılma eğilimi göstermektedir.

Çoğu doğu ülkesinde fuhuş daha çok kentlerde görülmesine karşın, Hindistan’da fahişelerin çoğunluğu kırsal kesimdedir.

Yahudilerin ve Hristiyanların Mukaddes Kitabı’nın Çıkış bölümünde (20/13-15) Hz.Musa’nın Allah’tan getirdiği emirler sayılırken ikinci sırada fuhuş zikredilmiş ve “zina etmeyeceksin” denilmiştir.

Hristiyanların Mukaddes Kitabı Matta’ya göre (5/27-30) :

Hz.İsa “Ben Musa’nın getirdiklerini yıkmaya değil tamamlamaya geldim” diyerek meşhur on emri teyid etmiş ve arkasından şunları söylemiştir: “Zina etmeyeceksin…. Bır kadına şehvetle bakan, gönlünde ona zina etmiştir. Sağ gözün sürçmene sebep olursa onu çıkar ve at; çünkü bu, vücudunun bütünün cehenneme girmesinden daha hayırlıdır. Sağ elin sürçmene sebep oluyorsa onu kes ve at; çünkü vücudunun bütününün cehenneme girmesinden bu daha hafiftir…” (Ayrıca Matta 19/18′e de bakabilirsiniz)

——————————————————————————–
Kaynak:
1) İslamda Kadın ve Aile, Hayreddin Karaman
2) Ana Britannica
3) Şamil İslam Ansiklopedisi
4) Kur’an-ı Kerim Meali
5 )Ibn-i Mace, Fiten, 22
Hamile Eşle İlişkide Bulunmak

Hamileliğin devamı süresince ilişkide bulunmak helaldir.

Doğum öncesinde ilişkiyi yasaklayan açık bir ilahi buyruk yoktur.

Eşler, aralarında zararsız bir ilişki metodu geliştirebileceklerinden, olmaması da tabidir.

Ancak, hamile eşin özel durumu sebebiyle belirli sürelerle de olsa tıb bilginlerinin yasaklayacağı ilişkiyi, dini bir yasak şeklinde değerlendirebiliriz.

Değerlendirmeliyiz de. Zira Allah’ın ve peygamberlerinin bildirileri ve kesinlik kazanmış hususlarda tecrübeye, daha genel bir ifadeyle ilim verilerine uymak, islami bir kuraldır.

Hastalıklı Eşle İlişkide Bulunmak
Ay hali ve lohusalık dışında cinsel görevlerin ertelenmesini mazur gösterebilecek tek geçerli sebeb ise hastalıktır. Ancak her hastalık ve her derece hastalık pek tabidirki sebep gösterilemez.

Dindar veya ilmi ideolojiyle yorumlayan mütehassıs doktorların ilşkiyi zararlı buldukları durumlarda hastalık, hiç şüphesiz erteletici makul bir sebeptir.

Tedavi süresince ilişkiye girilmemesi gerekir.

Kaynak: İslama Göre Cinsel Hayat , Ali Rıza Demircan

Lezbiyenlik

Islam Dini’nde homoseksüellik gibi haram kılınan bir cinsel eylem olan Lezbiyenlik, sevicili olarak bilinir ve Allah Resulu’nün hadislerinde sihâk olarak adlandırılır.

Kadının kadınla sevişmesi, ilişkisi kesinlikle haramdır. Bu sevicilik veya lezbiyenlik denen cinsel bir sapmadır. Seviciliğin haram oluşunda, İslam’da ittifak vardır.

Lût kavminin, erkeklerinin yanısıra kadınalrının da azaba uğratılmalarının sebebi, imansızlıklarının yanısıra aralarındaki sevicilikleri olmuştur.

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:
“Erkekleri erkekleriyle, kadınları da kadınları ile yetinince Lût kavmine azab erişti.”

Bazı alimlere göre Kur’an-ı Kerim’in Nisa Suresi’nin 15. ayeti sevicilikle ilgilidir. Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.” (Nisa Suresi:15.Ayet)

Allah Resulu buyuruyor:

Kadınların sürtüşmesi onlar arasında zinadır.
Bir kadın diğer bir kadına çıplak vücudunu değdirmesin….
Erkek erkeğin avretine, kadın da kadının avretine bakmasın.

Bir erkek ile bir erkek tek yatakta birlikte, bir kadın da bir kadınla aynı yatakta beraber yatmasınlar.

Kadınlar kadınlarla, erkeklerde erkeklerle yetininceye kadar kıyamet kopmayacaktır.

Lezbiyenliğin Sebepleri Neler Olabilir?

Bekarlık ve sürekli beraberlik.
Giyimde, sözde ve davranışta erkekleşmek.

Kadınların biribirine haram olan bölgelerine bakmaları
Kızkardeş olsalar bile, on yaşını aşan kız çocukların bir arada yatmaları
Yetişkin kızlar ve kadınlar olarak vucutlar temas edecek şekilde bir yorgan altında yatmak
Kadın Hamamları,

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:

Kadınlarınızdan Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenler sakın ha hamamlara gitmesinler.
Kadınlarınızı hamamlara gitmekten men ediniz. Ancak hasta ve lohusa kadınlara izin veriniz

——————————————————————————–
Kaynaklar:

——————————————————————————–

1) Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali (İslam Aile Hukuku), Rauf Pehlivan
2) İslama Göre Cinsel Hayat , Ali Rıza Demircan

El İle Doyum – Masturbasyon – İstimna

Masturbasyon, el ile tatmin denen bu olay, kişinin cinsel organı ile oynamak suretiyle doyuma gitmesidir. Bu adet genellikle 13-15 yaşlarındaki erkek ve kızlarda görülür. Değişik sebeplerle bu yaşın üzerindekilerde daha az görüldüğü ileri sürülmektedir.

Cinsel organın el veye ne olursa olsun, herhangi bir cisme sürtünmesi veya göğüslerinde yahut göğüs uçlarında ve diğer cinsel bölgelerde sıkıştırma ve benzeri baskılarla yapılan bir uygulamadır. Maksat orgazm olmaktır.

Hristiyanlık da Masturbasyon 4

VII. yy’da Canterbury’li Thedoros erkek ve kadının mastürbasyonu gibi ahlak suçları işleyenlere muamele konusunda bir tövbe yayınladı. XIII. yy.’da Thomas Aquinas cinsel sapkınlıklar arasında mastürbasyonu da sayıyor, bu eylemi mantığa aykırı buluyordu. Üremeye katkı sağlamıyordu. Bu yüzden ensest, zina ve tecavüzden daha yanlıştı.

Erkek mastürbasyonunun dehşeti bugün hala Roma Katolik Kilisesi’nin cinsel ahlak kılavuzlarında yer almaktadır ve “ciddi bir rahatsızlık” olarak nitelendirilmektedir. Bunun sebebi, kısmen değerli meninin “yanlış kullanımı” ve “ziyan olmasıdır”. bununla beraber kadın mastürbasyonu göz ardı edilmiş veya önemsenmemiştir.

Denildiğine göre mastürbasyon, “Kutsal Kitap’ın bu günahı açıkça, ismiyle kınadığı kanıtlanmasa bile”, 1054 tarihli bir karardan bu yana “ciddi bir şekilde hastalıklı bir eylem” olarak görülmüştü. Gayri meşru sayılıyordu, çünkü “bütünüyle gerçek sevgi bağlamında karşılıklı kendini vermenin ve insanın ürmesinin anlamından” yoksundu.

XVI. yy.’a kadar erkek menisi “neredeyse insan” olarak görülüyordu. Mastürbasyon, gece kirlenmesiyle meninin harcanmasından korkuluyordu.

İslam da Masturbasyon

İslam alimlerinin bazıları evlilik dışı her türlü cinsel doyumu haram saymışlardır. Delil olarak da şu ayetleri göstermişlerdir:
“Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.” (Müminun Suresi : 5-7)

“Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir.” (Mearic Suresi 30-31)

İslam alimlerinin çoğunluğu, buradaki aşırı gitmeden, evlilik dışında başka bir kadınla birleşmeyi anlamışlar ve elle doyumu bu birinci derece haramlar arasında saymamışlardır.

Allah Resulu şöyle buyurur:
“Cinsel organıyla oynayan bir millete Allah azab etmiştir.”
“Elini nikahlayan mel’undur”
“Elle boşalan lanetlidir”

Bu hadis-i şerif kesin bir hükümle, masturbasyon olayını yasaklamaktadır. Ancak İslam alimlerinden bazıları bu hadisin, sahih hadis kitaplarına girecek kadar sağlam senetli olmadığı için, helal-haram bağlamında delil olamayacağını savunurlar. Bazı Hanefi ve Hanbeli alimleri eşi olmayan birinin, alışkanlık haline getirmemek şartıyla bu sıkıntısını giderebileceği görüşündedirler. Ancak bu sadece bir zaruret kapısıdır. Zina tehklikesine düşmemek ve çok fazla zihni meşgul etmemek içindir. Asıl olarak helal değildir. Bunu hiçbir İslam alimi savunmamıştır. İki tercih arasında kalan bir müslüman zararı daha az olanı tercih etmelidir. Bu bir fıkıh kuralıdır. Eğer bir müslüman, zina yapabilecek kadar kontrolünü kaybetmişse, daha hafif olan bu yolu tercih eder ve zina tehlikesinden kendisini kurtarır.

Bu konudaki görüşler:

Keyfi olarak şehvetini gidermek için el ile menisini getirmek haramdır. Ancak şehveti kendisine galebe çalıp da karısı veya cariyesi bulunmazsa, şehvetini teskin için bunu yaptığında günahkar olmayacağı umulur.(İbni Abidin)
Böyle bir kimse zina edeceğinden korkarsa, el ile meni getirerek şehvetini teskin etmesi vacip olur. (Ebu Leys)
Şehveti galebe çalar da, onu teskin için yaparsa cezalanmaması umulur. (Fethu’l-Kadir)
Şafi ve Maliki mezhebine göre zevcenin elinde mastürbasyon etmesinde bir sakınca yoktur. (Mürşit 4, İlmihal)
Çok az fıkıh aleminin kadınlar konusunda bu konuya değindiği genellikle erkeklerle ilgili bu konunun ele alındığı, bu konuya değinenlerden Mücahid şöyle demiştir: “Bundan önce geçmiş olanlar genç erkeklerin istimnadan uzak kalmalarını emrederdi.. bu konuda kadının durumu ile erkeğin durumu arasında fark yoktur”.

Masturbasyon’un İslami hükmü konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır.

Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebine göre masturbasyon:
İmam Mâlik; “onlar eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar; doğrusu bunlar yerilemezler. Bu sınırları aşmak isteyenler; doğrusu bunlar aşırı gidenlerdir” âyetine dayanarak, bu fiilin sınırı aşmaya dahil ve haram olduğunu ileri sürmüştür. 7
Mezkür fiil İmam Şâfiî’nin son içtihadına göre haramdır.
Hanefîlere göre tahrimen mekruhtur; ancak “yapmadığı takdirde zinâya düşeceğinden korkan bir gencin affedileceği umulur.” denilmiştir. Alışkanlık yaptığı ve sıhhati bozduğu takdirde yasak fiiller arasında gireceği şüphesizdir.
Hanbeli mezhebine göre ise, “meni, vücudun dışarı atmaya muhtaç olduğu birşeydir; onu eliyle atan, kan aldıran gibidir ve caizdir.” Ancak Hanbelî fukahâsı bunu “zinâya düşme tehlikesi ve evlenme imkânından mahrum bulunma” şartlarına bağlamışlardır. Zina korkusu olduğu zaman mübah olur, değilse haramdır. 7

Bu şartlar gözönünde bulundurulacak olursa, elle boşalmanın hükmünü herkes vicdanında daha iyi verebilir. ancak insan fıtratı bunu hoş karşılamaz: yaptıktan sonra pişmanlık duygusu gelen bir fiilin kesin olarak helalliğine hiçbir müslüman inanmaz ve bu yolu çözüm olarak göremez. Haramlar bellidir. Helaller bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır. En güzeli bunlardan uzak durmaktır. Niteki tıp otoriteleride aşırı alışkanlık haline getirilen masturbasyonun ruhi ve fizyolojik zararlarını ortaya koymaktadır.

Tıbba Göre

Hafta’da bir defayı aşan istimnanın yol açtığı zararlar hakkında doktorlar şunları söylemektedir: 6
Bez ve sinirler üzerinde bitkinlik meydana getirir. Çalışan unsurlar iltihaba uğrar ve yavaş yavaş mahvolur.
Alışkanlık kazanıldıktan sonra terk edilmesi zordur. Bu yüzden bu kimseler evlenemezler. Evlenmiş olsalar bile bu fena alış kanlığa devam ederek devam ederek boş yere sinirleri yorarlar.
Tenasüli Nervasteni (Sinir Yorgunluğu) oluşur.
Tenasüli nervasteni genel nervasteni ile karışır:
Hafıza ciddi şekilde zayıflar
Vücut ne bedeni ne de fikri görev yapamaz hale gelir.
Şiddetli başağrıları, uykusuzluk,çarpıntı, iştahsızlık vücudu edeta yıkar, kuvvetten düşürür, zayıflatır.
Biriz Biz

——————————————————————————–
Kaynaklar:

——————————————————————————–

1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
2) Müslüman Kadının Fıkıh Kitabı, İbrahim CEMEL
3) Şamil İslam Ansiklopedisi
4) Dünya Dinlerinde Cinsel ahlak, Geoffrey Parrinder, Say Yayınları, 2003
5) Mürşit 4,
6) Evlilik ve Aile Hayatı, A. Aydın
7) Günlük Hayatımızda Helaller ve Haramlar, Hayrettin Karaman, İz yayıncılık, İstanbul, 2000, 10. Baskı.

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam Protection by WP-SpamFree