Cinsel soğukluk 50′den sonra boşanma nedeni
Kadınlar kocalarının cinsel isteksizliklerinden şikâyet ediyor…
İNGİLTERE’de 50 yaş üzerindeki kişilere danışmanlık hizmeti veren Saga Legal Service adlı kuruluş tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 50 yaş üzerindeki boşanmaların yüzde 28’i cinsel isteksizlik ve aşkın sona ermesi nedenleriyle yapılıyor.
1900 kişinin katıldığı araştırmada, 50 yaş üzeri erkeklerin eşlerinden genellikle cinsel anlamda soğudukları, kadınların ise kocalarının cinsel isteksizliklerinden şikâyetçi oldukları görüldü.
GAZETE HABERTURK- DIŞ HABERLER
İletişim eksikliği soğukluk nedeni
Eşlerin zaman zaman ilişkilerini gözden geçirmesi ve aralarındaki iletişimi koparmaması gerekiyor
Evliliklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekiyor. Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.
KADIN BASKI ALTINDA HİSSEDİYOR
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır. Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm – ağrı, ağrı – spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir. Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.
Sanal günlükler, bazı internet siteleri ve forumların en popüler konularından bir tanesi kadınların cinselliğe bakışlarıdır. Sonuç genellikle kadınların eskiye nazaran daha az istekli oldukları gerçeğidir. Bu gerçeğin en kuvvetli on nedeni aşağıdadır;
1. Koruyucu hapların kullanımı; doğum kontrolünün hormonlar yolu ile yapılması (doğum kontrol hapları, deri yamaları, iğne vs.) bazı kadınlarda cinsel isteği azaltmaktadır. Bu etki hem hormonal dengedeki bozukluktan dolayı fiziksel hem de ilaç kullanmanın getirdiği psikolojik nedenlerden ortaya çıkar.
2. Antidepresan ilaçların kullanımı; günümüzde depresyon hastası olmadığı halde bu tür ilaçların kullanımı son derece yaygındır. Modern insan hayatın doğal akışından kaynaklanan sıkıntı ve sorunlar ile dahi başetmek istememekte ve bu tür yollara başvurmaktadır. Pekçok kadında antidepresanlar cinsel isteği ve zevki azaltabilir.
3. Süt verilmesi; çocuğunu emziren annelerde süt salgısını düzenleyen prolaktin hormonu yüksek düzeydedir ve cinsel isteği azaltır. Bu dönemdeki istek azaltaması tamamen doğaldır ve eşler buna saygı göstermelidir.
4. Uykusuzluk veya kalitesiz uyku; pekçok kadın için uyku cinsellikten daha caziptir. Bunun nedeni özellikle iş hayatındaki kadınların yeterli zamanlarının olmaması, kronik yorgunluk hissetmeleri ve uykularının kalitesiz olmasıdır. Bu nedenle uykuya meyil cinsel arzuların kolaylıkla önüne geçer.
5. Stres; her iki cinsin strese bakış açısı ve çözüm yaklaşımları farklıdır. Genel olarak kadınlar çok daha erken streslenir ve daha fazla stres kaynağına sahiptir (makyaj, giyim, kilo, diyet, iş hayatında kabullenilme zorluğu vs.). Bunun yanında erkekler streslerini cinsellik, futbol vb. yaklaşımlarla daha kolay çözerler. Oysa stresten kurtulmak için çok az kadın cinselliği tercih eder.
6. Duygusallık; kadınlar cinselliği tamamen duygusal bir ritüel olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa erkekler bu konuda daha mekanik düşüncelere sahiptir. Bunun farkında olan kadınlar cinsellikten uzak durmaya çalışırlar.
7. Başka bir konuda anlaşmazlık; erkekler bu durumda cinselliği sorundan ayrı tutabilir; ancak kadınlar genel olarak bu anlaşmazlığı cinselliğin önünde bir engel olarak algılarlar.
8. Kan testosteron düzeylerinin düşüklüğü; testosteron her ne kadar erkeklik hormonu olarak bilinse de kadında da vardır ve cinsel istekte önemlidir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre düşüktür. Bunun yanında hormonu kanda bağlayan ve onun etkisini azaltan bir başka madde (seks hormonu bağlayan globulin) ise kadınlarda fazladır. Bu durum cinsel isteği ve zevki erkeklere göre azaltır.
9. Başarısızlık hissi; her toplumda aynı olmamakla birlikte, erkeğin baskın olduğu toplumlarda bu duygu kadınların başının belasıdır. Genel olarak erkeğini memnun edememe hissi kadınları cinsellikten soğutur.
10. Vücutlarının beğenilmemesi; bu his kadının eşinde olabilir ve kadın bunu hisseder. Şişmanlık, yaşın ilerlemesi, doğumlar ve vücudun tazeliğini yitirmesi kadının bu fikrini destekler. Ancak daha büyük bir sorun kadınların kendi fiziklerini beğenmemeleri ve saklamalarıdır. Eşler bu konuda ne kadar uğraşırsa uğraşsın kadınların zihinlerinden bu duyguyu atmak zordur.
11. Yakınlaşma korkusu; Batılı toplumlarının cinselliğe bakış açısından dolayı farklı bir sorun daha ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen yakınlaşma ve uzun süreli ilişki eğilimi…gerçekte istenen cinsel deneyimleri yaşayıp bitirmektir ve özellikle kadınlar uzun süreli duygusal ilişki istemezler.
Sorunların bir kısmı tamamen kadınların algılamaları ile ilgilidir. Bunun için biraz okumak ve araştırmak, ruhunuzu dinlemek ve benzer sıkıntıları yaşayıp aşmış çiftlerin tecrübelerinden yararlanmaktır. Ancak bazıları, tıp doktorları ve özellikle psikiyatristler, aile hekimliği uzmanları tarafından ele alınmalı ve laboratuvar tahlilleri ile desteklenmelidir.Kaynak: Hekim Sitesi
Doyurucu cinsel ilişki için öncelikle kişinin kendi içinde bir istek duyması, isteğin bir partnere yönelmesi gerekir ve bu süreç içinde kişinin mizacı ve iç dünyasıyla ilgili psikolojik etkenler, bedensel durumla ilgili biyolojik etmenler, bizi kuşatan ve içinde yaşadığımız çevresel ve kültürel etkenler belirleyici rol oynarlar.
Partnerler arasında yanlış anlamalara ve ciddi çatışmalara yol açan en önemli faktörlerden biri eşlerin cinsel istek düzeylerinin belirgin olarak farklı olmasıdır.
Cinsel işlev bozuklukları arasında sık görülen bozukluklardan biri olan cinsel isteksizlik sorunun tanımlanması bu konuyla ilgilenen uzmanlar arasında fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Kişinin partneriyle ilgili düşünce ve hisleri, inançları, sosyal durumu, yaşı, mesleği, cinsellikle ilgili kültürel normları, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması, cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması, cinsel isteğin yoğunluğu ve sıklığı gibi birçok kriteri göz önüne almak gerekmektedir. Bu nedenle cinsel isteğin objektif kriterlerini belirlemek oldukça güçtür.
Cinsel istek nedir?
Kişinin karşı cinsle ilişkiye girme arzusudur. Olası çekici cinsel partnere yönelik dikkatin olması, yazılı veya görsel erotik materyallere karşı ilgi, cinsel içerikli rüyalar veya fanteziler kurma, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olunmasıdır. Bir partnerle cinsel ilişkiye girmeyi istemektedir. Cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığını da kapsamaktadır. Görme, koklama, işitme, dokunma, tatma, düşünce ve duygular cinsel isteği meydana getirir.
Cinsel isteksizlik nedir?
Azalmış cinsel istek, yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması, cinsel arzu duyulmaması durumudur. Halk arasında “frijidite” ya da “cinsel soğukluk” olarak da adlandırılmaktadır.
Cinsel İsteksizliğin Tipleri
1-Primer Cinsel İsteksizlik
Ergenlik döneminde başlar.
2-Sekonder Cinsel İsteksizlik
Cinsel sorunu olmayan bir kadının hayatının herhangi bir evresinde cinsel açıdan isteksizleşmesidir.
Cinsel isteksizlik ne sıklıkla görülür?
Cinsel isteksizlik, kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Cinsel isteksizlik kadınların ortalama %33 ünde görülür. Oranlar yaşa bağlı olarak artmaktadır.
Cinsel Soğukluğun Nedenleri Nelerdir?
1-Fiziksel Faktörler:Yaşlanma ve menopoz, cinsellikten uzun süre uzak kalmak, kullanılan bazı ilaçlar, alkolizm, böbrek, karaciğer ve kalp yetmezliği, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklar, multipl skleroz, Parkinson gibi nörolojik problemler, ameliyatla rahmin alınması, hormonal dengesizlikler, doğumdan sonraki lohusalık ve emzirme dönemleri, cinsel organlarının yapı ve fonksiyonlarının bilinmemesi, rahim ağzı enfeksiyonları, vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları, vajen akıntıları, yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk, ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar gibi cinsel hayatı etkileyecek jinekolojik rahatsızlıklar, ilişkide ağrı hissetmedir.
2-Psikolojik Faktörler: Vaginismus, aşırı stres, eşler arasındaki geçimsizlikler ve çatışmalar, homoseksüellik, evlilikle ilgili problemler, beden şekli ile ilgili kaygılar, bıkkınlık, cinsel travmalar, tecavüz, ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi önemli yaşam olayları, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi, cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların yerleşmesi, cinsel ilişkide bulunmanın bir suç veya günah olarak algılanması, anksiyete ve depresyondur.
Nedenleri toparlayacak olursak, bir kısmı erkeklerin sebep olduğu, bir kısmı kadınların kendilerinden gelen ve bir kısmı da çevre ile ilgili nedenlerdir. Kadınların yaklaşık %1 de gerçekten fiziksel bir problem vardır.Geri kalan %99 luk kesimin problemi tamamen psikolojiktir.
Tedavi
Tedavi, neden olan faktörün ortaya konmasından sonra mümkündür. Tedavinin amacı eşler arasında bir uyum oluşturulması ve aralarındaki bozulan iletişimin yeniden düzenlenmesidir. Eğer eşlerden birinde belirgin düzeyde cinsel istek azlığı varsa istek düzeyini arttırmaya çalışmak gerekir. Bazen de eşlerden birinde aşırı isteklilik ve talepler varsa dengeyi sağlamak açısından bu istek ve talepleri azaltmak gerekebilir. Bu nedenle tedaviye “çift” olarak hastalar kabul edilmelidir. Herhangi bir organik hastalık saptanamamışsa isteksizliğin nedeni psikolojiktir. Bu durumda çiftlerin birlikte psikiyatrik yardım alması gerekmektedir:
*Cinsel Terapi
*Aile Terapisi,
*Bedensel egzersizler,
*Cinsel egzersizler,
*Cinsel hayatta kısa ayrılıklardan sonra bir araya gelme, eğitim amaçlı erotik videolar seyretme, kıyafet değişikliği, tavırlardaki bir değişiklik, mekan değişikliği gibi küçük değişiklikler ve fanteziler yapılması vb. cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılması,
*İlaç tedavisi: Testosteron hormonu, viagra, antidepresan ilaçlar, feromonlar ve Opti-S xtiva yani kadınlar için yulaftan yapılma viagra benzeri bitkisel afrodizyaklar.
Cinsel İsteksizlik Hakkında Bilinmeyenler
*Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks; stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşır ve bu sayede bünyeyi de rahatlatır.
*Bazı kadınların kendiliğinden cinselliğe ilgileri yoktur fakat eşlerinin yaklaşımına fizyolojik bile olsa yanıt verir, uyarılır ve orgazm olurlar.
*Kadınlarda aşk cinsel isteği artıran bir etkendir.
*Cinsel isteksizlik kadının kısır olması demek değildir. Çünkü kadınlar hiç cinsel birleşme yapmadan da gebe kalabilirler.
*Genel olarak bütün kadınlar yeterli bedensel ve ruhsal uyarmalarla hazırlandıkları takdirde cinsel birleşmeden zevk alabilirler.
*Kadınların büyük çoğunluğu cinsel isteksizliklerinin gerçek nedenini kocalarının beceriksizliğinde ararlar. Oysa, çoğu kez durumdan erkek kadar, hatta ondan daha fazla, kadın sorumludur.
*Cinsel isteksizlik genellikle çiftler arasındaki sorunları yansıtır.
KADINLARIN BÜYÜK DERDİ: CİNSEL İSTEKSİZLİK
Kadın cinsel işlev bozuklukları istek, uyarılma, orgazm ve çözülme evrelerine göre sınıflandırılıyor:
İstek: Cinselliği başlatan ve şekillendiren en önemli evre. Cinselliğin birey tarafından istenmesi ve arzulanmasını içeriyor.
Neden kadınların cinsel isteği daha kırılgan? Çünkü, cinsel istekte birden fazla neden hep birlikte rol oynuyor. Kültürel, sosyal, dini, psikolojik, bedensel bütün etkenlerin gözden geçirilmesi gerekiyor.
İsteksizlik herhangi bir dönemde kendiliğinden başlayabiliyor. Ancak, bunun yanında yaşam koşullardaki zorluklar, eşle yaşanan problemler, yas dönemi, depresyon, ilaç kullanımı, bedensel hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak da çıkabiliyor.
Cinsel isteksizlik kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Eşlerden birisi ayda bir cinsel isteği varken, diğeri her gün istiyorsa, sorun kaçınılmaz oluyor.
Uyarılma: Bedende fizyolojik değişikliklerin ilk evresi. Kadında ıslanma ve cinsel organda kabarma, erkekte ereksiyon oluşuyor.
Sıklıkla orgazm bozukluğu ile birlikte görülen uyarılma evresi sorunları, kadının cinselliği haz almadan yaşamasına neden oluyor.
Cinselliği bir anlamda görev olarak kabul eden kadın için cinselliğin tatsız bir eyleme dönüşebiliyor.
Çoğunlukla cinsel eğitim ve deneyimin az olmasından ve temel cinsel tekniklerin ve partneri uyarma yöntemlerinin çiftler tarafından iyi bilinmemesinden kaynaklanıyor.
ORGAZM: Hazzın en yoğun olduğu evre.Kadında vajina ve çevresindeki kaslarda ritmik kasılmalar, erkekte ritmik kasılmalar ile boşalma gerçekleşiyor.
Kadınlarda orgazmın anlaşılması ve değerlendirilmesi diğer cinsellik evrelerine göre daha zor. Dolayısıyla, orgazm bozukluklarını değerlendirmek daha da zor.
Orgazm saniyeler süren bir yaşantı iken cinsel birleşmenin dakikalar, sevişme ise saatler sürebildiğine dikkat çeken uzmanlar, her cinsel ilişkinin orgazm ile sonuçlanmayacağına, orgazm yaşanan her cinselliğin yeterli doyum sağlanması anlamına gelmeyeceğine dikkat çekiyorlar.
ÇÖZÜLME: Vücut ve cinsel organlardaki uyarılmanın azalarak ortadan kalkma evresi.CETAD
Kaynak: SagliginSesi
Etiketler: kadınların cinsel sağuklugu,cinsel sagukluk, kadınlarda cinsel hayat,cinsellik,cinsel ilişki,kadınlarda cinsellik,kadınlarda isteksizlik,kadın isteksizlik nedenleri,