Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Çocuğunuza adapte olmaının yolları!

Adapte olmak ya da uyum sağlamak birçok alanda kullandığımız bir ifade. Koçluk çalışmalarında da oldukça yer alıyor. Örneğin; kurumlarda pozisyon değişikliği yaşayan bir çalışanın, terfi eden bir yöneticinin yeni yerine adapte olması…Yeni mezun gençlerin işe girdiklerinde iş hayatına adapte olabilmeleri…

Bir sebeple işten ayrılan kişilerin yeni hayatlarına uyum sağlayabilmeleri gibi. Hiçbiri kolay değil. Özellikle bu kadar hızla değişen dünyamızda. Üstelik değişime kolay ayak uydurabilecek gibi de değil insan yapısı. Alışmadan önce biraz durmak anlamak istiyor. Peki neden bu uyum süreci hızlı olsun isteniyor? Yeni duruma alışıp performans gösterir hale gelmek için tabii. Üretmeye devam etmek; bocalayıp kalmamak için.

Klasik örnektir: “Dinozorlar neden yok olup gitti?”sorusu. Meteor mu çarptı; iklim mi değişti? Aslında özünde değişen şartlara uyum sağlayamadılar. Koskoca dinozorlar uyamadıysa; biz zavallı insanların uyması nasıl beklenir ki! Ama hayat da bu…Uyum sağlayamadık diye dünya dönmeyi bırakıp bizi beklemiyor. Her şey aynı hızla akmaya devam ediyor. O zaman ne kadar çabuk bir şeylerin farkına varıp yapmamız gerekenler için adım atarsak o kadar yararımıza…

Anne babalık konusunda da durum farklı değil. Hayatlarımıza o küçücük, durmadan ağlayan canlılar giriverdiğinde neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Nasıl susturacağız, nasıl bakacağız bilemiyoruz. Allahtan çevremizden destekler geliyor. Bir de teselliler: Bir ayda toparlanır, kırkı çıksın düzene girer, üç ayda alışırsınız…Altı ayda, bir yaşında, okula başladığında…Bunun sonu var mı, söyler misiniz? Her yeni dönem sadece çocuklarımız için değil, bizim için de alışılması gereken bir değişim değil mi? Her defasında biz de farklı süreçler yaşıyoruz aslında. Ancak sadece ilk zamanlarda bunun daha fakında oluyoruz sanki.

Çocuklu hayata alışıyoruz gibi geliyor sonrasında. Oysa ki sonrasında da yakındığımız, bocaladığımız yerler hep değişim dönemlerinde karşımıza çıkıyor. Böyle zamanlarda yaklaşımımız; “ne oldu bu çocuğa, eskisi gibi değil!” oluyor ve de ardından “nasıl başa çıkacağım, ne yapacağım?” Maalesef çoğunlukla da çocuğumuzun eskisi gibi olmasını beklemekle, onu değiştirmek, kendimizce düzeltmekle zaman geçiriyoruz. Oysa ki işin bizim tarafımızdaki boyutu daha önemli. Acaba biz bu yeni dönemlere adapte olabiliyor muyuz? Dahası,öncelikle değişimin bizi de etkilediğini farkediyor muyuz? Bence ilk adım bu olmalı. Eğer bunu görür kabullenirsek; bundan sonraki alışma ve davranışa geçme hızımız daha yüksek olur. Çünkü aslında her şey normal. Değişim hayatın bir parçası. Biz de bunu hayatımızın diğer alanlarında olduğu gibi çocuklarımızla da yaşıyoruz.

Bu yüzden, bukalemun gibi olmak lazım. Çocuklu hayatın dinamiklerini görmek; çok boyutlu analiz etmek ve gereken renk değişimlerini sağlamak lazım. Kolay değil tabii; özelikle adapte olmamız gereken sadece çocuğumuz değil hayatımızda daha birçok şey varken. Yine de en değerlisi ve anlamlısı bu diye düşünüyorum.

Yoruma Kapalı.