Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Düşünce Köleliği

Düşünce Köleliği
Makale – Serbest Gazete
Kızım bir buçuk yaşındayken istediği bir şeyi vermeyince elini yüzüne kapatıp başını kanepenin üzerine dayadı. Annem yanımdaydı. “Anne bak çok sevimli, küsmeyi bile öğrenmiş” dedim. Annem çocuğun yanında bana sus işareti yaptı. Daha sonra bana “Çocuğun yanında yaptığı yanılışları sözle tekrarlama. Sen ona birkaç kez daha küstü dersen küsmeyi alışkanlık haline getirir. Çocuğa asla onun yüzüne de onun yanında da sinirli, şımarık, inat gibi sözler söyleme. Sonra öyle olur. Akıllıya kırk gün deli dersen deli olur” dedi. Annemin sözleri bana mantıklı geldi. Ben de çocuklarımı büyütürken bu konuda dikkatli olmaya çalıştım. Daha sonra okuduğum bir kitap annemin sözleri üzerine yazılmış gibi geldi ve bu konuda beni çok aydınlattı. Kitabın adı “İçe Dönük Konuşmanın Gücü” Yazarı “Shad Helmstetter Yayınevi “Sistem Yayıncılık” Bu arada “Beğendiğiniz faydalandığınız kişisel gelişim kitabı tavsiye eder misiniz” diye soranlara ilk olarak bu kitabı tavsiye ediyorum.

Kitap aynı zamanda çok beğendiğim şu sözlerin açıklaması gibiydi. Düşüncelerine dikkat et, sözlerin olur.Sözlerine dikkat et, davranışların olur. Davranışlarına dikkat et, alışkanlıkların olur.Alışkanlıklarına dikkat et, kaderin olur. Yani her şey beyinde düşüncelerde başlıyor. İç konuşmalarımız çok önemli. Biz buna “düşünce” diyoruz. Aslında her daim kendimizle konuşuyoruz. İç konuşmalarımız bize yön veriyor. Küçük çocuklar için ise dıştan gelen sözler daha önemli.

Mutluluğumuzun, mutsuzluğumuzun, davranışlarımızın, depresyona girip girmememizin sebebi iç konuşmalarımız. Dışarıya ne söylediğimiz değil. Kendimize ne söylediğimiz önemli. İç konuşmalarımız eğer olumsuzsa mutlaka denetim altında tutmamız gerekir. Araştırmalar insanların en çok olumsuz düşünceleri zihninden geçirdiğini gösteriyormuş. Bizi biz yapan beynimiz. Bütün sistem onda yüklü. Onun dışındaki her şey sadece bir vasıta. Duygu, düşünce, hareket motor her şey onda yüklü. Her bir noktası ayrı bir iş görüyor. Beyin ciddi bir zarar gördüğünde yürüyemez, konuşamaz, düşünemez, hareket edemez oluyoruz. Elimizin ayağımızın olması önemli değil.

Bilgisayara benzetirsek, beyin, bilgisayarın kasası, vücut ise ekranı. Ekran yüklenen programı gösterir.

Beyinle ilgili birkaç önemli noktayı yazmak istiyorum.

Beyin hayal ve gerçeği ayırt edemiyor. Güzel bir düşünce ya da hayal bizi mutlu ederken tam aksi gerçek olmasa bile kötü bir şey hakkında ya olursa diye düşünmek bile bizi mutsuz eder, korkutur. Mesela evinize hırsız girdiğini hayal edin. Korku ve heyecan sizi hemen sarmaya başlar. Film sektörü de bunun için vardır. İzlerken hiçbirimiz bu gerçek değil diye düşünmeyiz. Heyecanlanırız, üzülürüz, gerçekmiş gibi etkileniriz.

Beynimizin hafıza bölümü unutmaya programlı. Unutmak bir nimet. Bir gün içerisinde bile bir çok şey konuşuyoruz, dinliyoruz, izliyoruz. Duyduğumuz ya da okuduğumuz bir şeyi önem derecesine göre üç saniyeden başlayarak birkaç gün, birkaç hafta içinde unutuyoruz. Ancak tekrarlanan bilgileri beyin kayıt ediyor.

Mesela bir film izledik, bir hırsızlık ya da cinayet haberi duyduk bizi çok etkiledi. Aklımızdan çıkmıyor. Her hatırladığımda tekrar etmiş olduğumuz için beyin önemlidir diye bizim için kaydediyor. Ya da dizi filmlerde birbirine benzer konular sürekli işleniyorsa verilen mesajlar etkili ve kalıcı oluyor. Masal ve hikayelerin insanları etkilemesi de beynin gerçek ve hayali ayırt edememesinden kaynaklanıyor. Gerçek olmadığını biliyoruz ama dinlerken veya okurken gerçekmiş gibi algıladığımız için etkileniyoruz. Çocuklar masallardan çok etkilenir. Aynı masal ne kadar çok tekrar edilirse masalın içindeki mesajın kalıcılığı ve etki gücü artar.

Beyin için önemli bir bilgi de beynimiz sağ ve sol bölüm olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Sağ taraf yeni gelen bilgilerle, sol taraf eski gelen bilgilerle çalışıyor. Gelen bilgiyi sağ taraf alıyor, bilgi tekrar edilmiyorsa bir süre sonra siliniyor. Bilgi tekrar ediliyorsa sol tarafta kayda geçiyor. O artık bize ait bir bilgi oluyor. Eğer o bilgi davranışa sebep olacak bir bilgiyse bilgi davranışa dönüşüyor ve otomatik sisteme geçiyor. Artık düşünmeden yapıyoruz.

Beyin pek çok davranışı uyaran geldiği anda otomatik olarak yapıyor. Bilgi tekrarı iki şekilde oluyor. İçten tekrar, dıştan tekrar. Dıştan tekrarın etkilerine bir sonraki yazıda değineceğim. İçten tekrar düşüncelerimizle oluyor. Aynı şeyi sürekli düşündüğümüzde tekrar etmiş oluyoruz. Mesela bir konu için her yaşadığınızda “ben artık buna dayanamayacağım” diye düşünüyorsanız, bir süre sonra gerçekten dayanamaz olursunuz. Ya vücudunuz tepki verir hastalık olarak ortaya çıkar ya da davranış olarak kendinizi kontrol edemez olursunuz. Bu çocuğunuzun, eşinizin ya da kayınvalidenizin davranışı olabilir. Küçük olaylara aşırı tepkiler vermeye başlarsınız.

Yani her şey düşüncede başlıyor. Bu yüzden düşüncelerimizi kontrol edebilmemiz lazım. “Ya düşüncelerinizin efendisi ya da düşüncelerinizin kölesisiniz” diye bir söz var çok doğru. Düşüncelerimizin kölesi olmamak için gayretli ve dikkatli olmamız lazım. Daha önceden yerleşmiş yanlış bilgiler, bizi mutsuz eden düşünceler varsa onları silip yeni programlar yükleyebiliriz. Konu uzun bir sonraki yazı da devam edelim.

Not: Son yazım “Cinsel Şiddet” konusunda “sorunu yazdık, çözümlere kafa yoracağız” demiştim. O konu ile ilgili yazı beklerken karşınıza bu konu çıkınca şaşırmış olabilirsiniz. Başka konulara geçmiş olduğumu düşünebilirsiniz. Fakat bu konu hem pek çok sorunun çözümüyle hem de cinsel sorunların çözümüyle alakalı. Kısmetse devam edeceğim.

Yorumlar:
ercan’a cvp 4. Perşembe, 19 Şubat 2009 07:17 (hakan) Korkarım ki sen bir korku filmiyle yüz yüze kalacaksın , ama bu filmin izleyicisi mi olacaksın yoksa oyuncusu mu olacaksın orası meçhul.
Benim bahsettiğim korku bacaklarını titreten terlerini boşaltan bir korku değil. senin kendi kendiyin bilinçaltında olan korku.

ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir

kendi kendini bir araştır bakalım ,derinlikliklerinde yalnızlık korkun var mı ,beğenilmeme korkusu yaşıyor musun.
bu nereye kadar gidecek demişsin ,sen cesur olana kadar.

Not.Bir daha da benim yorumlarıma yorum yazma kardeşim. içinde tut.
KORKU KORKU KORKU 3. Salı, 17 Şubat 2009 20:39 (ercan kaya) merhaba;
Hakan bey korkudan başka aklımızda başka düşünde yokmu Allah aşkına.Tutturmuşsunuz korkumuzla yüzleşelim.Korku korku korku…..Bu nereye kadar gidecek.En iyisi bi korku filmine gidelim.Korkularımızla yüzleşir ve onunla başederiz:)))
peki nasıl 2. Pazartesi, 16 Şubat 2009 12:46 (zehra) öncelikle teşekkür etmek istiyorum sitenizden çok faydalanıyorum. yazınız gayet güzel.. hayatımda çoğu kez yaşıyorum, biriyle düşüncemde kavga ediyorum yaptıklarını hatırlıyorum, kinim artıyor. daha sonra o kişiyle karşılaştığım zaman gerçekten kavga etmişiz, aramızda bir küslük varmış gibi hissediyorum, ters cevaplar veriyorum vs. bunun farkındayım ama bunu engelleyemiyorum…kendimi düşüncelerimin içinde kaybolmuş buluyorum. bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı? bundan da bahsederseniz çok sevinirim. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
DÜŞÜNCENİN SINIRLARI 1. Pazartesi, 16 Şubat 2009 08:20 (hakan) İnsanları korkuları yönetir. Düşünceler üzerine yazdığınız yazı doğru olmakla birlikte ,yaşamı ve insanın yaşam yolunu ve sınırlarını asıl belirleyici olan duygulardır.Düşüncelerin şekillenmesini saglayan ana etkende duygulardır.Aşk,korku,şehvet,kin,intikam,sevgi,ümit, ve diğer duygularımızın hepsi düşüncelerimizin sınırlarını çerçevesini ve yönünü belirler.Bu duygularımızın içinden hepsinin toparlandığı nokta ise ise korku duygusudur.
Seversiniz ama korkuyorsunuz, sevgi uçup gider elinizden
Aşıksınız ama korkuyorsunuz, aşkınız biter
intikam almak istiyorsunuz ama korkuyorsunuz ,düşmanınız sizi yener bitir.(kimseye intikam almayı tavsiye etmiyorum tabiki )
cinsellik içgüdünüz var ama korkuyorsunuz ,başkasının karısı olur ,
yaşamak istiyorsunuz ama ölmekten korkuyorsunuz,gerçek yaşamı tadamazsınız,
cennete gitmek istiyorsunuz ama korkuyorsunuz …..?
bu nedenle yaşamın sihirli sırlı yolu korkuyu tanımaktan geçer .
öncelikle korkularınızla yüzleşmek hesaplaşmak zorundasınız.
Düşüncelerinizi korkularınız sınırlar.

korku saydam ve ayna gibi bir duvardır insan için ,ve bu sizin sınırınızdır

o duvarı merdiven kurarak geçemezsiniz,
o duvarı balyozla yıkamazsınız ,
o duvarı sırıkla yüksek atalamacılar gibi atlayamazsınız ,
bu duvarı geçmenin tek yolu vardır ayna duvara doğru yürümektir.

yürüdüğünüzde göreceksiniz ki duvar kaybolmuş,muhtemelen biraz daha ileride başka bir görünümle karşınıza çıkacaktır.ancak siz her seferinde bu duvara doğru yürümek zorundasınız.Bu düşüncelerle olacak bir iş değildir.Bu duvara yürümek eylemsel herkesin hayatında farklı farklı eylem ve davranışlarla gerçekleştirmesi zorunlu bir iştir. Bu eylemleri de yine korkularınızın neler olduğunu belirleyen siz olduğunuz gibi eylemlerinizi de siz belirleyeceksiniz. Ör.ceset görmekten korkuyorsunuz ,morga gidin ve bir cesete bakın. ( anlaşılması için bu şekilde örnek veriyorum.)

islam tasavvufunda da yer alır korku.
kamil insan olma yolunda da korku ile yüzleşmek vardır. Bu çerçevede nakşibendi tarikatından örnek vereceğim. (ben tarikatlı değilim hiçbir zaman da olmadım ,kötü bişeyde değil )

Nakşibendi tarikatı prensibi şudur :

Der tarik-i nakş-bendi lazıma-mı çar-i terk
terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk

bu yolda dört şeyi terk lazımdır
dünyayı ,ukbayı (cennet ümidi ve cehennem korkusu )kendi benliğini terk etmek.
ve bu terkettiklerini terket ,unut,böbürlenme. derler.
Dikkat ederseniz cehennem korkusunun terkini öngörüyorlar 2. aşamada .Cehennem korkusunun terkedilmesi Allaha kafa tutmak değil elbette,buradaki tarikat la itikat arasında ki meseleye girmeyeceğim.

Bu sebeple , düşüncelerinizi duygularınız belirler,duygularınızı ise korkularınız belirler.korkularınız hayatınızı sınırlar.
insan inanınca yapar,hatta neye inandığının da çok önemi yoktur,inanınca yapar,hatta yanlış inanç bile kişiyi amacına ulaştırır tabi yanlışa ulaştırır .söylemek istediğim inanmak kısmıdır.
korku inanmanın önündeki engeldir.Korku şüpheyi doğurur,şüphe veya başka bir anlatımla evham ise inanma ile bir arada bulunmaz.korkuyorsanız inanamazsınız .

Korkularınızla başetmeniz dileğimle .

selamlarımla .

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam Protection by WP-SpamFree