Eğer Erkek Olsaydım !
Evet geçen gün düşündüm bu konuyu. Nerden geldi biliyo musunuz aklıma? Öyle bir yere gidiyordum, sokakta dünya güzeli bir oğlan, gitar çalıp, şarkı söylüyor ve sanırım günlük rızkını çıkarıyordu.
Hakkaten küçüklüğümden beri heveslendiğim, arada sırada kısa süreli arkadaşlarla takıldığımız bir haldir bu hal. Dedim eğer erkek olaydım, atardım sırtıma gitarı, dolaşırdım bütün dünyayı. Aslında dişi olarak da yapabilirsin, özellikle beni tanıyanlar, ne yani sen kız olduğun için mi yapmadın diye şaştılar. Ama sanırım Allah beni korudu, biz kızların tecavüze uğrama riski daha fazla olsa gerek. Küçükken de pek heveslenirdim oğlan çocuğu olmaya, sanki daha özgür bir müesseseymiş gibi gelirdi. Bi de hani gökkuşağının altından geçersen, cinsiyetin değişir ibaresi vardır ya. Çocukken hayal dünyana çok güzel denk düşüyor böyle ibareler. Biz çocukluğumuzda çok koştuk o gökkuşaklarının ardından.
Büyüyünce öğrendik altından geçilemeyeceğini. Bir tek büyüyünce, Trabzon’dan Sümela Mnastırına giderken, Zigana Geçidinden geçtiğimizde arkamızda sislerin ardında, koskocaman bir gökkuşağı görmüştük ve o zaman erkek olmadım ama, lütfen allahım lütfen bir şeyler değişmiş olsun diye düşündüğümü hatırlıyorum. Çocukluktan kalma bu erkek olma hevesimi değerlendirdiğimde, şimdilerde anlıyorum ki bu aslında, adam olma isteği. Ne yapsan nafile de olsa, istek en büyük kılavuzmuş. Ümit kesmeyenler derneğine üyeyim bu yüzden.
Aslında, insan evladının en büyük ihtiyacı, aynı zamanda da en korktuğu şey değişim. Nerden anlayabiliriz hemen söyliyim size. Mesela sorarsınız birine nasılsın diye, der ki ammaaaan hep aynı işte monoton, ya da tek düze, ya da ne olsun bildiğin gibi işte deyiverir. Hemen anlarız ki hiç de memnun değil bu hep aynılıktan. ‘İki gününü aynı yaşayan ziyandadır.’ sözü gereği, günleri aynı yaşarsak, daha doğrusu yaşadığımızı sanırsak, fenalaşırız, hiç hoşumuza gitmez bu durum. Şöyle diyim, beş yaşımızdayken aynaya baktığımızda gördüğümüz surat ile onbeş yaşında baktığımız surat, sonra şimdi baktığımız surat aynı mı? Ha sorarım bize. Demek ki herşey değişim ve dönüşümle meşgul. Sistem düpedüz bunun üstüne kurulmuş. (bu aynaya beş yaşında bakma mevzuunu aklıma koyan ablama teşekkürlermi bir borç bilirim) Bir yandan da ödümüz patlar değişimlerden. Ammaaaaan biz var ya hiç bişeyden doya doya memnun olamayız. İyi iyi, bu da iyi. Ne biliyim işte memnun olmadığımızda, memnun olacağımız okazyonların peşinde koşarken, belki de yol katederiz bu bahaneyle.
Ha bi dakka ne diyordum, işte erkek olsaydım falandı di mi konumuz. Sonra o gün bir arkadaşımla buluştuk akabinde. Ona da dedim, böyle böyle. Sonra düşündük ki; iyiki de kız olmuşuz. Yaani biz kızlar, hayatı daha derin ve daha çok yaşıyoruz diye mutabakata vardık. Daha çok yaşamaktan kastımız şu oldu, somut şeylerin bile biz kızlar için birden çok manası var. Değil mi ama. Hoş erkek olmadım, onlar nasıl yaşıyorlar bilemiyorum tabii ama, etrafa bakıp da bir değerlendirme yapınca öyle geliyor hani.
Şu anekdotdan bunu en net anlatabilirim belki. Seneler evvel, o zamanlar evliydim. Benim eski beyle, aya bakıyoruz öyle boş boş. Heyecanlandım ayın halinden, dedim ki baksana yaaa ne acayip, o da suratıma bakıp nesi acayip dediydi. İşte orada çok acımıştım erkeklere. Vahhh. Ama bir sürü sanatçı erkek olduğuna göre, bakış açısı derin olanlar da vardır mutlaka. Ama biz bu konuda natura icabı 1-0 öndeyiz gibi geliyor bana. Aaa aslında, böyle anlamsız bir yarışa hiç girmemeli kanımca. Gündüz gecesiz olmaz, gül dikensiz olmaz, kadınsız-erkeksiz bir dünya olmaaaaaaaaz. Demek ki, hepimiz birbirimize muhtacız ha oğa göre.
Efendim hoşça bakın zaatlarınıza, muhabbetler düşe bizden size…
Deniz Arcak
Deniz Arcak
denizarcak@kadinhaberleri.com
1 Yorumlar.