Kadın olmak, Aaaa Evet Şöyle ki;
Evet yaradılış olarak bakacak olursak, kadın klasmanındaki yerimi alıyorum ama gözüm insan klasmanında onu da söyliiim.
Fakat bu hayattaki kısa ve kifayetsiz gözlemime bakacak olursak, sadece kadınlara ya da adamlara has yerler ve durumlar var. Düşündüm de çok ilginç.
Dün televizyon bozuldu, böyle birden görüntü gitti, içinden ilahi bir ışık çıktı. Sonra yanık kokusu, anaaa noluyo dedim, usulca yumdum televizyonu. Sabah olunca, bizim buralarda bir televizyoncu baktım internetten. Hemen de burnumun dibinde varımış. Şöyle söyliyim, evden beş on dakka yürüyüş mesafesi, on yoktur haa. Neyse uzatmıyım. Çıktım sıcağın alnına, başladım tıngır mıngır yol almaya. Bir de ne göriyim, bizim buraya pazar kurulan güne denk gelmişim. Şimdi çok acayip, bütün pazarcı satıcılar adam, bütün pazara gelenler kadın. Sanki girişte bu durum bir yönetmelik olarak ilan edilmiş gibi. Her ne ise uzun zamandır pazara gitmedimdi. Manzara çok hoşuma gitti, böyle muntazam dizilmiş sebzeler, meyveler, rengarenk. Kottan, çamaşırdan, mutfak eşyasından, aktar ürünlerine kadar herşey var. Fakat küçüklüğümüzdeki gibi değil artık. Bu pazarcı amcalar bi domatesi bile seçtirmiyolar. O zaman ben de resmen elma alır gibi, televizyoncudan iki dakkada televizyonu alıp çıktım. Bakın gene burada kadın erkek farkıyla karşı karşıyayız. Şimdi eğer erkek olaydım, ohoooo o televizyonu hayatta iki dakkada alamazdım. Araştırırdım, başka yerlere bakardım, fiyatını araştırırdım, ne biliyim bi sürü bişeyine bakardım. Adamcağıza fiyatını sordum sadece, şu kadar ama size 10 ay taksitle peşin fiyatına veriyim dedi, aa süper dedim, bitti gitti. Sonra babacığıma söyledim, kızından umudunu hiç kesmeyen bir baba olarak, şaştı da kaldı, evladım öyle televizyon mu alınır diye. İşte dişi olma farkı, teknolojiyle hiç alakamız yok, öyle diil mi efendim?
Küçükken, kız olmak hiç hoşuma gitmezdi. Oyun oynarken, ‘sen kızsın, bunu beceremezsin, ya da elinin hamuruyla erkek oyununa karışma’ gibi laflar beni delirtir, bunu diyen arkadaşlarımın, ağzını yüzünü kırmak gelirdi içimden. Bir iki eyleme geçmişliğimde vard hani. Bu eylemlerden sonra ayrımcılık sona erdi. Küçüklüğümde ve üniversite zamanlarında, yakın arkadaşlarımın çoğu erkekti. Ama sonra büyüyünce, iyi bir kadının gönlümdeki yeri bambaşka olmaya başladı nezdimde. Meğer kadın olmak, yani dişil bir ruha kendiliğinden sahip olmak, çok şahaneymiş. Neden derseniz, şevkat desen onda, derinlik desen onda, zerafet desen onda,
letafet desen gene onda. Say say bitmez söyliyim. Tabii bunların hepsi, kendini geliştirmeye çalışan bir kadında. Çünkü aynı zamanda, kıskançlık, fettanlık, aç gözlülük, çetrefilli düşünce, amansız intikam duygusu da onda. Anneeeeaa !
Hayatımda karşıma çıkan şahane erkeklere de örnek verecek olursam, doğuştan şanslı biri olarak, ilki babam, sonra karşılaştığım kişi de Şefik Can Dedem. Babam, çocuklarına her şartta sahip çıkan, şefkatli, duygusal, çok dürüst bir adam. Ama babamın bizi çok sevmesinin sebebi, bu şahane ve aynı zamanda dişil duyguların ona hediye edilmiş olması kanımca. Şefik Can Dedeme gelecek olursam, o da çok şefkatli, nazik, kendinden vazgeçmiş… yani ondaki bu güzellikte de dişil duygular söz konusu.
Aslına bakacak olursak, gerçek bir insan olmak için, mayamıza çok güzel vasıflar karılmış, aynı zamanda bunu keşfedebilmemiz için korkunç vasıflarda karılmış. ‘Her şey zıttıyla görünür’ hesabı. Ama kim ne derse desin kadın olmak bir avantaj. Bir kitapta okumuştum; yumuşak mı daha sağlamdır, sert mi? Cevap: tabii ki yumuşak. Çünkü serti bükersek kırılır, oysa yumuşak öyle mi ya, esner de durur.
Özetleyecek olursak, hayat; kişinin kendi kendine yolculuğundan ibaretse, (farkında olsak da olmasak da, durum bu imiş) kadıların, güzel erkek vasıflarına yaklaşmaları, netlik, dürüstlük, olaylara duyguları karıştırmadan yaklaşabilmek… gibi, erkeklerin de kadınlık vasıflarına yaklaşabilmeleri gerekebilir yaani kanımca. Efendim, Hz. Mevlana bir beyitinde diyor ki; ‘Er kişilik uzuvla olmuyormuş, öyle olaymış en ala er kişi, eşek olurmuş’.
Eveeeet, inşallah hep beraber er meydanında buluşabilmek üzere, en azından fikren.
Muhabbetlerimle.
Deniz Arcak
Deniz Arcak