TurkiyeMirc Internet Hizmetleri

Tem 29th 2010 ATATÜRK VE KADIN EĞİTİMİ

ATATÜRK VE KADIN EĞİTİMİ

     Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda çağdaş ve dünya ülkelerine örnek bir devlet olmasını istiyordu. Devleti idare şeklinde, kılık kıyafette eğitimde ve hukukta yapılan köklü değişiklikler bu yolda önemli adımlar oldu. Bu zincirin bir halkası da “Kadın Hakları”ydı. O’na göre kadınların erkeklerle eşit olmadığı bir toplum “Ben medeniyim.” diyemezdi. 30 Ağustos 1925′te Kastamonu’da yaptığı konuşmada;
     “Bir sosyal topluluk, bir millet, erkek ve kadın denilen iki tür insandan oluşur. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını geliştirelim, diğerine müsamaha edelim de kitlenin bütününü ilerletebilmiş olsun. Mümkün müdür ki, bir insan topluluğunun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer bölümü gökyüzüne yükselebilsin. Şüphe yok, gelişmenin adımları dediğim gibi, iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmalı ve gelişme ve yenilik alanında birlikte, kesin bir tavır alınmalıdır. Ancak böyle olursa inkılâp başarılı olacaktır.” diyerek inkılâpların ana felsefesini ve kadın hakları ve eğitimi konusunun önceliğini belirtmişti.
O dönemde İstanbul’da bulunan bir İngiliz muhabiri; “Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları memlekette birçok yenilikler yapabilirler, pek çok şeyi değiştirebilirler; lâkin yalnız bir şey yapamazlar o da kadınların hayatını değiştirmektir…” diyerek bu konudaki çe -kincelerini dile getirmişti.
İngiliz muhabirin dile getirdiği düşünceler Avrupa’daki genel kanının bir örneği konumundaydı. “…kadınlarımızın da aynı tahsilden geçmeleri sağlanacaktır…” diyen Atatürk genel kanının aksine atılımları peş peşe gerçekleştirmişti.
     İlk olarak 3 MART 1924′te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu çıkarttırmıştı. Böylece Tanzimat Dönemi’nden kalma ikili eğitim sistemi kaldırılmış, millî ve çağdaş eğitimin temelleri atılmıştı. Bu kanun, kadını ve erkeği ile Türk milletini çağdaşlaştırma yolunda önemli bir adım olmuştu. 17 Şubat 1926′da kabul edilen Türk Medenî Kanunu, kadınlarımıza ileri düzeyde bazı haklar tanımıştı. Getirilen yenilikler bunlarla sınırlandırılmamıştı.
Ulu Önder’in karma eğitim konusundaki kararlı tutumu sonucunda III. Heyet-i İlmiye’nin 1926 yılında aldığı kararlar ışığında 1927-1928 öğretim yılından itibaren karma eğitime geçilmişti. Bu sayede kız-erkek öğrenciler bir arada okumaya başlamıştı.
     Karma eğitim, o devirde yapılabilecek en büyük atılımdı. Bu sayede kadınlarımız yavaş yavaş kendilerini çevreleyen duvarı yıkıp eğitim ve iş hayatında görünmeye başlamışlardı. Zira, o yıllardaki istatistiklere baktığımızda; Atatürk döneminde ilk öğretim kademesindeki en yüksek artış % 352 ile kadın öğretmenlerde ve % 323 ile kız öğrencilerde görülmüştü. Modern Türk kadınının bilgi, beceri ve davranış yönünden yetiştirilmesini amaçlayan kız enstitülerinde kız öğrencilerin sayısında % 225 artış sağlanmıştı. Cumhuriyet kurulduğunda yüksek öğretimde hiç kadın öğretim üyesi yokken Atatürk’ü kaybettiğimiz 1938 yılında bu sayı 99′a çıkmıştı. Genel olarak yüksek öğretim kurumlarında erkek öğrenci sayısı % 220 artmışken, kız öğrencilerin sayısı % 525 artış göstermişti. Bu artışlar, Atatürk döneminde kadın erkek eşitliğine önem verildiğinin en büyük kanıtı durumundadır.
     Kurtuluş yolunun eğitimden geçtiğine ve bunun da kilit noktasının kadın olduğunun en başından beri farkında olan Atatürk’ün kadınlara sağladığı bu haklar ve bu haklara kadınların gösterdiği yoğun ilgi sonucunda kadınlar ikinci sınıf insan kategorisinden çıkmış ve çağdaş medeniyetler seviyesindeki yerini almıştı. Gün geçtikçe Türkiye’nin dört bir yanına yayılan eğitim imkânı bir nevi Ulu Önder’in Kurtuluş Savaşı’nda destanlar yaratan Türk kadınına itibarını geri vermesiydi. Eğitim alanında sağlanan bu haklar, diğer alanlardaki pek çok hakkı da beraberinde getirmişti. Mesleğe yönelik okullar açılmış ve buradan mezun olan kadınlar doğrudan Türk iş hayatındaki yerlerini almışlardı.
Örneğin; 1927 yılında ilk kadın doktorlarımız görevlerine başlamışlardı. Müteakiben kadınlara siyaset yolu da açılmıştı. 1931 belediye seçimlerinde siyasal haklara kavuşturulan Türk kadınları, bu haklarını ilk defa 1933′te kullanmışlar ve İstanbul ile diğer kentlerde belediye ve yaşlılar meclisine seçilmişlerdi.
Aynı yılda Hitler’in NSDAP partisi Almanya’da iktidara gelip, Alman kadınlarını “çocuk, kilise, mutfak” alanlarına hapsetmişti.
Öncü olmanın, bir millete liderlik yapmanın, onu topyekün ileri götürmenin ne kadar meşakkatli ve önemli olduğunu Ulu Önder Atatürk’ün neden diğerlerinden daha üstün bir devlet adamı, bir lider olduğunu yukarıdaki örnekte bir kez daha açıkça görmekteyiz.
     Bir tarafta eve kapatılmış, diğer tarafta zincirlerinden kurtulmuş her türlü hakka sahip olan kadınlar…
Atatürk, toplumsal anlamda yaptığı değişikliklerin dışında bireysel olarak da bu konularda duyarlı davranmıştır. Baktığımız zaman manevî çocuklarının birisi hariç tamamının kız olduğunu görürüz. Hepsinin eğitimleriyle bizzat kendisi ilgilenmişti. Afet İnan, O’nun girişimleri sonucunda tarih profesörü, Sabiha Gökçen ise savaş pilotu olmuştu ki, Sabiha Gökçen’in savaş pilotluğu eğitimi aldığı yıllarda dünyanın çoğu yerinde kadınlar ilk öğretim seviyesinde eğitim dahi alamıyorlardı. 18 Nisan 1935′te bizzat kendisinin çabaları sonucunda milletler arası ilk kadın kongresi İstanbul’da toplanmıştı.
Geçmişte evinden sayılı gün çıkabilen, erkeklerle yan yana dolaşmaları yasaklanan kadınlarımız, Cumhuriyet dönemiyle birlikte uygar bir seviyeye ulaşmıştı. İlerlemeyi ve ilelebet payidar olmayı kafasına koymuş bir milletin uyanışında öncü olmuşlardı. Kadın demek, hayatın yarısı demekti. Ve bizim bu yarımız Cumhuriyet döneminde 20 nci yüzyıl dünya kadınlarına örnek olacak konuma gelmişlerdi. Görülen bütün gelişmeler “Türk Anası”nın daha iyi yetişmesini ve bilgili hale gelmesini sağlamıştı.
     Günümüz Türkiyesinin gençleri bilinçli, sağlıklı ve erdemli olarak yetişmiş, yetişiyor ve yetişecek olmasını Cumhuriyet döneminde kavuştuğu eğitim şansıyla kendisini en iyi şekilde yetiştiren Türk Analarına borçludur.

Atatürk Türk kadınını yücelterek şöyle demiştir;
“…Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir.”

Arama Kelimeleri: ATATÜRK VE KADIN EĞİTİMİ, Kadınlar, Kadın sorunları, kadın işi, Kadın yöneticiler, Kadınlarda Yapar, Kadın kısmı, Elinin Hamuru, Kadınlar, Kadın, Kadın Dayanışması, Kadınca, Kadın sohbet, kadın chat,

No Comments » Posted by sohbet / Eğitim ve önemi

Tem 23rd 2010 Kadın Sorunları Kadın Dertleri Kadın İtirafları

Bana yapmadığı işkence yok !

Bilge nine,
Ben 25 yaşında bir genç kızım. Kendi başıma  bir sitede oturuyorum ve büyük bir kuruluşta çalışıyorum.Ailem şehir dışında ve bana çok güvenirler.Ama ben onların güvenlerini boşa çıkardım. 6 ay önce bir gençle tanıştım ve benimle evlenmek istediğini söyleyince ona kandım.Bir süredir benim evimde kalıyor ama ilk günlerdeki o sakin, uysal adam gitti sanki bir manyak çıktı ortaya. Beni apartmanın merdivenlerinden sürükleyerek indirdi ve ağzımı burnumu kan içinde bıraktı. Sebep ise çok komik, gezmeye gtmek istememem…Ondan sonra da evimin balkonunun baktığı tarafa güllerle benim adımı yazdı.Bütün site adamın bu jestine hayran kaldı ama  geçen gün de beni bıçakla tehdit etti.Kendimi tehlikede hissdiyorum ama ailemede bir şey diyemiyorum. Ondan kurtulamıyorum, çünkü beni bırakmıyor. Ben ne yapacağım ?

           Ah yavrum ah ! ne yapıyorsun sen ?Bu adamın normal olduğundan emin misin ?Sana bunca işkence yapan, bir de üstüne bıçak çeken adamla hala nasıl beraber kalabiliyorsun ?Onun psikolojik tedaviye ihtiyacı olabilir. Hayat bu kadar kolay elden çıkarılacak br şey değil evladım.Psikolojik sorunları var belli ki. Bu adamla sonun olur mu sence ? Her an her şey beklenir. Ailene söyleyemiyorsan, polisten yardım iste kızım.Başka bir yere gidebilirsen git.Bana kalırsa o adamdan olabildiğince uzaklaş.Anlattıkların bana hiç de akıllıca gelmedi…

No Comments » Posted by admin / Kadın

Tem 23rd 2010 Kadın sorunları Kadın dertleri kadınlar ne ister kadınların sıkıntısı

Bana yardım edin lütfen !

Bilge nine,

Evleneli 17 sene oldu neredeyse… Şimdiye kadar kendimi bu kadar kötü hissettiğim bir olay daha olmadı. Eşimin çalıştığı bir iş yerindeki bir kız, ona çok yaklaşıyor. Ben bunu bir kaç kere toplantılarda filan denk geldiğim için farkettim. Kadın eşimi etkisi altına almış. İşin tuhafı, o işyerindeki bir çok adam büyülenmiş gibi. İnanamıyorum, dehşet içindeyim. Bu kadın onlara ne yapmış olabilir bilmiyorum. Eşimin o kadını oradan çıkarma yetkisi olmasına rağmen, yapamazmış gibi davranıp, öyle konuşması beni delirtiyor. “Sen yanlış anlıyorsun, öyle bir şey yok” vs demesi ise kafamı karıştırıyor. Bu kadın hakkında araştırma yaptım ve şunu biliyorum ki, bu kadın çalıştığı yerlerde hep aynı şeyi yapmış. En son çalıştığı yerde ise bir karı kocanın ayrılmasına sebep olmuş. Peki benim aptal kocam niye bu olayı anlayamıyor ?

Kızım,

Erkekler, biz kadınlar gibi bakamıyorlar olaylara ne yazık ki… Bazı kadınlar da rahat durmuyorlar be evladım. Ne yapıp edip erkekleri yoldan çıkarıyorlar. Bunlarda bizim hemcinslerimiz. Bunu inkar edemeyiz. Ama şunu söylemek istiyorum ki, bunun gibi olaylara çok sık rastlanıyor hayatta. O sebepten kendin halledemiyorsan, eşinin de dinleyeceğini düşündüğün bir aile büyüğünü araya sok. Olayın tam olarak ne olduğunu sen de iyice anlamaya çalış. Belki de büyüttüğün gibi bir şey değildir. İnşallah en kısa zamanda çözersin olayı…

No Comments » Posted by admin / Kadın

« Prev - Next »

TurkiyeMirc Internet Hizmetleri
© Kadınlar Hakkında HerSey
Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | mIRC | Kadin | mIRC |