Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi Anne - Page 2

Çocuğun Anne Babayla İlişkileri

Çocuğun Anne Babayla İlişkileri

Çocuğun psikolojik ve duygusal yönden gelişmesi ve bir insan olarak kişiliği,aile içinde,anne ve babasıyla yakın ilişkileri sayesinde yavaş yavaş şekillenir.

İki yaşında annenin yüzü çocuk için halen başta gelir. Bu yaşta anne-çocuk arasındaki duygusal ilişkinin niteliği,onun ergin yaşta kişiliğinin oluşmasını derinden etkiler.çocuğa neyin iyi neyin kötü olduğunu onun hayal gücünü ve zekasını uyandırıp bileyen gene annesidir.bu yaşta babanın da rolü önemlidir.çünkü baba güvenliği,otoriteyi ve eğlenceli beden hareketlerindeki gelişmeleri temsil eder.

Anne ve babanın sevgisi esastır,ama bu çocuğa kendi sınırlarını bilmesini sağlayacak bir otoriteyle birlikte olmalıdır. Anne baba otoritesi açık,doğru,haklı,sakin ve kesin olmak zorundadır.bir o kadar da önemli olan çocuğun dış dünyayla ilişkileridir.anne ve babanın eğitici rolü esastır;çoğu zaman onları kaygılandıran durumlarla karşılaşılır çünkü çocuklarının gelişip olgunlaşması için gerekli her şeyi yapamamış olmaktan korkarlar.

Ana okuluna giriş çocukla aile ayrılığının ilk adımı ve çocuğun toplumsallaşma sürecinin ilk evresidir.çocuk kendi yaşındaki bir çocuk topluluğu içinde,anne babasından başka bir yetişkinin otoritesi altına konmuştur.anaokulu onun ufkunu genişletir.çocuk dört yaşındayken,masalları ve şarkıları sever.benzer durumlar hayal etmeye ve onları oyunuyla bütünleştirmeye çalışır,bitmez tükenmez sorular sorar. Altı yaşına doğru soyutlamaları ve simgeleri anlamaya başlar .
İlkokula gitmek onun artık oyun dünyasını terk edeceği anlamına gelir.Yedi sekiz yaşından itibaren toplu oyunlarla ilgilenmeye,bir grup içinde yer almaya,dostluklar kurmaya başlar.Takım oyunlarını,yarışmaları sever;ama gene de daha sakin bazı etkinlikler için duyduğu ihtiyaç devam eder.

Konunu anahtar kelimeleri: anaokuluna gitmek istemeyen çocuk için ne yapmalı,oğlum herşeyi anlıyor

Kaynak: İnternetten derlenmiştir

Çocuğun Gelişim Evreleri: Çocukta Hareketlerin Gelişmesi

Çocuğun Gelişim Evreleri: Çocukta Hareketlerin Gelişmesi

İkinci yaştan beşinci yaşa kadar çocuk hipotoniktir(zayıf kas) ayakları çoğu zaman yüklenince çöker. Bu yüzden sık sık düşer. Çocuğun iki elini veya iki kolunu birlikte kullanmasını gerektiren sinkineziler yazma alışkanlığının kazanılmasıyla kaybolur. Daha sonra sinkineziler simetrik tarzda ortaya çıkmaz.

Konuşmanın edinilmesi ve giderek güçlenmesi paralel olarak, vücudu bir yanlı kullanma da gelişir ve üç-dört yaşına doğrudan olarak yerleşmiş durumdadır. Çocukların çoğunluğu sağ yanlarını kullanır. Sol yanını kullanmayı tercih edenlerden bir kısmı solak olarak kalır. Ama bu çocuklar da ayakların kullanımı veya göz bakımından solak olarak kalabilirler. Beş yaşına doğru çocuk sağ elini sol elinden ayırt edebilir, ama bunu bir başka kişinin üzerinde ayırt edebilmesi daha sonra mümkün olur.

Altı yaşından itibaren sürekli hareketlilik belirginleşir; sinkineziler dokuz yaşına doğru tamamen kaybolur ve çocuk çeşitli spor hareketlerini ve asimetrik hareketleri de kolaylıkla yapabilir.(tenis, kulaç atma, el aletlerini kullanma vb.)
Gelişme çocuktan çocuğa değişir. Her çocuk her yaşta kendi yaşam ritmine, kendi yeteneklerine ve değişik eğilimlerine göre farklılaşan bir büyüme süreci yaşar. Çocuk iki buçuk yaşında merdiven çıkabilir, ama çıkarken basamakları ardışık çıktığı halde inerken basamak basamak iner. Dört yaşına doğru merdivenleri artık daha rahat inip çıkabilir. Üç buçuk yaşında, kımıldamamak şartıyla tek ayaküstünde ayakta durabilir. Dört yaşına doğru ayaklar bitişik, beş yaşına doğru tek ayaküstünde (sekerek)sıçrar. Üç yaşında üç tekerlekli bisiklet de pedal çevirir. Aynı yaşta kalem kullanabilir, çizgiler ve çemberler çizebilir, tek başına yemek yiyebilir.

Giyinme yeteneğinin gelişmesi yıllar alır: üç yaşında kendi başına soyunabilir ama düzgün giyinemez. Ayakkabılarını giyse bile bağcıklarını bağlayamaz. Beş yaşında kendi başına giyinebilir ama altı-yedi yaş arasında ayakkabısının bağcıklarını da bağlar. Üç yaşında adını soyadını söyler, renkleri tanır, kendi başına bir etkinlikte bulunabilir. İnatçı ve öfkelidir. Dört yaşında sıfat ve bağlantı sözcükleri kullanabilir; nesneleri ve harfleri kolayca tanıyabilir; bir dörtgen çizebilir.

Yaklaşık yedi yaşına kadar çocuk çok egosantriktir(benmerkezci),kendini bir başkasının yerine koyamaz. Yedi yaş çocuğun olgunlaşması bakımından önemli bir yaştır. Akıl yaşıda denen bu yaşta çocuk davranışını ayarlamak için önceki deneylerinden yararlanabilir hale gelir. Dokuz yaşında çocuk yeni bir duruma hızla uyarlanabilir. Sinkinezilerin kaybolmasıyla kendi vücuduna tamamen hâkim olur. Çocuk öğrenmeye, oynamaya ve ailedeki görevini yerine getirmeye meraklıdır. Kendi başına hareket etmeyi ve sorumluluğu keşfeder.

Konunu anahtar kelimeleri: çocuk gelişim evreleri,çocuğun gelişim evreleri,çocuk hareketleri,çocukların gelişim evreleri,çocuklarda gelişim evreleri,yedi yaş çocuk hareketleri,çocuk gelişimi evreleri,çocuk evreleri,cocuk gelisim evreleri,beş yaşında çocuk için yediye kadar yazma

Kaynak: İnternetten derlenmiştir

Çocuklarda Korkma: Çocuğun Korkması Nasıl Önlenir?

Çocuklarda Korkma: Çocuğun Korkması Nasıl Önlenir?

Çocuğun korkma sebebi genellikle aniden yapılan bir hareket, yabancı biri, bir nesne, korkutan bir ses ya da bir hayvan olabilir. Bebeklerin korkma sebebi ise tamamen farklıdır. Bebekler, yüksek ses, parlak ışık ve düşmekten çok korkarlar. Korkularını ağlayarak gösterirler. Bir yaşın sonunda korkular artık insanlar ve belirli eşyalar üzerindedir. Örneğin, büyük bir oyuncak ayı onu korkutur. Yâda tanımadığı bir kişi onu sevmek istediğinde korkar ve ağlamaya başlar.

Çocuk 2 ile 5 yaşları arasında korkuları artar ve farklılaşır. Artık çocuk karanlıktan, hırsızdan, gök gürültüsünden, hayali olan şeylerden (hayalet, canavar, peri vb.), ani seslerden ve en önemlisi yalnız kalmaktan korkar. Bu yaşlarda görünen şeyler dışında, hayali şeyler de onun için korku sebebidir. Bu korkular altı ile on iki yaşları arasında azalacaktır. Ancak altı yaşına gelen çocuk halen yabancılık korkusu duyuyorsa bir sorun var demektir. Çocuk okula başladığında korkuları tamamen değişir. Artık korkular okula ilişkin ve sosyal yaşamı ile ilgilidir. Alay edilme, küçük düşme, başarısız olma gibi korkular başta gelir. Çocukta yalnızlık korkusu ise devam eder. Bu dönemde annenin tutumu da çok önemlidir. Çünkü çocuk bu yaşlarda anneden ayrı kalmak istemez. Annenin şımaran çocuğuna “Şımarırsan seni bırakıp giderim” gibi olumsuz sözleri çocukta büyük bir korkuya neden olur ve bu korku çocukta uzun bir süre kalır. Çocuğun güveni sarsılır ve her şeyden tedirgin olur. Bu dönemde çocuk her şeyden etkilenebilir. Okuduğu hikâye kitapları, izlediği korku dolu filmler ya da gördüğü resimler korku sebebi olabilir. Bu yüzden yalnız yatamaz ve sanki odada başka birileri varmış gibi korkuya kapılırlar. Korkuların bir bölümü ise ergenliğe kadar devam edebilir.

Çocukta oluşan korkuların en önemli nedeni güvensizlik duygusudur. Bu yüzden korkan çocuk, yanında annesinin ya da bir yetişkinin olmasını ister. Korkusunu sarılarak, ağlayarak, kaçarak veya bir eşyanın arkasına saklanarak gösterir. Güveni ilk olarak çocuğa verecek olan kişi anne ve babadır. Bu yüzden anne ve baba çocuğa korku vermemelidir. Döverek, ceza vererek, bağırarak onu korkutmak yanlıştır. Çocuk her zaman anne ve babayı örnek alır. Hatta korkuları bile örnek alabilir. Örneğin, anne köpekten korkuyorsa bunu gören çocuk da köpekten korkmaya başlar. Bazı çocuklardaysa korku çocuğun kekemeliğine neden olur. Yaşamış olduğu deprem, sel, yangın gibi felaketler çocuğun zihninde her zaman kalacak bir korkuya neden olur.

Çocukta korkuya neden olan sebepleri bulmak, korkunun yerleşmesini engeller. Aksi halde, çocukta korku devam eder ve tamamen yerleşir. Bebeklik döneminde korku engellenmezse, uyumsuzluk, zekâ geriliği, aşırı sinir ya da içe kapanıklık gibi rahatsızlıklar gözlenebilir. Çocukta korku duygusu yaratmamak için bazı önlemler alınmalıdır.

· İlk olarak çocuk korkutulmamalı ve korkuları ayıplanmamalı.

· Çocukta korku yaratacak asılsız masallar, korkunç hikâyeler anlatılmamalı ve korkutucu nesneler ortadan kaldırılmalıdır.

· Çocukla konuşarak korkuları için mantıklı çözümler bulunmalıdır. Çocuğun ilgisi başka yöne çevrilmelidir.

· Anne ve baba sabırlı olmalı, çocuğun korkusuna saygı duymalıdır. Korkulan şeye çocuk yavaş yavaş alıştırılmalıdır.

· Çocuğa doğru bilgiler verilmeli, korkuya ne sebepse nedeni açıklanmalıdır.

Konunu anahtar kelimeleri: bebeklerde korkma,çocuğun korkması,bebek korkması,çocuklarda korkma,bebeklerin korkması,çocuklarda yalnızlık korkusu,çocuk korkması,bebeğin korkması,çocukların korkması,Çocuklarda korku nasıl önlenir

Kaynak: İnternetten derlenmiştir

Yorumlar:

havva öncel demiş ki:
çok güzel aydınlattınız bizi size çok teşekkür ederim 9yaşında bir oğlum var ve hala yanlız yatamıyor.mutfağa su içmeye bile gidemiyor .ona anlamsız korkularından dolayı kızıyorduk .ama okudukki bizlerde hatalıyız bundan sonra daha anlayışlı olacağım.tekrar teşekkürler….
.# 26 Mart 2010 at 14:40

cansu yücel demiş ki:
butarz bilgi ve aydınlatılmaya toplum olarak çok ihtiyacımız var lütven bizi yanlız bırakmayın teşekkürler
.# 2 Nisan 2010 at 11:52

çilem demiş ki:
oglum ambulans sesınden korkar ne yapmalıyım benı bılgılendırın lutfen
.# 23 Haziran 2010 at 13:01

memnune demiş ki:
3 yaş kız torunum yükses sesten özellikle herhangi bi durumda sinirlenip bağırınca,çıldırasıya korkuyor panik halinde ve 6-8 ayda bir gece gündüz korku hastalığı oluyor odalara girmiyor mutfakta yaşıyor vs çok üzülüyorum panik atak olumu yada sara epilepsi.yardımınız için çok teşekkürler.
.# 27 Ağustos 2010 at 01:04

memnune demiş ki:
bizleri bilgilerinizin ışığında aydınlattığınız için minnettar kalıyoruz.bilginize yüreğinize sağlık.eksik olmayın,iyiki varsınız derlerya,iyiki varsınız
.# 27 Ağustos 2010 at 01:09

hülya kaya demiş ki:
cocugum okula gitmeyi simdiden istemiyor neyapmalıyım lütfen bizi bilgilendirin tesekür ederim
.# 28 Ağustos 2010 at 05:40

Anne Sütünü Arttırma Yöntemleri

Anne Sütünü Arttırma Yöntemleri
Bebeklerin alması gereken tüm besinleri içeren, onları bulaşıcı hastalıklara karşı koruyan ve bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlayan anne sütünün artırılması için bir dizi önerilerde bulunuluyor.

İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içeriyor. Bu süre içinde anne sütüyle beraberinde başka bir gıda verilmesinin gereksiz olduğu belirtiliyor.

Emzirme anne ile bebek arasındaki ilişki kalitesinin en yüksek seviyede olmasını sağlıyor, aynı zamanda psiko-sosyal ortamı yaratıyor. Anne sütü ile beslenen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha seyrek görülüyor. Ayrıca araştırmalar, emzirmenin annede meme ve yumurtalık kanseri gelişme olasılığını azalttığını gösteriyor.

Bebeklerin sağlıklı gelişmesi, büyümesi ve hastalıklardan en iyi şekilde korunması için anne sütü vermelisi öneriliyor. Uzmanların, anne sütünün yeterince gelmesi için önerileri şöyle:

• Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz.

• Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz.

• Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

• Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir.

• Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

• Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir.

• Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir.

• Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir.

• Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan (pekmez, bal, reçel gibi) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır.

• Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir.

• Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır.

• Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.