TurkiyeMirc Internet Hizmetleri

Şub 3rd 2009 Cinsellik

Cinsellik, cinsel istek esas olarak bir içgüdü olup diğer içgüdüler gibi merkezi sinir sisteminde Limbik sistem tarafından yönlendirilmektedir.
 
 Kaplan’a göre, cinsel içgüdü çift yönlü bir mekanizmaya sahiptir. Örneğin, güvenilir ve rahat bir ortam ile uygun cinsel stimulus ( çekici bir cinsel partner, duygusal bir ortam, fiziksel temas, hoş müzik, v.s. ) bir kadında cinsel isteği uyarırken, tersi bir ortam ya da uygun olmayan bir partner, tam tersine cinsel isteğini etkileyebilmektedir. Cinsel istek, yaşam zorlukları, ilişki de çatışmalar, ekonomik güçlükler, iş koşulları ve evlenme, boşanma, çocuk sahibi olma, sevilen bir yakının kaybı gibi ciddi yaşam değişikliklerinden zaman içerisinde olumsuz olarak etkilenebilmektedir.
 
 Normal nedir ?
 
 Pek çok insan ” normal ” in ne olduğu sorusuyla ilgilenir ve ortalamaya uymayan davranışı hatalı kabul eder.
 
 Bireyin karşı cinsten biriyle ya da bir el çantası ile uyarılıyor olması bir cinsel koşullandırma sonucudur. Her durumda ” ortalama ” davranış ve ” ortalama ” ahlaki değerler herkes için geçerli olmayabilir. Daha yalnızca 50 yıl önce pek çok kişi mastürbasyonun hem zararlı hem de günah olduğuna inanmaktaydı. Bugün ise çok sayıda insan bunun zevk verici ve normal olduğuna inanmaktadır.
 
 Cinsellik öylesine bireysel bir konudur ki, iki kişi kalıcı bir ilişki için bir araya geldiklerinde tercihlerinde ve davranışlarında önemli farklılıklar olabilmesi şaşırtıcı değildir. Evlendikten sonra ya da tesadüfen keşfedilir. Transvestiler ve fetişistler genellikle böyle ortaya çıkar ve bu durum ağır incinmelere ve öfkeye yol açabilir. Örneğin bazı kadınlar partnerlerinin dolaplarında bir jartiyer bulup onunla ilgili başka bir kadın düşündüklerini bildirmişlerdir. İlişkinin başında küçük farklılıklar giderilebilir, ancak partnerlerden biri diğeri için önemli olan cinsel eylemle katılmak istemediği zaman öfkelenme ve çatışmalar ortaya çıkar. Bu durumda çiftin birbirinden uzaklaşması, kendilerine ait ve genellikle yalnız cinsel dünyalarına dönmesi gibi üzücü sonuçlar ortaya çıkabilir. Seks terapistlerinin çiftleri cinsel eylemlerini ve fantezilerini paylaşmaya ikna edebilmeleri için çok zaman harcamaları gerekebilir.
 
 Uygulamada, bir birlikteliği sürdürmek amacıyla işbirliği yapan çiftler cinsellikleri konusunda da işbirliği yapabilirler. Modası geçmiş ölçütlerin katı bir şekilde uygulanmasının yol açtığı sorunlarda, davranış kalıplarının nesilden nesile değiştiği hatırlanmalıdır.
 
 Gelecekte neyin “normal” olarak kabul edileceğini görmek ilginç olabilir. AIDS yayılmaya devam ettikçe, monogami (tekeşlilik) ve mastürbasyon önem kazanacak gibi görünmektedir. Batı toplumu partnerin onuru, özgürlüğü, sağlığı zedelenmedikçe kişinin hoşlandığı davranışlarda bulunma hakkına sahip olması gerektiğini savunarak bir cinsel özgürlük çağında yaşamaktadır.
 
 Bir başka seçenek, sekse hayır demek. Cinsel eğilimleri olmayan insanlar nadirdir, ancak kişinin kendi seçimiyse cinselliğin yaşanmadığı bir durumun mutlu bir seçenek olmadığını ileri sürmek için bir neden yoktur.
 
 Cinsellikle ilgili araştırmalar
 
 1938 – 1852 yılları arasında ilk cinsel davranış biçimleri ile ilgili araştırmalar yapan Kinsey ve arkadaşları, istatistiklerini yayınladıklarında bilim dünyasında ve toplumda büyük yankı uyandırdılar. O güne kadar hiçbir sistematik ve kapsamlı yayın yoktu ve tabuların arkasında ” Bilinmeyen ” olarak kalan ” Cinsellik “, ilk kez sosyolojik bir boyut kazanarak bilimsel ölçütler içinde araştırılabilir ve en önemlisi incelenebilir duruma dönüşüyordu.
 
 1954 yılında Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başlatılan, “İnsandaki cinsel tepkinin anatomisi ve fizyolojisi” W.H.Masters ve V.E.Johnson tarafından 10 yılda tamamlanan araştırma 1966′da “İnsanda Cinsel Davranış” adlı bir kitapta yayınlandı. Bugünkü cinsellik ve fizyolojisi ile ilgili bilimsel bilgilerin temelin bu çalışmalar oluşturulmuştur.
 
 Masters ve Johnson, insan cinselliğini ilk kez laboratuar ortamında incelemişler, yüzlerce gönüllü kadın ve erkek üzerinde, deneklerin cinsel uyaranlara verdikleri yanıtları doğrudan gözlemişlerdir.
 
 Son 20 yılda gelişen teknoloji, kadın erkek cinsel davranışının fizyolojisini, merkezi sinir sistemi, endokrin (hormonal) sistem ile, nörokimyasal, nörofizyolojik ve psikolojik süreçlerin karşılıklı etkileşimi ile karakterize olmuş, kompleks bir davranış örüntüsü olduğunu ortaya koymuştur. Sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam ancak bu süreçlerin tümünün tam olarak işlev görmesi ile oluşabilir.

No Comments » Posted by admin / Evlilik ve cinsel yaşam

Oca 26th 2009 Cinsellik, Temel Bir “İçgüdü”

Cinsellik temelde susama-su içme, açlık-beslenme gibi güdüler (motivasyonlar) tarafından yönlendirilen bir davranıştır. İnsan susadığında su arayışına itilir ve su içer, açlık hissettiğinde gıda arayışına girer ve yemek yer, cinsel istek duyduğunda ise cinsellik güdüsünü tatmin etmeye yönelir. Su içme ve yemek yeme ne kadar doğal eylemlerse, cinsellik arayışı ve eylemi de o kadar doğal bir eylemdir.

Güdülerimiz bedensel ve ruhsal bütünlüğümüzü korumaya yönelik çalışan, bizi davranışa iten canlıya özel davranışlardır.

Psikoloji biliminde açlık, susuzluk ve cinsellik gibi fizyolojik, yani gerçek bir bedensel ihtiyaçtan kaynaklanan güdülere dürtü (drive) adı verilmiştir.

İçgüdü Kavramı

Hayvanlar belirli durumlarda ve belirli uyaranlar karşısında son derece “klişeleşmiş” standart davranışlar gösterirler. Bu tür davranışlara içgüdüsel davranış adı verilir. Bu davranışlar doğuştan vardır, öğrenilmemişlerdir. İçinde güdü kelimesi yer almasına karşın gerçekte psikolojinin tarif ettiği anlamda içgüdüler (instinct) açlık, susuzluk veya cinsellik gibi biyolojik bir gereksinme sonucunda ortaya çıkmazlar. Bu nedenle aslında konu başlığında yer alan Cinsellik, Temel Bir “İçgüdü” yanlış kullanılmış bir ifadedir ve bu nedenle “içgüdü” kelimesi tırnak içine alınmıştır. Doğrusu Güdü olmalıdır.

Psikoloji Bilimiyle uğraşan bilim adamları insanların içgüdüleri konusunda birbirleriyle sürekli tartışma içindedirler. Bazılarına göre yüksek canlıların, yani insanların içgüdüsel davranışları yoktur ve tüm davranışlar öğrenilerek kazanılmışlardır. Bazıları ise saldırganlık, kıskançlık, kendi alanını koruma gibi davranışların doğuştan getirilen özelliklerle ifade bulduğunu iddia ederler.

Güdülerin Hiyerarşisi

Güdülerin beden ve ruhun bütünlüğünün korunması için önemi ne kadar büyükse, hiyerarşik bir düzendeki önceliği o kadar fazladır. Açlık hisseden ancak aynı zamanda bariz bir fiziksel tehlikeyle karşı karşıya olan bir birey açlığını giderme davranışına yönelmeden önce tehlikeyi bertaraf etmelidir. İç güdülerin hiyerarşik düzeninde cinsellik iç güdüsü açlık, susuzluk ve kendini koruma iç güdülerinden sonra yer alır. Maslow’a göre bir birey bu temel güdülerini tatmin etmeden düzen, ait olma ve sevgi, kendine saygı ve kendini gerçekleştirme gibi gereksinmelerinin farkına varamaz.

Libido

Cinsellik güdüsüne libido adı verilmiştir. Libido canlı türünün üremesini ve böylece neslinin devam etmesini sağlamak için canlıyı karşı cinsten bir eş bulmaya ve onunla birlikte olarak yeni bir canlı dünyaya getirmeye yöneltir. Felsefi anlamda libidonun görevi bununla sınırlıdır.

No Comments » Posted by admin / Evlilik ve cinsel yaşam

TurkiyeMirc Internet Hizmetleri
© Kadınlar Hakkında HerSey
Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | mIRC | Kadin | mIRC |