Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi hamilelik

Doğum Sancısı

Gerçek Doğum Sancısı Nasıl Anlaşılır ?
Doğum sancısı nasıl olur, hangi durumda hastaneye gidilmelidir?

Gebelik süresi bilindiği gibi 40 haftadır. Genellikle tahmini doğum tarihi yaklaştıkça gebelerde rahimde kasılmalar tespit edilir.Gebeler bu kasılmaları karnında dikleşme ve sertleşme şeklinde hissederler. Özellikle normal seyreden gebelikte 37. haftadan sonra fetal baş pelvis kemiği girişine uyum sağlamağa başladığı andan itiberen gebe kadınlar zaman zaman rahimde kasılmalar hissetmeye başlar.

Bu kasılmalar tıpta Braxton Hicks kasılmaları adını verdiğimiz yalancı doğum ağrıları olup gebeliğin son trimesterinde daha sık görülür ve gerçek doğum ağrılarının hazırlık aşamasıdır. Gebe kadınlar bu kasılmaları bazen gerçek doğum ağrıları ile karıştırırlar. Oysa bu kasılmalar günde birkaç defa gelen, rahim ağzında çok fazla bir değişikliğe neden olmayan kasılmalar olup yaklaşık bir dakika kadar devam ettikten sonra geçer, gebeler ise bu durumu kasılma olarak hissettikleri halde ağrı duymazlar, hatta 37. haftadan sonra muayene eden doktorları tarafından bu kasılmalar manuel olarak hissedilir ve bu durum hastaya muayene sırasında izah edilir.

Eğer bu kasılmaların aralığı giderek kısalırsa, önceleri bir saatte, yarım saatte bir gelen ve yaklaşık bir dakika süren kasılmaların aralığı giderek sıklaşır ve sonunda on dakikada iki kez gelmeye başlarsa bu ağrılar doğum sancıları olarak kabul edilir. Kasılmalar giderek regüler (düzenli) bir hal alır ve üç dakikada bir gelir. Her kasılma doğum kanalı olan ve serviks adı verilen rahim ağzının giderek olgunlaşmasına, kısalmasına ve açılmasına neden olur. Servikal kanalda kısalma ve açıklık oluşmaya başladıktan sonra ve baş pelvis girimini geçmeye başlayınca gebeler giderek bu kasılmalarla birlikte ağrı da hissetmeye başlarlar. Kasılmaların şiddeti ve sıklığı artıkça baş pelvis giriminde çıkıma doğru yaklaştıkça ağrıların şiddeti ve sıklığı daha fazla artar. Eğer fetüs doğum kanalına girdiğinde, fetüse ya da gebenin doğum kanalına ait nedenlerle baş pelvis uyumsuzluğu, pelvis girimde darlık ya da pelvis girimi normal olsa da orta pelvis düzleminde veya çıkım düzleminde darlıklar gibi fetüsün doğum kanalında ilerlemesine engel teşkil edebilecek durumlar mevcutsa, doğum sancıları giderek daha fazla artar ve dayanılmaz olabilir.

Problem olmadan sancılarla birlikte doğum kanalında fetal baş seviyesi uygun bir iniş gösteren gebelerde ise doğum travayında hiçbir zaman çok aşırı bir sancı hissedilmez, ancak doğuma yakın dakikalarda sancı biraz daha yoğun hissedilir.

Doğum sancıları gebe kadınların korktuğu şekilde birden bire şiddetli bir şekilde başlamaz, günler içinde yavaş yavaş kasılmalar şeklinde başlar ve hatta regüler sancılar oturduktan sonra ağrı gebeler tarafından yavaş yavaş hissedilmeğe başlar. İlk doğum genellikte ortalama 18 saatte gerçekleştiğine göre doğum sancısı başladığında, kasılmalar arttığında, kasılmalar regüler hale geldiğinde telaşlanmadan hastaneye gitmek gerekir.

Gebe kadınlarda düzenli aralıklarla gelmeyen kasık ve bel ağrısı, idrar yaparken kasılmalar, böbrek taşına, apendiste bağlı ağrılar, mide ağrısı, safra kesesi, böbrek taşı ağrıları, nadir görülen yumurtalık kisti torsiyonu ağrısı, fıtık ağrısı gibi çok çeşitli ağrı yapan hastalıklar da görülebilir. Bu tür alışılmışın dışında ağrı ortaya çıktığında da gebe kadınlar ağrı kesici almadan doktoruna müracaat etmeli ve ağrı nedeni bulunarak duruma uygun gerek tibbi gerekse cerrahi tedavisi planlanmalıdır.

gebelik , rahim , hamilelik , kasılma , doğum sancısı , yalancı doğum sancısı , gerçek doğum sancısı, dogum sancıları, sancı, hamilelik sancıları, gebe olmak, gebelik sancıları, doğum yaparken, sancının şiddeti, dogum yaparken çekilen acı,

Göğüs Ve Dekolte Bakımları | Kadın Parkı

Göğüs Ve Dekolte Bakımları, Göğüs, Dekolte Bakımları, göyüs bakımı, meme bakımı, dekolte, dekolte bakımı, göyüs uçları, meme uçları, meme bakımı ve dogal bakım, doğal meme büyütme, meme küçültme, Sık sık kilo alıp verme, hamilelik, emzirme, çok fazla sigara tüketimi, az su içmek, yanlış sütyen kullanımı, üstsüz güneşlenmek ve aşırı sıcak suyla banyo yapmak

Göğüslerde meydana gelen sarkma, yumuşaklık ve deformasyon bayanların en çok duyarlı oldukları konuların başında yer almaktadır.

Yapısında hiç kas olmayan tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sütyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirirler ve bu durum estetik açıdan bayanların huzursuz olmasına ve çeşitli yöntemler aramasına neden olur.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi ilk akla gelen büyütme, küçültme ya da silikon gibi operasyonlardır. Ancak ben şahsen bir kadının kadın olduğunu vurgulayan göğüs gibi önemli bir uzvunu cerrahi müdahalelerle riske atmasını kesinlikle doğru bulmuyorum.

Kaldı ki slikon ve benzeri yöntemlerin zararlı olup olmadığı halen tartışılmaktadır.

ABD ve Avrupada slikon yaptıranlar bile zamanla bunları çıkartmaktadırlar.

Halbuki göğüslerde meydana gelen deformasyonları sağlığınızı riske atmadan yapay ve size ait olmadığı her halinden belli olan yöntemler yerine son derece sağlıklı, doğal ve etkili bir biçimde gidermek mümkündür.

Biz Lavinia’da bu konuda son teknoloji ürünü bilgisayar kontrollü sistemlerimiz ve özellikle yosun özleri içeren tamamen doğal içerikli krem, maske, serum ve ampuller yardımı ile bıçak altına yatmadan size sağlıklı çözümler sunabiliyoruz.

Kişinin göğüs büyüklüğü, yaşı ve deformasyon derecesi belirlendikten sonra ilk önce 5 seans yoğun bir şekilde ürünlerle bakım yapıyoruz. Özel masaj teknikleri ile uygulanan hücre yenileyici ve sıkılaştırıcı bu ürünler göğüs dokusunun canlanmasını ve dirileşmesini sağlıyor.

Tabi ki ürünle dikleştirme işlemi yapılamayacağı için 10 seans süresince bilgisayar programlı bir cihaz yardımı ile özellikle boyun ve dekolte kaslarını çalıştırarak göğsü taşıyan bağ dokusunu kaldırıyor ve 15 seanslık bir kür sonucunda sağlıklı bir şekilde diri ve dik göğüslere kavuşmanıza yardımcı oluyoruz.

Herhangi bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek için şu hususu vurgulamak isitiyorum.Yukarıda açıkladığımız işlemler göğüslerin toparlanıp dikleşmesini sağlar, ancak büyütme ya da küçültme yapan bir etkisi yoktur. Böyle bir programa katılmak için göğüslerinizin deforme olmalarını beklememize gerek yok. Tıpkı cilt bakımı yaptırır gibi ayda bir kez özel ürünler kullanılarak yapılan göğüs bakımına katılmanız ileride yaşayacağınız problemlerin önlenmesini sağlar.

Tüm bunlarla birlikte göğüs güzelliğini korumak amacı ile aşağıdaki bilgilerin sizlere yardımcı olacağını ümit ediyorum.

Göğüs güzelliğini korumak için

  • Çok sıcak su ile duş almayın.

  • Her banyodan sonra soğuk su ile masaj yapın.

  • Üstsüz güneşlenmeyin.

  • Doğru sütyen kullanın.

  • Sütyensiz spor yapmayın.

  • Sürekli yüz üstü yatmayın.

  • Çok sık kilo alıp vermeyin.

  • Düzenli olarak nemlendirici bir krem ile masaj yapın.

  • Özellikle boyun, omuz ve kolları çalıştırcı egzersizleri ihmal etmeyin.

Göğüs liftingi

1. Göğüs liftingi nedir?

Çeşitli nedenlerden dolayı formunu kaybetmiş, sarkmış göğüslerin dikleştirilip, toparlanması işlemidir.

2. Göğüs liftinginde ürün kullanılır mı?

Ürün kullanılarak daha çok göğüs dokusunu sıkılaştırma ve nemlendirme işlemi yapılır. Lifting uygulaması bu işlem için geliştirilmiş özel cihazlarla uygulanır.

3. Göğüs liftingi sırasında göğüs kasları mı çalıştırılır?

Hayır, çünkü göğüste kas yoktur. Dikleşme ve toparlama işlemi özellikle boyun ve göğsü taşıyan dekolte bölümündeki kaslar çalıştırılarak yapılır.

4. Göğüs liftingi kimlere uygulanmaz?

Bu işlem kalp problemi olanlara, vücudunda kalp pili, metal ya da protez olanlara; hamilelere, emziren bayanlara ve göğsünde kist problemi olanlara uygulanmaz.

5. Bu uygulama göğüslerde büyüme ya da küçülme etkisi sağlar mı?

Hayır, bu cerrahi bir işlem olmadığı için ne büyüme ne de küçülme sağlamaz. Ancak toparlama ve dikleşmenin etkisiyle göğüsler daha diri ve formda görüneceklerdir

6. Göğüs liftingi kaç yaşından itibaren uygulanabilir?

Bu tamamen göğüslerdeki deformasyonla ilgilidir. Genelde hamilelik ve emzirme döneminden sonra uygulanmaktadır. Ancak öncesinde de ihtiyaç varsa göğüs oluşumu tamamlanmış herkese rahatlıkla uygulanabilir.

7. Bu uygulama süt bezlerine ya da göğüs ucu hassasiyetini etkiler mi ?

Deri altına bir müdahale olmadığı için bunlardan hiçbirisi söz konusu değildir.

8. Göğüs kremleri dikleştirici etki sağlar mı ?

Hayır, bu tür ürünler genelde göğsü sıkılaştırmak ve formunu korumak amaçlı kullanılmaktadır.

9. Bu uygulama sırasında herhangi bir acı hissedilir mi?

Hayır. Ancak göğsü taşıyan kaslarda yoğun gerilme, hareket ve kasılmalar hissedilir.

10. Bu uygulama kaç seans yapılmaktadır?

Bu kişinin yaşı ve deformasyon derecesine bağlı olarak genelde 10 seans olarak uygulanmaktadır.

11. Dikleşmenin etkisi ne kadar sürmektedir?

Bu göğüs büyüklüğüyle yakından ilgilidir. Ancak göğüste kas olmadığı için yaklaşık 1-1.5 yıl sonra tekrar deformasyon görülebilir.

12. Göğüs deformasyonunun nedenleri nelerdir?

Sık sık kilo alıp verme, hamilelik, emzirme, çok fazla sigara tüketimi, az su içmek, yanlış sütyen kullanımı, üstsüz güneşlenmek ve aşırı sıcak suyla banyo yapmak.

13. Göğüs güzelliğini korumak için hangi sporlar etkilidir?

Bu amaç için en ideali yüzmedir.

Yazar: LAVINIA – Mine Ülgezer

İlk Hamilelik Belirtisi

ilk hamilelik belirtisi, ilk, hamilelik, belirtisi, hamilelik belirtisi, hamilelik başlangıcı, hamilelik testi, hamilelik belirtileri, ilk hamilelik dönemi, hamile kalmak, hamile olmak, gebe kalmaki gebelik belirtileri, hamileliğin ilk dönemleri, hamilelik belirtileri nelerdir, hamilelik belirtileri nasıl anlaşılır, çocuk aldırmak,

hamilelik belirtileri, kusmak

Hamilelik Belirtileri
Gebelik Belirtileri Nelerdir
Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir. Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12′ inci haftalar arasında duyulabilir.
HAMİLE OLABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜREN İŞARETLER
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Adet kesilmesi Tüm hamileliklerde Yolculuk,yorgunluk,stres,hamilelik
korkusu,hormonsal sorunlar,aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma,emzirme
Sabah bulantıları Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra Yiyecek zehirlenmesi,gerginlik
Sık idrara çıkma Genellikle hamile kaldıktan
6-8 hafta sonra İdrar yolları iltihabı,gerginlik,şeker
hastalığı
Sızlayan,ağrıyan,şiş göğüsler Hamile kaldıktan sonraki
birkaç gün içinde Doğum kontrol hapları,adet günlerinin yaklaşması
Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması Hamileliğin ilk üç ayı içinde Hormonsal dengesizlik
Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler Hamileliğin ilk üç ayında Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi
Yiyeceklere aşırı istek duyma Hamileliğin ilk üç ayı içinde Kötü beslenme,stres,adet günlerinin yaklaşması
HAMİLE OLACAĞINIZA İLİŞKİN KUVVETLİ İŞARETLER
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Rahim ve rahim ağzının yumuşaması Döllenmeden 2-8 hafta sonra Adet kanamasının gecikmesi
Rahmin ve karnın genişlemesi 8-12 hafta Tümör ve fibroidler
Aralıklı ve ağrısız kasılmalar Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar Bağırsak kasılmaları
Bebeğin hareketleri İlk olarak hamileliğin
16-22. Haftasında fark
edilir. Bağırsak gaz ya da kasılmaları
KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Ultrasonda bebeğin görülmesi Döllenmeden sonraki 46. Haftada Yok
Bebek kalp atışı 10-20. haftada Yok
Karında hissedilen bebek hareketi 16. haftadan sonra Yok

Sezaryenla doğum yerine normal doğum

Sezaryenla doğum yerine normal doğum

Uzmanlar sezaryenle doğum yapmak isteyen kadınları uyardı. Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi

Uzmanlar sezaryenle doğum yapmak isteyen kadınları uyardı. Sezaryenle doğumda öldürücü yenidoğan sorunlarının iki kat arttığı belirtildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, zorunluluk gerekmedikçe her anne adayının normal doğum yapması gerektiğini belirterek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söyledi.

Son yıllarda doğumlarda cerrahi girişim olan sezaryenin tercih edildiğini ifade eden Çetin, Türkiye’de doğumların yaklaşık yüzde 50′sinin sezaryenle yapıldığını ve sezaryen oranlarının da her geçen yıl artış gösterdiğini belirtti. Bu artışın tıbbi, yasal, sosyal ve mali etkenlere bağlı olduğunu belirten Çetin, şunları söyledi:

“Sağlık çalışanlarının yasal açıdan kendilerini daha fazla emniyete almak istemeleri ve anne adaylarının yeteri kadar bilgilendirilememesi, doğum yapılan kurumların sezaryene hoşgörülü tutumları oranları artırıyor” dedi. Sezaryen doğumun bazı özel durumlarda anne veya bebek için hayat kurtarıcı olduğunu dile getiren Çetin, şöyle devam etti:

”Bebeğin eşinin önde gelmesi, bebek eşinin erken ayrılması, bebek kalp hızının çok düşük olması, bebeğin yan durması, bebeğin uzun süreli oksijen sıkıntısı içinde olması, bebeğin normalden büyük olması, bebeğin kalça kısmının doğum yoluna yakın olması, gebelik zehirlenmesi grubu hastalıklar ve annenin normal doğum pozisyonu sağlayamayacak kadar kemik ve eklem hastalığı olması gibi durumlarda sezaryen doğum çok yararlıdır.” Tüm doğum kliniklerinin, acil sezaryen doğumu gerçekleştirebilecek özelliklerle donatılmış olması gerektiğini vurgulayan Çetin, normal doğum sırasında beklenmeyen komplikasyonların yaşanabileceğini de belirtti. Çetin, zorunlu haller dışında normal doğumun uygulanması gerektiğini ifade ederek, gebelik sırasında ya da normal doğum anında ortaya çıkan bazı durumların da sezaryeni zorunlu hale getirebileceğini söyledi.

”SEZARYENDE, HAYATİ RİSK OLUŞTURMAYAN SORUNLAR 3 KAT ARTAR”

Çetin, sezaryenle doğumun, annenin hayati tehlikesi bulunduğu durumlarda kurtarıcı olarak yapılan acil bir ameliyat olduğunu belirterek, sezaryenin karın açılarak yapılan ameliyatlarda oluşabilen her türlü riski taşıdığını ifade etti.

”Hayati risk oluşturmayan sağlık sorunları genelleme yapıldığında sezaryen doğumda üç kat daha yüksek bulunmaktadır” diyen Çetin, annenin karşılaşabileceği riskleri şöyle sıraladı: ”Karın kesi yerinde, rahimde, diğer mesane gibi leğen kemiği bölgesi organlarında enfeksiyon görülebilir. Fazla kan kaybı olabilir. Annelerin yüzde 2′sinde mesane ve bağırsak gibi organ yaralanmaları gelişebilir. Kişisel ve cerrahi etkenlere bağlı rahim, mesane, bağırsak, karın zarları ve karın duvarı arasında yapışıklıklar oluşabilir. Loğusalık sonunda annelerin ağrı ölçümleri yapıldığında hissettikleri ağrı açısından normal ve sezaryen doğum şekilleri arasında bir fark bulunmamaktadır.

Sezaryen doğum sonrasında kadınlar, doğum tecrübesini daha negatif olarak algılayabilir ve bebeklerine bağlanma sıkıntısı yaşayabilir. Sezaryen sırasında anestezi ve iyileşme aşamasında kullanılan ilaç sayısının fazla olmasından dolayı ilaç alerjileri de fazla görülebilir. Normale göre sezaryen doğumda hastanede yatış süresi iki kat daha fazla olur. İyileşme süresi, sezaryende en az iki hafta daha uzun olur. Rahim alınması, mesane tamiri, leğen kemiği bölgesinde yapılan diğer ameliyatlarda yapışıklıklara bağlı sorunlarla karşılaşılması ve yeni doğumların sezaryenle yapılması gibi durumlar oluşabilir.”

”SEZARYEN DOĞUM SONRASI ÇOCUKLARDA DAHA FAZLA ASTIM HASTALIĞI GELİŞİYOR”

Sezaryenin bebek için de riskleri bulunduğunu vurgulayan Çetin, şöyle devam etti: ”Hamileliğin kaç aylık olduğu iyi hesaplanamadan ve doğum ağrıları başlamadan yapılan sezaryenlerde, erken doğuma bağlı yenidoğan bakımı gereksinimi doğabilir. Planlı bir sezaryen sonrası solunum sıkıntısı ve yenidoğan sık solunumu hastalıklarının oranları, normal doğuma göre yedi kat fazladır. Sezaryen doğum sonrası çocuklarda daha fazla astım gelişmektedir. Genel anesteziyle yapılan sezaryen doğumlarda yenidoğan bebeklerin normal yaşama dönmesi gecikebilir. Öldürücü yenidoğan sorunları, sezaryen doğum sonrası genel olarak iki kat kadar daha yüksektir. Sezaryen doğumda rahim duvarı kesilirken bebekte küçük kesiler olabilir.”

Çetin, ”Ayrıca, bebek eşi rahim ağzını kapatabilir ve rahim duvarına sıkı yapışabilir. Doğum sonrası belirgin şekilde artan bu durumlar, rahimin tamamen çıkartılmasını gerektirebilir. Rahim yırtılabilir. İdrar yolu, mesane ve bağırsak yaralanmaları görülebilir” diye konuştu.

Hamilelik, kadınların hamilelik dönemi, doğum, dogum sancıları, Doğum yabıcaklar, Hamile kadınlar, hamile, gebe, Dogum sancısı, En iyi dogum, Suda dogum, sezeryan dogum, normal dogum,