Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi kadın saglıgı

Yumurtalık Kistleri | Kadın Parkı

Kadın hastalıkları, kadın sağlıgı, Yumurtalık Kistleri, yumurtalık kanseri, kist, kist nedir, kist kanseri, yumurtalık, kadın dogum, kadın dogum uzmanı, kist kanser tedavisi, yumurtalık kist kanseri, yumurtalıkda kanser, kist kanser nedenleri, kist kanser tedavisi,

Yumurtalık hastalıkları kısırlık nedeni olabilen hastalıklardan, çok basit ve kendiliğinden geçen fonksiyonel kistlere ve tanıda gecikmenin kadının hayatına mal olabilecek over kanserlerine kadar pek çok problem geliştirebilir. Karın boşluğunda olduğu için bazen geç bulgu verebilir. Yumurtalıklar sadece muayene değil mutlaka ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.Karın ağrısı, adet ağrıları, cinsel birliktelikte ağrı, mesane veya makata baskı hissi, sık idrara çıkma, adet düzensizliği durumunda jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografi uygulanmalıdır.

Kadınlarda şikayetleri olmasa da altı ayda bir jinekolojik muayene yaptırmasını öneren Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr Dr.Figen Taşer Güney “Yumurtalık Hastalıkları” ile ilgili şu bilgileri verdi:

Yumurtalıklar(overler) karın boşluğunda rahmin iki tarafında bağlarla serbest olarak asılı duran organlardır. Kadınların doğurganlığını sağlayan yumurta bu organda depolanır.Ayrıca beyinden salgılanan hormonların etkisi ile yumurtalıklardan salgılanan hormonlar, adet düzenini sağlar.

Her ay hormonların etkisi ile yumurtalıklardan yumurtayı içeren küçük bir kist oluşur. Bu kiste folikül denir.Yumurta büyüyen folikülden atılır ve sperm ile buluşursa oluşan embriyo hormonların etkisi ile rahimden oluşmuş dokuya tutunur ve gebelik oluşur. Yumurtalıkta bebeği erken dönemde besleyen bir kist oluşur.Gebelik oluşmamış ise adet kanaması ile son bulur. Folikül kistleri bazen büyüyebilir ve fonksiyonel over kisti denilen ince cidarlı, sıvı ile dolu yapıları oluşturur ve 1 ila 3 ay içinde kaybolurlar.

Yumurtalık kisti yumurtalıkların yüzeyinde veya içinde, içi sıvı ile dolu olan keselerdir. Pek çok bayan hayatının bir döneminde over kisti sorunu ile karşılaşmaktadır. Fonksiyonel over kistleri bazen hiç fark edilmediği gibi, kasık ağrısı, baskı hissi , sık idrara çıkma gibi şikayetlere yol açabilir. Bu kistler yırtılabilir, kendi ekseni etrafında dönebilir veya kistlerin içine kanama olabilir.Bu durumda şiddetli ağrı oluşur.

Kistler değerlendirilirken bazı parametreler dikkate alınmalıdır, yaş, menapoz, kist boyutları ve şikayetler ileri yaşlarda ve menopoz döneminde yani üreme çağı dışındaki bayanlarda kistler olumsuz özellikler taşıyabilir. Fonksiyonel (masum) kistler genellikle üreme çağında oluşur.

Fonksiyonel kistlerin birçoğu şikayete yol açmaz ve muayene sırasında tespit edilirler.Takip edilir 1-3 ay içinde kendiliğinden kaybolabilirler.Doğum kontrol hapları yumurtlamayı baskılayıcı özelliklerinden dolayı tedavide kullanılırlar. Kist içine kanama olduğunda şiddetli ağrı olur, ağrı kesici kullanılarak takip edilebilir.Nadiren yumurta kisti çatlarken damara isabet eder ve batın boşluğuna yumurtlama sırasında kanama olur ise operasyon gerekebilir.Kist yırtılmalarında ani başlayan ağrı oluşur.Kist sıvısı karın organlarını saran periton denilen zar tarafından emilir.Hasta hastane koşullarında takip edilir.Kistler batın boşluğunda asılı duran yumurtalıkların kendi etrafında dönmesine ve yumurtalığın dolaşımının bozulmasına neden olabilirler. Bu durumda da ağrı gelişir.Takip ve gerekirse laparoskopi uygulanmalıdır.

Dermoid Kist: Yumurtalıklarda bulunan germ(üreme) hücrelerinden gelişir. Farklı dokular içerebilir(saç, diş, kıkırdak, kemik, barsak gibi..) Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Bazı kistler de neoplazik(tümoral) özellikler taşırlar. İleri yaşta gelişen, birkaç siklusta geçmeyen ultrasonografide içinde yoğun görünen yapılar, bölmeler içeren, karında sıvı toplanması, kilo kaybı, halsizlik ile beraber olan kistlere şüphe ile yaklaşılır. Bu bulgular varlığında genellikle bir patolog eşliğinde hasta opere edilir. Kist kanser olarak değerlendirilirse kanserin evresine göre sadece yumurtalığın alınması veya rahim ve yumurtalıkların karın zarı(omentum) lenf bezleri ve appendiksin alınması ve ardından ilaç tedavisi gerekebilir.

Çikolata Kisti (Endometriosis): Rahimin iç duvarının yumurtalıklarda yerleşmesidir. Kronik olarak kasık ağrısı adet döneminde ve cinsel beraberlik sırasında ağrıya yol açabilir. Yumurtalıkta oluşan kist erimiş çikolata görüntüsünde olduğu için çikolata kisti olarak adlandırılır ve önemli kısırlık nedenlerinden biridir. Kronik bir hastalıktır ve tekrarlayabilir.Bu kistler tespit edildiğinde çıkarılır ve yeni odakları baskılayıcı tedaviler uygulanır.

Polistik Over: Yumurtalıkların cidarında sıralanmış küçük kistler görülür. Hormon dengesinde oluşan değişiklik adet gecikmelerine yol açar.Metabolik problemleri de içerebilir. İnsülin direnci tip2 diyabet, obesite, kalp damar hastalığı riski, kısırlık, gebelikte düşük riski artışı görülebilir.

Tedavi siklus(adet) düzenleme veya çocuk isteğine göre planlanır.

POF (Prematür over yetmezliği): Yirmili veya otuzlu yaşlarda yumurtalık rezervinin azalması ve menopoz gelişimidir. Adetten kesilmesi ile belirti verir. Genetik özellik taşıyabildiği gibi bazen nedeni açıklanamamaktadır. Tedavide hormon replasmanı ile adet sağlanır fakat yumurtlama gelişmediği için çocuk sahibi olamaz.

Yazar: memorial

Kadınlarda Menopoz Dönemi | Kadın Parkı

Kadınlarda Menopoz Dönemi | Kadın Parkı
Menopoz gözleri de kurutuyor
Menopoz, gözyaşını azaltıp göz kuruluğuna neden olabiliyor. Göz kuruluğu tedavisi gören 10 kişiden altısı kadın. Soruna erken müdahale edilmezse kalıcı görme bozuklukları ve ciddi enfeksiyonlar gelişebilir.

İSTANBUL – Gözyaşı bezlerinin androjen ve ostrojen hormonlarından direkt olarak etkilendiğini söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Melike Gedar, göz kuruluğu yaşayan 10 hastadan 6’sının kadın olduğunu belirtti.

Gedar, “Kadınlarda bulunan erkeklik hormonu androjen, gözyaşı bezlerinin çalışmasında ve gözyaşı üretiminde önemli bir rol oynuyor. Androjen de menopoz döneminde kadınlık hormonu ostrojen gibi azalıyor. Bu durum ise gözyaşı bezlerinin çalışmasını ve gözyaşı üretiminin yavaşlamasına neden oluyor” dedi.

Menopoza giren kadınların yüzde 10’unun göz kuruluğu tedavisi gördüğünü, ancak pek çok kadının ise farkında olmadan bu sorunu yaşadığını ifade eden Op. Dr. Gedar, menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların da göz kuruluğunu tedavi edemeyeceğini dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “ Menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde ostrojen oluyor, ancak androjen hormonu bulunmuyor. Bu nedenle bu tip tedavilerin göz kuruluğunun tedavisinde hiçbir etkisi olmuyor.”

KALICI GÖRME SORUNLARININ NEDENİ
Gözde yanma, batma, kızarıklık gibi belirtilerin gözyaşı azalmasının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunan Op. Dr. Gedar, göz kuruluğu sorununun erken tedavi edilmediği durumlarda kalıcı görme bozukluklarına ve sık göz enfeksiyonuna neden olabileceğini anlattı. Artrit gibi romatizmal hastalığı olan, tiroid hastalığı olan, antidepresan ve hipertansiyon ilaçları kullanan, lazer göz operasyonu geçiren kadınların özellikle menopoz döneminde göz kuruluğu sorununu artabileceğini açıklayan Op. Dr. Gedar, “Bu tedavileri gören hastalarımızı, ilgili branştaki hekimlerinin de kontrolünde göz kuruluğu yapmayan ilaçları tavsiye etmelerini öneriyoruz’ dedi.

SIK SIK GÖZ KIRPIN, CEVİZ TÜKETİN
Göz kuruluğunun, çoğu zaman suni gözyaşı damlası ve omega 3 içeren vitamin desteği ile çözülebileceğini ancak eğer kuruluk sorunu ilerlemişse gözyaşı kanallarını silikon tıkaçlarla tıkadıklarını dile getiren Op. Gedar, gözyaşı azalması sorunu yaşayan kişilerin kırmızı et ve kurutulmuş yiyecekleri azaltmalarını; omega 3 içeren somon, ceviz gibi yiyecekleri tüketmelerini önerdi. Op. Dr. Gedar sözlerine şöyle devam etti:

“Gözyaşı kuruluğu yaşayan kişilerin ilaçlarının yanı sıra koruyucu gözlük kullanmaları gerekebilir. Suni gözyaşı damlası ve vitamin desteğinin tedavide yeterli olmadığı hastalarda siklosporin içeren ilaçlarla bir ya da iki yıllık bir tedavi ile sorun çözülebilir. Göz kuruluğu sorunu yaşayan kişilerin bol su içmeleri, gözlerini ovalamamaları, ağır makyaj yapmamaları, sigara ve dumandan uzak durmaları gerekiyor. Bunun yanında bilgisayar kullanımını sınırlamak ve gözleri sık kırpmak önemli.”

Anahtar kelimeler: kadınlarda menopoz dönemi, menopoz, menopoz dönemi, kadın saglıgı, kadın hastalar, kadın sağlık dergileri, kadınların menopoz olayı, menopozun zararları, menopoz nedir, menopozun faydaları, menopoz yaşı kaçtır, kaç yaşında menopoz olur kadınlar, menepoz nedemektir, menopoz dönemi, ilişkide menopoz, menopozdayken ilişkiye girmek, menopoz döneminde ilişkiye girmek, menopozun göze zararı, menopozun zararları göze, kadın parkı

Kadın Hastalıkları ve Nedenleri

Kadın Hastalıklarının Nedenleri, Neden kadınlar daha fazla hastalıga Yakalanırlar.

Kanser riski bakirelerde daha fazla
EGE Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kansere yol açan HPV’nin (Human Papilloma Virus) Türk kadınları arasında yaygınlığını saptayan en geniş çalışma sonuçlandı.

Doç. Dr. Murat İnal tarafından 1800 olgu üzerinde yapılan çalışmada HPV pozitif oranı yüzde 7.8, genital siğil görülme oranı yüzde 10.7 bulundu. Doç. Dr. İnal, “13- 19 yaş arası 1800 hamilede HPV görülme oranı yüzde 8 saptandı.

Bakirelerde oran daha da yüksek. Yani risk küçümsenmeyecek düzeyde. Dünya Kadın Hastalıkları ve Doğum Dernekleri, doktorların hastalarına bu aşıları önermesini zorunlu kılıyor” dedi. Sağlık Bakanlığı ise, rahim ağzı kanserinden koruyan aşıların zorunlu kapsamda uygulanmasına gerek görmüyor.

Doç. Dr. Murat İnal, çalışmayı rahim ağzı kanserinin etkeni olduğu saptanan HPV’nin Türk toplumundaki yaygınlığını ve bu virüsün neden olduğu rahatsızlıkların düzeyini öğrenmek amacıyla yaptığını kaydetti. Dünyada hastalığa bir kişinin ömür boyu yakalanma riskinin yüzde 50 olarak gösterildiğini belirten Dr. İnal, “Bu virüsün özelliği kişiye bulaştıktan sonra yüzde 80- 85′inin vücut tarafından temizlenmesi. Geri kalan ise çeşitli problemlere yol açıyor. HPV, erken dönemde yakalanıp tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabilen rahim ağzı kanserinin yanı sıra genital siğillere de yol açıyor. Siğiller kadının kendisine saygısını yitirmesinin nedeni, cinsel yaşamı olumsuz etkileniyor, sosyal, ekonomik, psikolojik sorunlar yaşamasına neden oluyor. Bu çalışma ile genital siğillerin de yaygınlığı ortaya kondu. Çünkü siğillerin birçoğu rahim ağzı kanseriyle ilişkili” diye konuştu.

Dr. İnal, hastanenin aile planlaması kliniğine 2004- 2006 yılları arasında başvuran 1800 olgu üzerinde yapılan çalışmanın tamamlanmasının ardından analizlerinin yapıldığını, her hasta için 90 parametrenin incelenmesi yüzünden sonuçlarının zaman aldığını söyledi. Araştırma sonuçlarını ilk kez geçen mayısta Antalya’da yapılan 6′ıncı Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi’nde açıkladığını ve DHA aracılığıyla kamuya sunduğunu belirten Doç. Dr. İnal şunları söyledi:

“Bu çalışmaya alınan 1800 olgunun yaş ortalaması 27. HPV pozitif oranı yüzde 7.8 bulundu. Genital siğil görülme oranı ise yüzde 10.7 çıktı. HPV’nin cinsel yolla bulaştığı biliniyor. Ama yapılan araştırmada genital siğil pozitifliği bakirelerde yüzde 15.5 oranında saptandı. Yani bu olguların 58′i bakireydi, 9′unda genital siğil saptandı. Virüsün bulaşması için cinsel ilişkinin gerekmediği, cinsel temasla da bulaştığı bir kez daha kanıtlandı. Dünyada bakire olan olmayan tüm gruplarda yapılan çalışmada genital siğil görülme oranı yüzde 10′larda, biz de daha yüksek. Cinsel yolla bulaşan hastalık olarak bilindiği için yaşam boyu partner sayısı da hastalığın bulaşmasında çok önemli. Yaşam boyu tek partneri olduğunu söyleyenlerde yüzde 3.2 oranında görülürken, yaşam boyu birden fazla partneri olanda bu oran yüzde 24 çıktı. Sonuçlar, yaşam boyu tek partner olarak ifade edilse de aslında bütün kadınların risk altında olduğunu gösteriyor. Kadınların eşinin çok partnerli olması kadınların riskini artırıyor. O yüzden aşılanma, aşıyla korunma çok önemli.”

ADOLESAN GEBELERDE DE ÇIKTI
Doç. Dr. İnal yaşları 13- 19 arasında değişen 1800 adolesan gebede (ergenlik dönemi gebeler) de HPV araştırması yaptıklarını söyledi. Bu olgularda HPV’nin görülme oranının yüzde 8 çıktığını belirten Doç. Dr. İnal, virüsü hangi bünyenin yok edip edemeyeceğini bilmenin mümkün olmadığına dikkat çekti. Bu yüzden de dünyanın aşıyı önerdiğini, Avrupa’daki bazı ülkelerde zorunlu aşı programına alındığını söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın kanser kayıtları en iyi tutulan İzmir verileri üzerinden değerlendirme yaptığını belirten Doç. Dr. İnal, “Türkiye’de istatistik çalışması yok. İzmir’de rahim ağzı kanseri görülme sıklığı yüzbinde 9- 19. Biz uzmanlar ise bu oranın daha fazla olduğunu iddia ediyoruz. Kadınların risk altında olduklarını bilmeleri ve her yıl jinekolojik muayene ve smear testlerini yaptırmalarını öneriyoruz. Dünya Kadın Hastalıkları ve Doğum Dernekleri jinekologlara, hastalarına bu aşıyı yaptırma önerilerinin bir mecburiyet olduğunu söylüyor. Bu aşılar Avustralya’da erkek çocuklarına bile uygulanması zorunlu” diye konuştu.

AŞI UYGULANMALI
Öte yandan araştırma sonuçlarını değerlendiren ve bu aşıların rahim ağzı kanserinden korunmada önemine dikkat çeken Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. İsmail Mete İtil ise şunları söyledi:

“HPV’ye karşı korunmayı ve aşılanmayı Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Kadın Doğum Örgütü FIGO, 2008 yılını seferberlik yılı olarak ilan etti. Bizde de yapılan araştırma sonuçları ortada. Toplumumuzda cinsel aktif olmayan kadınların çoğu HPV’yi evlendikten sonra eşlerinden almakta. Bu yüzden de genç kızlarımızın aşılanması önem arz etmektedir. Virüsün bulaşması için cinsel temas da yeterli oluyor, dolayısıyla kondom kullanımı her zaman koruyucu olmuyor. Aşılanma için cinsel aktif olmak gerekmiyor. Aşılanma yıllar sonra istenmeden alınabilecek virüse ve onun yol açtığı kadın kanserlerini engellemek için yapılmalıdır. Dernek olarak aşılanmayı destekliyoruz.”

HUMAN Papilloma Virüs (HPV) olarak bilinen siğil virüsünün, kadınlar arasında cinsel ilişki ve temasla bulaşan virüslerin en yaygını olduğunu belirten Doç. Dr. İnal hastalık hakkında şu bilgileri verdi:

“Kadınlarda rahim ağzı, vajina vulva ve anüs kanserlerine, erkeklerde penis derisinde kanser oluşumuna yol açabilir. Bir DNA virüsüdür. 100′den fazla HPV virüsü vardır. Bunların çoğu önemli bir problem yaratmazlar. Sıklıkla ellerde ve ayaklarda siğil olarak bilinen oluşumlara neden olurlar. Bu virüslerden 30 kadarı genital bölgeyi sever ve o bölgede enfeksiyonlara yol açar. İlaç tedavisi yok. Virüs alındıktan 12- 18 ay içinde vücutta antikorlar ortaya çıkar. Vücudun bağışıklık sistemi kadınların yüzde 70′inde bir yıl içerisinde, yüzde 90′ında ise 2 yıl içerisinde vücuttan HPV virüsünü temizler. Ancak yüksek riskli HPV virüsleri olarak bilinen tip 16 ve ve tip 18 HPV ile tekrar tekrar karşılaşma durumunda rahim ağzında aktif olarak kalır ve zararlı değişikliklere yol açarlar. Enfeksiyonun vücut tarafından atılmaması durumunda (bağışıklık sisteminin iyi çalışmaması sonucu ya da yoğun sigara içenlerde) ya da tekrar tekrar yüksek riskli HPV virüsleri ile karşılaşma durumunda 2 yıl içerisinde rahim ağzındaki geçiş bölgesindeki hücrelerde anormal değişimler başlar ve tedavi edilmediği taktirde 13- 15 yıl içerisinde rahim kanseri gelişebilir.”
Anahtar Kelimeler: kadın hastalıkları, kadın hastalıkları belirtileri, kadın saglıgı, kadınlar neden erkenden hastalıga yakalanırlar, kadın hastalıgı uzmanı, kadın uzmanı, kadınsal sorunlar, kadınların hastalık nedenleri, kansere yakalanma olasılıgı,

Ağrılı cinsel ilişki

Ağrılı cinsel ilişki

Cinsel ilişki sırasında ağrı yaşıyorsanız bunun nedeni nedir? Belirtileri nasıldır? Doktora ne zaman gitmeli? Teşhis nasıl konur ve tedavisi nasıl yapılır? Hepsinin yanıtları pudra.com’da!

Her şeyden önce, insanlarda cinsel ilişkinin, üreme amacından daha çok tatmin olmak amacıyla yapılan bir iş olduğunu biliyoruz. Ancak kadınlar açısından cinsel ilişki her zaman zevk vermeyebilir. Hatta bazen acı verdiği bile olur. Cinsel ilişkinin ağrılı olmasını, konuşması zor bir konu olarak düşünebilirsiniz. Cinsel ilişki sırasında ağrı hissediyorsanız, bunun kafanızda yarattığınız bir soruna mı bağlı yoksa yatakta yapılan bir yanlışlığa mı bağlı olduğunu merak edebilirsiniz. Tüm bunların yanıtlarını Dr. Murat Emanetoğlu’nun web sitesinde bulduk ve hemen sizlerle paylaşıyoruz.

Belirtileri nelerdir?

Ağrılı cinsel ilişki diyebilmek için cinsel ilişkiden hemen önce, ilişki sırasında veya ilişkiden sonra sizi sıkıntıya sokan cinsel bölgede ağrı olması gereklidir. Bu ağrı her ilişki sırasında ya da ara sıra olabilir. Araştırmalar, kadınların %60 tan fazlasının bunu yaşadığını desteklemektedir. Ağrının yeri ve sıklığı oldukça değişiktir.

  • Bazı kadınların ağrısı tampon yerleştirirken bile olabilir.
  • Cinsel ilişkiye girdiği bazı erkeklerde ve bazı pozisyonlarda olabilir.
  • Cinsel ilişkiye girdikten sonraki ikinci ilişkide ağrı hissedebilir.
  • İlişkiye başlarken girişte ağrı hissedebilir.
  • İlişki sırasında ileri geri hareketlerde ağrı hissedilebilir.
  • Yanıcı bir ağrı veya ağrının yanında kaşıntı da olabilir.

Neden olur?
Ağrı bölgesine göre nedenler değişecektir. İlişkiye başlarken giriş bölgesinde ağrı hissedilmesinin nedenleri şunlardır;

  • Yeterince ıslanmama. Genelde ön sevişmenin kısa sürmesi nedeniyle olur. Menopozdan sonra, doğum yaptıktan sonra ve emzirme döneminde östrojen seviyesinin azalması nedeniyle de olur. Ayrıca cinsel isteği azaltan bazı ilaçlar( antidepresanlar, hipertansiyon ilaçları, bazı doğum kontrol hapları, uyuşturucu ilaçlar gibi) da ıslanmayı azaltarak ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilirler.
  • Yaralanma, kaza veya tahrişler. Cinsel bölgede geçirilmiş ameliyatlar, zor doğum yapmak veya doğuştan olan bazı anormallikler nedeniyle ilişki sırasında rahatsızlık, ağrı hissedilebilir.
  • Enfeksiyon veya cilt bozuklukları. Cinsel bölgedeki veya idrar yollarındaki enfeksiyonlar da ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilirler. Ayrıca bu bölgedeki egzema veya diğer cilt sorunları da ağrı yapabilirler.
  • Doğum kontrolu için kullanılan ürünlere karşı gelişen reaksiyon. Prezervatif, sperm öldürücü jel veya köpüklere karşı alerjik reaksiyon gelişebilir. Ayrıca iyi yerleşmemiş diyafram veya rahim ağzı başlıkları da ağrıya neden olabilirler.
  • Vajinismus. Vajina duvarlarındaki kasların istemsiz olarak kasılması olarak adlandırılan vajinismus da penis girişinin çok ağrı yapmasına neden olur.

Belli pozisyonlarda daha çok hissedilen derin ağrının nedenleri ise şunlardır;

  • Bazı hastalık ve durumlar. Endometriozis, rahim bölgesinde enfeksiyon, rahim sarkması, geriye dönük rahim olması, myom, sistit, bağırsak hastalıkları, basur ve yumurtalık kistleri ağrıya neden olabilirler.
  • Enfeksiyonlar. Yumurtalık kanalı, rahim ve rahim ağzı enfeksiyonları ağrı yaparlar.
  • Geçirilmiş bazı ameliyatlar veya tedaviler. Alt karın bölgesinde geçirilmiş ameliyatlar bazen ağrıya neden olabilirler. Ayrıca kanser nedeniyle yapılan kemoterapi ve radyoterapiler de ağrılı cinsel ilişkiye neden olabilirler.

Duygusal nedenler de ağrılı cinsel ilişkide önemli bir rol oynarlar. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

  • Psikolojik sorunlar. Eğer sıkıntı, depresyon, görüntünüzden memnun olmama ve yakın ilişkiden korkma gibi problemleriniz varsa cinsel ilişki sırasında ağrı hissetmeniz daha kolaylaşır.
  • Stres. Cinsel bölgedeki kaslar, strese karşı oldukça hassastırlar. Bu yüzden stresli durumlarda ağrı hissedilmesi daha fazla olur.
  • Cinsel istismar geçmişin olması. Çoğu kadında böyle bir durum yoktur. Ancak varsa bunun da etkisi olabilir.

Bazen psikolojik faktörlerin ağrılı cinsel ilişkide neden mi yoksa sonuç mu olduğunu söylemek zor olur. Başta hissedilen ağrı, tekrarlanacağından korkulduğu için rahatlaması zor olur ve bu da ağrının artmasına neden olabilir.

Doktora ne zaman gitmeli?

Cinsel ilişki sırasında devamlı ağrı hisseden çoğu kadın asla tıbbi bir yardım almayı düşünmez. Lütfen onlardan biri olmayın. Eğer böyle bir durumunuz varsa doktorunuzla konuşun. Çözülen probleminiz sayesinde cinsel hayatınızın düzelmesi yanında, bedensel ve duygusal açıdan da daha iyi hissedeceksinizdir.

Teşhis nasıl konur?

İlk önce doktorunuzla konuşarak, ona bu konuda bilgi vermeniz gereklidir. Ağrının ne zaman başladığı, nerede ve nasıl olduğu, her cinsel ilişkide veya partnerde olup olmadığı öğrenilecektir. Cinsel hayatınızla ilgili geçmişiniz, geçirdiğiniz ameliyatlar, yaptığınız doğumlar da önemlidir. Lütfen bu soruları cevaplarken utanmayın. Çünkü vereceğiniz cevaplar, ağrınızı gidermek için gereken ipuçlarını sağlayacaktır.

Daha sonra jinekolojik muayene yapılacaktır. Bu sırada cilt hassasiyetine, enfeksiyon varlığına ve yapısal bir bozukluk olup olmadığına bakılır. Muayenenin kendisi de ağrınızın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Siz de ağrıyan yerinizi daha kolay gösterebilirsiniz. Eğer dayanamayacak şiddette bir ağrı olursa doktorunuzdan durmasını istersiniz.

Bunun dışında ağrının nedenini tespit etmek için ultrasonografi ve laparoskopi de yapılabilir.

Tedavi nasıl yapılır?

Cinsel ilişkinin ağrılı olması, eskiden beri, daha çok psikolojik olarak düşünüldüğü için tedavide de psikolojik tedavi önerilirdi. Artık bu şekilde düşünülmemekte ve pek çok yaklaşım birden uygulanmaktadır. Tahrişe neden olabilecek duş jeli, doğal ıslatıcı gibi ürünlerden sakınılması gerekir. Cinsel ilişki sırasında değişik pozisyonları deneyebilirsiniz. Sizin üstte olduğunuz pozisyonlarda daha rahat edebilirsiniz. Ayrıca kontrol sizde olunca ağrıdığı anda durmak daha kolay olur. Eşinizle de konuşarak ne zaman durması, ne zaman devam etmesi konusunda yardımcı olun. Ön sevişmeyi uzun tutarak vajianınızın iyice ıslanmasını sağlayın ve siz istedikten sonra cinsel ilişkiye başlayın. Yumuşak masajlar ve uzun öpüşmeler işe yarayabilirler. Yine de yeterince ıslanmıyorsanız doktorunuza kullanabileceğiniz ürünleri sorun. Ayrıca doğum kontrolu için size en uygun yöntemi de danışın.

Ağrı duymanıza neden olacak herhangi bir hastalık tespit edildiyse bunun tedavisi yapılacaktır. Menopozdan sonraki dönemde östrojen azalmasına bağlı yetersiz ıslanma için östrojen içeren vajinal krem veya tabletler verilebilir. Bazen ağrının şiddetine göre ağrı kesiciler verilir. Ağrıyı azaltmak için vajinal gevşeme egzersizlerini öğrenebilirsiniz. Kegel egzersizleri ve diğer egzersizler cinsel ilişki sırasındaki ağrıyı azaltmada yardımcı olacaktır. Eğer uzun süredir devam eden ağrılı cinsel ilişki varsa ilişkiye girmek korkutucu gelebilir. Bu durumda eşinizle beraber bir seks terapistine gitmenizde fayda vardır.

Etiketler: ağrılı cinsel ilişki, cinsel ilişki, kadınların cinsel yaşamı, kadın sağlıgı, kadın hastalıkları, kadın, kadın chat sohbet, kadınsal sorunlar, kadın hormonları, kadın uzmanı, kadın uzman doktor.