Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi kadınca - Page 2

Kadın Hastalıkları

Rahim Urları;Myomlar”
Düzensiz kanamaların diger bir önemli nedeni myomlardır. Myomlar rahimi olusturan kas dokusunun tümörleridir. 35 yasın üzerindeki her 4 kadından birinde belirgin myoma rastlanır. Myom olusmasında estrojen hormonunun etkisi vardır. Menopoz döneminde hormon kullanmayanlarda myomlar büzülür, kücülür. Ayrıca estrojeni azaltan GnRH analogu denilen ilaclar da myomları kücültür. Myomların %99 dan fazlası iyi huyludur. Ancak cok degisik büyüklükte olabilirler ve cok cesitli rahatsızlıklara neden olabilirler. Yerlestikleri yere göre etkileri farklı olur. Bazan saplı olarak uterusa birlesir. Özellikle rahimin ic kısmında yerlesen myomlar düzensiz ve bol kanamalara neden olur. Kanama yanında agrı ve kasıklara basınc hissi yaratırlar. İri myomlar sık sık idrara ve kabızlıga neden olabilir.

Tedavinin ne sekilde olacagına kadın-dogum uzmanı ile tartısmak gerekir. cocuk istemiyen kadınlarda histerektomi en cok uygulanan tedavi seklidir.

Myomlarda hangi durumlarda ameliyat gerekir?:

Tedavi ile gecmeyen düzensiz kanamalar

3 aylık gebelikten daha büyük myom

iyilesmiyen kasık ve bel agrısı

Büyüyen myom

Menopozda hormon tedavisi gerekliligi

Sayfa Bası

DÜZENSIZ KANAMALAR…
Menopoza yakın zamanlarda düzensiz kanamalar sık görülür. Bu kanamalar genelde hormonal düzensizlige baglıdır. Ancak bazan bazı hastalıkların belirtisi de olabilir.

Inceleme gerektiren haller:

21 günden daha sık aralıklarla olan kanama

8 günden daha fazla ve bol olarak süren kanama,

6 aydan sonra tekrar baslayan kanama

Hiperplazi…

Hiperplazi rahim ici örtüsünün hormonal düzensizlik nedeniyle kalınlasmasıdır. Bu kalınlasma zaman zaman dökülür ve düzensiz kanamalara neden olur. Teshis icin küretajla tüm rahim icinin alınması ve patolojik inceleme yapılması gerekir. cünkü bu kanamalar aynı zamanda gizli bir rahim ici kanserinin belirtisi olabilir ve ancak bu sekilde teshis edilebilir.

Diger Düzensiz Kanama Nedenleri…

Uterus, tüp veya rahim agzı iltihapları.

Agır hastalıklar. Karaciger ve kan pıhtılasma hastalıkları.

Polip

Rahim icinde yerlesmis kücük ve saplı urlara polip denir. Bu polipler ancak histeroskopi denilen bir teshis yöntem ile ortaya cıkarılabilirler. Ayrıca vijinal ultrason sırasında rahim icine sıvı verilerek de ortaya cıkarılabilir.

Hormonal Düzensizlige Baglı Kanamalar:

Yas İlerledikce yumurtlama düzeni bozulur. Progesteron üretimi yeterli olmaz. Rahim icinde sürekli olarak estrojen etkisi vardır. Bu sürekli estrojen etkisi rahim ici endometriumda kalınlasmaya neden olur. Bu kalınlasan hücreler bir süre sonra kanamayla dökülür.

Sayfa Bası

Yumurtalık kistleri:
35 yas sonrası kasık bölgesinde kitlelere rastlama sansı artar. Bu kitleler bazan belirti verir. Ancak genelde tesadüfi olarak ortaya cıkarılır. Belli tetkikler yapılmadan bu kitlenin ciddiyetini hakkında karar vermek güctür.

Menopoz dönemindeki kadınlarda yumurtalık kistlerine sıkca rastlanır. Kesin tanı ultrasonla konur. Bir kist ne kadar yuvarlak ve düzgünse, ici ne kadar temizse ve sıvı dolu ise o kadar az tehlikelidir. 6-7 cmden kücük ve tehlikesiz gibi görülen kistlerde önce 1-2 ay ilac tedavisi yapılır. Ilac tedavisi netice vermezse operasyonla kistin cıkarılması ve ameliyat anında patolojik incelemenin yaptırılması gerekir. Bir kadın icin en tehlikeli hastalık yumurtalık kanseridir. cünkü teshisi güc konur ve kondugu zamanda genellikle kanser ilerlemistir. Bu nedenle özellikle 40 yasın üzerindeki kistlerde cok uyanık davranılmalı ve yakından takip edilmelidir.

Sayfa Bası

Akıntının nedenleri

Bir kadını kadın hastalıkları doktoruna getiren en sık nedenlerden biri vajenden gelen akıntılardır. Bazan akıntılar artar, kokulu olur, kasıntılı olur.

Bu nedenle normal akıntı ile anormal akıntıyı birbirinden ayırmak gerekir.

Estrojen hormonunun azalması vajende salgının azalmasına ve dogal korunma ortamının bozulmasına neden olur. Vajenin dogal korunma ortamı asitdir. Hormon azaldıkca bu asitlik azalır ve mikropların yerlesmesi kolaylasır. Özellikle mantarların yerlesmesi kolaylasır. Tüm bunlar kokulu ve kasıntılı akıntılara neden olur. Bu hallerde kadın dogum uzmanının muayenesi ve tedavisi gereklidir.

Normal vajinal akıntının özellikleri nelerdir?

Vajinal akıntının icinde, salgı bezlerinden olusan sıvı, dökülen hücreler, ve normal vajen mikropları bulunur. Normal bir vajinal akıntı beyaz, saydam ve kokusuzdur. Kasınma, yanma veya herhangi bir rahatsızlıga neden olmaz. Adet gününe göre akıntının miktarı degisebilir. Örnegin yumurtlama günlerinde artar.

Anormal Akıntının Nedenleri Nelerdir?
Mikroplar vajen ve vulvanın iltihaplanmasına neden olur. Kasıntı, yanma hissi, anormal kötü koku, akıntıda belirgin artıs bu iltihabın belirtileridir.

Menopoz sonrası mikrop olmadanda, estrojen eksikligi aynı belirtileri ortaya cıkarır.

En cok mantar denilen mikroplar enfeksiyona neden olur. Bunun dısında trikomonas denilen parazitler ve bakteryel mikroplar akıntı nedenidir.

Sayfa Bası

Mantar Akıntıları
Mantarlar oldukca karmasık bir yasam sekline sahiptir. Dogada bitki ve hayvanların üzerlerinde ve insan vücudunda yasayabilir. nemli ortamlar mantarlar icin ideal mekandır. Bircok mantar cesidi arasında vajende rahatsızlıga neden olan candida albicans denen türdür. Bu tür ılık, nemli, ısıksız ortamda hızla ürer.

Kasıntılıdır. Süt kesigi görünümünde beyaz akıntılardır. Kokusuzdur. Tedavisi kolaydır. Ancak seker hastalıgı varsa ilaclar yetersiz kalır.

Kesin tanı icin akıntının mikroskop altında incelenmesi gerekir.

Kadınların %75′i hayatında enaz bir kez vajinal mantar hastalıgına yakalanır. Tedavi olmazsa hastalık kalıcı olur. Bazıları da doktora gider ama tedavileri eksik ya da yetersiz kalır. Eski tedaviler gercekten uzun ve zorlu idi. Aynı zamanda ilaclar etkisiz kalabiliyordu. Tedavinin basarılı olması icin ilacların 7 ila 14 gün kullanılması gerekiyordu. Halbuki belirtiler 2 günde kesildiginden kadın iyilestim deyip tedaviyi yarım bırakıyordu. Mikropda kısa sürede daha güclü olarak tekrar ortaya cıkıyordu. Böyle ilaca alısmıs mikrobu yine aynı ilacla yok etmek artık mümkün degildi.

Ancak son yıllarda gerek vajinal yoldan, gerekse hap olarak agızdan kullanılan yeni ilaclar cıktı. Bu ilacların üstünlügü hem güclü olmaları hem de cok kolay kullanılmaları. Genelde tek bir hap veya fitil ile tedavi basarılıyor.

Sayfa Bası

Kadında diger vajinal enfeksiyonlar…
Trikomonas, bakteriyel vajinozis adlı mikrobik hastalıklar. Gerek mantar, gerekse bu mikroorganizmalar normal vajenin icinde de bulunur. Ancak zararsız halde dururlar. Ya da kadının savunma mekanizmaları bu mikropların zararlı olmasını engeller. Bu savunma mekanizması zedelendiginde veya zayıfladıgında, bagısıklık sistemi cöker, ve mikroplar hastalık üretmeye baslar. Mantarı digerinden ayıran özellik kasıntı olmasıdır. Idrar yaparken ve cinsel iliski sırasında agrı görülür. Akıntı koyu ve beyaz renktedir. Icinde süt kesigi manzarası olabilir.

Bakteriyel Vaginozis…

Akıntı, hafif kasıntı ve yanma olur. Akıntı koyu, kıvamlı ve kötü kokuludur. Rengi yesil ve sarı olabilir.

Trikomonas…

Bulasma cinsel iliski ile olabilir. Banyolar, umumi tuvaletler bulasma yeri olabilir. Genc kızlarda ve dogurganlık cagında daha sık görülür. Akıntı cok fazladır. Köpüklüdür. İdrar yaparken ve cinsel iliski sırasında agrıya neden olur.

cogu zaman bu üc mikrop birarada hastalık yapar.

Mikroplar nasıl hastalık yapar…

Mikropların hastalık yapması icin önce üremesi gerekir. Belli bir sayıya ulastıktan sonra bir takım zararlı ürünler salgılayarak hastalık üretir. Iltihap belirtileri ortaya cıkar. Iltihap bedenin bu zararlı etkilere karsı verdigi savas sonucu ortaya cıkan bir durumdur. Vajinal akıntılarda böyle reaksiyonlardır.

Mikrobik akıntı tedavi olmazsa…

Akıntı devam eder. mikroplar gittikce derine yerlesmeye baslar. Özellikle uterusun vajen icine bakan agız kısmında yaralara neden olur. (servisit). Akıntı cinsel organın giris kısmında da sisme ve agrıya neden olur.

Sayfa Bası

Akıntıya neden olan haller…
Antibiyotikler..

Sık sık antibiyotik kullanlması vajenin savunma mekanizması olan yararlı mikropları öldürerek zararlı mikropların ortaya cıkmasına neden olurlar. Bu nedenle gerekli olmadıkca antibiyotik kullanmamak gerekir.

Dogum kontrol hapları..

Hormonal baskı vajende asiditiyi etkileyerek mantar olusumunu arttırır. Ancak estrojeni düsük hap kullanıldıgında bu etki azalır.

seker hastaları…

Vajene gecen fazla seker mantarı azdırır. Bu mantarlar tedaviye direnclidir. Yani sık sık tekrarlar. Vücut direncini kıran agır hastalıklar.

Asırı temizlik tutukusu…

Özellikle deodorantlı sabun, parfüm ve spreyler vajen asitligini bozar. Vücudu sıkı saran pantolon ve camasırlar.

Etiketler: kadın hastalıkları, kadın saglıgı, kadın özel, kadınca, kadın hastalıkları uzmanı, kadınsal sorunlar, kadınsal hastalık, kanama, adet, mantar, kaşıntı, gebelik, hamilelik, dogum, sağlıklı beslenme, adet kanaması,

Eyvah Nerelere Gidiyoruz?

Eyvah Nerelere Gidiyoruz?

Kadın Düşüncesi,Günlük Düşünce,Kadın Hayatı,Kadın Hakları,Kadın Dayanışması,Kadınların Erkek Üzerindeki Hakları,Kadınsal Sorunlar,Kadın Hastalıkları,Kadınca,Kadın Dergileri,Kadın Görevleri,Moda,Bakım,Makyaj,

Buda nereden çıktı diyeceksiniz ? biliyorum …! Birkaç senedir tv deki diziler, filmler aldı başını gidiyor valla, çocukluk arkadaşlarının, can dostu olanların arasında yaşanan aşklar mı dersin, yoksa enişteye, yengeye duyulan aşklar mı dersiniz , birinin ayrıldığı kızla kardeşim dediği kişinin yaşamaya başladığı aşk mı dersiniz…
Aile yapımızda , örf ananelerimizde , yaşantımızda,çocuklarımızın ahlak, namus, arkadaşlık, dostluk , flört, nişanlılık , evlilik anlayışında geri dönüşü mümkün olmayan çöküntüler yaşanmaya başladı ne yazık ki…
Çocukluk arkadaşları arasında aşk filizleniyor, buna bir şey dediğim yok tabii ki ama gün geliyor ayrılıyorlar, bir bakıyorsun önceden sevdiği çocuğun kardeşim dediği kişiyle yani diğer arkadaşıyla çıkmaya başlıyor … Aynı evde enişte ,yenge olarak yaşayan insanlar arasında yasak aşk yaşanıyor…
Bunlar hayatımızda da yaşanan şeyler tabii ki ama çoğu ailelerin tek eğlencesi olan televizyon, bu diziler sayesinde, akşam olunca karşısına geçip izleyeceğimiz ve eğleneceğimiz televizyon olmaktan çıkıyor…
Bizim evlerimiz, temiz pak halıların serili olduğu rahatça temizliğinden emin olarak namazımızı kılabileceğimiz, yeri geldiğinde çocuklarımızla yerlere yatıp güreş tutabileceğimiz, aile filmlerinin gösterildiğinde görmeye alışık olduğumuz, misafirlerimiz yada evin babası geldiğinde, kapıda ev terliklerini ayağına uzattığımız, namusuyla, temizliğiyle ,çoluk çocuğumuzun ahlakı ile bizlerin mabedimiz saydığımız yerlerdir…
Ama artık bu mabedler, dizilerde, filmlerde yaşanan yasak aşklar, çirkin ilişkiler, çıkarsız olmayan dostlukların yaşandığı ve çocuklarımızın değişim yaşaması için gözüne gözüne sokulan, dışarıdan geldiğimizde ayakkabı ile girilen, yatağa ayakkabı, çizme ile uzanılan, alışık olduğumuz, çaylarımız yerine içkiler sunulan yerler oldu çıktı ne yazıktır ki…
Yuvalarımız artık, ayakkabı ile girilebilen, misafirlerimiz geldiğinde terlik uzatılan, ardından şeker kolonya tutulan, sıcak sohbetlerin arasına yerleşen, yüzük ,kızma birader oyunlarının oynandığı, tavşan kanı çayların yanında mis kokulu pastaların, kurabiyelerin yenildiği ,çıkarsız, önyargısız dostlukların,kardeşliklerin,komşulukların yaşandığı sıcacık temiz yuvalar olmaktan çıktı…
Evet… Evlerimiz artık Avrupa özentisi ile dayanıp döşenilen, bu özenti ile çocukların yetiştirildiği, eğitildiği,namusun hafife alındığı, ayakkabı ile girilen ,misafirlere çay yerine içki sunulan, evde yaşayan kişilerin birbirinden habersiz yaşadığı yerler oldu çıktı…. Ya da olmaya başladı…
Evimizin içine salonumuza, oturma odasına giren televizyonlar, bizim yazarlarımızın çok önceden yazdığı ama ne yazık ki senaryoya uyarlanırken Avrupa özentisi ile beyni yıkanmış senaristler sayesinde, (yeni yazılan senaryolarda da hakeza, ) bizim aile yapımıza, yaşantımıza uymayan , bunların olmaması için uğraşan kişiler de tu kaka gösterilmeye çalışılarak bizim aile yapımızı çökertmeye yönelik senaryolar oldu çıktı…
Oysa teknoloji harikası olan televizyonlar, bizler için olumlu kullanıldığında , eğitim, öğretim, gelişim için çok faydalı olacak araçlardır… Ne diyelim inşallah kaybetmeye başladığımız değerlerimiz , özümüzü tamamen yitirmeden fark edilir ve kazanma yoluna gidilir.
Benim tüm ümidim, geleceği yetiştiren anneler ve geleceğimizi eğiten eğitmenler, kurumlar olarak altın nesiller yetiştirip, çocuklarımızı eğitme adına doğru yatırımlar yaparak bizlere değerlerimizi unutturmaya çalışan, aile yapımızı, yaşantımızı kirletmeye bozmaya yönelik uğraşlar veren Avrupa özentisi kişilere, kurumlara, yapımlara dur diyebilecek duruma biran önce gelmemizdir… Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah…
Sakine BAHADIR

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KADIN DANIŞMA MERKEZİ VE KADIN SIĞINMA EVİ

kadın sığınma evleri izmir,kadın sığınma evi,izmir,kadınlar için ev,sokak kadınlarını koruma, Kadın Dayanışması,Kadınlar Kulubü,Kadın,Kadınca, Kadın Hakları,Kadın Kolları,Sokakta Kalan kadınlar,Kadın Sıgınma Evleri,

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KADIN DANIŞMA MERKEZİ VE KADIN SIĞINMA EVİ

“Kadın ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur ve sosyal adaletin şartıdır ve sadece bir kadın sorunu olarak görülmemelidir. Bunlar; sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplum inşa etmenin tek yoludur. Kadının güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliği bütün insanlar için politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın ön koşuludur”. (Pekin+5 Siyasi Deklarasyon ve Sonuç Belgesi)

  

Bununla mücadele etmek tüm toplumun görevidir. Yerel yönetimler ise bu görevi yerine getirecek önemli kurumlardan biridir.
Bunun yanı sıra, Yerel Yönetimlerin, işlevsel bir demokrasiye sahip olabilmek için politikalarında kurumsal yapılarında ve uygulamalarında toplumsal cinsiyet eşitliğine mutlaka kapsamlı yer vermeleri gerekmektedir.

Bu duyarlılıkla, İzmir Büyükşehir Belediyesi 10 Mart 2008 tarihinde Kadın Danışma Merkezi’ni, 01 Ocak 2009 tarihinde Kadın Sığınma Evi‘ni açtı.

  
 

Kadın Danışma Merkezi ve Kadın Sığınma Evi’ne,

SOSYAL PROJELER MERKEZİ
KÜLTÜRPARK
LOZAN KAPISI GİRİŞİ NO 50
adresinden
ve 445 56 17 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.

 

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları,İslamiyette, Kadının, Kocası, Üzerindeki, Hakları,kadın hakkı,kadınların hakkı,kadınca,kadınların kocaları,üzerindeki hakları,kadınların erkekler üstündeki hakkı,kadınların hakkı,kızların hakkı,kız hakkı,kızların erkek üstündeki hakları,kadınlar,kadınları analamk,kadınlara hak,vermek,kadınsal haklar,

İslamiyette Kadının Kocası Üzerindeki Hakları Yazısı

Aile reisliğini adilane yapmak: Erkek, üstlendiği büyük sorumluluğun bir karşılığı olmak üzere aile reisliği makamına oturur. Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür. Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz.

Şu bir gerçek ki: Devletlerde, milletlerde, iş yerlerinde, ailelerde huzurun sağlanabilmesi için, son sözü bir kişinin söylemesi lazımdır. Her kafadan bir ses çıkarsa huzur olmaz. ALLAH Teâlâ:

“Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. O sebeple ki, ALLAH onlardan kimini bazı hususlarda, kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcama yapmakta, infak etmektedirler…” (Nisa suresi: 34)

“…Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre aile reisliğinden ibaret olan bir derece üstünlüğe sahiptirler. ALLAH azîzdir, hakîmdir.” (Bakara sûresi: 228)

Âyet-i kerimeleri ile ailede son sözü söylemeyi erkeğe vermiş, erkekleri kadınlar üzerine hâkim kıldığını bildirmiştir.

İslâm’da aile dirliği kocanın hâkimiyetine dayandırılmıştır. Ayet-i kerime, ailede erkeğin reisliğini esas kılmıştır. Ama bunu nafaka temin etme sebebine bağlamıştır. Nafakanın temini itaati gerektiren bir hukuk getirmektedir.

Erkeklerin maddi ve manevi özellikleri ile ekonomik rolleri onların aile reisi olmalarını tabiî kılmıştır. Aile küçük bir toplumdur. Toplum düzenle yaşar. Düzen ise bir reisi, bir idareciyi zaruri kılar. İslâm’da devlet başkanından aile reisine kadar her idareci ilâhî talimata göre hareket etmek, yönetmek mecburiyetindedir; şu halde onlara itaat bu talimata itaat demektir.

Bunun için kadın, düşüncesini söylemeli fakat son sözü kocasına bırakmalıdır. Erkek yanlış bile yapsa, dine uygun yapıldığı için, ALLAH Teâlâ o işin neticesini hayra çevirir. Evde senin dediğin, benim dediğim olacak kavgası olursa o evde huzur olmaz.

2- Diktatörlükten sakınmak: Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, gelişigüzel emir ve yasaklamada bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalı, evin idaresinde, onun fikrini sormalıdır. Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür.

3- Hanımıyla güzel geçinmek, onu himaye etmek ve onunla kaynaşmak. Erkek, kadına son derece şefkatli ve iyi muamele yaparak ailenin huzur ve geçimini sağlamalıdır. Eve geldiği zaman güler yüzle selâm verip tatlı dil ile hal hatır sormalıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Onlarla yani hanımlarınızla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, ALLAH Teâlâ ondan bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa Suresi: 19)

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır ve sizin en hayırlınız da, hanımlarına karşı ahlâk bakımından hayırlı olanınızdır.” Tirmizî, Radâ: 11, No: 1162, 3/457; Ebu Dâvud, Sünnet: 16, No: 4682

buyurdu.

Hz. Ali (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Sizin en hayırlınız, hanımına karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de hanımıma karşı sizin en hayırlı olanınızım. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram, kötü olanlar da ihanet eder.” Aclûni, Keşfu’l-Hafa; No: 1234; 1/386

buyurdu.

Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına buğzetmesin! Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” Müslim, Rada’: 61, No: 1469

Bazı yörelerde erkeğin karısına karşı nazik davranması kılıbıklık olarak değerlendirildiği için iyi davranışlar hep kadınlardan beklenmiş; sertlik, kabalık ve kendi başına buyruk olma erkeklerin tabii hakkı gibi sayılmıştır. Hâlbuki İslâmiyet, erkeklerin eşlerine karşı hoşgörülü olmalarını, kaba ve sert davranışlardan sakınmalarını istemiştir!!