Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Etiket Arşivi ve

İffet ve hayanın önemi

İffet ve hayanın önemi,İffet, ve, hayanın, önemi,

Sual: İffet ve hayanın önemi nedir?
CEVAP
Allahü teâlâ, insan neslinin devamı için, erkek ve kadını birbirine karşı cazip kılmıştır. Aynı zamanda, bu kuvvetli duygu karşısında, insanları, dünyada çetin bir imtihana tâbi tutmuştur. Dünyadaki kısa ömrümüz içinde, en zor imtihan iffet imtihanıdır. Bu imtihanda kazanan bir insan, dünya ve ahiretin kahramanıdır.

İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimin birçok yerinde, iffetini muhafaza edenlere, büyük mükafatlar vaad etmiş, iffetini muhafaza etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, bir insanı öldüren bir câni ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken de buyuruyor ki:
(Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun 1-8]

İffetli kimse, haya sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Haya sahibi olmanın önemi büyüktür. Bu husustaki birkaç hadis-i şerif:
(Haya imandandır.) [Buhari]
(Hayası olmayanın imanı da olmaz. İmansız da Cennete giremez.) [Deylemi]
(Haya azlığı küfürdendir.) [Hakim]

(Haya, iffet, dile sahip olmak ve akıl imandan; cimrilik, müstehcenlik, çirkin söz ve hayasızlık nifâktandır.) [Beyheki]

İffet, yani namus ne kadar önemli ise, namussuzluk da o kadar kötüdür. Namusun önemi hakkındaki hadis-i şeriflerin birkaçı şöyledir:
(İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]
(Zinadan korunan müslüman Cennete girer.) [Beyheki]

(Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]
(Başkasının karısını kızını ayartan bizden değildir.) [Hakim, İ.Ahmed]

(Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İ. Hibban]

(Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim: Doğru konuşan, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini kötülükten çeken.) [İ.Ahmed]

(Haya on kısımdır. Dokuzu kadında, biri erkektedir) hadis-i şerifinde de bildirildiği gibi, kadınların hayası erkeklerden çoktur. Öyle olmasaydı, çok çirkin işler meydana çıkardı. Din düşmanları bunu bildikleri için, daha çocukken kadınlardan hayayı kaldırmaya çalışıyorlar. Hayasız bir toplum meydana getirmeye çalışıyorlar. Müslüman kadını hayalı olmaya devam etmelidir. Hadis-i şerifte, (Haya güzeldir, fakat kadında daha güzeldir) buyuruldu. (Deylemi)

İnsan günahlarının çoğu, iffet konusu içindedir. İffet, bir genç kızın veya kadının, değeri para ile ölçülemeyen bir mücevheridir. Bu mücevheri ele geçirmek için, Allahü teâlâdan korkmayan her erkek, bütün şeytanlığını kullanır. Ele geçirdikten sonra, maksadına erişmiştir. Artık o, mücevherlikten çıkmış, adi bir taş olmuştur. Sokağa atılıverir. Bu alış-verişte, erkek, bir namus hırsızıdır. Kadın ise, mücevherini çaldırmış, bir zavallıdır.

İffetsiz olan, Allah katında günahkâr, halkın yanında da itibarsızdır. Bir namussuzun toplumdaki iyilerin yanında itibarı [saygınlığı], bir köpeğin itibarı kadar yoktur. Erkeklik ve dişilik duyguları, insanlarda da, hayvanda da vardır. Hayvanlarda utanma hissi olmadığı için, onlar, bu duygularını gizlemez. İnsan ise, şeref ve haysiyet duygularına sahip olduğu için, erkeklik ve dişilik hislerine karşı meşru yol arar.

Bir insanın ve bir ailenin şerefi ve itibarı, bu duygu karşısındaki tutumu ile ölçülür. Zengin ve çok güzel bir kadın, eğer iffetsiz ise, itibarsızdır. Fakir ve namuslu bir kadın ise, her yerde, her zaman itibarlıdır, saygıya layıktır. Bunlar, normal ve temiz bir toplumun iffet ölçüleridir. İffet kaidelerini ayaklar altına almış, yalnız hayvani hisleri peşinde koşan insan topluluğu, bu sözlerle alay eder. Onlara sözümüz yoktur. Dünyadaki pek çok rezaletler, cinayetler, iffetsizlik yüzünden meydana gelmektedir.

İnsanların pek çoğu, iffetsizliğin fenalıklarını bildikleri halde, kendilerini bu fena yollara sapmaktan alıkoyamaz. Bu kuvvetli duygu karşısında, onları selamet yoluna çıkaracak çare, terbiye ve ahlak meselesidir.

Allah’tan korkan bir insan iffetsiz olamaz. O halde, çocuklarımıza Allah korkusunu öğretmeye çalışmak, bizim için en başta gelen görev oluyor. Allahü teâlâdan korkmak için, Allah’ı iyi bilmek lazımdır. Allah’ı bilmek için, Onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek zorundayız. Allahü teâlâyı hiç düşünmeyen bir topluluk için, Allah korkusuna sahip olmak kolay değildir. Allahü teâlâdan korkmak da, bir bilgi, bir çalışma ve bir gayret işidir. Durup dururken, Allah korkusu meydana gelmez. Dinin emir ve yasaklarına riayet edene kolay gelir.

Özellikle büyük şehirlerde iffet işi tehlikeli bir yoldadır. Bir genç kızın, kendi başına yalnız kendi aklı ve anlayışı ile iffetini muhafaza etmesi, cidden güçtür. O genç kız, eğer biraz da güzelse, hatıra ve hayale gelmeyen tehlikelerle çevrilmiş demektir. Bu tehlike, okulda, yollarda, otobüste, komşularda, hatta evinin içinde, telefonda, internette yakasını bırakmaz.

Kızlarımız, tehlikeler karşısında aciz bir mahluk olarak, ahlaksızların elinde bir oyuncak olmamalıdır. Bu devirde herkesten, her yerde ona zarar gelebilir. Bu zarar, onun parasına, puluna değil, şeref ve haysiyetinedir. Paraya olan zarar telafi edilebilir. Manevi zarar, yerine konamaz. Ahlaksızların içinde genç kız için şerefle yaşamak çok güçtür. İffetli bir kız, diğer bazı kızlar gibi, flört yapmaya heveslenmemeli. Bu tehlikeli bir tecrübedir. Esasen flörtle yapılan evlilik, çok zaman mutluluk getirmez.

İffeti muhafaza için, gençleri zamanında evlendirmeli, iffeti zedeleyecek yerlerden uzak durmalıdır. Gençliğin hakkı adı altında çeşitli eğlenceler, genç kızı elde etmek için birer tuzaktır. Bunun tuzak olduğuna inanmayan bir kız, tuzağın içine düştükten sonra, aklı başına gelir. Fakat iş işten geçmiştir. Tuzağın görünüşteki cazibesine kapılan kızlar, erkeklerin elinde çabucak birer oyuncak hâline gelir. Kendine güvenen bir kız bile, onların karşısında sonuna kadar dayanamaz. Yakışıklı bir erkeğin aldatıcı gülümsemesi karşısında, yenilebilir. Artık o kız, tuzağa düşmüştür. O tuzaktan kurtulan pek az veya hiç yoktur. Halbuki, o tuzak dediğimiz eğlence yerlerine gitmemek daha kolay bir iştir. (Göz görmeyince, gönül katlanır) diye bir atasözü vardır. Oraya gitmeyen bir genç kız, oranın tehlikesinden kurtulmuş olur. Giderse, kurtulması zordur.

Kadın gözü ile kadın
Erkek gözü ile kadın konusunu ele almadan önce, kadın gözü ile kadınların halini anlatan bir yazıyı buraya almak istiyorum. Bayan Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıl’daki yazısında özetle diyor ki:

(Kadınların, hayatın çeşitli alanlarında vitrin süsü gibi kullanılmasına hep tepki duydum. Politik partilerin, vitrinlerine mostralık birkaç kadın koyarak, kolay tarafından çağdaş parti imajı peşinde koşmalarına da, gazetelerin her Allah’ın günü arka sayfalarında ayırdıkları “güzel kadın” kontenjanına da, basının kadın unsurunu tabak-çanak gibi bir promosyon malzemesi olarak kullanmasına da, reklamlarda pazarlanan ürüne uysa da uymasa da çıplak kadınların boy göstermesine de bir türlü alışamadım. Ama, şu fuarlar var ya fuarlar… Kadın vücudunun fuarlarda son model arabaların, tekstil makinelerinin, inşaat malzemelerinin yanı başında “hostes” olarak kullanılışı…

İşte aşağılanışın bu kadarına katlanamıyorum. Kim bilir, belki canlı canlı gördüğüm içindir; belki orada bulunuşlarına bir gerekçe bulmak için en ufak bir gayret gösterilmeye bile zahmet edilmeden, tam bir utanmazlıkla resmen ve alenen kullanıldıkları için…

Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum: İyi kötü birer kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.

Bilişim 98’i dolaşırken yine aynı mide bulantısını yaşadım. Göğüslerini ve uzun bacaklarını açıkta bırakan giysileri ve frapan makyajlarıyla hostes kızlar yine iş başındaydı. Hayatlarında tek bir tuşuna basmadıkları, en basit bir soruya cevap verebilecek kadar bile tanımadıkları bilgisayarların yanında durarak, bulundukları standı bir cazibe merkezine dönüştürmeye çalışıyorlardı.

Önlerinden çabucak ve göz göze gelmemeye çalışarak geçip Bilgisayarlı Beste Yarışması’nın yapılacağı salona yöneldim. Yarışmada finale kalan 11 gencin bilgisayarlarıyla kurdukları orkestralarına çaldırdıkları özgün besteleri dinledim. Yarışmacılar arasında bir tek bile kız yoktu. Hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve ondan önceki yıl da yoktu. Erkekler bilgisayarda beste yapıyor, kızlar da o bilgisayarların yanında durup erkekleri çekmeye çalışıyordu.

Avrupa’daki seks yerleri
Gidenler bilirler, Amsterdam’ın Red Light District denen semtinde gezerken, seks shopların neon ışıklı geniş vitrinlerinde müşteri bekleyen fahişeler görürsünüz. Akşam hava karardı mı, üzerlerinde bir sütyen bir külotla vitrine çıkar, saatlerce ya ayakta ya da bir sandalyeye oturarak, arada bir seksi hareketler yaparak müşteri bulmaya çalışırlar. Vitrine çıkmış kiralık kadınlardır bunlar. Vücutları hiç tartışmasız metadır. Sadece üzerlerinde fiyat etiketleri eksiktir. Seks shop sahipleri hiç değilse, sattıkları mal konusunda müşteriyi yanıltmaya çalışmıyorlar. Fuarlardaki gibi kadın vücudu ile müşterinin aklını karıştırıp, dikkatini dağıtıp başka bir şey satmıyorlar. Müşteri ne almak istiyorsa ona bakıyor, beğenirse parasını bastırıp alıyor.

Bence fuarlarda yapılan şey ticari ahlaka da sığmıyor. Kadın gösterip araba ya da bilgisayar satmaya çalışmak doğrudan dolandırıcılığa giriyor. Hostes kızlarımız da bu dolandırıcılığa alet oluyor.)

İffetli kadın
Yukarıdaki yazıda Kadın gözü ile kadın demiştik. Bu isabetli bir tabir değildir. Çünkü iyi bir kadının diğer kadınlara bakışı ile, kötü bir kadının bakışı farklıdır. İyi bir erkekle, kötü bir erkeğin bakışları da farklıdır. İyi bir kadınla, iyi bir erkeğin bakışları arasında fazla fark olmaz. Yukarıdaki yazıyı feminist bir kadının, kadınlara hangi açıdan baktığını göstermek için almıştık. Şimdi de, Türkiye Gazetesi yazarlarından Sayın Rahim Er’in yazısını özetle alıyoruz:

(Bir Müslüman genç kız ve kadının giyinişi sade olmalı; dikkat çekmemelidir.
Sade ve özenli bir kıyafet, muhatabında saygı uyandırır. Aşırı renkler ve dikkat çekici ve gösterişe kaçan süslerden kaçınmalıdır! Pantolon, erkek kıyafetidir. Ayrıca pantolon, hanımları çirkinleştirmekte, manto altında bile olsa kaba saba olmaktadır. Ayakkabıları da sade olmalı, yürürken ses çıkartmamalıdır.

Tesettür, sade ve gösterişten uzak ve zarif olmalıdır. Mümine narin olur.
Kadın, gülünç olacak şekilde giyinip süslenmemeli; partal da olmamalıdır. Sadelikteki ihtişam ve estetiği yakalamaya çalışmalıdır. Örtünme, gösteriş veya başka bir maksatla olmamalı. Tesettür, yüce Allah’ın emri olduğu için yapılırsa, bunu yapan hanım, her an sevap alır.

Sırf rızk endişesi ile, zaruretsiz, uygunsuz işlerde çalışmamalıdır. İş hayatında, erkeklerle sürekli muhatap olmanın büyük zararı olur. Evlerimiz kadınlarımızın sarayıdır. Kızlar ve kadınlar, bu saraylarda el işi, ev işi, mutfak işi… gibi işlere zevklerini, estetiklerini, göz nurlarını, ihlâslarını katarak eserler vermekte; anneler, dinimizin ve millet hayatımızın teminatı sağlam nesiller yetiştirmektedir.
Bunlar yapılırken de günün nasıl bittiğinin farkına bile varılmaz.

Nerede cennet benzeri bu hayat; nerede servise yetişme, işe ulaşma ve iş hayatında verimli olma kaygısı? Evlerde ne patron baskısı, ne müdür sorgusu, ne azar, ne de kem gözler vardır; günahtan uzak bir huzur iklimi.

Dışarıdaki işte çalışan bir kadın; ne kadın kalmakta, ne erkek olmakta ve bu çelişkinin ruhunda doğurduğu sancı yüzünden de çok çabuk çökmekte ve devamlı namahremlerle görüştüğü için de maalesef, yüzündeki nur kaybolmaktadır.

Bu sebeple, işte çalışmaktan başka çaresi olmayan hanımlar, günaha girmeden, günlerini kurtarmaya azami dikkat etmelidir. Bunlara uyan kazanır, uymayan ise kaybeder. Peygamber efendimiz, (Ateşe dayanacağın kadar günah işle) buyuruyor. Ar damarı çatlamış kıyafetlerle sokaklarda dolaşmamalıdır.

Uygunsuz giyiniş, pervasız bakışlar, iç gıcıklayıcı ses tonu, dikkat çekici yürüyüş gibi dinimizin yasakladığı hal ve hareketlerden uzaklaş; yüksek iman, edep ve iffetle bayraklaş…

Bir hanım, zaruret olmadan, yabancı erkeklerle telefonla bile görüşmemeli, onlarla senli benli olmamalıdır. Zaruret varsa, konuşma gayet kısa ve mesafeli, resmi ve ciddi olmalıdır. İhtiyaçtan fazla konuşmak, şakalaşmak, şımarıklık, lâubalilik ciddiyetten uzaklaştırır; kötü puana sebep olur. Hareketler hiçbir zaman hoppa, hafif meşrep olmamalıdır.

Hanımlarının en büyük serveti iffet ve edebidir. İffet ve edep, insanla hayvanı ayıran farktır. Bir genç kız, kısmetini sokakta ve gayri meşru yollarla aramamalıdır. Bir kız, evlenmek, hakkında hayırlı mı, hayırsız mı bilemez. Bu bakımdan mutlaka evlenmeyi değil, hakkında hayırlı olanı istemelidir!

Bu tavsiyelere uyan, herkesin hürmet edeceği hakiki bir hanımefendi olur. Hanımefendi olan da, Allah’ı, Resulullahı ve Müslümanları sevindirir; öbür halde ise şeytanı…

Bir mümine öyle olmalı ki, başka mümineler de ona imrenmeli ve ona benzemeye çalışmalıdır.)

Yorumlar :

bunlar çok önemli şeyler
ChAtLaxxKızNuR tarafından Per, 2010-06-10 03:32 tarihinde gönderildi.
bunlar çok önemli şeyler bazen sınıfta uzaktan bakıyorum oğlanlar kızalrın neredeyse içine düşüyorlar bu da kızların hoşuna gidiyor.bence din eğitimi dersleri artırılmalı din derslerinde hepimiz can kulağıyla öğretmenimizi dinliyoruz hepimiz çok etkileniyoruz ama başka derse geçinc veyahut tenefüs zili çalınca yine aynı ahlaksızlıklar ben onların adına utanıyorum kızlar iffetli olmalılar ama onlar tuvalette hep eteklerini kıvırıp boylarını kısaltıyorlar böylece erkeklerin nefsini azdırıyorlar .BENCE DİN DERSLERİ HAFTADA EN AZIDNAN 10 SAATE ÇIKARILMALIKİ DUYDUKLARIMIZ BİR KULAĞIMIZDAN GİRİP ÇIKMASIN!!!!

»
Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
eskiden
aliak2007 tarafından Çar, 2009-05-13 23:56 tarihinde gönderildi.
eskiden öğrenciyken bayanlarla hiç konuşmazdım birşeyler sormaya gelenlerin yüzlerine bakmaz öyle cevap verirdim..hey gidi günler..şimdi iş yerinde odamıza gelip çay falan içip konuşuyorlar ben de konuşuyorum.. yüzlerine bakmak zorunda kalıyorum ama eskisi gibi yüzümün kızarmadığını hissediyorum yüreğim ürpermiyor rahatlıkla sıkılmadan konuşuyorum bunun farkına bile varmadım nasıl olduğunu anlamadım. acaba haya perdesinin yırtılması bunun gibi birşeymi? mazallah.

»
Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

Varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri

Varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri

Bacaklarda özellikle akşama doğru artan ağrı ve ağırlık hissi, ayak bileklerindeki şişme ve damarlardaki hafif belirginleşme, varisin habercisi. Varis, bacaklarda kıvrımlanmış ve belirgin hale gelmiş toplardamar genişlemeleri ile görülen bir sorun. Varis çoğunlukla kadınlar, ailesinde varis problemi olanlar, fazla kilolular, sıklıkla ayakta duranlar, fazla oturanlar, ileri yaştakiler ve hamilelerde görülüyor.

Varisin temel sebebinin, damar içi basınç artışı olduğunu belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İbrahim Uyar, varisin sadece kozmetik bir sorun değil; önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti, varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Yüzeyel toplardamarlarımız içinde normalde bulunan minik kapakçıklar bazen hastalıklar sonucu bazen de kendiliğinden veya yaşlanma ile fonksiyonlarını kaybederler. Bacaktan yukarı, kalbe doğru taşımaları gereken kan geri kaçar ve kanın oluşturduğu ağırlık ince yapıdaki toplardamar duvarlarında zorlanmaya ve sonuçta genişleme ve kıvrımlaşma ile varise sebep olur. Variste; gözle görülebilen genişlemiş damarlar, bacakta özellikle akşama doğru artan ağrı ve ağırlık hissi, ayak bileklerinde şişme ve ödem, ilerlemiş vakalarda bilek çevresinde kahverengi renk değişimleri görülebilir.

MUTLAKA KONTROL ALTINDA TUTULMALI
Varislerinden şikâyeti olan hastalarda, öncelikle sebebi bulmaya yönelik araştırmalar yapılır. Değiştirilebilecek durumlarda önerilerde bulunulduktan sonra, hastaların detaylı muayeneleri yapılır ve kişiye özel durumlar belirlendikten sonra “Venöz doppler ultrasonografi” işlemi yapılır. Tüm veriler toplandıktan sonra tedavi seçenekleri hasta ile paylaşılır. Tedavi için girişimsel müdahale düşünülmeyen hastalarımıza korunma yolları anlatılarak gerekli takipleri yapılır. Bilinmesi gereken önemli bir nokta, hastalığın zamanla ilerleyeceği ve korunmanın büyük önem taşıdığıdır.

BU ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN
Altın standart uygun basınçta alınmış varis çoraplarıdır. Çorap hem şikâyetleri geriletmekte çok etkindir hem de hastalığın ilerlemesini engellemektedir. Fakat ne yazık ki; oluşmuş varisleri tedavi edememektedir. Çorabın yanı sıra; her hastanın yaşam şartlarına ve iş koşullarına göre dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Fazla ayakta durmaktan ya da sürekli oturmaktan kaçınmak, hafif yürüyüş ve egzersizler, kilo vermek, zaman zaman ayakları yukarı kaldırarak dinlenmek, dar kıyafetler ve yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmak ile hekim önerisi doğrultusunda kullanılan damar duvarlarını destekleyen ilaçlar varisten korunmak için önerilebilir.

VARİSTE ÖNERİLEN TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Varisin şiddetine bağlı olarak çeşitli tedavi seçenekleri tek tek ya da birlikte kullanılabilir.

Skleroterapi ya da köpük tedavisi: Genişlemiş fakat çap olarak küçük olan damarlarda kullanılan, temel olarak damar içine minik iğnelerle enjeksiyon yapılarak uygulanan tedavi şeklidir. Özellikle kozmetik şikâyetlerin ön planda bulunduğu hastalarda tercih edilir. Exolaser ile birlikte uygulandığında sonuçlar daha tatminkâr olmaktadır.

Endovenöz lazer tedavisi: Halk arasında lazerle varis tedavisi olarak bilinen bu yöntem, büyük oranda venöz kaçağı olan hastalarda cerrahiye alternatif olarak son yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Genişlemiş yüzeyel toplardamar içinde yüksek ısı meydana getirerek etki eder. Cerrahi ile kıyaslanamayacak kozmetik üstünlüğü vardır. Hasta aynı gün taburcu edilebilmektedir.

Radyofrekans tedavisi: Endovenöz lazer gibi uygulanır.

Cerrahi: İlerlemiş ve bacağı tamamen varisli damarlarla kaplanmış hastaların en gerçekçi tedavi seçeneği cerrahidir. Eski cerrahi ekollere kıyasla artık oldukça nazik şekilde yapılarak, hastalarımızda operasyon sonrası kozmetik endişeler önlenebilmektedir. Tüm toplardamar çıkarılabileceği gibi “Mini Flebektomi” yöntemi ile lokal olarak da uygulanabilir.”

Sabah bulantılarının Nedenleri ve Tehlikeleri Nelerdir?Tedavi Şekli Nasıldır?

Sabah bulantılarının, Nedenleri, ve, Tehlikeleri, Nelerdir?,Tedavi, Şekli, Nasıldır?,

Bulantı ve kusma, gebeliğin özellikle ilk üç ayında görülen, yaygın sorunlardandır.
Gebeliğin ilk belirtilerinden birinin bulantı olduğ iyi bilinir. Bu duruma ”sabah bulantıları” adının verilmesine karşılık, bütün kadınlarda günün aynı saatinde olmaz. Ayrıca bulantılar, şiddet bakımından da değişiklikler gösterebilir.
Bazı kadınlarda bulantının yanı sıra, iştah kesilmesi de olur. Bazılarında ise, sabah kalkar kalkmaz ya da gece yatarken bulantı, fenalık hissi gibi belirtiler ortaya çıkar ve söz konusu belirtiler bütün günası sürebilir.
Sabah bulantıları, genellikle gebeliğin ilk üç ayına özgü belirtilerdir. Birçok kadın 14. haftadan sonra rahatsızlığın bütünüyle geçtiğini görür, ama bazı şanssız anne adayları gebeliğin sonuna kadar bulantıdan yakınabilirler.

Nedeni

Sabah bulantılarının nedeni bilinmemektedir. Hormon değişikliklerinin, özellikle östrojenin ansızın artışının (özellikle metabolizmaya ilişkin kimyasal değişikliklerle aynı zamana rastlamalarının) olaya katkıda bulunduğu sanılmaktadır. Tansiyon düşmesi de bulantıya neden olabilir. Bazen, psikolojik etkenlerin rol oynadığı (özellikle gebeliğin istenmediği durumlarda) görülmektedir.

Etkileri

Bütün kadınlar , bulantı ile birlikte iştahlarının kaçtığını fark ederler. Bazıları az yemenin iyi geldiğini , bazıları ise yemek yemekle fenalaştıklarını görürler. Kusmalar şiddetli olduğunda korku yaratabilir. Kusma sonrasında karın kasları ağrır ve içteki basınç, gebeliğin etkilendiğini düşündürür. Aslında kusma bebeğe zarar vermez. Aşırı kusma nedeniyle hastane tedavisinin gerekli olduğu durumlarda amaç, şeker ve sıvı eksikliğinin tamamlanmasıdır; dölütün düşmesi söz konusu değildir.

Tehlikeleri

Bulantı normaldir ve tehlikeli değildir; asıl zarar, kusmaya karşı alınan ilaçlardan kaynaklanır. Gebeliğin ilk dönemlerinde anne rahminde gelişmekte olan dölüt, ilaçlardan etkilenebilir. Bu yüzden, hekim tarafından önerilmemiş hiçbir madde kullanılmamalı ve ilaç verilmemişse önerilen doz asla aşılmamalıdır.

Tedavi

Birçok kadın basit birkaç kurala uyarak sabah bulantılarını denetim altına alabildiğini görür. Çoğu kadın, içgüdüsel olarak, kendisinde neyin bulantı yapacağını hisseder ve bulantı veren bütün yiyecek ve içeceklerden kaçınarak rahat eder. Birçok kadın da yataktan kalkmadan yarım saat önce hafif yiyecekler yiyerek, bulantıdan kurtulur.
Yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Bazen bunların kokusu bile kadının midesini bulandırmaya yeter; bu yüzden, böyle yiyecekleri pişirmeye ara vermesi de iyi olur.
Sıkı giysiler, karna baskı yaparak bulantıya neden olabilir. Gebelik gözle görülür biçimde ”belirgin bir hale gelmemiş olsa bile, bol giysiler giymek yararlıdır.
Birçok kadın B6 vitamininin bulantıyı kestiğini görmüştür. Ancak bütün vitaminler gibi bu da dengeli biçimde alınmalıdır.

İyileşme

Sabah bulantısı denen bulantılar genellikle 14. haftadan sonra kendiliğinden geçer ve çoğu kadın gebeliğin geri kalanını rahat geçirir.

Havuzda mantar tehlikesi

Havuzda mantar tehlikesi

Kapasitesini aşan ve toplu kullanıma açık havuzlarda, özellikle mantarın çok kolay bulaşabildiği belirtildi.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, hava sıcaklıklarının artmasıyla havuz, su parkı gibi mekanların kullanımına bağlı hastalıklarda artış görüldüğünü söyledi.

Toplu kullanıma açık havuzların mantar oluşumunu hızlandırabileceğini belirten Şatıroğlu, özellikle kadınların risk altında olduğunu ifade etti. Şatıroğlu, ”Kapasitesinin üstünde dolu ve toplu kullanıma açık havuzlarda özellikle mantar hastalığı çok kolay bulaşabilir” dedi.

Yaz aylarında oluşan vajen mantarlarının birinci sebebinin nem olduğunu ifade eden Şatıroğlu, deniz sonrası ıslak mayo ile güneşlenmenin mantar oluşumunu tetiklediğine dikkati çekti. Şatıroğlu, ”Hele ki mayonun geç kuruyor olması, mantar oluşumuna elverişli bir zemin hazırlanmasını sağlıyor” dedi.

Mayo alırken çabuk kuruyan kumaşlı mayoların tercih edilmesi, deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra mutlaka temiz su ile duş alınması ve ıslak mayonun değiştirilmesi gerektiğini belirten Şatıroğlu, bunun dışında, nem dengesinin korunabilmesi için iç çamaşırın da sık sık değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Şatıroğlu, sentetik yerine teri emen pamuklu kumaştan imal edilen iç çamaşırların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayarak, son dönemin modası ”skinny jean” olarak bilinen çok dar pantolonların da hava almayı engelleyerek vajendeki nem oranını yükseltebileceği uyarısında bulundu.

KAŞINTI VE YANMAYA DİKKAT
Mantar hastalıklarında oluşan kaşıntının hastayı doktora götürecek kadar yoğun olabileceğini anlatan Şatıroğlu, şunları söyledi:

”Akıntı, süt kesiği gibi genellikle beyaz renkli ve kokusuz olur. Çoğu kadın bir süredir var olan belirtileri çoğu zaman görmezden gelir, fakat kaşıntıya karşı koyamaz ve hekime başvurur. Öyle ki birçok hastada kaşımaya bağlı olarak tahriş ve yaralar gözlenir. Dış genital organda kaşınmaya bağlı kızarıklık ve ödem meydana gelebilir. İdrar yaparken yanma hissi ve ağrı da mantarın belirtileri arasındadır. Bu belirtileri yaşayan kadınlar, vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmalı ve bir an evvel tedavi olmalıdır. Çünkü gecikmiş mantar vakaları hastayı uzun ve ağrılı bir tedavi sürecine götürebilir.”

YÜZME, GEBELERDE MİDE BULANTISINI AZALTIYOR
Hijyen kurallarına dikkat edildiği sürece yüzmenin beden sağlığı için çok faydalı olduğunu vurgulayan Şatıroğlu, yüzmenin özellikle gebeler için çok yararlı olduğunu söyledi.

Şatıroğlu, gebeler için yüzme sporunun mükemmel bir egzersiz olduğunu ve bebek sağlığını olumlu etkilediğini belirterek, yüzme sırasında kalp atışlarının ve alınan oksijen miktarının arttığını kaydetti. Bu sayede bebeğe giden oksijen miktarında da artış olduğuna dikkati çeken Şatıroğlu, ”anne adaylarında ilk aylarda görülen mide bulantısının da yüzerek azalabileceğini” belirtti.

Şatıroğlu, gebelik sonrası loğusalık döneminde de yüzmenin, yürüyüşten sonra en ideal spor türü olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

”Yüzme esnasında vücut kaslarının büyük bir kısmı çalışır, anne adayı suyun kaldırma kuvvetinin yardımıyla su içinde kolayca egzersiz yapabilir ve daha az yorulur. Öte yandan, yüzme sporu gebeler için en az tehlike taşıyan sporlardan biridir. Su içinde gebenin düşme ya da herhangi bir uzvunu incitme olasılığı çok düşüktür. Yüzen gebe, fiziksel aktivitede bulunurken, aynı zamanda ruhunu da dinlendirmiş olur, suyun dinlendirici özelliğiyle streslerinden arınır.”

Şatıroğlu, deniz ve havuz suyunun temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulayarak, ”Bunlardan emin olunmadığında, havuzun kapasitesinin üzerinde olması halinde ve havuz suyunun fazla miktarda kimyasal madde ile temizlenmesi halinde gebeler tarafından kullanılmamalı” diye konuştu.