Sohbet | Chat | Sohbet | Video | Haber | Mirc | Kadin | Cocuk |

Türkiye Kadın Dernegi

BASINA DUYURU
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabulünün yıldönümünü kutladığımız 10 Aralık 1948’ten 62 yıl sonra bugün kadının insan hakları konusunda çalışmalar yapan bir üst çatı örgütü olarak üniversite gençliğinin yaşadığı acı olaylar nedeniyle güne gölge düştüğüne inanıyoruz.

Kimdi bu gençler? Günlerdir ellerinde yumurtaları ile 12 Eylül referandumunda ileri demokrasi öngörülmüş Anayasanın nimetlerinin üniversiteler aracılığıyla kendilerine ulaşmadığını anlatmak isterken darp olan,gözaltına alınan kadın erkek demeden neden yerlerde sürüklendiler.
Neydi demokrasiden beklentileri, neyle karşılaştılar.
Bu soruların cevaplarını bizlerde öğrenmek istiyoruz.
Kadınların insan haklarından daha fazla yararlanması adına çalışmalar yapanlar olarak bu bilgilenmeyi hak ediyoruz.

İşte tüm bu hengâme içinde geldi insan hakları günü
Daha fazla Demokrasi daha fazla insan hakları dileğiyle

Saygılarımızla,

Canan GÜLLÜ
Başkan

Değerli arkadaşlar merhaba ;
5 Aralık yaklaşıyor .Bunun için daha öncede yazdığımız gibi bu seneki konumuz Anayasanın 10. maddesine referandumla eklenen pozitif ayrımcılık konusu
Bu sene siyasi partilere anayasanın 10. maddesine kota kelimesinin eklenmesini ayrıca siyasi partiler yasasının değişmesi için çabalayacağız.
Bu amaçla 1 aralık çarşamba günü TBMM genel kurulunda söz alacak Canan ARITMAN biz kadınların söylemimiz üzerine bir konuşma yapacak .İzlemek ve o sıralarda kadın gücünü göstermek zorundayız . Bu nedenle çarşamba günü saat 13.00 te başlayacak bu konuşma için 12.00 de TBMM olmalıyız.Lütfen adınızı yazdırmak için bana bildirin. Dernek üyesi olmayan arkadaşlarınızıda getirebilirsiniz..Süremiz yarın akşama kadar.Tüm derneklere duyurmaya çalışalım lütfen
Bu eylemden sonra önümüzdeki hafta içinde de sivil toplum örgütleriyle basın toplantısı yapılacaktır.

Sevgilerimle

Canan GÜLLÜ
TÜrkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

Trabzon’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü Etkinlikleri
’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ Etkinlikler kapsamında, 8 kadın derneğinden oluşan Trabzon Kadın Platformu dernek başkanları Trabzon valisi Dr Recep Kızılcığı ziyaret etti. Düzenlenen toplantıda konuşan Vali Kızılcık,
Kadının toplumda daha fazla görünür ve pozitif ayrımcılık çerçevesinde iş hayatında daha etkin olabilmesi için devlet olarak önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek ‘Çalışmalarımızda sizlerde kadın örgütleri ve hayatın her alanında faaliyet gösteren kadınlarımızın temsilcileri olarak aktif olarak yer alıyorsunuz’ dedi.

Kızılcık, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için kadın hakları konusunda bilgiler yer alan 5 bin broşürün yanı sıra afişler ve bazı kitaplar hazırlattıklarını anlatarak, afişlerin şehir merkezi ve tüm ilçelerde asılacağını, broşürler ve kitapların da dağıtılacağını söyledi.

Bunun kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi açısından önemli bir çalışma olduğuna işaret eden Kızılcık, ‘Kadına karşı şiddet sadece fiziksel şiddet değildir. Bu yayınlarda kadına yönelik psikolojik şiddeti de açıklayıcı bilgiler var. Kadının erkekle eşitliğini her alanda sağlamak ve iş alanına daha fazla katılmasını istiyoruz. Bu alanlarda da belediye ile işbirliği içinde uygulamaya konulan bir projemiz var’ dedi.

Platform Dönem Sözcüsü Cavidan Yılmaz da platform adına isteklerini içeren belgeyi sundu. Kadına yönelik şiddetin çözümü için Trabzon ‘da şiddetle ilgili çalışma yapan kurumlarda görevli personelin sürekli eğitime alınması, şiddet konusunda Emniyet, Sosyal Hizmetler ve Sağlık Müdürlüğünün ellerindeki verileri açıklaması, yapımı süren Sığınma Evi’nin işleyişinde kadın örgütlerinin de oluşturulacak komisyonda yer almasını istedi.

Kadına yönelik şiddette kadının ekonomik bağımsızlığının çok önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Yılmaz, ‘Kadınların ekonomik özgürlüklerinin desteklenmesi için sosyal güvenceli ve sürekli iş ortamları yaratılmasını, kadına yönelik şiddetle mücadele sürecine erkeklerin katılımını sağlamak için Valilik ve Kadın Platformu ile kahvehanelerde düzenlenen eğitim seminerlerine devam edilmesini istiyoruz’ dedi.

Trabzon valisi Kızılcık da kadınlara kalıcı istihdam imkânlarının oluşturulması için mikro kredi uygulamasının ötesinde özellikle İŞKUR sayesinde kadınlara yönelik mesleki eğitim kursları da verdiklerini ifade ederek, kadınlara yönelik yeni imkânlar konusunda kadınların yaratıcı fikirlerine ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Toplantı sonrası Kızılcık ve toplantıya katılan Dernek başkanları ile, İl Nüfus Müdürlüğü önündeki duvara kadına şiddetin önlenmesi konusunda hazırlanan afişi astı.

Şükran Üst

TÜKD “Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” Projesi
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
Basın Bülteni
TÜKD “Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” Projesi

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin ülke çapında 21 Şubesi ile birlikte, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Gününde “Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” projesini uygulamaya başladığını kamuoyunun bilgisine sunarız.

25 Kasım 2010- 25 Kasım 2011 arasında bir yıl süresince uygulanacak TÜKD projesinde, gelecek nesillerin bu sorunu yaşamamaları için, çocukların erken yaşta şiddetin olumsuz etkileri konusunda bilgilendirilmelerine öncelik verilecektir.

Okul öncesi eğitim ve ilköğretim rehberlik bölümleri aracılığı ile sürdürülmesi planlanan projenin yaşama geçirilmesinde, şubeler her ilde Milli Eğitim İl veya İlçe Müdürlükleri ile işbirliği yapacaklardır.

Bilindiği gibi, son yıllarda, aile içi şiddet olayları toplumumuzu sarsan boyutlara ulaşmıştır. Her geçen gün ailede yaşanan dayak gibi fiziksel şiddet veya ekonomik, ruhsal ve cinsel şiddet olayları gazetelerde ve televizyonlarda yer almaktadır. Aile içi şiddet, en çok kadınları ve çocukları mağdur etmekte, fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açmakta, temel hak ve özgürlüklerini kullanmalarını engellemekte, onurunu zedelemektedir. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir.

Toplumsal bir sorun haline gelen şiddetin önlenmesi için:

• şiddetin olumsuz etkileri ve şiddet konusunda farkındalık yaratmak, sessizlik çemberinin kırılmasına destek vermek üzere STKlara; halka doğrudan hizmet verenlere; görsel ve yazılı medyaya,

• kanun konusunda bilgilendirme toplantıları düzenlemekte Barolara; kadın kuruluşlarına,

• ana okulundan başlayarak üniversiteye eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin yerleştirilmesinde tüm eğitim kurumlarına;

• kanunun amacına uygun uygulanmasında kolluk kuvvetlerine; Aile Mahkemelerine, Baroların Adli Yardım Servislerine, Adli Tıp Kurumuna,

• mağdura destek programları için sosyal hizmetlere; sağlık merkezlerine;

• şiddete uğrayanın ilk anda koruma altına alınabilmesi, sığınma evleri açılması için yerel yönetimlere ve ilgili her kuruma, herkese görev düşmektedir.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği olarak, bu toplumsal soruna çözüm üretilmesinde destek oluşturmak amacıyla başlattığımız projenin sonuçlarını 25 Kasım 2011’de bir Raporla kamuoyuyla paylaşacağız. Raporda başlıca “uygulama ekibinde yer alanlar; işbirliği yapılan kurumlar; ulaşılan öğrenci sayısı; ulaşılan yetişkin sayısı; projenin uygulanması aşamasında rastlanan olumlu ve olumsuz olaylar ile haklarını kullanmayı talep eden kaç kişinin ilgili kurumlara yönlendirildiğine” ilişkin bilgilere yer verilecektir. Sonuçlarını gelecek yıl paylaşmak üzere bugün yeni projemizi uygulamaya başlıyoruz.

Şiddetin yaşanmadığı bir toplum özlemiyle…

Nazan Moroğlu,

TÜKD Genel Başkanı

BAYRAM MESAJI
16-11-2010

Nüfusunun yarısının kadın olduğu bir ülkede kız çocuklarının daha fazla okullaşması ,

Karar mekanizmalarında ve istihdamda daha fazla kadınların yer alması,

Aile içi şiddet ve töre cinayetlerinin önlenmesi ,

Siyasi partilerin kota uygulaması ile Parlamentoda kadın temsilinin arttırılması en büyük hedefimizdir.

Bu itibarla kadınların insan haklarının kişisel ve kurumsal ihtiraslara kurban edilmediği ve tüm bu beklentilerin gerçekleştiği bayramlarda buluşmak istiyoruz.

KURBAN Bayramınızı kutlu olsun.

Saygılarımızla,

Canan GÜLLÜ
Başkan

Sevgili arkadaşlar ;
Ülkemizin geleceği için aklıselim günlere ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde kutlayacağımız kurban bayramının hepimize huzur ve mutluluk getirmesi dileğiyle ,
İyi bayramlar.

Canan GÜLLÜ
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

Türkiye 2010 Yılı İlerleme Raporu
Detaylar için tıklayınız >>
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak 8 Kasım 2010 tarihinde Anıtkabirdeydik.
8 KASIM 2010

ULU ÖNDER ATATÜRK;

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve yüzyılın lideri olarak ölümünün 72.yılında size olan minnetimizi ifade etmek adına kadın derneklerini temsil eden arkadaşlarımız ve yüreğimizdeki hüzünle huzurundayız.
Bugün içinde yaşadığımız koşullar kurtuluş dönemi mücadelesini hatırlatıyor.
Ancak bu kez kendi içimizde de birbirimizle savaşıyoruz.
Siyaset kadınlar ve din üzerinden şekilleniyor. Ama çözüm odaklı bir şekillenme yerine ayrıştırıcı bir yaklaşımla..
Misak-ı Milli sınırları içinde birlikte yaşadığımız kültürel zenginliklerimizle sıkıntılar yaşanmakta .
Bu ülkenin birçok değeri suçunu bilmeden hapiste .Basın özgürlüğü kısıtlanıyor.
Kısaca kurtuluş savaşını niçin yaptığımızı unutan bir millet olarak bugün sizi daha iyi anlıyor ve anlatmaya çalışıyoruz.
Bu cümlelerimizden umutsuz olduğumuz anlaşılmasın.
Türk kadınları olarak laik, demokratik ve hukukun üstünlüğünü barındıran Cumhuriyetimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Saygılarımızla.

Canan GÜLLÜ
TKDF Başkanı

Cumhuriyet Bayramı Kutlama Mesajı
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak 87. yılını kutladığımız Cumhuriyetimiz için kurucusu olan Yüce önder ATATÜRK ÜN cümleleri ile mutluluğumuzu paylaşmak istedik.
En içten saygılarımızla.

Canan GÜLLÜ
Başkan

ATATÜRK DER Kİ:

“Yetişecek yeni kuşaklar, geçmişi unutacak kadar hafızasız, geleceği tasavvur edemeyecek kadar hayalsiz olmayacaklardır.”

Atatürk, Çankaya’da bir sohbet toplantısında birden davetlilere döner ve sorar.

“Cumhuriyet ne demektir?” Gelen yanıtlar yurt bilgisi kitaplarındaki basma kalıp tarifler çerçevesinde ilerleyince Atatürk dayanamaz ve şunları söyler.

“Bayanlar, baylar görüyorum ki bu dedikleriniz her kitapta yazan anlamlar. Ama Cumhuriyetin tüm bunların dışında çok büyük bir anlamı var. “CUMHURİYET İMKAN DEMEKTİR” Neyin imkanı, iç hürriyetin en büyük imkanı Cumhuriyettir. Kendine bağlı olanları en ileri götürebilecek imkanları sunan yine Cumhuriyettir. O halde Cumhuriyet her sahada ilerlemenin en açık teminatıdır….

Fatmagül’ün suçu yok
4 Ekim 2010

Kadınlar, Fatmagül’e değil film yapımcılarına psikolojik danışmanlık hizmeti verilmesi gerektiğini düşünüyor

Halide DEMİR

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” isimli dizideki tecavüz sahnelerinin toplumun psikolojisini bozduğunu belirterek, film yapımcılarının kadınların bu durumda yaşadığı travmayı anlatabilmeleri için psikolojik danışmanlık hizmeti alması gerektiğini söyledi.

Tecavüzü allayıp pullamayın

Konak Kadın Danışma Merkezi’ni ziyaret edip çalışmalar hakkında bilgi alan ve danışan kadınlarla bir süre sohbet eden Güllü, tecavüz sahnesinin ön plana çıkartılmasının doğru olmadığını belirterek, “Kadının en büyük travması olan tecavüzün malzeme yapılması, bunun reyting çılgınlığına dönüştürülmesi, hem kadınlar açısından hem erkekler açısından sakıncalı. Lütfen artık tecavüzü allayıp pullamayın” çağrısında bulundu.

Tecavüzün ‘sanatı’ olmaz

Güllü, filmin yapımcılarına psikolojik danışmanlık hizmeti almaları önerisinde bulunarak, “Ben bu vahşeti yaşamış kadınlarla saatlerini geçirmiş bir insanım. Bosna’da tecavüze uğrayan kadınları gördüm, lafına bile tahammül edemiyorum. Ama bu filmde ‘sanatsal bakıyoruz’ diyorlar, tecavüzün sanatı olmaz. Bizde tecavüz zaten kapalı bir kutu, çünkü kapalı bir toplumuz. Son dönemlerde artıyor ve bunların büyük kısmı da gizli kalıyor. Bu tip filmlerle tecavüzün bir bakıma, adeta yüceltilmesi, özendirilmesi söz konusu” diye konuştu.

Evlilik programları zararlı

Evlilik programlarına da ateş püsküren Güllü, birbirini hiç tanımayan insanların milyonların önünde gerçekleşen programlara katılarak evlenmeye çalışmalarının Aile Kurumu’na büyük zarar verdiğini savundu. Güllü, “Birbirini tanımayan, sadece ev kirasını ödemek için ya da sığınma evi misali bir kişiye sığınmaya çalışıyor kadınlar. Tapularıyla gelen insanlar var bu programlara. Ya da bakıyorsunuz resmi nikahsız yaşamış, üç kez imam nikahlı yaşadım diyor. Aile kurumu büyük hasar alıyor bu programlar nedeniyle” dedi.

www.gazeteyenigun.com.tr

Fatmagül’ün suçu: Tecavüz promosyonu
Can Dündar
19 Eylul 2010
Dizi yeni basladi; ama Google’a “Fatmagul” ve “tecavuz” yazarsaniz 300 bin sonuc geliyor. En yayginlari sunlar:
“Fatmagul’e nasil tecavuz ettiler?”
“Hulya mi Beren mi tecavuzde daha iyiydi?”
“Beren’e Mujde’den fazla tecavuz edildi.”
“Fatmagul’e tecavuz sahnesi… İndir, izle!”
Yuzlerce site, “Fatmagul’un Sucu Ne” dizisinin haftalardir merakla bekletilen tecavuz sahnesini yayinliyor.
Yuz binlerce göz, heyecanla indirip izliyor.
Göruntuyu yani…
* * *
“Fatmagul”un senaryosu, Vedat Turkali ustaya ait…
Tecavuzun, hem tecavuze ugrayan kadinin hem de tecavuzcusunun hayatinda actigi yaralari isleyen bir eser bu…
Fakat dizinin tanitiminda tecavuz sahnesi öyle abartildi ki, bu kampanya, basli basina bir yaraya dönustu.
Haftalardir “Beren nerede tecavuze ugrayacak”, “Tecavuz heyetinde kimler yer alacak”, “Tecavuze ugrayacagi kumsalda ne önlem alindi”, “Beren nasil hazirlandi”, “O mu yoksa Hulya mi daha iyi tecavuze ugradi” haberleriyle o “buyuk an”a hazirlandik.
Nihayet tecavuz gecesi gözumuzu ekrana dayayip Fatmagul’un irzina gecilisini cumbur cemaat izledik.
Ve eserin amacinin tamamen ziddina olarak elbirligiyle bu sahneyi bir “toplu tecavuz seyirligi” haline getirdik.
* * *
Meshur bir oyuncuyu, dört erkegin tecavuzune ugrarken izlemek dunyanin her yerinde ilgi cekebilir.
Fakat tecavuz olaylarinda en sucsuz olanin suclandigini anlatan bir eser, sirf tecavuz sahnesiyle pompalaniyorsa, eserin hesaplastigi maco zihniyetin tuzagina dusmus demektir.
Tecavuz haberlerinde bizim de sikca dustugumuz bir tuzaktir bu: Bazen haber yazilirken olay o kadar ayrintili anlatilir ki, okuyani özendiren bir tecavuz guzellemesi cikar ortaya…
Bazen istenerek, bazen de bilincsiz olarak…
* * *
Cunku erkek dunyasinda tecavuz, kadindan farkli cagrisimlar yapar.
Erkek, “Kadinlarin cogu tecavuz fantezisi kuruyor” anketlerine inanma egilimindedir. Cogu porno, bu inanci besler.
Turk filmlerindeki tecavuzculerin dilinden dusmeyen “Debelenme sen de zevk alacaksin” lafi, bunun ifadesidir. Kadini “en buyuk kiskirtici” sayan maco, “Disi köpek kuyruk sallamasa, itlerin harekete gecmeyecegine” inanir.
Böylece suc, bastan Fatmagul’e yikilir.
Bu zihniyete hukuk da katilir. Tecavuze ugrayan kadin fahiseyse, tecavuzcusu ceza indiriminden yararlanir. “Tahrik”, tecavuze bahane sayilir.
Kadin, sikâyetci olmaya cekinir. Tecavuzcu erken salinir. Kurban, “kirli” damgasini yer; teshir edilir, dislanir.
* * *
Daha feci gercek su:
Turkiye’de her 3 tecavuzcuden 2’si, kadinin tanidigi adam: Ya sevgilisi ya kocasi; enistesi veya babasi…
Bizim hararetle bekledigimiz göruntuleri, evde tecavuzcusuyle birlikte izleyen Fatmagul’ler var bu ulkede…
“Erkek bulmaya Turkiye’ye geldiler” masallarina inanip turist kadinlari tecavuzde ölduren magandalar var.
Ugradigi tecavuzu kim bilir kacinci kez anlatmak uzere Adli Tip kapisinda sira bekleyen kiz cocuklari var.
Yazana, oynayana, cekene sözum yok; ama dizi bahanesiyle medyada, internette “İrzina nasil gectiler, yakindan bakalim” kampanyasi acarak fazlaca tecavuz reklami yapmis olmuyor muyuz?
Hic olmazsa reklam gelirinin bir kismini Pippa Bacca’nin ailesine yollasak iyi olmaz mi?

http://www.milliyet.com.tr/fatmagul-un-sucu-tecavuz-promosyonu/can-dundar/guncel/yazardetay/19.09.2010/1290795/default.htm?ref=facebookmypage

Dil bayramı nedeniyle Sn Prof.Dr.Ali DEMİRSOYDAN’IN bir yazısı
Sevgili Kardeşim
Bugün (26 Eylül), bizi biz yapan dilimizin bayramıdır “Türk Dili Bayramı”.
Bir ülkenin kimliğini dili belirler; ancak özellikle Türklerin ülkü birliğini hatta bir anlamda evrimsel kökenini yine dili belirler. Dünyada Türkleri bir çatı altında tutmak istiyorsanız, vücutlarının yapısal özelliklerini belirleyici ölçüt olarak alamazsınız; dil kültürü Türkü Türk yapar.
Türk dilinin özendirilmesi, kimliğimizin evrensel olarak korunması olacaktır. Birliğin yıkımı ise dilimizin yerine başka dilleri ikame etme ve önemsizleştirme ile gerçekleşecektir. Osmanlı döneminde ilk defa Birinci Meşrutiyet ilanı (1876) ve ilk sivil anayasanın hazırlanması sırasında her ne kadar imparatorluğun birliğini koruyabilmek için Türk dili konusunda duyarlı adımlar atılmış olsa da; Osmanlı uzun yıllar Türk diline önem vermemesinin acı sonuçlarını yaşamıştır; hızla parçalanmasının önemli nedenlerinden biri olmuştur. Benzer şekilde bugün de, özellikle son yarım yüzyıldır artan bir ivme ile sokaktaki tabeladan, anaokullarına, çıkarılan bilimsel makalelerden, giydiğimiz tişörtlerin üzerindeki yazılara kadar artık hep yabancı diller egemendir. Osmanlı bu gafleti ağır ödedi; dilerim biz ödemeyiz.
Bir ülkenin klavyesini terk edip başka bir dilin klavyesini yaygın olarak kullanması bile kimlik aşınmasıdır.
Bu yazıda demokrasi açılımı adı altında Türk diline yapılan saldırıları ve sinsi bir şekilde dil birliğini bozarak ulusal kimliğimizi geçmişteki gibi sarsmayı hedefleyen girişimleri hem de en yetkili kuruluşlarımızın ve bilim adamlarımızın aymazlıklarını, bilinçli ya da bilinçsiz olarak dilimizin önemsiz bir konuma düşürülerek Anadolu insanına (hatta Türk dünyasına) yapılan darbeyi göreceksiniz.
Siz okumasanız bile çocuklarınıza okutmanızı öneririm.
Dil Bayramınız Kutlu Olsun
Sevgilerimle

Prof. Dr. Ali Demirsoy
Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü
Beytepe/Ankara
Tlf: 0312.297 80 40

Okurlardan
Ben Tuğçe Aydoğan.
Bursa İli İnegöl İlçesi Yenice Kasabası’nda ikamet etmekteyim.Babam Ahmet Aydoğan 1988-2002 yılları arasında Siirt, Batman, en son olarak da Bursa İli İnegöl İlçesi Yenice İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik ve Mdr.Yrd.lığı yaptı. 2002 yılında geçirmiş olduğu bir soruşturma sonucu devlet memurluğundan yüksek disiplin kurulu kararı ile ihraç edildi.Yargılanması halen devam etmekte olup dosyası Yargıtay’dadır. Babam 2002 yılından günümüze kadar kayıt dışı ve sigortasız Okurlardanişlerde çalışarak bizleri okutmaya, ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalıştı. En küçük kardeşim Burcu, İlköğretim 7. sınıfta, ortanca kardeşim Tuğba, Sağlık Meslek Lisesi hemşirelik bölümünde okuyor. Ben bu yıl üniversite imtihanına girdim ve Yalova Üniversitesi Uluslararası İlişkiler (İngilizce) kayıt hakkı kazandım. Babam yaklaşık 2 aydır işsiz ve halen iş aramaktadır. İş Kur’da kaydı olmasına ve kendi imkânlarıyla da iş aramasına rağmen hâlâ iş bulamadı. Ağustos ayının sonunda üniversite kayıtları başlamaktadır. Bırakın harç, kayıt, yerleşme, barınma, kayıt için gitmeye bile yol paramız mevcut değildir. Çok mağdur ve çaresisiz. Okumak istiyorum. Sizden Burs talep ediyorum. Yardımlarınızı bekliyorum.
tugce.aydogan@hotmail.com
Turgut Özal Mh.
Seçkin 45 Apt. D.13 Kat 4
Yenice Kasabası İNEGÖL/BURSA
Tuğçe AYDOGAN 0 531 598 08 98
Vakıflar BANKASI İBAN : TR030001500158007297602440
Hesap No : (190 banka kodu) 00158007297602440

Ahmet AYDOĞAN.
(Babam) 0 535 294 29 30
Ziraat Bank.İnegöl Şb Hesap no:(0067) 10820423 5001
***
Y. N: Değerli okurlarım, Tahmin edebileceğiniz gibi, okuyabilmek için çırpınan Tuğçe kızımızın adres ve telefonlarını, kendisinin onayıyla yayınlıyorum. Böylesi gençlere ve çaresiz ailelerine yardım etmek, kutsal bir yurttaşlık eylemidir. Çünkü insanlığa inancın gereğidir. Sizler, bu sütuna yazan böyle çok çocuğu umutsuzluğun karanlığından çekip aldınız. Yurttaşlık bilinciniz ve karşılık beklemeyen yardımseverliğiniz önünde saygıyla eğiliyorum.

Mine G. Kırıkkanat (kirikkanat@mgkmedya.com)
Okurlardan(24.08.2010)

Üç eşli Başbakanlık danışmanına tepki: İstifa etsin
07/08/2010 9:00

Eski Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanı Ali Yüksel üç eşi idaredeki başarısını, ‘çok evliliği’ suç olmasına karşın Başbakanlık danışmanlığını koruyarak da gösteriyor.

ANKARA – Kadrosu ‘Başbakanlık Danışmanı’ olan ve fiilen Devlet Bakanı Faruk Çelik’in danışmanlığını yapan ‘üç eşli’ Ali Yüksel’in yasalara aykırı medeni durumuna rağmen görevini sürdürmesine kendi partisinden de ‘hayretler’ yükseldi. Ancak AKP Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın da kayınpederi olan Yüksel’in görevden alınması gündemde değil.

Gazeteci Fehmi Çalmuk’un 2004’te yazdığı ve çok eşliliğin konu edildiği ‘Merak Edilen Kızlar’ kitabında Ali Yüksel’den de söz ediliyordu. Eski Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanı olan ve Almanya’da ‘şeyhülislam’ seçilen Ali Yüksel, kitapta kendi durumunun ‘iyi ve zor yanlarını’ anlatıyordu.
Kitapta Yüksel’in üçüncü eşi Dilber Yüksel’le yapılan ilginç bir röportaj da vardı. Dilber Yüksel, eşine 11 yaşında âşık olduğunu açıklarken “… O zamanlar beni etkileyen belki kocamın hali. Belki hayalimde düşündüğüm eşe uygun olması. Bilmiyorum yani. Karakterini tanırsınız, İslami bir yaşantısı varsa o etki yapar. Hepsi bir bütün olarak beyaz atlı prenstir” diyordu.

Eşi: Her gün birimizde
Yazarın “Bir de adil davranması var. Haftanın yedi günü var” sözleri üzerine Dilber Yüksel, “Her gün birimizde. Sırayla gidiyor. Günü üçe bölmüyor. Her gün birimizde. Sıra atlanmıyor. Hanımlar yanında olduğu müddetçe sıra atlanmıyor” diyerek, çokeşli yaşamın kuralını anlatıyordu. Dilber Yüksel eşinin dördüncü evliliği yapmasını nasıl karşılayacağı sorusunu Dilber Yüksel, “Evlenmesin dersem haksızlık yapmış olurum. Onun hakkıdır. Ama hanım olarak, onu seven biri olarak istemem. Çok kırılırım” diye yanıtlıyordu.

Cezası iki yıla kadar hapis
Ali Yüksel aradan geçen süre içinde bu yıl yeniden gündeme geldi. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergesiyle Ali Yüksel’in Başbakanlık’ta danışman olduğu ortaya çıktı. Oysa ‘çok eşlilik’ Türkiye’de suç. Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesine göre, evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırılıyor.
Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıran kişiye da aynı ceza veriliyor. Ancak ortadaki ‘suç’a rağmen, kadrosu Başbakanlık Danışmanı olarak geçen Yüksel’in görevden alınmasının gündemde olmadığı öğrenildi.

KADINLAR TEPKİLİ
Gazeteci Nazlı Ilıcak: Aklı fikri ne kadar üstün olursa olsun, üç eşi olan bir insanın danışman olmasını katiyen tasvip etmiyorum. Bu, kadını aşağılayan bir tavırdır. Özel hayat denilemez. Bakan Faruk Çelik’i tanırım. Kadınlara saygılıdır. Bu meydana çıktıktan sonra ilişkisini kesecektir. Çelik’e bir uyarı da bulunabilir Başbakan bence. Herkesin özel hayatını bilmiyor olabilir ama bu kadar teşhir edildikten sonra partideki kadınlar da tepki gösterir. Beyanat vermiş üstelik. Özendirici bir durum ortaya çıkıyor.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü: Parlamentonun içinde iki eşli milletvekilleri varken, ülkenin kaderine imza atan arkadaşların bunu sorun etmemesi, bu danışmanın da istifasını gerektiren bir sorun olarak görmemelerine neden oluyor. Hukuki olarak ikinci eş yasak. Haber çıktığı andan itibaren savcıların yasal boyutunu irdelemeleri gerekiyor. Eş olan kadının devlet memuru olması da yasal süreç gerektiriyor. Erkeğin görevden alması isteniyorsa, kadının da memuriyeti sona erdirilmeli.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Kurucusu avukat Canan Arın: Hiç şaşırmadım. Savcılar uydurma gerekçelerle insanlarını tutuklayacaklarına ceza kanununu işletsinler. Birden fazla eşliliği engellesinler. Bu kişi istifaya çağrılmalı, savcılar da hakkında işlem başlatmalı. Eğer eşleri imam nikâhlıysa onlara da işlem yapılmalı.

Van Kadın Derneği Başkanı Zozan Özgökçe: O kadar üzgünüm ki. Bu konular irdelense kimbilir neler çıkacak. O beyefendi istifa etmeli. Kadınlar da öyle yetiştirmelerinden ve ataerkil zihniyetten dolayı böyle evliliklere ‘evet’ diyor. Ayrıca yalnız yaşamanın daha zor olduğunu düşünüyor. Erkek egemenliğine giren kadınlara ‘Sindrella kompleksi’ diyoruz biz.

Avukat Nazan Moroğlu: Klişe bir laf ama Türkiye bir hukuk devletidir. Medeni Kanun’a göre de tek eşlilik yasaldır. Kadın haklarını savunan hiç kimse bunu kabul edemez.

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Hülya Uğur Tanrıöver: Çok eşlilik yasadışı bir davranış, bir suçtur. Hele de resmi bir görev üstlenmiş bir kişinin böyle bir davranışta bulunması affedilemez. Ayrıca, yeni Anayasa konusunda ‘kadınlara pozitif ayrımcılık’ getirildiğini propagandasının merkezine oturtan bir partinin bakanı bu durumun nasıl vahim çelişki oluşturduğunun bilincinde olmalıdır. Kendisi istifa etmese dahi bakan en kısa zamanda bu kişinin görevine son vermeli.

TCK Kadın Platformundan avukat Hülya Gülbahar: ‘Kadın- erkek eşitliğine inanmıyorum’ diyen sayın Başbakan, erkek çok eşliliğinin de mazur görülebileceğini mi kastediyordu? Acaba sadece haklar bakımından eşit olunduğunu söyleyen Başbakan, kadınların da çok eşli yaşamaya hakkı olduğunu düşünüyor mu? (Radikal)

“BAŞBAKANIN AÇILIM DAVETİ KATILIM SÖYLEMİMİZ.”
Sayın Başbakan ;

Öncelikle ülkenin terör sorunu konusunda çözüm arayışları için düzenlemiş olduğunuz böylesi bir toplantı için katılımı gereklilik olarak gördük .Emeği geçenlere teşekkürler.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak terörün önlenmesi konusunun siyasi bir malzeme yapılmasına karşı olduğumuzun, söz konusu meselenin ülkenin her kesimini ilgilendirdiği için bu çözümün polemiklerden uzak ama ortak kararla alınması gereken bir çözüm yolu olduğu inancındayız.

Bu nedenle açılım fikrinin Habur öncesi söylemlerle tek başına alınmış bir karar olduğunu ve Habur gösterileri ile çiğnen hukuk ve demokrasi ile kamu vicdanını yaralaması açısından darmadağın olmuş bir araba benzetmesine katıldığımızın altını çizmek istiyorum.

Bugün burada olma nedenimiz konu mankenliği yapmak değil. Ülkemiz nüfusunun yarısı kadın ve bu nüfusun kadınların insan haklarından yararlanması adına çalışmalar yürüten en geniş ağa sahip olan çatı örgütüyüz.

Ayrıca Federasyon başkanı sıfatımın yanı sıra Diyarbakır doğumlu bir vatandaş gözlemleriyle de konuşmaktayım.

Bizim bu açılım ile ilgili önerilerimizin arka planını 4-6 Mayıs 2010 tarihinde yapmış olduğumuz Şırnak Silopi Cizre Erbil güzergahı saha çalışması oluşturmaktadır.

Birazdan size sunacağımız bu dosyanın en temel tespiti
Yoksulluk ve yoksunluk.
İstihdamın neredeyse sıfır noktası olduğunu belirledik.,
Bölgede Yoksulluğun para karşılığı insanları dağa çıkardığını ,
Kadınların eğitimsizlik ve geleneksel yapı nedeniyle erkek egemen toplumda binlerce kez ezildiğini gördük.

Şırnak ilinin Ülkemizin terör dışındaki 5 .güvenli kent olduğunu oraya gitmeden önce görmezden gelindiğini anladık.

Ensest ilişkilerin içselleştirildiğine yüreğimiz kanayarak şahit olduk.

Tüm bu tespitlerimizin ışığında ;

Hükümete STK olarak önerilerimiz ;

1-Federasyonumuzun 81 ilde yürütmekte olduğu Değişim Yarat adlı kampanya ile tüm siyasi parti temsilcileri ve federasyon ile illere giderek ortak bir yaşamdan taviz verilmeyeceğinin altını çizelim.

2-Türkiye nin resmi dili Türkçedir. Bunun ötesi yoktur. Bu konu üzerindeki spekülasyonların önünü keselim . İnsanlar ana dilini konuşabilir bu konuda bir sorun yok. Ama resmi dil tektir.O da Türkçemizdir.

3-Dil ,din ırk konusunu olur olmaz yerde konuşmayalım.Bu konu kimseyi ilgilendirmemeli.

4-Hükümetin dili yapıcı olmalı . Yıkıcı değil.

5-Terörün yaygın olduğu illerde sürdürülebilir kalkınma politikaları hayata acil olarak geçirilmelidir.
Federasyon olarak Mayınlı arazilere talibiz dedik. Şırnak Silopi pilot bölgesinde seracılık ile asma üzümleri yetiştirmek adına gerekli çalışmaları yapıyoruz. Ekim

ayında 10 dönüm üzerinde başlayacak bu çalışmanın genişletilerek öncelikle kadınlarımıza istihdam yaratacak çalışmaya Tarım Bakanlığının katkısını istiyoruz.

Bireyin ekonomik gücü yükseldikçe başkalarının değil kendi hayallerinin peşinde koşacağına inanıyoruz.

6-Bölgede yapılacak iş kollarına ait analizlerimiz mevcuttur.Hayat geçirilmeli ve Irak sınırındaki ticari potansiyel İran’a kaydırılmamalıdır.

(Eylül ayı sonunda ekonomi yazarları ile bu bölgede çalışmalar yapacağız. )

7-Tüm terör bölgesindeki illere en kısa yoldan ulaşacak hava limanları inşaatlarını çabuklaştırıp, söz verildiği ve ihalesi yapıldığı halde ihmal edilen karayollarını kaliteli hale getirilmeli.
Vatandaşı ötelenmiş unutulmuş hissinden kurtaralım.

8-En önemli konu vatandaş güvenini kazanalım. Sadece terör bölgesindeki değil tüm bölgelerimizde ayrışmayı değil Misakı milli sınırları içinde birlikte yaşamanın gerekliliği üzerinde çalışalım.

Unutulmamalıdır ki başka Türkiye yok.
Saygılarımızla.

Canan GÜLLÜ
TKDF Yönetim Kurulu Adına
Başkan

BASIN AÇIKLAMASI
İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği’nin başlatmış olduğu kitap kampanyasıyla Silopi Halk Eğitim Merkezi ve Silopi Kız Meslek Lisesi’nde kütüphaneler kuruluyor.

“OKURum, OKURsun, OKURlar!”

O kitaplar,
Silopili bir kadına arkadaş olacak,
Kitap bir öykü anlatacak, kadın okuyacak..

O kitaplar,
Silopili bir kız çocuğuna ışık olacak,
Kitap hayal ettirecek, çocuk okuyacak..

O kitaplar
Sevindirecek,
Eğitecek..
Düşündürecek,
YAŞATACAK…
Biz okuduk,
Şimdi onlar Okuyacak..

HEMEN ŞİMDİ 0312 437 9894 ve 0312 437 98 96
NUMARALI TELEFONLAR ARAYIN,
KAMPANYAYA DESTEK VERİN,
BİR SİLOPİLİ KADININ UMUDU OLUN.

TÜRKİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU

Yorum Yap


Not - Bunları KullanabilirsinizHTML tags and attributes:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Spam Protection by WP-SpamFree